3. Bölüm

3

paul
paulwesleyasigi

sabah erkenden kalkmış olmama rağmen boş boş yatakta yatıyordum. gözlerimi diktiğim tavandan sıkılıp oturur pozisyona geldiğimde yanımda duran telefonu elime aldım.

dünki konuşmadan sonra mert bir daha aramamıştı. hoş, aramasını da istemiyordum.

bugün maç sonu röportajım vardı ve akşam fenerbahçe maçı izlemeye gidecektim, o yüzden kendime gelmeliydim. güçsüz görünmek, hele ki onun gibi biri yüzünden güçsüz görünmek hiç istemiyordum.

yataktan kalkıp odadaki banyoya giderek işlerimi hallettim. odadan çıkıp yavaş adımlarla mutfağa geçtiğimde zeynebin kahvaltı hazırladığını gördüm.

"günaydın."

gülümseyerek bana döndü "günaydın."

sesindeki coşkuya karşılık verecek halde olmadığım için yüksek, bar taburesi gibi olan sandalyeye oturdum.

"kahvaltı hazırlaman beni şaşırtmalı mıydı?"

yüzünü dönmedi ama göz devirdiğine emindim "bu evde karnını kim doyuruyor acaba?"

hiçbir şey demeden gülüp sandalyede kendi kendime dönmeye başladım, acıkmıştım.

fırını kontrol edip tezgaha yaslanarak bana baktı "iyi misin?"

anlamamazlıktan geldim "ne için?"

cevap vermeden yüzüme bakmaya devam ettiğinde omuz silktim "bünye alışkın biliyorsun. onu boşver de akşam maça gidiyorum, çok heyecanlıyım."

"sadece izlicek misin?"

olumsuz anlamda kafa salladım "iş için gidiyorum, gideyim de bir amcamı göreyim. özledim kurban olduğumu."

"ay hiç konuşmuyorsunuz sanki."

"sus," dedim dönmeye devam ederken "aynı şey mi?"

fırından gelen sesle zeynep gidip fırından börekleri çıkardı, gelen kokuyla zıplayıp aşağıya indim.

tezgaha koyduğu tepsiden börek aldığım gibi ağzıma atarken acıyla bağırdım.

__________

otoparkta yaslanmış, amcamı bekliyordum. maçı kazandıktan sonra tadic ile röportaj yapmıştım, heyecanlanmadım desem yalan olurdu.

ayaklarımla ritim tutarken aynı zamanda sosyal medyada geziyordum, fakat yeniden gördüğüm haberler telefonu kapatmama neden oldu.

irfan abiyle gülerek gelen amcama bakarken gülümsedim.

yanıma geldikleri gibi yanağını sıkmaya başladım "ya sen büyüdün de asist mi yaptın sen?"

şımararak konuşmama gülerek tepki verdiklerinde elimi zorla ittirdi "döverim seni şimdi."

"nereye gidiyorsunuz gençlik?"

"yaşlandık be kızım, gençliği mi kaldı?"

göz devirdim, irfan abi de gülerek cevapladı "yemek yemeye gidiyoruz, gelecek misin?"

olumsuz anlamda kafa salladım "eve geçeyim ya, anahtarı vermek için bekledim."

cebimden anahtarı çıkartıp amcama verdiğimde anlayışla kolumu sıvazladı "iyi misin?"

"iyiyim."

başka bir şey demeden birbirimize baktıktan sonra anlaşmış gibi gülümsedik. o zamanları amcam da iyi biliyordu, kaan ABİ ile anlaşamamasının büyük bir nedeni de buydu. aslında onun bir suçu yoktu ama, neyse.

vedalaşıp arabaya bindikten sonra eve sürdüm.

________
1 ay sonra

"amına koyucam artık," dedim sinirle koltukta debelenirken "bıktım bu galatasaraydan."

zeynep elindeki bitmiş cips paketini masaya fırlattı "takım naptı?"

"ewewew," dedim onu taklit ederken "basın toplantısı yaptı daha napsın?"

göz devirdi "e açıklamaları var demek ki?"

"bana ne ya," dedim homurdanmaya devam ederken "ben bu mesleği az yakışıklı keseyim diye seçtim, ikide bir galatasaray toplantısına gitmek için değil."

"gitmişken mete napıyo onu da söyle bari."

"ya of, koyun can derdinde kasap et!"

güldü "kim gelecek acaba?"

ocak ayı transferleri başlamıştı ve çok sevgili kulüp bir oyuncuyu özellikle basın toplantısında açıklama kararı almışlardı.

"amına koduklarım messi'yi aldı sanki, ne bu havalar?"

"ay hemen bana yaz kim gelmiş," dedi heyecanla "ben merak ederim."

"ya senin bu manitan orda oynamıyor mu, o niye söylemiyor."

