4. Bölüm

4

paul
paulwesleyasigi

alarmı çalan telefon ile gözlerimi zar zor açmaya çalıştım. elimi uzatıp telefonun nerede olduğunu bulduktan sonra alarmı kapatıp yan döndüm.

bu ilaç uykumu getiriyordu, ya da ben uyumak için bahane arıyordum.

kalkıp saate baktığımda daha çok erken olduğunu gördüm, niye bu saate alarm kurmuşum onu da anlamadım.

dünü düşünmeden banyoya gidip hazırlandıktan sonra terliklerimi giyip gece kilitlediğim kapıyı açıp odadan çıktım.

mutfağa geçerken salonda gördüğüm tiplerle güldüm. meteyle zeynep ayak ayağa yatmış uyuyorlardı.

yanlarına gidip fotoğraflarını çektikten sonra mutfağa geçip kahve yapmak için ısıtıcıya suyu koyup elime telefonu aldım.

yüksek sandalyeye oturup dönerken gelen mesajı okumamla sabah sabah moralim bozulmuştu.

bugün hem beşiktaşın hem galatasarayın maçı vardı, ve ben maalesef ki galatasaray maçına görevlendirilmiştim.

tadımın kaçtığını hissederken gelen sesle kahveyi bardağa döktükten sonra üzerine suyu ekledim.

kahveyi alıp yerime geri otururken karşıda asılı duran köpek balığı resmine bakmaya başladım, bunu mert almıştı ama atmaya kıyamamıştım. öylece duruyordu işte burda.

resme bakarken aklıma gelen anılarla lhceden bir yudum aldım.

flash back

"yuh mert ya," dedim elimdeki konsolu kucağına fırlatırken "insanda biraz insaf olur!"

"güzelim acımayacağım demiştim ama."

yüzümü buruşturup ona baktıktan sonra ellerimi göğsümün altında birleştirip geriye yaslandım, beraber fifa oynuyorduk ve bana altı gol atmıştı!

gülerek yanıma yaklaştıktan sonra sarıldığında ittirmeye çalıştım.

"aşkım tamam ya, bir el daha atalım."

göz devirdim "bilerek yenildikten sonra ne anlamı var?"

"valla bilerek yenilmicem."

"söz mü?"

"söz."

gülümseyerek konsolu uzattığında hırslanarak alıp takımı seçtim.

"ya aşkım, bu topu atıyorum ben. arkadaki oyuncu koşmuyorsa benim suçum ne?"

"yavrum, arkadaki oyuncuya da sen oynatıyorsun."

yandan yandan ona baktığımda güldü "bir şey demedim."

ayağımdan aldığı topu alıp kaleye gittiğinde önündeki adamla bende ondan alıp onun kalesine kosturdum.

sanki oyunda olan benmisim gibi heyecanla yerimde duramazken rastgele attığım şut gol olunca yerimden zıplayıp mertcana sarıldım.

"yaaa, ne dedim ben, atarım demedim mi?"

o da şokla ekrana bakarken bir elini belime sarmıştı, hemen yanına oturmuştum bende.

"bende beklemiyordum valla, helal olsun."

göz kırpıp oyuna geri döndüm "benden öğreneceğin daha çok şey var."

aklıma gelen anılarla gülümserken kendime ihanet ediyormuş gibi hissediyordum.

o bilmiyordu ama şu an çok güzel oynuyordum, belki de bunu hiçbir zaman öğrenemeyecekti.

onu yenmek için türkiyeye geri geldiğimde zorla meteden bana fifa öğretmesini istemiş, hevesle öğrenmiştim.

tekrar yanına gittiğimde öğrendiğim şeyler pek iç açıcı olmamıştı, o yüzden o zamandan beri oynamamıştım.

"naz?"

aniden gelen sesle irkildiğimde arkama döndüm.

"efendim?"

zeynep esneyerek yanıma geldi "napıyorsun sen bu saatte?"

omuz silktim "alarm kurmuşum salak gibi, uyandım öyle."

elimdeki kahveye baktı "yine kahvaltı hazırlamak yerine kahve içiyorsun?"

"uzun zamandır kendime kahvaltı hazırlamadığımı biliyorsun."

kafa salladığında tekrar esnedi "ne düşünüyordun?"

"hiçbir şey," dedim gülümserken "dalmışım öyle."

"bugün olacak maça gideceksin değil mi?"

"maalesef ki," dedim dudağımı büzerken "istemiyorum."

"meslek seçimlerinizi doğru yapın derlerdi de inanmazdım."

onaylamaz bakışlarla dolaba gitti.

"seçmesem nasıl kaan ayhanla röportaj yapacaktım be?"

sinirle bana baktı "mal mısın ya?"

"sus da kahvaltı hazırla," dedim telefonu alıp inerken "bende amcamı arayayım."

_____________

maçın son dakikalarında elim ayağıma girmiş, şimdi de röportaj için gelmelerini bekliyordum.

ikinci yarının ortasında abdülkerim sakatlandığı için ve mete cezalı olduğu için mert oyuna girmişti. onu maç oynarken izlemeyi özlemedim desem yalan olurdu.

kameraman gelecek kişiyi beklerken bende ayaklarımla ritim tutuyor, inşallah kaan ayhan gelir diye dua ediyordum.

