23. Bölüm

🍂Bölüm~22🍂

Parvin Ağardan
papatyahikayeleri

🌾
•••

*Sevda: salıncak kurmak yıldızlara...

(Nazım Hikmet Ran)

*******************************

Leyal'den:
***********

Kulaklarımı dolduran cır sesle yüzümü buruştursam da göz kapaklarım asla açılmak istemiyordu. Sebebiyse çok belliydi. İliklerime kadar işleyen yorgunluk hissi!

"Kız, Leyal. Uyan hadi. Kış uykusuna mı yattın mübarek?" Halamın şu an bana işkenceden farksız gibi gelen sesini duymak ne de güzel bir uyandırılma şekliydi değil mi?

"Yaaa, halacığımm, bir saat daha ne olur?" Diye mırıldandım gözlerimi açmadan. Üzerimdeki battaniyeye de iyice sokulmayı ihmal etmedim.

"Millet beş dakika diyor, bizim köyün delisi bir saat. Tövbe tövbe." Kendi kendine konuşan halamın beni uyutmaya niyeti hiç mi hiç yoktu.

"Kızım, bugün beni istemeye gelmiyorlar. Seni isteyecekler. Kalkıp hazırlıklara başlasana," diye ısrarlarda bulunan halamla oflayarak gözlerimi açtım. Kısa bir süre içinde kendimi toparlayarak gözlerimi duvarda asılı olan saate çevirdim. Saat sabahın sekiziydi. Gözlerime çarpan rakamla omuzlarım düştü. Her ne kadar istenecek olsam dahi dokuzda uyanmamda bir sorun yoktu bence. Ama halam!

"Eyvallah da sabahın sekizinden kalkıp ne yapacağım ben acaba, istemeye daha on iki saat var. Akşamın sekizinde ya isteme." Gözlerimi kocaman devirdiğimde halam hafifçe saçımı çekti.

"Yaşına başına bakmam terliğimle döverim seni. Daha bir sürü ikramlık falan yapılacak, ev düzene sokulacak, duş alınacak, hazırlanılacak. Kalk hadi kalk," diyen halamla az önce devrilen gözlerim bu kez şaşkınlıktan kocaman açılmıştı. Zira dün halam ben, Ceren ve Esma yengemin suyunu çıkarmıştı temizlik yaptırmaktan dolayı.

"Dün o kadar temizlik yaptık ya, daha neyini düzene sokuyoruz bu evin acaba?" Diye bir soru yönelttim saf şaşkınlığımla cadılık taslayan halama!

"Tabii siz gençler ne anlarsınız dip köşe temizlikle evi düzene sokmanın farkını. Kafanı sorularla doldurmak yerine dediklerimi yap yeter çırpı bacak. En geç yirmi dakikaya kahvaltıya inmezsen bu sefer terliğimle geleceğim ona göre." Başına bağladığı yazmasını büyük bir edayla düzelterek odadan çıkan halamı far görmüş tavşan misali izleyerek, dinlemiştim.

Derince iç çekerek başımı olumsuz anlamda salladım. Halam tek yeğenini isteyecekleri için heyecanlanmak olayını birazcık abartmıştı anlaşılan.

Uyuşukluğum yavaş yavaş gittiğinde istemsiz bir gülümseme çepeçevre sardı yüzümü. Bugün beni Mirza için isteyeceklerdi. Hayatımızın en önemli evresinin ilk temel aşaması gerçekleşecekti saatler sonra. Derince iç çektim. Yıllardır hayatımda olan, varlığıyla gücüme güç katan adam hayatımın en özel köşesine yerleşiyordu. Kalbi güzel adamım artık resmi şekilde eşim olacaktı Allah'ın izniyle.

Şükürler ettim içimden binlerce kez. Bana bu mutluluğu yaşatan rabbime çok şükürler olsundu. Sonra burukluk sarmaladı içimi aklıma gelen şeyle. Keşke dedim içimden birkaç kere. Keşke anne ve babam da böylesi özel anların şahitleri olsalardı. Kızlarının mutlu günlerini görerek mutlu olsalardı.

Düşüncelerime son vermek zorunda olduğumu hatırlayarak yataktan kalktım. Böylelikle büyük gün de benim için başlamış oldu. İlk işim yattığım yatağı toplamak, ikinci işimse banyo işlerimi halletmek oldu. Tekrar odaya döndüğümde şimdilik üstüme giymek için rahat bir şeyler bakındım. Seçimim gri renkli eşofman ve tişörtten yana olduktan sonra saçlarımı tepemde topuz yaparak tokayla tutturdum.

