46. Bölüm

46. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

Derler ki bir insan öldüğünde onu çok sevenler kalplerinde hissederlermiş. Öyle ki yaşadıkları acıyı kendileri yaşıyormuş gibi kalpleri sıkışırmış...

Acıyı ruhlarının en derininde hissederlermiş...

Sizi böyle seven birisi var mı?

 

***

Bir kalp durunca dünya durur mu? Durdu... Evet belki saçma ama durdu.

Bilge, bilgili kişi anlamına gelir. Benim tanıdığım Bilge en fedakar kişiydi. Zaten şu anda bu yüzden o ameliyathane de yatmıyor muydu?

O yüzden kalbi üçüncü kez durmamış mıydı?

Evet, üç kez durmuştu kalbi. Dördüncü olmasın, olursa da dayansın diye dua etmekten başka çarem yoktu.

Suzan'ın ağzından çıkan iki kelimeyle yerimde donmuştum ama sonra tekrar kalbinin çalıştığını söyleyince rahat bir nefes alabilmiştim.

Öldüğünü düşündüğüm o birkaç saniye de dünyam başıma yıkıldı. Onun olmamasını düşünemiyordum.

Arkamda bir dağım vardı. Yaslanabildiğim tek bir dağım... Eğer o da giderse yaşamanın bir anlamı kalmazdı.

"Yenge!" Diyen tanıdık sesle başımı kaldırdım, Yılmaz'dı. Bana niye yenge demeye devam ediyordu ki?

Bankta biraz yana kaydım oturması için. Bahçedeydim şu anda. Hava kararmıştı. Bilge'yi ameliyattan çıkarmışlardı ama hayatı tehlikesi olduğu için yoğun bakıma almışlardı.

Yapacak bir şeyim olmayınca ben de dışarı çıkmıştım belki temiz hava iyi gelir diye. Ama bir faydası yoktu. Hâlâ nefesim daralıyor, ölecek gibi hissediyordum...

"Niye yenge diyorsun bana?" Dedim ağlamaktan çatallaşmış sesimle. Omuz silkti " Ağız alışkanlığı. Hem zaten hâlâ yengemsin. Aranız bozuk ama düzelicek. Bak buraya yazıyorum." Dedi elini banka götürerek.

"Niye geldin?"

"Konuşmak belki iyi gelir dedim. Kötü mü ettim?" Dedi gülerek. Omuz silktim.

"Bilmem. Ne konuşucucaz ki? Bu durumda ne konuşulabilir? Bilmiyorum." Bilmiyordum, hiçbir şey düşünemiyordum. Beynim durmuş gibiydi!

"Sen ne istersen onu konuşuruz. İstediğin her şey hakkında konuşabiliriz. Sesimi çıkartmam." Konuşmamı istiyordu ama niye?

"Git başımdan Yılmaz! " Dedim sinirle. Konuşacak halim yoktu. "Tamam, ben sana sorular sorayım sen de cavapla. Böylece ne konuşacağız diye düşünmezsin. Olur mu?" Yavaşça başımı salladım. Dediği gibi aklımı dağıtırdı belki de...

" O zaman merak ettiğim bir şey sorucam. Tamam mı?" Allah aşkına Sor demiştim işte. Niye uzatıyordu?

"Yılmaz, sabrımı taşırmaya mı çalışıyorsun? Eğer sabrımı taşırmaya çalışıyorsan doğru yoldasın!" Dedim sinirden gülerek.

"Tamam! Şimdi senle Bilge Komutanım yetimhane de tanıştınız. Doğru mu?" Dedi onaylamak ister gibi.

"Doğru." Diye onayladım.

"Ee, Bilge Komutanım ile Suzan yenge de yetimhane de tanıştılar. Doğru mu?" Yine onayladım onu.

"Ama Suzan yenge ile sen daha önce tanışmıyordunuz. Bu nasıl oluyor?" Dedi aklı karışmış gibi.

"Ilık olarak şunu söyleyeyim. Suzan la tanışmadık ama ben onu tanıyordum. O bunu bilmiyordu sadece. Tamam mı?" O başını sallayınca devam ettim.