"heh, geldi."

kameramanın ayar yapmaya başladığını görünce gelen kişiye baktım, mert gelmişti.

ilaçlardan dolayı sakin duracağıma emindim de, içimden de öyle olur muydum bilemiyorum.

buruk bir tebessümle yanıma yaklaştığında kameranın çekeceği bir kısma geçti.

"hazır mısınız?"

soğuk çıkmamasına özen gösterdiğim sesimle sorduğumda gözlerinin ışıl ışıl olduğunu fark ettim, ilk defa oynamasına verdim bunu.

"hazırım."

kameraman da aldığı onay ile yayını başlattığında derin bir nefes aldım.

"mertcan öncelikle tebrik ediyorum galibiyetinizi. ilk maçın olmasına rağmen ve az bir süre almana rağmen çok iyi bir performans gösterdin, taraftarlar bir an desteklerini esirgemediler. bu atmosfer ve maç hakkında ki düşüncelerin neler?"

gülümseyerek beni dinledikten sonra bozuk türkçesiyle konuşmaya başladığında gülümsememek için kendimi tuttum, kendine gel naz.

"öncelikle teşekkür ederim, gerçekten güzel bir maç oldu. bu maç oynama gibi bir planımımız yoktu ama yine de hazırlıklı olduğumu düşünüyorum. taraftarlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum çünkü bu atmosferi ilk defa bu kadar canlı bir şekilde tadıyorum. özellikle abimle beraber süre alabildiğim için kendimi ayrı mutlu hissediyorum. inşallah bir sonraki maçlarda da aynı şekilde devam edeceğim."

_____________

röportaj bitmiş, staddan ayrılmak için koridorda ilerliyordum.

"naz!"

sabır dilenerek arkama dönüp koşar adımlarla yanıma gelmesini bekledim.

"nasılsın?"

göz devirmemek için kendime süre verirken ciddi misin der gibi yüzüne bakıyordum.

biraz sonra elini ensesine attı "yeniden özür dilerim."

"bu sefer hangi yaptığın için?"

"naz," dedi durgunlaşırken "beraber olduğumuz zamanlarda hep insanların ikinci şansı hak ettiğini söylerdin. neden bana bu şansı vermiyorsun?"

derin bir nefes aldım "ikinci şansın da bazı durumları olur mertcan, aldatmak veya kandırılmak bunların arasında değil."

"mertcan.." diye mırıldandığında duymadığımı düşünmüştü ama duymuştum "biliyorum, en nefret ettiğin durumlardan vurdum seni. her şeyi berbat ettim, çok kötü günler yaşattım. ne kadar pişman olduğumu görüyorsun.."

sözünü kestim "görmüyorum ben bir şey, görmekte istemiyorum. izin verirsen eve gideceğim."

arkama dönüp ilerlediğimde önüme geçmesiyle tekrar durmak zorunda kaldım.

"gerçekten iyi oynadığımı düşünüyor musun?"

bir an gözüme gelen masumluğuyla kendimi kandırdığımı fark ettim, masum falan olduğu yoktu.

"hayır."

yanından geçip ilerlerken peşimden geliyordu "ama eskiden çok güzel oynadığımı söylerdin."

"güzel olan her şey eskide kaldı."

"peki yeniden olması için hiç mi şans yok?"

"mertcan," dedim dayanamayarak "büyük konuşmak istemiyorum ama ölsen yine de o şans olmayacak."

_____________

eve geldiğimde salondan gelen seslerle zeynebin özet izlediğini anladım. ayakkabılarımı çıkartıp yanına geçtiğimde küçük ekranda duran kendimi görmemle konuşmaya başladım.

"ne kadar güzelim maşallah."

"maşallah," dedi zeynepte gülerken "hoş geldin."

"hoş buldum." dedim yanına otururken.

"nasıl geçti?"

ekranı işaret ettim "gördüğün gibi."

onun da bakışları benimle beraber ekrana döndü "eski günlerdeki gibi bakıyor sana."

cevap vermeden öylece izlemeye devam ettim.

"eski günlerdeki her şey bir yalandan ibaretti."

bir yandan elindeki telefona bakarken bir yandan da televizyona bakmaya devam ediyordu, bense ekrandan giden mertcanın olduğu yere bakmaya devam ediyordum.

"haberlere baktın mı?"

gelen soruyla korkuyla ona baktım "yine ne oldu ya?"

elindeki telefonu uzattı.

"aşk dolu bakışların hedefi genç muhabir mi, yoksa taraftarların sevgisi mi?

geçen aylarda beraber oldukları bir maç sonrası sevgili olduklarını düşündüğümüz çift, bu gece de aynı ortamdalardı. tesadüf mü bilinmez ama genç muhabir yandaş, aşık olduğu adamla röportaj yaptı!"

başımın ağrımaya başladığını hissettiğimde telefonu kapattım, sakinleştiricimi içmem gerekiyordu anlaşılan.

 

 

 

 

Bölüm : 10.12.2024 22:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Nedense hep sana çıkıyor yollarım
paul
paul / Nedense hep sana çıkıyor yollarım / 4
paul
Nedense hep sana çıkıyor yollarım

46 Okunma

16 Oy

0 Takip
7
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...