Daha sonra adımlarımı komodinin önüne doğru çevirerek komodinin üstünde bıraktığım telefonumu aldım elime. Parmaklarım ekranda gördüğüm bildirim işaretleriyle hiç vakit kaybetmeden Whatsapp uygulamasını tıkladı. Saniyeler içinde uygulama açıldığında ilk işim sevdiğim adamdan mesajlara bakmak oldu.

*Hayat dediğimiz bu düzende bir daha hiç ayrılmayacağımız günlere giden yolun başlangıcı olan en tatlı günümüz aydın olsun güzelim.

Gözlerimi dolduran türden olan mesajıyla iç çektim. Yüreği güzel adamım yine kalbimi sıcacık etmeyi başarmıştı.

*Seninle olan, olacak günlerim hep aydınlık, bir tanem. Seni çok seviyorum.

Diye yazarak gönder tuşuna tıkladım ben de. Saniyeler içinde mesajım mavi tık olduğunda kocaman gülümsedim. Birileri heyecanlıydı galiba.

*Çok çok seviyorum.

Yüzümde güller açarken kısa bir bekleyişten sonra cevap yazmama seçeneğini seçerek uygulamadan çıktım ve telefonu karartarak eşofmanımın cebine sıkıştırdım. Zira cevap yazsam bu mesajlaşma uzadıkça uzayacak ve halamın tekrar odaya gelerek bana azar çekmesi kaçınılmaz son olacaktı benim için.

Odadan çıkarak merdivenleri hızlıca inmiş mutfağa gelmiştim. Halam, Halime Sultan, Esma abla, Ceren ve Alya kahvaltı masasındaydı.

"Günaydın hatunlar," gülerek dediğimde bir taraftan da kendime çay dolduruyordum.

"Günaydın taze gelin adayı," diye bana takılan Esma ablaya gülerek boş sandalyeyi çekip oturdum.

"Evin erkekleri nerede?" Bir taraftan tabağıma kahvaltılıklardan alırken bir taraftan da merakla sorumu yönelttim.

"Haseki Asiye Sultanın ve baş yardımcısı Halime Hatunun emirlerini yerine getirmeye gittiler." Ceren'in alaylı sesini duyunca gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Demek ki kargalar bokunu yemeden taciz edilen yalnız ben değilmişim. Halamsa Ceren'e kötü kötü bakışlar atıyordu.

"Bugün dilinize değil elinize ihtiyacımız olacak Ceren hanım," baskın ses tonuyla söyleyen halamla Ceren sırıtarak annesinin yanaklarını sıktı.

"Kızma hemen sultaniçem, en son beni istemeye geldiklerinde böyle telaşlıydın. O günleri hatırladım." Konuyu değiştiren Ceren'le halam da gülümsedi. O da o tatlı telaşlı günleri hatırlamış gibiydi...

Kahvaltı sonrasında zaman nasıl geçmişti hiç ama hiç anlamamıştım. Halamın ve Halime teyzenin emirleri doğrultusunda önce ortalığa çeki düzen vermiş, ardından ikramlık bir şeyler hazırlamıştık. Bu esnada evin erkekleri de alış verişten gelmişti.

Saat ilerledikçe içimi kaplayan çocuksu heyecan da artıyordu. Kalbim, elinde olsa kanatlanarak uçacak gibiydi. Kolay değildi, bugün tüm hayatımı derinden etkileyecek bir değişimin ilk temel adımını atacaktık. Mirza ve ben bir olma yolundaydık. Bu yol her ne kadar bol heyecanlı, stresli olsa dahi yolun en güzel tarafı mutluluktu.

Mutluluk, daha aylar önce bir daha hayatıma asla uğramayacağını hissettiğim o kavram... Şimdi tüm kalbime ilmek ilmek işlemişti. Yüreğinin güzelliği suratına yansıyan sevdiğim adam sayesinde.

Aylar önce yaşadıklarım aklıma her geldiğinde içimi saf korku, gri bir kasvet kaplıyordu. Ne çok korkmuştum o karanlık bataklıktan bir daha asla kurtulamayacağım diye. Fakat şimdiki hislerim kasvetten, karanlıktan çok çok uzaktı. Şimdi her şey aydınlık ve parlaktı.

