
Siyak ile beyazın farkını bilir misiniz?
Siyah üstüne gelen her lekeyi her yarayı kendine saklar, kimseye göstermez.
Beyaz ise üstüne gelen en ufak lekede kendini gösterir.
Beyaza kirli deriz, siyah zaten görünmüyor deriz.
Oysaki ikisi de o lekeleri almadılar mı?
İkisine de bulaşmadı mı bu leke?
Peki niye siyahı giyip beyazı giymiyoruz?
Neden siyaha kıyıyoruz da beyaza kıyamıyoruz?
Yazar'dan
Selçuk diye bağırıp önüne atladı Bilge. Selim'in silahından çıkan iki kurşun art arda Bilge'nin sol göğsüne saplandı.
Sendeleyip yere düşeceği sırada Selçuk "Bilge!" Diye öyle bağırdı ki kuşlar korkuyla uçmaya başladılar. Öylesine bir bağırış değildi bu. Kardeşim dediği kadının ölmesinden korkan bir adamın isyanıydı, feryadıydı...
Hızla kardeşini tuttu. Düşmesinden korktu belki de. Yavaşça yere uzatıp, kollarıyla sardı bedenini. Sanki tüm dünyadan korumak ister gibi.
Selim,. Bilge'yi vurduğuna inanamıyordu. Nasıl vurmuştu? Nasıl çekmişti tetiği?
Adamlarından biri onu çeketek uzaklaştırıyordu. Ama o bunun farkında değildi. Araca bindirip hızla uzaklaştı oradan. Oysa Selim hâlâ onu vurduğu andaydı...
"Kardeşim!" Dedi Selçuk acıyla karışık bir sesle. "Niye yaptın bunu?" Dedi. Bilge gözlerini bir yere sabitlemeye çalışıyordu. Ama öyle bir acı çekiyordu ki bu imkânsızdı.
"Söz..." Dedi zar zor konuşarak. "...verdim." dedi lafını tamamlayarak. "Kardeşim!" Diye devam etti derin bir mefes alarak.
Tim başına toplanmış ne yapacaklarını bilmez halde öylece bakıyorlardı. Ne yapıcaklardı? Komutanlarını önce hain sanmışlardı sonrasında ise hain olmadığını öğrenmişlerdi. Şimdi de komutanları canıyla cebelleşiyordu.
İlk kendine gelen Zülküf oldu. Bilge'nin yanında getirdiği çantaya ilerledi. Ne olur işe yarar bir şeyler olsun Allah'ım! Diye geçirdi içinden.
İçinde işe yarayacak maddeler vardı. Bir şeyler yapabilirdi. Hızla Bilge'nin yanında ilerledi. Yarasına bakmak istedi ama Selçuk izin vermedi. Sıkı sıkı sarıyordu. Kimse dokunmasın diye.
"İzin ver bakayım. Belki bir faydam dokunur." Dedi Selçuk'un gözlerina bakarak. "Bir şey yapabilir misin?" Dedi Selçuk çaresizlikle. Zülküf hızla başını salladı.
Selçuk tamamen bırakmadı. Sadece bakabileceği şekilde izin verdi. Bırakmazdı kardeşini. Ölse de bırakmazdı artık.
"Bilge!" Dedi Zülküf, bilincinin açık mı kapalı olduğunu anlayabilmek için. Bilinci kapanmamıştı.
Zülküf, Selçuk'tan onunla konuşmasını istedi. Selçuk "Bilge!" Diye seslendi. "Hatırlıyor musun Sena'yla nasıl tanıştığınızı?" Dedi acı bir gülüşle.
"Hatırlıyorum..." Dedi zorlukla. "Operasyon dönüşünde tanıştık." Dedi zar zor konuşarak.
"Seni ne diye tanıştırdığımı hatırlıyor musun?" Dedi. Gözlerinden yaşlar geliyordu. Ama farkında bile değildi.
"Kardeşim dedin" dedi heceleyerek. Çektiği acının tarifi yoktu.
"Şimdi sen kardeşini bırakmayacaksın dimi?" Dedi ağlaya ağlaya.
"Selçuk..." Dedi acıdan inleyerek"...canım acıyor!"
Selçuk belki de ilk defa bu kadar çaresiz hissediyordu. Canım acıyor diyordu ama elinden hiç bir şey gelmiyordu. Bir umut Zülküf'e baktı.
"İki kurşun da kalbe çok yakın. Çok kan kaybediyor..." Dedi çaresizlikle. Elinden bir şey gelmiyordu.
Duyduğu cümleler Selçuğun umudunu daha da azalttı. Bilge'ye baktı. Yüzü gittikçe soluyordu. "Allah'ım yardım et!" Diye bağırdı.