"söyleyemezmiş, sürpriz diyor. acaba cidden messi mi geldi?"

"he aynen," dedim elimle alnıma vururken "onun da canı sıkılıyormuş, türkiye'yi gezeyim demiş."

kahkaha attı "manita demişken, biz ne zaman manita olucaz ya?"

"ne zaman açılırsan."

hayretle bana baktığında omuz silkip ayağa kalktım "ben hazırlanmaya gidiyorum."

arkamdan söylenmelerini duyarken gülüp odaya girdim, uyumak istiyordum.

_________

birkaç arkadaşımla oturmuş, ne anlattıklarını anlamadığım toplantıyı dinliyordum. ilgimi çekmiyor hocam sus artık.

etrafı incelerken oyuncuların niye burda olduğunu sorguluyordum, transferi bunlar bilmiyor sanki.

fırsattan istifade azıcık kaan abiyi süzdükten sonra ilgimi çeken konuyla geri önüme döndüm.

"şimdi de bu kadar merak ettiğiniz oyuncumuzu açıklayacağız. aslında bu kadar özel tutma sebebimiz takımdaki birinin ricasıydı."

göz devirdim, nerde boş beleş, bunlar oraya yerleş.

açılan kapıdan gelecek kişiyi görmek için o tarafa döndüm, ama gelen kimse yoktu.

burayı da acun satın aldı herhalde, bu gizemin başka açıklaması yoktu.

önce ayakkabılarını gördüğüm oyuncunun merakla yüzüne baktığımda başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim.

mert gülümseyerek içeri girdiğinde herkesten bir alkış ve çığlık koptu.

hiçbir şey yapmadan öylece bakmaya devam ettiğimde bakışları beni buldu, göz kırptı.

sinirden gözlerimin dolduğunu hissederken başımı yere eğdim, dişlerimi sıkıyordum.

duyduğum tanıdık sesle yere bakmaya devam ettim "öncelikle beni bu kadar güzel ağırladıkları için teşekkür ederim, gelişimin sürpriz olmasını abimle beraber istedik."

söylediği cümleleri duymamaya başlamıştım, bakışlarımı ona diktim. bana bakarak konuştu.

"umarım güzel bir sezon olur, burada oynamayı uzun süre sürdürmek istiyorum."

tekrardan alkış yükselirken hızla ayağa kalkıp yüzüne bile bakmadan çıktım.

bilerek yapıyordu, etrafımda olmaya çalışıyordu. hemde bunu en sevmediğim takımda yapmaya çalışıyordu.

küçük bir terasa çıkıp nefes almaya çalışırken boğulduğumu hissediyordum, eskiden yaşadığım her şey gözümün önüne geliyordu. onun yüzünden hastanede kaldığım günler aklımda canlanırken başımı iki yana sallayarak düşünmemeye çalıştım.

gitmek için arkama döndüğümde mert'i karşımda buldum, ağır adımlarla yanıma geliyordu.

kalbim hızla çarparken neden böyle hızlandığını bilmiyordum, nefretten mi yoksa heyecandan mı?

"beğendin mi sürprizimi?"

dudaklarının tebessümle kıvrıldığını görmemle ağzının üstüne bir tane çakma isteği içimi kemirmeye başladı.

"muhabir olarak toplantıdan bu kadar erken çıkman doğru mu?"

sinirle güldüm "derdin ne senin?"

"sensin."

"ya sen benimle dalga mı geçiyorsun?"

"geçiyor gibi bir halim mi var?"

"keşke olsa," diye bağırdım "keşke olsa mert! keşke her şey bir şaka olsa, keşke bir daha seni hiç görmesem, hatta keşke seni hiç tanımasaydım!"

yüzündeki gülüş yerini hüzne bırakırken yanıma yaklaşmasıyla geriye çekildim "yaklaşma bana."

"tamam, yaklaşmıyorum." dedi olduğu yerde dururken "nolur kendimi anlatmama izin ver, senin için seçtim bu takımı."

"senin gibi bir şerefsizin geleceği tek yer burası olur çünkü."

derin bir nefes verdi "nolur düzeltmeme izin ver."

"mert, lütfen. bak yalvarıyorum sana, lütfen çıkma karşıma. buraya mı geldin? iyi ne güzel, kal istediğin gibi. ama nolur karşıma çıkma, konuşma benimle. ben daha yeni iyileşmeye başlamışken bana bunları bir daha yaşatma!"

"hayır," dedi hızla yanıma gelirken, engelleyememiştim "yemin ederim hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. naz, yemin ederim çok geç anladım her şeyi. nolur bitirme her şeyi."

"ben mi bitirdim," dedim ağlamaya başlarken, onun karşısında ağladığım için kendimden nefret ediyordum "benim yüzümden mi mert?"

devamını getirememiştim, ellerim titriyordu. tuttuğu elimi hızla çekip koşarak çıktım.

arkamdan seslenmesini duymazdan gelip koşarken çarptığım kişiyle olduğum yerde kaldım.