Düşüncelerime son vererek vücudumu sıcaklığına bıraktığım suyu kapattım ve duşa kabinden çıktım. Epey zaman geçirdiğimi tahmin ediyordum banyoda. Çünkü vücudumu rahatlatmak ister gibi hiç acele etmeden almıştım duşumu.

Duşa kabinden çıktıktan sonra açık pembe tonlarında olan bornozumu giyindim ve artık epeyce uzanarak sırtıma varan, neredeyse belime de varmak üzere olan ıslak saçlarımı havluyla sarmaladım. Mirza ve güzel kalbi hayatıma farklı boyutta girdikten sonra tüm uzuvlarım gibi saçlarım da bu mutluluktan nasibini alarak daha hızlı uzamaya başlamıştı.

Duştan çıktıktan sonra odama geçtiğimde yaptığım ilk iş saate bakmak olmuştu. Saat neredeyse beş olacaktı. Daha fazla oyalanmadan hazırlanmaya başlasaydım iyi olacaktı. Duşta neredeyse kırk beş dakikam geçmiş. Halam hala hazırlanmadığımı görse bu kez kesinlikle terliği fırlatacaktı. Çünkü ikramlık hazırlama ve evi düzene sokma faslı bittikten sonra halam herkesi, özellikle de beni hazırlanmak için odalara yollamıştı.

Önce saçımda varlığını koruyan havluyla saçlarımın ıslaklığını aldım güzelce ardından fon makinesi ve saçlarımı dalgalı yapmak istediğim zaman kullandığım özel tarağımı alarak saçlarımı güzelce dalgalandırdım.

Saçlarımla olan işlem bittiğinde bornozumu çıkararak elbiseme uyumlu olsun diye pudra tonlarında seçtiğim iç çamaşırı takımını alarak giyindim. Sütyeni özellikle elbisenin dekoltesine uygun almıştım. Ardından kısıtlı zamanda olsa bile Ahsen'le birlikte internet üzerinden direkt halamların adresine kargolatdığımız ve dün geceden ütüleyerek hazır bıraktığım elbisemi aldım elime. Pudra renginde olan elbisem göğüs dekolteli, midi ve çok güzel inci taşlarla süslemeliydi.

(Leyal'in seçtiği elbise modeli)

(Leyal'in seçtiği elbise modeli)

Elbisenin altına altın tonlarında yazlık bir stiletto tercih etmiştim. Giyinme işlemim bittiğinde makyaj masasına oturarak yanımda getirdiğim makyaj çantamı açtım. Önce yüzümü bir güzel kapattıktan sonra siyah göz kalemi, maskara, elbiseye uygun tonlarda far kullanarak göz makyajımı yaptım. Ardından açık kahve, pembe karışımı tonlarında olan dudak kalemiyle dudaklarımı güzelce boyadım. Üstüne şeftali tonunda parlatıcı sürerek istediğim ışıltıyı sağaldıktan sonra yanaklarıma da hafif tonlarda allık sürdüm.

Gözlerim aynadaki görüntüme takıldığında yüzümü saf bir gülümseme sarmaladı. Makyajım gerçekten güzel olmuştu.

Son olarak kulaklarıma küpe ve sağ bileğime bileklik taktım ve hazırlanma işlemlerini bitirdim. Bu sırada gerçekten de saat epey ilerlemişti. Telefonumu elime alarak bildirimleri kontrol ettikten sonra odadan çıkmıştım. Merdivenlere ulaştığım anda aşağıdan yankılanan telaşın tatlı belirtileri olan sesler heyecanıma heyecan katmıştı.

"Vay vay vay, bu ne güzellik böyle fıstık?" Beni ilk fark eden Burak abimin ıslık çalarak dedikleriyle tüm dikkatler üstüme toplanmış, hafif utanç dalgalanmasıyla kan akışım hızlanmıştı saniyeler içinde.

Yanıma gelerek elini bana uzattığında oyununu devam ettirerek önce ellerimi eteğime koyarak hafif eğilerek baş selamı vermiş ardından elini kavrayarak gülümsemiştim. O ise etrafımda dans etmemi ister gibi ellerimizi yukarı kaldırdığında göz kırpmayı da ihmal etmemişti. Ona ayak uydurarak bir tur döndüğümde kendimi moda gösterisindeymiş gibi hissetmeden duramamıştım.