Ali, yere çökmüş ağlıyordu. Belki de duygularını belli eden tek kişiydi. Üzgündü, üzgün olan insan ağlardı. Erkekler ağlamaz diye bir şey yoktu.
Yılmaz, belki de en çok yıkılan oydu. Bilge'yi abla olarak görmeye başlamıştı. Aynı yollardan geçmişlerdi. Birbirlerini en çok anlayacak kişilerdi onlar.
Ayaz ne yapacağını bilmiyordu. Son bir haftadır hiç bilmiyordu ne yapacağını. Eskiden ne yapacağını kestirirdi ama şimdi bu çok zordu.
Berdan, mutluydu. Yüzünde üzülme maskesi vardı. Biliyordu ki Bilge anlamıştı onun hain olduğunu. Hainliği ortaya çıkmayacak diye seviniyordu.
Bilge herkese gücü yettiği kadar baktı. Murat'ta takıldı gözüne. "Selçuk..." Diye fısıldadı " Söyle kardeşim!" Diye cevap verdi Selçuk.
"Mu-Murat iyi mi?" Dedi zar zor. Söz vermişti, sözünü tutmalıydı. Selçuk yerine Zülküf cevap verdi. " İyi, güçsüz düştü sadece. Sen iyi misin? Ne hissediyorsun?"
"Ü-Üşüyorum, no-normal mi?" Dedi zorlukla. Zülküf başını salladı. "Çok kan kaybediyorsun, o yüzden." Dedi gözünden bir yaş akarken. Hızla sildi o yaşı Bilge görmesin diye.
"Abi, Su-Suzan ile As-Aslı size emanet. Öz-Özellile de sana Se-Selçuk." Selçuk hızla başını salladı. "Sen ameliyattan çıkana kadar bana emanetler. Sonra uğraşamam onlarla. Kalk kendinden bak onlara." Dedi kızar gibi.
"Ko-Kocaman kızlara ba-baka- cak değilsin." Dedi gülerek. Son nefesini veriyor gibi hissediyordu. Belki de yanlış hissediyordu.
"Onu bunu bilmem. Kalkmalısın!" Dedi sert tutmaya çalıştığı sesiyle. Ama ağlarken bu çok zordu.
"Selçuk, pe-peki an-anneme bakar mısın?"
"Bakarım. Ama sen yine de gitme olur mu? Yine kalk, tamam mı?" Dedi Selçuk bir çocuğu kandırmaya çalışıyor gibi.
Bilge cevap vermedi. Kuru kuru öksüeue başladı. Ağzına metalik bir tat geldi. Kan mı kusuyordu?
Selçuk, Bilge'nin kan kustuğunu görünce daha fazla ağlamaya başladı. Daha sıkı sarıldı. Hiç bırakmayacak gibi.
"Ba-Barut..." Dedi cılız sesiyle. Oysaki onun sesi gürdü şimdi niye cılız çıkıyordu?
Onun bu fısıltısını tim duyup toplandı başına. "Emredin Komutanım!" Dediler gür bir sesle. "Ra-Rahata geç asker!" Dedi zar zor.
"Birbirinizi..." Diyip öksürdü. Kan artıyordu. "...hep kollayın!" Deri bir nefes aldı. "Sizin si-sizden başka kimseniz y-yok! Bu-Bunu unutmayın!" Tim gür bir sesle"Emredersiniz komutanım!" Diye bağırdılar.
Selçuğa döndü bu sefer. "Ba-Bana şarkı söyler misin?"
"Emrin olur. Ne söyliyim?"
"A-Adaletin Bu Mu D-Dünya" dedi zar zor.
"Güvenemem servetime malıma
Ümidim yok bugün ile yarına"
Bu şarkı Bilge'yi anlatıyordu. O yüzden istemişti. Türkiye'de ki en zengin kişilerden biriydi. Ama yarına umudu yoktu.
"Toprak beni de basacak bağrına oy
Adaletin bu mu dünya?
Ne yar verdin
Ne mal dünya"
Selçuk ağlaya ağlaya söylüyordu şarkıyı. Bilge ona en güzel gülümsemesini verdi. Tim ilk kez Bilge'nin gamzesi olduğunu gördü.
Bilge'nin bilinci kapandı ama Selçuk bağıra bağıra şarkı söylemeye devam etti.
"Kötülerin sen dünya
İyileri öldüren dünya!"
Şarkıyı bitirip sıkaca sarıldı Bilge'ye. "Yapma, yapma kardeşim!" Dedi bağırarak.
Uzaktan helikopterin sesi geldi. Helikopter gelmişti.
Bir umut doğmuştu.
"Uyan, kardeşim. Bak,.gidiyoruz burdan. İyileşiceksin!" Diye fısıldadı Selçuk.
Belki de çok geç kalmışlardı...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 20.47k Okunma |
1.96k Oy |
0 Takip |
50 Bölümlü Kitap |