50. Bölüm

Sezon Finali

Nurgül Aydoğan
nuraydogan

İnsanların gelecek için hep planları vardır.

Bazen iki gün sonra için bazen ise iki yıl sonrası için...

Ama bazen bu planlar gerçekleşmez, gerçekleşemez çünkü kaderin insanlar için bambaşka planları vardır.

Ve insanlar kader karşısında aciz kalır...

***

Yazar'dan

 

Gecenin karanlığında göz gözü görmüyordu. Dağda yine sessizlik hakimdi. Dağda taştan daha sessiz bir bekleyiş vardı.

Bekleyenler arasında Aras Atalay namı değer Avcı vardı...

3 yıldır girdiği timle teröristleri öldürmeye son gazla devam ediyordu. Yeşil gözleriyle alanı tarıyordu. Ve sonunda bekledikleri hareket gelmişti.

"Tim! Zaman geldi! Emrimle ateş serbest!" Dedi kulaklıktan gür sesiyle.

"Emredersiniz Komutanım!" Diyen timle yavaşça başını salladı.

İki taraftan arabalar hızla gelip karşı karşıya geldi. Silah sevkiyatı olucaktı. Bu yüzden saatler önce gelip yerlerini almışlardı.

Silahları getiren taraf çıkıp arabanın hemen önünde durdu. Diğer tarafta kapıları açıp çıkıyorlardı. Her iki taraf da hazır olduğunda ateş etmeye başlayacaklardı. Plan böyleydi.

Karşı taraf çıktığında gözlerine inanamadı Aras. Bu olamazdı, olmamalıydı. Bu imkansızdı!

Bu adam Selim'di!

Selim! Önceki tümünde beraber görev yapmışlardı ama şimdi... Kahretsin! Diye geçirdi içinden.

Bu onu durdurabilecek bir şey değildi. O bir haindi! Ve Aras hainlerden nefret ederdi!

"Ateş serbest!" Diye fısıldadı. Sesinde ölümün sessizliği vardı. İlk ateş geldikten hemen sonra Selim'in kalbine hedef alıp sıktı. Selim'in hareketlenmesiyle kurşun kalbine çok yakın bir yere isabet etmişti. Aras'ın yüzünde bir sırıtış peyda oldu.

Bu ona nedensizce iyi gelmişti. İkinci kez kurşun sıkmaya niyetlendi ama Selim'in adamları çoktan onu güvenli alana çekip uzaklaştırmışlardı. Kısa sürede onu bir arabaya koyup kaçmışlardı.

"Bu burda bitmedi!" Diye fısıldadı Aras. Bunu çok net hissediyordi!

***

Her güzel şeyin bir sonu vardır derler. Gerçekten de öyleydi. Hayat güzeldi ve ölüm vardı yani mutlak son.

Mutlak son geldiğinde bütün diller lâl olur, kulaklar sağır olurmuş. Ölüm sessizce gelir ve kimisinin kardeşini kimisinin annesini babasını alıp götürür. Bu hayatın gerçeğiydi çünkü her güzel şeyin bir sonu vardı...

Nazım Albay harekat odasında oradan oraya gidiyordu. Gördüğü görüntülerden dolayı aklını kaçıracak gibiydi. Bu nasıl bir vicdansızlık, bu nasıl bir canilikti? Aklı almıyordu!

Bilge'nin yanında getirdiği çantadan çıkanlar sayesinde birçok yere operasyonlar yapılmıştı. Örgütün silah depolarından bazıları parlatılmıştı. Geriye ise yanıp kül olan yerler kalmıştı.

Şimdi ise çantadan çıkan flaş bellek inceleniyordu. Daha doğrusu Bilge'nin geçmişinden kalma yaranın kabukları kaldırılıyordu.

Ekranda Belgin'in diri diri yanması vardı. Çığlıklar yükseliyordu. Hem Belgin'den hem de arkada duran Yağız ve Bilge'den. Belgin dayanamadığı acıdan dolayı çığlık atıyordu. Yağız ve Bilge ise onun çığlıklarına kayıtsız kalamadığı için. Görüntü Belgin yanıp kül olana kadardı.

Sonrasında yeni bir video başlıyordu Nazım Albay daha fazlasına katlanamadı, durdurdu videoyu. Aklında tek bir soru vardı: Bilge bunca şey yaşadıktan sonra nasıl dayandı?Bu acıyla nasıl yaşadı?