" Benle Bilge çok küçük yaşta tanıştık. O 6 yaşındaydı ben de 4 yaşındaydım. Annesi onu yetimhaneye bıraktıktan kısa bir süre sonra tanıştık. Annesinin Bilge'yi niye yetimhaneye bıraktığını biliyor musun?" Eğer Bilge anlatmamışsa anlatmam doğru olmazdı.

"Biliyorum, Bilge Komutanım anlatmıştı." Tamam der gibi başımı salladım.

"Biz beraber 8 yıl geçirdik. Sonra..." Dedim duraksayarak. O gün yaşadığım korkuyu bugüne kadar hiç yaşamamıştım. Tabii bu güne kadar.

"Sonra?" Dedi Yılmaz sorar gibi. " Sonra yetimhane de bir yangın çıktı. Yangında Bilge içerdeydi. O gün ben ilk defa kaybetme korkusu nedir anladım. Bilge içerdeydi ama ben dışardaydım. Yetimhane gözümün önünde kül oldu. Ama ben öylece izledim. Bunun ne demek olduğunu bilemezsin." Dedim gözümden akan yaşları silerek.

"Peki Bilge Komutanım? Ona ne oldu?"

"Yangınlar etrafını sarınca çıkamamış dışarıya. O da 3.kattan aşağıya atlamış."

"Ne?" Dedi bağırarak. "Bir şey oldu mu?" Dedi büyük bir tepki göstererek. "İki ayağı da kırıldı. Tabii ufak tefek yanıklar da vardı." Ben bunları söyleyince rahatladı.

"Peki sonra?"

"Sonra bizim yetimhane de bulunan bütün çocuklar farklı farklı yetimhanelere dağıtıldı. Biz de o sırada ayrıldık işte. Bilge gittiği yetimhane de Suzan ve Leyla ile tanışmış. Olan bu işte!" Dedim yüzüne bakarak.

"Leyla kim?" Ah tabii ya Bilge bunu anlatmazdı. Niye bahsediyorsam Leyla'dan? Salak kafam!

"Seni ilgilendirmez. Benim ile ilgili olmadığı için anlatamam. Bilge uyandığında istersen sorarasın." Diyip kalktım yanından. Hızla yürürken " o da cevap vermez tabii." Diye devam ettim.

Bilge bunu kimseye anlatmazdı. Bana bile zar zor anlatmışken başkasına anlatmazdı.

 

****

Yazar'dan


Kadın hızlı adımlarla koridorda ilerliyordu. Meraktan, sinirden deliriyordu. Böyle bir şeyi ona nasıl haber vermezlerdi?!

Kapının önündeki askeri hiç takmadan içeriye daldı. Genç asker hemen peşinden gelse de yapacak bir şeyi yoktu.

Adam ona çık der gibi bakınca genç asker hızla çıktı.

"Bana bunu nasıl söylemezsin?" Dedi kadın dişlerinin arasından.

"Sonradan haberim oldu. Hastaneye geldikten çok sonra geber verdiler. Seni arayacak vaktim olmadı!"

"Ne demek seni arayacak vaktim olmadı? Kızım o benim! Her şeyi önce bana haber vermelisin. İki elin kanda da olsa bana haber vermelisin!" Dedi masaya vurarak.

"Bana gerek kalmamış. Öğrenmişsin zaten." Dedi adam iğneler gibi.

"Ne yapayım Nazım? Kızımın ölüm haberini vermeni bekleyeyim?" Dedi zapt edemediği siniriyle.

" Ağzından yel alsın. O nasıl söz öyle?"

"Kızım nasıl Nazım? Kim yaptı ona bunu? Nasıl oldu bu? Hepsini öğrenmek istiyorum!"

"Anlatıcam. Önce gel bir otur şuraya Nergis!" Dedi Nazım sinirlenerek. Nergis hızla oturdu.

"Anlat şimdi! Bilgeme bunu kim yaptı?"

"Kulaksız'ın adamı... Selim Bayraktar!"

 

Bölüm : 08.12.2025 23:38 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...