5. Bölüm

5

paul
paulwesleyasigi

gecenin bir vakti neden dışarıda bardak mısır yediğimizi anlamayan ben, önümdeki arkadaş ayağı flörtleşen ikiliyi izliyordum.

şokla ikisini izlerken ne ara bu duruma geldiklerini sorgulamaya başladım. uzun zamandır zeyneple onunla alakalı şeyleri konuşmadığımı fark ettiğimde suçlu hissettim, yaşadığım şeyler her şeyi unutturmuştu.

eve gidince kesinlikle bunu konuşacağımızı aklıma not ettikten sonra yalnız bır kanarya gibi tatlı tatlı mısırımı yemeye devam ettim.

arada birileri meteyi ya da beni tanıyor, fotoğraf çektiriyordu. ünlü olmakta zordu canım!

"sıkıldım!" dedim önümde oynaşan ikiliye bakıp.

odak noktaları sonunda bana döndüğünde sinirle onlara bakıyordum.

"ne yapalım?"

"bilmem," dedim "siz yapıyorsunuz zaten bir şeyler. asıl ben ne yapacağım?"

metehan göz devirdi "bu kızın da derdi bitmiyor."

biten mısırın bardağını kafasına fırlattığımda kaçmasıyla ayağının takılıp yere düşmesi bir oldu. sahili inletecek şekilde gülmeye başladığımda zeynepte hem gülüyor, hem yardım etmeye çalışıyordu.

ayağa kalkıp üstüme doğru geldiğini gördüğüm gibi kaçmaya başladığımda arkamdan hızla koşuyordu.

"lan," dedim arkama bakmadan koşarken "oğlum futbolcu adamsın! ne koşuyorsun peşimden?"

hızla koşmaya çalışırken "yardım edin, sapık var!" diye bağırıyordum.

zeynebin videoya çektiğini fark edince ağlayacak gibi oldum, dalga konusu olacaktık ya!

aniden yakalanmamla çığlık atmam bir olurken metenin telefonunun çalmasıyla dua etmeye başladım.

mete işaret parmağını bana sallarken cebinden telefonunu çıkardığında dilimi çıkartmış, öylece bekliyordum.

"efendim kaan abi?"

onun telefonu açmasıyla ben yanından sıvışırken kolumu tutmasıyla olduğum yerde durmak zorunda kaldım, zeynepte zıplaya zıplaya yanımıza geliyordu.

metenin aniden kolumu tutan eli gevşediğinde merakla ona baktım.

"ne, ne diyorsun abi sen?"

eli ayağına girmiş bir şekilde cevabı dinlerken kaşlarımı çatmış ona bakıyordum.

"tamam abi sakin ol, geliyoruz hemen. hangi hastane?"

kalbim korkuyla sıkışırken zeynepte gergin bakışlarla meteye bakıyordu.

"nolmuş, ne hastanesi?"

zeynebin sorusuyla mete bana döndüğünde mal gibi yüzüne bakmaya devam ediyordum.

"mert.." cümlesinin devamını getirmediğinde aceleyle devam ettim.

"nolmuş merte?"

"mertle berkan kaza yapmış."

"ne!"

zeynebin bağırmasıyla başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim.

hiçbir şey demeden bakmaya devam ederken zeynep koluma dokundu

"naz"

"nasılmış durumu?"

"bilmiyorlar."

kalbim göğüs kafesimi parçalar gibi atarken bağırdım "tamam yürü hastaneye gidelim."

beraber arabaya bindiğimizde mete de ne yapacağını bilemiyor gibi duruyordu ama ne onu ne başka bir şeyi düşünecek halim vardı.

yoldan dışarıya bakarken gözlerimi istila eden yaşları geri yollamaya çalışıyordum. allahım nolur yalan olsun, bu da söylediği her söz gibi yalan olsun nolur.

kalbim sıkışırken hastaneye geldiğimiz gibi arabadan indim. beraber koşarak hastaneye girdikten sonra mete danışmana nerede olduğunu sorduktan sonra ameliyathanede olduğunu öğrendik.

yerini öğrendiğimiz gibi koşarak ameliyathanenin önüne geldiğimizde herkes oradaydı.

