8. Bölüm

8. Bölüm

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

 

 

 

 

Şehit olmak her askerin hayalidir. Benim ise tek amacım.

Ateş Timi şehit oldu.

Ben ise yaşamayı unuttum.

Giden için bayram, kalan için zulüm. Onlar gitmişti ben kalmıştım. Onlar mutluydu, ben ise ruhumu kaybettim.

Niye o mağarada ölmedim diye çok düşündüm. Bir cevap bulamadım.

Belki de intikam almam gerekiyor diye düşündüm. O cehennemden bedenim sağ ruhum ölü olarak çıktım.

Bir daha yaşayamadım.

🪖

Askeriyeden çıkıp eve geçtim. Yemek yapıp yedim. Bugün Suzan'ın nöbeti vardı. Onun yanına gitmek için hazırlandım.

Siyah bol bir pantolon, tişört giydim. Saçlarımı açık bıraktım, yüzümdeki izi kapatmak için kapatıcı sürdüm. Altına da siyah spor ayakkabılarımı giydim. Soğuk olursa diye de siyah kapüşonumu giydim. Ve hazırım.

8 gibi evden çıktım. Yol yaklaşık bir saat sürdü. Acile yöneldim.

Suzan şu anda bir hastaya dikiş atmakla meşguldü. Beklemeye başladım. Kısa süre sonra işi bitti. Acil boş olduğu için masaya doğru ilerlemeye başlayınca yapay bir şekilde öksürdüm. Benim tarafıma döndü.

" Bilge! Ne zaman geldin?" Masanın yanına ilerledim.

"Yeni geldim sayılır. Eee, yoruldun mu? "

" Yok bugün fazla hasta yoktu. Sen timle tanıştın mı? Nasıl geçti? "

"Tanıştım. İyi geçti."

İyi mi? Neredeyse koşarak çıkacaktın odadan.

"Emin misin? Biraz solgun görünüyorsun."

"Eminim. Sen tek başına mı nöbet tutuyorsun?" Konuyu değiştirmek için.

"Yok be Selma hemşire de var. Nişanlısı geldi onu görmeye gitti birazdan gelir." Konuyu değiştirmek istediğimi anladı ama bozmadı.

 ****

Sabah 4 gibi uyandım.

2'de yattın zaten.

Bugün spor yapmaya karar verdim. 100 şınav 100 mekik 100 barfiks çektim.

Kışlada da yapacağım için fazla zorlamadım kendimi. Kendime bir kahve yapıp içtim. Sonra da hazırlanıp çıktım.

6' ya 10 kala içtima alanındaydım. Timden kimse gelmemişti. Oturup beklemeye başladım.

5 dakika sonra Ayaz ile Zülküf abi beraber geldiler.

"Günaydın komutanım" dedi Zülküf abi.

"Günaydın Teğmenim. Size de günaydın Üsteğmenim" Dedim Ayaz'a doğru. Kendisi pek uyanmışa benzemiyordu.

"Günaydın komutanım " dedi sonunda.

Zülküf abiye yönelerek " Diğerleri ne zaman gelir" dedim. 6'da burda olmaları gerekiyordu.

Önce saate baktı. " Birazdan gelirler komutanım. " Anladım der gibi başımı salladım. "Buyrun oturun" Dedim. Ben demeden oturamazlardı çünkü. Oturdular. 2 dakika sonra Berdan geldi. O da geldikten sonra Yılmaz ile Ali kalmıştı. Yarım dakika kala 2'li koşarak geldiler.

"Ne o gençler niye geç kaldınız?"

"Komutanım trafik vardı" dediler aynı anda. Öyle olsun der gibi başımı salladım.

"Barut Timi sıraya gir!" Diye bağırmaya sıraya girdiler.

"Günaydın asker!"

"Sağ ol!

"Nasılsın asker!"

" Sağ ol!"

"Sizde sağ olun. Barut Timi 60 tur koşu başla!" Hep beraber koşmaya başladılar. Ben de arkalarında koşup onları kontrol ediyordum. Koşu bittiğinde ben, Ayaz ve Zülküf abide birşey yoktu. Diğerleri yorulmaya başlamıştı.

" Barut Timi 150 şınav başla!" Ben 100 şınav çekip diğerlerinin başında gezmeye başladım.

Berdan'ın sırtına ayağımı koyup "Pes mi asker!" Diye bağırdım. " Asla komutanım" diye cevap aldı. İyi.

Bu sefer Zülküf abinin sırtına ayağımı koydum "Pes mi asker!" Diye bağırdım.

"Bu can bu bedenden çıkmadıkça asla komutanım!" Diye bağırdı. Çok iyi.
Bu sırada şınav bitti.

Ben de bir şey yoktu ama diğerleri için aynı şeyi söyleyemezdim.

"Barut Timi 150 mekik başla!" Bu sefer bende onlarla beraber bitirdim.

Onları banyo yapmaları için gönderip ben de banyo yaptım. Sonra da kahvaltıya geçtim. Yemekhaneye girmekle beraber erler ayağa kalktı.

"Otur asker" diye bağırıp kendime yemek aldım.

Bizim timden kimse gelmemişti henüz. Oturup beklemeye başladım. Kısa süre sonra hepsi beraber içeri girdi.

Beni görür görmez benim olduğum masaya geldiler. Hep beraber " Afiyet olsun komutanım" demeleri komikti.

"Sağ olun. Haydi oturup yiyin yemeğinizi."

Yemeğimi bitirip kalktım.

" Ayaz Üsteğmenim yemeğini yedikten sonra odama bekliyorum."

" Emredersiniz komutanım " dedi.

                           ***

Kapımın tıklatılmasıyla başımı dosyalardan kaldırdım. "Gir" dememle kapı açıldı. Ayaz gelmişti.

"Üsteğmen Ayaz Yıldırım/İzmir Emredin komutanım "

"Otur asker"

"Üsteğmenim timden Teğmen Murat Kulaksız'ı soracaktım. Kayıtlarda ismi görünüyor ancak kendisiyle tanışamadım. Kendisi nerede?"

"Komutanım kendisi dün akşam görevden döndü. İki gün izinli olduğu için bugün de gelmedi."

"Anladım Ayaz. Çıkabilirsin." Ayaz dışarı çıkmayıp bana bakmaya devam etti.

"Bir sorun mu var Ayaz?"

"Hayır komutanım yok."

"O zaman niye çıkmıyorsun?"

"Komutanım dün Berdan'ın yaptığı hadsizlikten dolayı kendisi adına özür dilerim."

"Özürlük bir durum yok Ayaz. Bir soru sordu ben de cevapladım. Sorun yok yani."

"Peki komutanım izninizle" başımla onayladım.

Ayaz çıktıktan sonra bir er gelip Albayın beni çağırdığını söyledi. Albay harekat odasında bekliyordu.

Harekat odasına girdiğimde Albay yalnızdı.

Karşısına geçip tekmil verdim." Otur asker" dedi. Albay biraz telaşlıydı. Önemli bir şey vardı

"Üsteğmenim, Kuzgun' a ihtiyacımız var..."

Çok şükür Ya Rabbim sonunda!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 05.07.2025 23:21 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...