47. Bölüm

47. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

 

İnsanlar kaderlerinden kaçabilir mi?

Yada kaderlerini değiştirebilirler mi?

Kader değişir mi yoksa biz eninde sonunda yaşamamız gerekeni yaşayıp, olmamız gereken kişiye mi dönüşürüz?

***

 

Yazar'dan

 

 

 

 

3 gün sonra


Hastanede ki bekleyiş hâlâ sürüyordu. Bilge daha uyanmamıştı. Herkes gelicek güzel bir haberi bekliyordu ama güzel haber daha gelmemişti. Umutlarını kaybetmemişlerdi, uyanacak diyorlardı hiç olmazsa öyle umut ediyorlardı. Umut fakirin ekmeğidir derler ya o hesap...

Züleyha kantinden çay alıp geldi. Tüm time dağıttı en sona Suzan ile Aslı kaldı. İkisi de cam kenarında Bilge'nin uyanmasını bekliyorlardı. Sanki cam kenarından uzaklaşınca bir şey olacakmış gibi bir saniye ayrılmıyorlardı. İhtiyaçları dışında neredeyse ayrılmıyorlardı oradan.

Züleyha yine de şansını deneyip çay götürdü. Aslı hemen itiraz etmek için ağzını açtı. "Züley-" diye konuşmaya başladı ama Züleyha hemen lafını kesti." Hiç itiraz etme! Doğru düzgün ağzına bir şey koyduğun yok. Bari çay iç!" Dedi kızgınlıkla.

"İçim almıyor Züleyha. İçemiyorum!" Dedi Aslı hüzünle. Gerçekten de içi almıyordu. Bilge öyle yatarken onun bir şeyler yiyip içmesi ona kötü bir şeyler yaptığı hissini veriyordu.

Züleyha son kozuna oynadı. " Bilge uyandığında senin açlıktan sussuzluktan bayıldığını görünce mutlu mu olucak sanıyorsun?" Aslı'nın yine de içmediğini görünce son bir umut " Bilge'nin hatrınada mı içemezsin?" Dedi. Ve evet sihirli cümle buydu. Aslı içi almaya almaya çayı alıp bir yudum içti.

Züleyha rahat bir nefes alıp bu sefer Suzan'a döndü. Suzan konuşmaların hepsini duyduğu için Züleyha'yı zorlamadan çayı alıp içti. "Bilge için..." Dedi bir fısıltıyla. Züleyha bu ikilinin Bilge için yapamayacakları bir şey olmadığını düşündü. Haksız da sayılmazdı...

İkisinin yanından ayrılıp timin yanına gidip oturdu. "Aldılar mı çayı abla?" Dedi Yılmaz. İkisinin bu durumuna üzülüyordu. "İçmek istemediler ama ikna ettim. İçtiler" dedi gülümseyerek.

"Züleyha, sen de git istersen. Biraz uyursun. Daha restorana gideceksin. Böyle uykusuz olmaz!" Dedi Zülküf. Sesinden bile şefkati kendini belli ediyordu.

"Yok, abi. Ben böyle iyiyim. Hayatımı borçlu olduğum kadına bu kadarını borçluyum." Dediği gibi Bilge'ye hayatını borçluydu. Eğer Bilge abisine şiddet gördüğünü söylemeseydi hâlâ adi kocasının yanındaydı. Abisi üzülmesin, aklı onda kalmasın diye hiçbir şey söylemeyekti.

Sadece bu kadar da değil. Buraya geldiğinde sıkılıyordu. Bilge de ona bir teklifle gelmişti.' Ben sana sermaye sağlayacak sen de restoranımın başına geçip çekip çevireceksin' diye. Züleyha aşçıydı ama evlenince kocası çalışmasına istememişti. Bu yüzden mesleğini yapamamıştı.

Züleyha Bilge'nin bu teklifini sevinçle kabul etmişti. Hiç sorgulamadı aşçı olduğunu nereden bildiğini. Bu durumda Bilge'nin işine gelmişti. Bir kadına iş vermişti, tutunacak bir dal vermişti. Zaten buda ona yetmişti.

Restoranı da Züleyha için almıştı zaten...

"Abi yengem gelicek mi? Gelicekse kızlar için giyecek bir şeyler alıp gelsin."

"Tamam, güzelim. Söylerim, getirir." Diyip telefonunu çıkartıp Gülay'ı aradı. İkinci çalışta açmıştı karısı. "Zülküf, bir şey mi oldu Bilge'ye?" Diye telaşla açtı telefonu Gülay. Sesinde ki korku elle tutulur cinstendi.