"kaan abi," dedi mete yanlarına gittiğimizde "durumu nasıl?"

"bilmiyorum," dedi kaan abi ağlarak "bilmiyorum. hiçbir şey söylemiyorlar bilmiyorum."

"ne kadar süredir ameliyatta?"

"üç saat oldu sanırım."

"bana neden şimdi haber verdin!"

"aklıma mı geldi lan, ne yaşadığımızı bile anlamadım!"

zeynep omzuma dokunduğunda yanımdaki sandalyeye oturdum. ağlamıyordum, hiçbir şey hissetmiyordum ama aynı zamanda çok şey hissediyor da gibiydim.

ameliyathanenin kapısı açıldığında herkes oraya döndü, hızla ayağa kalktım.

doktor hızla çıktığında kaan abi durdu "durumları nasıl."

"berkanın ameliyatı başarılı geçti ama diğeri için aynı şeyi söyleyemeceğim, durumu kritik."

"ne demek kritik."

"iç kanamasını durduramıyoruz."

başka bir şey söylemeden uzaklaşınca hızla yeni bir doktor içeri girmişti.

kaan abinin bakışları bana döndüğünde sıktığı dişleri ile yanıma geldi.

"hepsi senin yüzünden," ittirmesiyle duvara çarptım "kardeşim senin yüzünden içeride!"

birkaç kişinin zoruyla ayrıldığında bağırmaya devam ediyordu.

"abi naz ne yaptı?"

"kardeşim onun için geldi buraya, onun yüzünden bu halde. mertin yerinde olması gereken o!"

duyduğum cümleler ile ağlamaya başladım. yere çöküp başımı dizlerimin arasına aldığımda boğazım yanıyordu.

yanıma biri gelip bir şeyler söylemişti ama hiçbir şey duymuyordum.

_____________

gözlerimi açtığımda bembeyaz bir odanın içinde uyanmak varlığımı sorgulatmıştı.

etrafa bakarken kolumdaki serumu görmemle her şeyi tekrar hatırladığım gibi hızla ayağa kalktım.

başımın dönmesiyle zar zor serumu söktüğümde odadan çıkıp etrafa bakınmaya başladım.

elindeki suyla gelen zeynep beni gördüğü gibi şokla gözlerini silip yanıma koştuğunda ona bakıyordum.

"napıyorsun sen ayakta?"

"mert nerde?"

"naz-"

"mert nerde zeynep, neden ağlıyorsun?"

"ameliyattan çıktı."

"iyi mi?"

olumsuz anlamda kafa salladığında ağlamaya başladı. ne olduğunu anlamadan ona baktım.

"noluyor zeynep?"

"mert... yoğun bakıma aldılar şimdi?"

"neden?"

"ko.. komaya girdi."

kulaklarım uğuldamaya başladığında düşecek gibi olmamla zeynep beni tuttu.

"nerede?"

"tamam götürücem, sakin ol önce."

beraber yoğun bakımın önüne geldiğimizde kaan abinin camın önünde öylece baktığını görmemle gözlerim dolmuştu.

bizi fark etmesiyle mete elini omzuna koyunca hiçbir şey demeden geriye gidip sandalyeye oturdu.

yavaş adımlarla camın önüne geldiğimde içeride yatan merti gördüğüm gibi dolan gözlerimden yaşlar boşalmaya başlamıştı.

titreyen elimi şokla ağzıma götürdüğümde morluklar içinde yatan bedenine baktım.

cama yaslanıp elimi uzattığımda boğuluyormuş gibi hissediyordum.

"benim yüzümden," dedim ağlamam şiddetlenirken "benim yüzümden bu halde."

zorla sandalyeye oturttuklarında kaan abinin sesini duymamla ona döndüm, ağlıyordu.