Nefes alamadığını hissetti Nazım Albay. Önce dışarıya çıkıp derin derin nefesler aldı. İyi hissedince odasına girdi. İşlerle ilgilenirse daha iyi hissederim diye düşündü.

Ama olmadı Bilge'yi düşünmeden edemedi. Nasıl olduğunu bilmiyordu en iyisi arayıp sormaktı. Telefonunu çıkarıp Ayaz'ı aradı.

Telefonunun sesiyle Ayaz, Suzan'ın yanından kalktı. Sandalyeye oturmuş karşısında ki duvarı izliyordu Suzan. Tepkisizdi. Ayaz konuşturmak istemişti ama konuşmuyordu. Sessizlik yemini etmiş gibiydi.

Albayın aradığını görünce Ayaz biraz uzaklaşıp telefonunu açtı. "Emredin komutanım!" Dedi her zaman ki tavrıyla.

"Ayaz, Bilge nasıl? Durumu iyi mi?" Dedi Nazım Albay direkt konuya girerek. Zaman kaybetmek istemiyordu.

Ayaz bir an ne diyeceğini şaşırdı. Öyle umutla konuşuyordu ki sanki ayaklandı, geliyor dese inanacaktı.

"Komutanım, maalesef Üsteğmen Bilge Bozkurt şehit düştü. Başımız sağolsun!" Dedi tek nefeste. Sanki bir an dursa söylemeyecek gibiydi. Boğazı düğüm düğüm olmuştu.

Nazım Albay denileni anlamak istemedi. Olmamalıydı böyle bir şey! Olamazdı! Hem daha Bilge intikamını bile alamamıştı. Zar zor nefes aldı Nazım Albay.

"Vatan sağ olsun!"

Ağzından çıkan bu cümle her şeyi açıklıyordu. Vatan sağolsun diye nice asker şehit olmuştu. Bilge de onlardan biri oldu diye düşündü Albay.

Telefonunu kapatıp yere çöktü Nazım. Dizleri onu taşımıyordu artık.

Sonrasında bütün acılarını dışarıya dökmek ister gibi ağladı. Devreminin emanetini koruyamamıştı. Ne üç yıl önce Deniz'i ne de şimdi Bilge'yi koruyabilmişti. Bu acı ona ömrü boyunca yeterdi.

Bilge, üç yıl önce ağlamayacam diye yemin etmişti bu yüzden hiç ağlamamıştı. Nazım Albay, Bilge yerine bağıra bağıra ağladı. Sesler dışarıdan duyuluyordu. Kimse cesaret edip içeriye giremedi tek bir kişi dışında: Nergis Demir Bozkurt

Odanın içerisine girdiğinde can dostunu böyle görmeyi beklemiyordu. Kapıyı arkasından kapatıp yavaş adımlarla Nazım'ın yanına gelip oturdu.

"Ne oldu Nazım? Seni bu hale koyan şey ne?" Dedi fısıldar gibi. Nazım o an ne diyeceğini bilemedi. Ne diyecekti ona? Kızın öldü mü diyecekti?

Nergis'i yanına çekti. İyice sarıldı. " Bilge'yi kaybettik Nergis. Çok üzgünüm" diye fısıldadı kulağına.

Nergis'in bedeni buz kesti. "Kızım!" Diye haykırdı. Bu bir annenin en acı anıydı. "Bilge'm!" Diye bir haykırış daha yükseldi sonrası yoktu çünkü Nergis'in kalbi buna dayanamamıştı.

Nergis'in bedeni Nazım Albayın kolları arasına yığıldı...

***

"Her şey yolunda mı yolcu?" Dedi her şeyden vazgeçmiş olan adam.

"Her şey yolunda Başkan. Yiğeniniz en güvenli yollardan getirildi. Şu anda oğlunuzun olduğu odada." Dedi donuk sesle Yolcu.

"Sence ilk kim uyanır? Umarım deli kız çabuk uyanıp da oğlumu boğmaya çalışmaz."

"Umarım..." Dedi Yolcu. Başkan yanından ayrıldıktan sonra cümlesinin devamını getirdi.

"Umarım Bilge çabuk uyanıp Selim'i boğar" dedi büyük bir kinle.

***

KUZGUN 2'de görüşürüz.

Kendinize iyi bakın...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 31.01.2026 17:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...