Her ne kadar yeni tanışsalar da Bilge'yi çok sevmişti. Ona bir şey olma ihtimali onu korkutuyordu. "Yok, güzelim. Bilge'nin durumu aynı. Korkma..." Dedi karısını sakinleştirmek isteyerek.

Zülküf karısıyla konuşurken. Aslı'ya bir telefon geldi. Aslı biraz uzaklaşıp telefonunu açtı. Arayan Albaydı.

"Buyrun, Albayım. Sizi dinliyorum." Dedi biz gibi soğuk sesiyle. "Aslı, timi topla gel."

"Bir sorun mu var Albayım?"

"Var, siz bir gelin de konuşuruz. Bu arada Berdan orada dimi?"

Aslı'nın gözleri Berdan'a kaydı. Ali'yle konuşuyorlardı. "Burada ama Ayaz'la-" daha sözünü tamamlamadan Albay konuştu. "Ayaz ile Murat burada. Sen diğerlerini toplayıp gel."

"Bilge'nin yanında kimse kalmayacak mı? Saldırıya uğrama ihtimali yüksek."

"Bir ekip gönderdik. Sen merak etme." Diyip telefonu kapattı. Derin bir nefes alıp Züleyha'nın yanına gitti. " Bizim gitmemiz lazım. Bilge sana emanet, Züleyha."

"Merak etme. Ben burdayım." Dedi güven veren bir sesle. Aslı sonrasında tüm timi toplayıp askeriyeye gittiler.

***

Selçuk görevini tamamlayıp helikoptere binmiş geliyordu. Zor da olsa çocukları kaçıran itleri bulmuştu. Çocuklar sağ salim kurtulmuştu.

Öte yandan Selçuk'un aklı Bilge'deydi. Durumu iyi miydi? Uyanmış mıydı? En önemlisi yaşıyor muydu?

O düşüncelere dalmışken askeriyeye varmışlardı. Helikopterden inip direkt Albayın odasına yöneldi. Bir an önce Bilge'nin yanına gitmek istiyordu.

Odanın kapısını çalıp içeri girdi. "Selçuk Korkmaz. Görev tamamlanmıştır komutanım." Dedi donuk sesiyle.

Nazım Albay gururla gülümsedi. "Aferin asker. İyi iş çıkardın. " Selçuk onun ne dediğini duymamış gibi direkt lafa girdi. "Bilge iyi mi?" Dedi.

"Durumu aynı. Bir değişiklik yok." Bilge'nin durumu onu kahrediyordu. Sonuçta babasının emanetiydi.

"Burda bir işim yoksa gitmek istiyorum."

"Şimdi değil. Tüm toplandı, seninde burada olman daha iyi olur."

"Ne için?" Dedi tek kaşını kaldırıp. Timde değildi. Onun da kalması saçmaydı.

"Hainler gün yüzüne çıkacak. Burada olup izlemek istemez misin?"

"İsterim!" İstiyordu çünkü hainlerin yüzüne tükürmek gerekiyordu. Bilge olsaydı böyle yapardı. Bilge şu anda yoktu ama o vardı. O tükürürdü onun yerine.

***

Tim toplantı odasında oturmuş bekliyordu. Niye toplamışlardı ki onları? Eğer görev çıksaydı harekat odasına giderlerdi. Ama görev yoktu. Hain vardı!

Albayın odaya girmesiyle hazır ola geçtiler. Ama Albay yalnız değildi. Yanında Ankara'dan gelen yetkililer vardı. Bir de Selçuk.

"Komutanım, bir şey mi oldu?" Dedj Ayaz. Biliyordu bu giriş hayra alamet değildi.

"Bir şey oldu. Ama yeni değil. Uzun bir süre önce olmuş. Ve biz bunu Bilge komutanınız sayesinde öğrendik."

"Ne olmuş komutanım?" Diye sordu Yılmaz. Merak etmişti Bilge sayesinde öğrenilen şeyin ne olduğunu.

"Aramızda bir hain varmış. Onu öğrendik." Dedj Albay. Tim buz kesti. Ne demek hain vardı? Bu odada mı? Ama burada sadece timdekiler vardı. Nasıl olabilirdi ki bu?

"Berdan Çukur! Vatana ihanetten tutuklusun!"

 

 

 

 

 

Bölüm : 27.12.2025 23:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...