31. Bölüm

31. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

Uçaktan inip taksi aramaya başladım. Etraf kalabalık olduğu için insanlara çarpmadan ilerlemeye çalışıyordum. Üstümde silah vardı. Eğer fark edilirse ortalık karışırdı. Ve ben bununla da uğraşmak istemiyorum.

Neyse ki insanlara çarpmadan taksilerin olduğu alana gelmiştim. Hızlıca bir arabaya bindim. Biner binmez araba çalışmıştı.

"Nereye gidiyorsun kızım?" Dedi taksici. Taksici 50 yaşlarında bir amcaydı. Kızım diye hitap etmesini garipsemedim. Ağız alışkanlığı olmalıydı.

"Doğanlar Konağına gidiyoruz" dedim her zaman ki donuk sesimle.

"Ooo, Baran Ağa'nın misafirisin demek. Ağam diye demiyorum çok misafirperverdir. " Dedi gülerek. Sanırım Baran Ağayı gerçekten seviyordu.

"Misafiri değilim" dedim araya girerek. Yoksa amca susmayacak gibiydi.

"Kimsin o zaman?" Dedi merakla.

"Eceliyim" dedim çok normal bir şey söyler gibi.

Eğer Suzan'ın kılına zarar gelirse eceli olucaktım!

***

"Açar mısınız kapıyı?" Dedim korumalara hitaben. Açmak istemiyorlardı. Ama ben de ısrarcıydım.

"Bakın zor kullanmak istemiyorum. Açın kapıyı gireyim içeri." Dedim sabırla.

"Bacım açamayız. Devran Ağa'nın kesin talimatı vardır. Tanımadığımız kişilere açmıyoruz." Dedi korumalardan biri.

"İlla zor kullanayım yani?" Dedim tek kaşımı kaldırıp.

Bana bön bön bakmaya devam ediyorlardı. Bendeki de sabır dimi?

Belimdeki silahı çıkarıp korumalara yönelttim. Şimdide açmasınlar da görelim!

"Bacım ne yapıyorsun?" Dedi yine aynı koruma.

"Zor kullanıyorum" dedim.

"Açın kapıyı" diye bağırdım. Açmadılar!

"AÇ LAN KAPIYI!"diye bağırdım hafif tırstılar ama açmadılar.

"AÇIN DEDİM!" yine açmadılar. Benden günah gitti!

Silahımı kapıya yönelttim. Tüm şarjörü kapının üstüne boşalttım. Kapının anahtar yerini parçaladığım için kapı kendiliğinden açıldı.

"Ben dedim açın diye. Kendiniz kaşındınız." Diyip içeri girdim.

Konağın avlusunda kimse yoktu. Seslerden korkup bir yerlere saklanmış olmalılardı.

"Baran Ağa! Çık dışarıya." Diye bağırdım. İçeride miydi bilmiyorum. Ama bağırmaktan bir şey olmazdı.

"BARAN AĞA! ÇIK DIŞARIYA DEDİM. KARŞIMA ÇIKMAYA KORKUYOR MUSUN?" Diye bağırdım. İçeride ise kesin çıkardı. Gururuna yediremezdi çünkü.

Çıkan olmadı bu da demek oluyordu ki içeride değildi. O zaman bende gelmesini sağlardım.

Az önce kapının önünde korkuttuğum korumalara döndüm. " Çağırın Ağanızı. Gelsin!" Diyip avludaki koltuklardan birine oturdum. Hâlâ aramadıklarını görünce silahımı doğrulttum. Böyle ararlar diye düşünüyorum!

Korumalardan biri hızla telefonunu çıkarttı. Birisini arayıp telefonu kulağına yasladı.

"Ağam! Burda bir kadın var zorla içeri girdi!" Karşı taraf bağırmış olmalı ki telefonu kulağından uzaklaştırdı.

"Seni istiyormuş Ağam." Başını sallayıp telefonu kapattı.

"Geliyorlar" dedi bana bakarak. Yavaşça başımı salladım. Geleceği varsa göreceği de vardı!

Belinden iki silahımı da çıkarıp şarjörlerimi yeniledim. Ne olur ne olmaz!

Sonrasında oturup beklemeye başladım. Aklım sürekli Suzan'daydı. Şu anda ne halde diye düşünemeden edemiyordum. Eğer onun tek bir kılına zarar gelirse bu konağı başlarına yıkardım. Ama önce nerede olduğunu bulmam gerekiyordu.

Kapının önünden gelen araba sesleriyle başımı kaldırıp o yöne baktım. Kapıda bulunan korumalar çoktan ellerini önlerinde bağlamış, başlarını eğmiş bir şekilde duruyorlardı.

"Kimmiş benim konağıma zorla giren kadın?" Dedi Baran Ağa konağa ilk girdiğinde gördüğü kişiye yani kapının önündeki korumaya. Koruma daha ağzını açmadan ben lafa girdim.

"Benim Baran Ağa!" Dedim hafif sesimi yükselterek.

Benim tarafıma döndü. Yüzünde rahatlamış gibi bir ifade vardı. Rahatlaması büyük hataydı.

"Ne işin var burada? Baskın yapar gibi niye geliyorsun Komutan?" Dedi sinirli bir ifadeyle. Bir de bilmiyormuş gibi yapıyordu.

"Ne işim olduğunu sen daha iyi bilirsin Baran Ağa. Suzan nerede?" Dedim sakin bir sesle. Baran Ağa'nın arkasından gelen korumalar da dahil herkes bana bakıyordu. Çoğu beni hatırlıyor olmalılardı ama bazıları yeni olduğu için beni tanımıyorlardı.

"Suzan Hakkari'de. Çok yanlış yerlerde arıyorsun torunumu" dedi imayla.

"Hakkari'de olsa ben buraya niye geleyim Baran Ağa. Deli miyim ben?" Dedim sakinlikle. Dışarıdan bakan birisi çok normal bir şekilde konuştuğumuzu düşünürdü. Ama öyle değildi.

"Öylesin. Bu yüzden gelmiş Suzan'ı burada arıyorsun." Dedi yavaş yavaş.

"Suzan'ı kaçırdığını biliyorum Baran Ağa!" Dedim bağırarak. Sabrım tükenmişti çünkü!

Baran Ağa daha ağzını açmadan kapıdan bir kadın sesi yükseldi.

"Ne diyor bu kadın Baran Ağa?!!" Diye bağıran kadın Heja Hanımağaydı. Yüzü Suzan'ın bir kopyasıydı. Suzan'ın yaşlı haliydi. Ama huyu Suzan'ın tam tersiydi.

Bu topraklarda bir benzeri yoktu. Devrim yaratan bir Hanımağaydı.

Buyrun Baran Ağa'nın cenaze namazına...

Benim tanıdığım Heja Hanımağa benim arkamda durup Suzan'ın benimle gelmesini sağlardı.

Umarım değişmemiştir...

 

 

 

Bölüm : 10.09.2025 10:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...