"benim yüzümden bu halde di mi abi?"

beni kendine çekip sarılmasıyla gözlerimi kapatıp ağlamaya devam ettim.

______________

iki gün olmuş, öylece hastane koridorunda bekliyordum. belki bir şey olur diye camın önünden ayrılmadığım için ayaklarım tutmamaya başlamıştı ama mertin yaşadığı acıyla kıyaslayınca benimkisinin bir hiç olduğunu biliyordum.

aylin abla zorla kaan abiyi eve götürdüğünde tek başıma bekliyordum.

zeynep eve bir şeyler almaya gitmişti, mete de onunlaydı.

odadan çıkan hemşireye baktım "girebilir miyim artık?"

kafa salladı "lütfen uzun sürmesin."

hızla kafa sallayıp içeri girdiğimde kapıyı kapattım.

yavaş adımlarla sandalyeyi yanına çekip oturdum, uzun bir süre sadece izledim. bana yaptıkları için nefret ettiğim adama bir şey olunca bu kadar korkmam normal miydi?

elimi kaldırıp gülümseyerek o çok sevdiği saçlarını düzelttim.

"saçlarının bozulduğunu görseydin çıldırırdın şimdi."

güzelce tarayıp elimi eline indirip okşadım "bu halde olman, hele ki benim yüzümden bu halde olman çok acı verici mert."

boşta kalan elimle gözümden düşen bir damla gözyaşını sildikten sonra gülümsedim.

elini kaldırıp öptükten sonra konuşmaya devam ettim "sen hiç bilmedin ama, ben fifa oynamayı öğrendim."

ağlarken gülümsemeye çalışmak çok zordu "hatta biliyor musun, senden daha iyi oynuyorum."

aynı ritimde atan kalp atışlarını dinliyordum.

"bana 'nerede olursam olayım senin varlığını hissederim' diyordun mert, hissediyor musun?"

camda hissettiğim gölgeyle bakışlarım o tarafa dönerken zeyneplerin bizi izlediğini gördüm.

"uyansana mert artık, hani uyumayı sevmiyordun. ben çok uyuyorum diye sürekli söyleniyordun, sence de fazla uyumadın mı? uyan da ben söyleneyim artık sana."

biraz daha durduktan sonra odadan çıkıp zeynebe sarıldım. o kadar kötü hissediyordum ki!

"biliyor musun," dedim ondan ayrılırken "röportaj yaptığımız gün merte ölsen de o şansı hak etmezsin demiştim."

suçluluk duygusuna esir olduğumda devamını getirmeme izin vermeyen ses bakışlarımın o tarafa donmesine sebep oldu.

karan koşa koşa yanıma gelmiş, bacağıma sarılmıştı.

gülümsereyek eğilip sarılışına karşılık verdikten sonra karan bana baktı "abla, neden ağlıyorsun?"

"kolumu duvara vurdum ablacım."

koluma bakıp dudaklarını büzdü "amcamı görmek istiyorum!"

bakışlarım kaan abiye döndüğünde kafa sallamasıyla onu kucağıma alıp cama dönderdim.

şaşkınlıkla işaret parmağıyla merti gösterdi "neden öyle yatıyor?"

"amcan biraz hasta olmuş karan."

"ben hasta olduğumda hep prenses hemen hasta oldun derdi," dedi gülerek "o da mı prenses?"

güldüm "hemde nasıl prenses, senin gibi hemen hasta oluverdi."

"o da hemen iyileşecek mi?"

cevap vermeden öylece baktığımda kaan abi yanımıza gelip karan'ın saçını okşadı.

"tabii ki iyileşecek, bu sefer de sen onunla dalga geçeceksin."

 

 

Bölüm : 10.12.2024 23:20 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Nedense hep sana çıkıyor yollarım
paul
paul / Nedense hep sana çıkıyor yollarım / 5
paul
Nedense hep sana çıkıyor yollarım

46 Okunma

16 Oy

0 Takip
7
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...