"naz," dedi mete şaşkınlıkla "ne oldu?"

kaan abiyle beraber ikisi de gerginlikle bana bakıyorlardı, metenin gözünde endişeyi görmüştüm.

cevap vermeden ilerleyecekken kolumu tutmasıyla olduğum yerde durdum "ne oldu dedim?"

"mete," dedim zorla konuşurken "beni eve götürür müsün?"

"tabii ki," dedi kolumu tutarak "gidelim hadi."

kaan abiye el salladıktan sonra beraber arabaya bindik.

____________

mete yolda zeynebi aradığı için asansörden indiğimiz gibi evin kapısı açılmış, zeynep koşarak bana sarılmıştı.

sarılışına karşılık vermeden beraber içeri girdikten sonra kendimi zar zor koltuğa bıraktım.

ceketimi yavaş adımlarla çıkartırken ikisi de yanıma gelmişti, metenin gelmeden önce 'sakın soru sorma' diye uyardığını duymuştum.

"siz gelmeden amcanı aradım," dedi zeynep, bakışlarım sinirle ona dönerken mahçup bir şekilde başını eğdi "bakmasana öyle, bende bayılmıyorum amcanı aramaya. napacağımı bilemedim."

cümlesi biter bitmez kapı deli gibi çalmaya başlayınca gözlerimi kapattım, daha ağır şeyler duymak istemiyordum.

mete kapıyı açmaya gittikten sonra amcam sinirle odaya girdi.

bana baktıktan sonra yanıma oturduğunda onu gördüğüm gibi ağlamaya başlamıştım.

sarılıp omzumu sıvazladı. ağlamam durana kadar öylece kaldıktan sonra burnumu çekip doğruldum, elini yanağıma koyup gözyaşlarımı sildi.

"ne zamandan beri ilaçlarını kullanmıyorsun?"

"ne, ne ilacı?"

zeynep şokla bize bakarken bakışlarımı eğdim, amcam da sinirle ikisine döndü.

"o sizin çok severek barıştırmaya çalıştığınız arkadaşınız yüzünden nazın antidepresan kullandığını bilmiyor muydunuz?" dedi yalandan üzüntüyle.

bakışlarım onları bulurken ikisi de bana bakıyorlardı.

"naz, gerçek mi bu?"

omuz silktiğimde zeynep bağırmaya başladı "ben senin neler yaşadığını biliyordum ama ilaç kullandığını bilmiyordum, öyle mi? neden anlatmadın bana, ben neden bilmiyorum bunu. aptalım, tam bir aptalım. bir de sizi konuşturmaya çalıştım."

koltuğa oturup kafasını kollarının arasına alırken amcam söylendi "katılıyorum."

boşboş önümdeki kapalı televizyona bakarken amcam tekrardan bana döndü "sana soru sordum, ne zamandan beri kullanmıyorsun?"

"oldu bayağı."

sinirle güldü "neden kullanmıyorsun?"

"işe yaramıyorlardı."

"ne demek yaramıyorlardı?"

hışımla ona döndüm "tek yaptıkları duygularıma engel olmaktı, içimde yaşadıklarıma değil. ağlamıyorum, üzülemiyorum diye bunları yaşamadığım anlamına mı geliyor?"

hiçbir şey söylemeden bakmaya devam ederken kafamı iki yana salladım "zarar vermeye başladı bana."

"naz-"

sözünü kestim "ama haklısın, keşke kullansaydım. keşke kullansaydım da bugün onun karşısında ağlamasaydım, duygularıma hakim olabilseydim."

salondan çıkıp odama girdikten sonra kapıyı kitleyerek dolaba gittim. kıyafetlerin en altında duran ilaçları aldıktan sonra yatağa oturdum.

kararsız bir şekilde yatağa bakıyordum. olayları atlatabilmek için birçok seans almış, bu seanslar sonucunda ilaç yazılmıştı. amcam dışında kimse bilmiyordu çünkü bu kadar sorunlu olduğumu bilmelerini istememiştim.

bir nebze işe yaramışlardı belki, güçlü durmamı sağlamışlardı. sadece dışarıdan güçlü dursam da ona karşı bunu belli etmiyordum.

tüm duygularımı, mutluluğu bile kaybettiğimi fark edince bırakmıştım ama bugünkü aptallığımın son olacağından eminim.

aldığım ilacı suyla yuttuktan sonra kendimi yatağa bıraktım.

 

 

Bölüm : 07.12.2024 00:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Nedense hep sana çıkıyor yollarım
paul
paul / Nedense hep sana çıkıyor yollarım / 3
paul
Nedense hep sana çıkıyor yollarım

46 Okunma

16 Oy

0 Takip
7
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...