24. Bölüm

Geçmiş

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

"Deniz!" Kulaklıktan gelen Mustafa abinin sesiyle kısaca onun olduğu tarafa baktım.

"Efendim komutanım?" Dedim.

"Bir hareketlilik var mı?" Diyince tekrar etrafa baktım. Ama kimse yoktu.

"Hayır, komutanım. Etraf temiz." Dedim.

"Yağız?" Dedi sorar gibi.

"Bir şey yok komutanım. Amına koduğumun piçleri gelmiyorlar." Dedi sinirle. Aslında haklıydı. Bilmem kaç saattir koğuşlanmış bekliyorduk. Ama bir hareketlilik yoktu.

"Yağız!" Dedi Mustafa abi uyarır gibi. Yanımızda küfür etmemesini istiyordu ama Yağız her anda küfür ediyordu. Artık alışmıştım.

"Abi alıştık artık." Dedim Mustafa abiye hitaben. "Bu gerizekalı yüzünden her gün yeni küfür öğreniyorum." Dedim homurdanarak.

"Aman! Sanki hiç küfür bilmiyordun. Ettiğin küfürleri bir ben bilirim." Dedi hayıflanarak.

"Ne zaman küfür ettim lan yalancı? İftira atıyorsun şu anda?" Dedim ayıplar gibi.

"Selim'in yanında kızıl bir kadın gördüğünde ettiğin küfürler hala kulağımda çınlıyor." Ah, hatırlatmasa olmuyordu.

"Bir kerelikti o" diye atladım hemen.

"Peki, eğitimde seni dinlemeyen askere ettiğin küfürler?" Dedi sorar gibi.

"Emre itaatsizlik yaptı." Dedim.

"Hastanede bağıran adam?"

"Doktorun işine karışıyordu." Dedim sinirle. Sinirlenmem için hatırlamam yetiyordu. Ve ben hiçbir şeyi unutmazdım.

"Ara-" daha sözü başlamadan Mustafa abi Yağız'ın sözünü kesti. Çok bile dayanmıştı.

"Tamam, lan! Susun ikinizde!" Dedi sinirle. Anında sustuk. Maazalah eğitim adı altında anamızı ağlatırdı.

Susmamızdan keyif almış olacak ki keyifle "Begüm?" Dedi.

Bunu yanlış anlayan Begüm abla cilveyle "Efendim kocacığım" dedi. Anında bir kahkaha patlattık Yağızla.

"Susun lan! Dalga geçmeyin karımla" dedi Mustafa abi ama güldüğünü çıkardığı seslerden anlayabiliyordum. Tek anlayan ben galiba. Kulaklıktan Begüm ablanın sesini duydum. Uyarı maiyetinde 'Mustafa' diyordu.

"Neyse, kesin sesinizi. Selim tekrar bak hareketlilik yok mu?" Dedi Mustafa abi.

Sabahtan beri sesi çıkmayan Selim sonunda konuştu.

"Bir hareketlilik yok." Dedi. Sesi soğuk çıkıyordu. Aslında bugünlerde biraz garipti. Soğuk davranıyor, aramıza katılmıyordu. Ne kadar zorlasamda sonuç aynıydı.

"Aaa, sen yaşıyor muydun ya? Sabahtan beri sesin çıkmayınca eşek cennetine gittin sandım?" Dedi alayla Yağız. İstemsizce güldüm. Kafalarımız aynı çalışıyordu.

"Ha ha ha! Çok komik" diye söylendi Selim.

"Sevgilim yanlış anlama ama sesin çıkmıyor. Kızmadın dimi?" Dedim.

"Yok, sevgilim. Ben sana hiç kızar mıyım?" Dedi yumuşak bir sesle.

"Tabii ki kızmazsın." Dedim neşeyle.

"Öğk! Kusacam şimdi!" Diye söylenen Yağız ile sinirden gözlerimi kapattım. Ne zaman güzel bir şey söylesem atlıyordu.

"Kıskanma Yağız. Kıskanma!" Diye söylendim.

"Ne kıskanıcam be? Ah, ah şimdi Aras'ım olucaktı. Ne güzel eğlenirdik onunla" diye hayıflandı. Her gün bu cümleyi kuruyurdu. Aras tayinini isteyeli üç ayı geçmişti. Ve biz her gün bunu duyuyorduk.

"Ne Aras'mış arkadaş gitti ama hâlâ burda" diye söylendi Selim. Anlamadığım bir şekilde Aras'ı sevmiyordu. Oysaki çok iyi birisiydi...

"Kıskanma kardeşim kıskanma" dedi Yağız. Kıskanıyor muydu bilmiyorum ama sevmediği aşikardı. Acaba eskiden de böyleler miydi? Ben time gireli bir yıl oluyordu ama onlar önceden girmişti.

"Bir şey sorucam?" Dedim merakla. Bunu Aras'a da sormuştum ama o cevaplamamıştı. Belki diğerleri cevaplar diye onlara da sorucaktım. Merak ediyorum çünkü.

"Sor Deniz" dedi Begüm abla.

"Aras niye tayinini istedi?" Dedim. Ama cevap veren olmadı. Tam tekrar konuşacaktım ki üstümüze ateş edilmeye başlandı. Nereden çıkmıştı bunlar?

"Nereden çıktı bu şerefsizler?" Diyen Yağız'ın sesini duydum. Ama şu anda ağır ateş altındaydık. Nasıl fark edemedik?

"Komutanım, nasıl fark edemedik?" Diye bağırdım.

"Bilmiyorum Bilge. Bilmiyorum." Diye bağırdı. Biz onları beklerken onlar zaten bizi bekliyorlarmış. Ama bir dakka biz saatlerdik buradaydık. Bu şerefsizler neyi beklemişti?

"Tuzağa düştük komutanım. Başka açıklaması yok bunun" dedi Begüm abla. Haklıydı bence.

"Başınızı bile çıkarmayın" diye bağırdı Yağız.

Özellikle bizim olduğumuz bölgelere ateş ediyorlardı. Yerlerimizi nasıl bilebilirlerdi?

Şöyle bir errafımıza bile bakamıyorduk. Kurşunları etrafında hissediyordum ama bakamıyordum bile. Böyle ne kadar geçti bilmiyorum ama bir süre sonra telsizden Begüm ablanın sesini duydum.

"Piç kurusu!" Diye tısladı.

"Noldu Begüm?" Dedi telaşla Mustafa abi.

"Yakalandım. " Dedi sadece.

"Bende" dedi Yağız. Sonra Mustafa abide. Sonra arkamda bir hareketlilik fark ettim. Ateş etmeme zaman kalmadan boynumda metalin soğuğunu hissettim. Ateş kesilmişti. Hepimizin yakalanmasını bekliyorlardı.

Yavaşça ayağa kalkıp geriye döndüm. Sikeyim böyle bir şey nasıl olabilirdi.

Başıma silah dayayan kişi Selim'di. Nasıl?

Sevgilim dediğim adam hain miydi?

Selim vatanını mı satmıştı?

Vatan haini miydi?

Sinirle yüzüne yumruk atıcaktım ki kolumdan vurdu beni.

"Şşş, sevgilim. Daha yeni başlıyoruz..."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 22.08.2025 21:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...