"Çok naziksiniz beyefendi," diye Burak abime takıldığımda gülmüştük ikimiz de.

"Bebeğim, amacın dünya güzellik rekorunu kırmaksa tebrik ediyorum başarmışsın. Bu ne güzellik böyle!" Bağırarak yanımıza gelen Ceren dedikleriyle yüzümdeki sırıtışın büyümesini sağlamıştı. Burak abiyse gülümseyerek yanımızdan uzaklaşmıştı.

"Valla Leyal şimdi böyleysen düğünü hayal bile edemiyorum. Afet olmuşsun afet." Ceren'e destek çıkan Esma abla da beni baştan aşağı beğeni ve hayranlıkla süzmüştü. İkisinin de tatlı tepkileri içimi sıcacık etmişti.

"Hatunlar siz de en az benim kadar güzel olmuşsunuz." Demiştim ben de onlara. Gerçekten de Ceren mavi, Esma ablaysa siyah elbisesinin içinde şık gözüküyorlardı.

"İşte gelin adayımıza yetişmeye çalışıyoruz biz de. Fakat insan doğuştan sarışın ve güzel olunca pek başarılı olamadık." Ceren'in göz kırparak yaptığı şakaya güldüğümde yanımıza halam da gelmişti.

"Kız susun da nazar etmeyin benim bal kızımı." Onlara ters birer bakış fırlatan halam ardından parlayan gözlerini bana çevirdi.

"Kırk bir kere maşallah olsun güzel kızım sana." Diyerek bana sarılan halama karşılık verdikten sonra gözlerim beni yaşlı gözlerle izleyen Halime Sultana takıldı. Gözlerinin içinde aynı anda gördüğüm burukluk ve mutluluk benim de gözlerimi doldurduğunda halamdan ayrılarak birkaç büyük adımda Halime teyzenin yanına vardım.

"Sultanım," dedim neredeyse ağladı ağlayacak kıvamda.

"Kızım," dedi en içten şekilde gözlerinden akan yaşları silme gereği duymadan.

"Çok kahrımı, çok nazımı çektin be Halime Sultan. Ağrılarımın, dertlerimin, mutluluklarımın ilk şahidi, sorunlarımın dermanı, başarılarımın en büyük destekçisi oldun hep. Annelik yaptın bana, annesiz büyüyen minik kızın yaralı kalbine sevgi dolu yüreğinle kol kanat gerdin. Hakkını nasıl öderim ben senin?" Gözlerimden akmak için direnen yaşlarımı gerisin geri göndermeyi başararak dolu dolu gülümsedim. Tıpkı Halime teyzede olduğu gibi hem buruk hem de mutlu bir gülümseyişti bu.

"Hakkını ödedin sen güzel kızım. Beni çok severek, sevgini hep hissettirerek ödedin. Fakat üzerinde onca emeği olan bu yaşlı kadının senden bir isteği var." Dediğinde sağ elini kaldırarak tüy gibi dokunuşlarına saçlarıma dokundu.

"Ne istersen Sultanım. Sen iste yeter ki," dedim sabırsızca. O kadar özel duygular yaşıyordum ki boğazım karıncalanıyordu.

"Hep mutlu olmanı istiyorum. Kocaman, sevgi dolu ailenle yüzündeki gülüşün hiç solmamasını istiyorum. Benim minik kuzumu, güzeller güzeli Leyal kızımı hiç üzmemeni, hep mutlu kalmasını sağlamanı istiyorum." Dediğinde daha fazla dayanamayarak huzur kokan vücuduna sokularak pamuk gibi bedenini sardım kollarımla.

"Annelik en çok sana yakışıyor Halime Sultan," dediğimde iç çekerek o da bana sımsıkı sarıldı...

Halime teyzeyle yaşadığım o duygu yüklü anlardan sonra kendimi toparlamam biraz zaman almıştı. Fakat durumu anlayan Ceren yaptığı şakalarla beni toparlamayı başarmıştı. Sonrasında kısa bir anlık odama geçerek hafif dokunuşlarla makyajımı düzelterek tekrar aşağı inmiştim.

Ufak ufak son hazırlıklar tamamlandığında zaman da bu vesileyle hızlıca akmış gitmişti.

"Gelin hanım misafirleriniz teşrif ettiler. Buyurun kapıyı açın." Esma ablanın güleç sesiyle ve içimde patlayan heyecan volkanlarıyla çalan kapıya doğru ilerledim.

Derince iç çekerek kapının yanında bulunan portmantonun aynasından son kez kendimi kontrol ederek kapıyı açtım.

Bakış alanıma ilk girenler Hakkı dayı, Aynur yenge, Serhat ve kucağındaki minik Yiğit Efe paşam olmuştu.

"Hoş geldiniz," heyecandan titreyen sesimle konuşmaya çalıştığımda Aynur yenge kocama gülümseyerek bana sarıldı.

"Çok hoş bulduk güzel kızım." Aynur teyzeyle sarıldıktan sonra Hakkı dayının elini öpmek için hareketlenmek istediğimde omuzumdan kavrayarak buna engel oldu ve tıpkı Aynur yenge gibi ona da sarıldım.

"Zamanı geldiğinde öptüreceğim elimi hiç merak etme kızım." Diyerek isteme törenine ima yaptığında utanarak bakışlarımı kaçırdım. Halimi anladıklarından dolayı daha fazla bir şey demeyerek içeri girmiştiler.

Serhat ile de selamlaşarak Yiğit Efe'mi öptükten sonra onları da salona yönlendirdim.

Son olarak bakış açıma lacivert takımın içinde yakışıklık abidesi gibi duran sevdiğim adam ve mor elbisesi ve güzel makyajıyla Ahsen girmişti.

"Kız, afeti geçtim tsunami olmuşsun. Bu ne güzellik böyle." Hayran bakışlarla beni süzen arkadaşıma gülümsedim.

"Senin de benden aşağı kalır yanın yok ki." Dediğimde cıklayarak inkar etmiş ardından bana sarılmıştı.

"Sana kıyak yaptım diyelim. Hem de en ala arkadaş kıyağı." Muzip bakışlar atarak sırıttığında ne kıyağından bahsettiğini anlamamıştım.

"Ne kıyağı ki?" Safça sorduğum soruyla Ahsen'in yüzündeki sırıtış iyice büyümüştü.

"Önce haince bir plan yapmıştım. Görümcelik içgüdülerimi kullanarak bu gece senden daha güzel olacaktım ama sonra görümcen olmazdan önce en yakın arkadaşın olduğum aklıma geldi." Diyerek kahkaha attığında gözlerimi devirmeden edememiştim. Ahsen yine her zaman olduğu gibiydi anlaşılan.

"İyi ki aklına gelmiş arkadaşın olduğum. En yakın hem de." Son cümleye vurgu yaptığımda o hala sırıtıyordu.

"Evet en yakın arkadaşım olduğun için sana ikinci kıyağımı yaparak görümcelik içgüdülerimden vazgeçiyor ve seni abimle baş başa bırakıyorum. Yoksa ortanıza girerdim valla. Görümceyim ne de olsa." Dediğinde benimle dalga geçmesine mi kızsam yoksa tatlı mimiklerine mi gülsem karar verememiştim.

"Ay görümce görümce görmeyeyim seni ömrümce," gülerek karşılık verdikten sonra "Hadi geç artık salona sen de," diye de ekledim.

"Yalnız bu kıyaklarım şimdilik, haberin olsun. Bir seni alalım asıl görümceyi o zaman gör sen." Hala gülerek dalga geçtiğinde başımı olumsuz anlamda sallamıştım. Çok sevgili görümcemse gülmeye devam ederken bana uzaktan hayali bir öpücük fırlatmış ve nihayet salona geçmeyi başarmıştı.

"Güzeller güzelim," diyerek hayran bakışlarıyla eni süzen adamın elinde kocaman bir orkide çiçeği buketi vardı.

"Güzeller güzelim," diyerek hayran bakışlarıyla eni süzen adamın elinde kocaman bir orkide çiçeği buketi vardı

(Çiçeğimiz)

"Sevgilim," dedim ben de karşılık olarak. Hayran bakışlarım ikiye bölünerek çiçek demeti ve Mirza arasında mekik dokuyordu.

"Çok güzel olmuşsun, cennetten gelmiş gibi." Dediğinde utangaç bir gülümseme kondu dudaklarıma.

"Sen de çok yakışıklı olmuşsun bir tanem." Diye karşılık verdiğimde Mirza gözlerini kapatarak derince iç çekti.

"Şu isteme bitsin bir tanem diyen ağzını seveceğim. Çok özledim." Erkesi sesi beni iyice utandırdığında artık onun da içeri geçmesi gerektiğinin de farkındaydım. Fakat kullandığı her kelime beni bir kez daha ona hayran ediyordu.

"Artık salona geçmen gerekiyor." Dediğimde gerginlikle ellerimi bir birine sürttüm. Mirza gülerek bana baktıktan sonra dudaklarını yanağıma bastırarak tüy gibi hafif bir öpücük kondurdu tenime.

Ardından elindeki demeti bana uzattı. Çiçeği kavradığımda Mirza da hareketlenerek salonun yolunu tuttu. Bense derin bir nefes koy verdim içimi çepeçevre saran heyecanı az da olsa bastırmak niyetine.

Mutfağa geçtiğimde Ceren ve Esma abla hazırlıklarla uğraşıyorlardı.

"Ceren, bana bu çiçeği koymak için vazo yeri gösterir misin?" Sesimi duydukları anda ikisi de başını kaldırarak bana bakmıştı.

"Vaayy eniştemiz ne güzel seçim yapmış. Tam gelini gibi nahif bir o kadar da güzel bir buket." Diye hayranlıkla konuşan Ceren ile ben de gülümseyerek bukete çevirdim bakışlarımı.

Gerçekten de Mirza yine ince düşünmüştü.

"Yukardan sağ taraftan ikinci büyük raftan alabilirsin canım vazoyu." Ardından vazonun yerini söylediğinde başımı belli belirsiz sallayarak adımlarımı Ceren'in dediği konuma yönelttim...

Çiçeği vazoya yerleştirdikten sonra vazoyu da alarak salona geçmiştim ben de. Önce vazoyu odada bulunan sehpanın üstüne bırakmış, ardından gözüme çarpan ilk boşluğa kurulmuştum. Neredeyse en köşe kısımda, Esma ablanın yanına oturmuş bulunmuştum.

Hakkı dayı, Aynur yenge ve Halime teyzem üçlü koltukta, onların hemen karşısında ikili koltuktaysa Hasan amcam ve Asiye halam oturmuştu. Tekli koltukların birinde Burak abim diğerinde Serhat ve kucağındaki Yiğit Efe paşam vardı. Ben, Esma abla, Ceren, Savaş, Ahsen ise önceden sıralı şekilde dizdiğimiz sandalyelere kurulmuştuk.

Saat ilerledikçe salonda dönen muhabbet koyulaşıyordu. Ceren, Esma abla ve ben sürekli ikramlıklara bakıyor, bir şey lazım oluyorduysa hemen ilgileniyorduk. İlk başta Ahsen de bize yardım ediyordu fakat sonradan Yiğit Efe'min mızmızlanmasıyla onun yanına geçmişti.

"Sohbetimize doyum yok biliyorum ama ben yüksek müsaadenizle sebebi ziyaretimizle ilgili konuşmak istiyorum." Hakkı dayının sesiyle heyecanlanarak oturduğum sandalyeden kalktım ve yavaş adımlarla salonun çıkışına yakın bir köşe seçerek orada durdum. İsteme bittikten sonra kahveleri yapacaktım. Fincanları ve ikramlık suyu önceden hazırladığım için geriye sadece kahveleri yapmak kalıyordu.

"Müsaade sizin tabii ki de, buyurun." Hasan amcamın verdiği yanıtla Hakkı dayı başını belli belirsiz salladı.

"Şimdi efendim sebebi ziyaretimiz malum. Fakat sormak da adettendir. Allah'ın emri peygamberin kavliyle Leyal kızımızı Mirza oğlumuza istiyoruz," Hakkı dayının dudakları arasından dökülen her bir kelime içimde yepyeni heyecan dalgalanmalarına neden oluyordu. Ellerim buz gibi olmuş, bacaklarımsa titriyordu. Nedenini ise hiç bilmiyordum. Sadece heyecandan nefes alış verişimin bile değiştiğinin farkındaydım.

"Gençler bir birini sevmiş, kendi aralarında anlaşmış, bizlere de hayırlısı demek düşer. Hayırlı olsun." Diyen Hasan amcayla gözlerimi kapatarak derince iç çektim. Nasıl da tarifi olmayan duygulardı bunlar böyle.

"O zaman gelin kızımızın elinden kahvelerimizi içelim." Hakkı dayının sesiyle adımlarımı komutlandırarak mutfağa girdim ve hiç vakit kaybetmeden kahveleri yapmaya başladım.

Önceden anlaştığımız gibi herkese orta şekerli türk kahvesi yapacaktım.

"Yardım gerekiyor mu kuzum?" Esma ablamın sesiyle dikkatimi ocaktaki kahveden çektim.

"Yok abla, bitiyor zaten." Dediğimde Esma abla başını olumlu anlamda salladı.

"Tuz atacak mısın kız damadın kahvesine?" Nefes nefese mutfağa giren Ceren'in sesiyle bakışlarımı ona çevirdim.

"Atacağım ama tuz değil." Bilmiş bir edayla konuştuğumda bir taraftan da kahveleri fincanlara dolduruyordum.

"Pul biber, kimyon falan mı atacaksın yoksa?" Dediğinde gözlerimi şaşkınlıkla aralayarak tepsiyi düzelttim.

"Kocam yapmadan öldüreyim mi adamı Ceren? Bal atacağım bir tatlı kaşığı kadar. İçimden öyle geliyor, ömrümüzün sonuna kadar bal gibi ilişkimiz, hayatımız, evliliğimiz olsun." Dediğimde bir taraftan da tatlı kaşığıyla bal alarak Mirza için ayırdığım fincana koydum.

"Koca adayıma kıyamıyorum demiyorsun da..." İmalı konuşan Ceren'e göz devirsem de bir şey diyemedim. Zira ucundan azıcık haklı olabilirdi de!

Kahveleri alarak salona geçtiğimde ilk olarak Hakkı dayı ve Aynur yengenin, ardından Halime teyze, halam ve Hasan amcanın kahvelerini verdim. Daha sonra genç kesimin kahvelerini dağıtarak en son da sevdiğim adamın karşısında durdum.

"Ellerine sağlık güzelim." Dedi gözlerimin içine bakarak. Kocaman gülümsememi sundum ben de karşılık olarak.

"Afiyet olsun," diye mırıldandığımda boşalan tepsiyle birlikte mutfağa ilerleyerek tepsiyi mutfak masasının üstüne bırakmış ardından içeri dönmüştüm.

Kahveler içildikten sonra sıra yüzüklerin takılmasına gelmişti. Ahsen'in tuttuğu tepside bulunan alyanslarımızı Hakkı dayı büyük bir özenle parmaklarımıza geçirdi.

"Bir ömür mutlu olun inşallah çocuklar." Diyen yaşlı adamın elini önce Mirza ardından ben öpmüştük.

Sonrasında bizi tebrik eden herkesle sarılmış, büyüklerin ellerinden öpmüştük. Ceren ve Ahsen birkaç selfi ve fotoğraf kareleri de almayı ihmal etmemişlerdi.

Sonrasında herkes koyu muhabbete başlayınca ben ve Mirza evin bahçesine çıkmıştık.

"Kahveye bal koymuştun." Biraz soru sorar gibi biraz da gülümseyen ses tonuyla gülerek bakışlarımı kaçırdım.

"Evet," diye yanıtladığımda Mirza elini belime koyarak beni kendisine çekmiş, burnunu yanağıma yaslayarak derince nefeslenmişti.

"Sevgiline kıyamadın demek. Tuz yerine bal koyduğuna göre." Gülerek konuşan adamla utançtan yanaklarımın al al olduğundan emindim.

"Yani, evlilik totemi yaptım da diyebiliriz. Hani bal gibi tatlı evliliğimiz olsun diye." Saçma açıklamamı dinleyen Mirza'nın gülümsemesi büyümüştü.

"Hmm, bal gibi bir evlilik demek. Benim balım zaten yanımda olduğu için evliliğimin de bal gibi geçeceğinden eminim." Dediğinde gülerek kollarımı boynuna doladım.

"İyi ki sen Mirza, iyi ki," dediğimde bana sıkıca sarıldı.

"İyi ki sen bal tanem." Diyen adamla gözlerimi kapatarak içimden binlerce kez şükürler ettim. Çok şükür... bugün bu mutluluğu yaşadığım için çok şükürler olsun.

****************

14.09.2023

Leyal kızımızı aldık. Bakalım bundan sonra bizi neler bekliyor?

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Sağlıcakla kalın.

Bölüm : 20.02.2026 01:11 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...