
Yarın olmuştu, dün gece ne kabus ne de bir rüya görmüştüm, ama bunları takmadım sonuçta bu gece bizi büyük bi operasyon bekliyordu. Şu an ise kahvaltımızı yapmış boş boş salonda oturuyorduk, muhtemelen herkes geceyi düşünüyor olucak ki kimseden çıt çıkmıyordu. Cenk sessizliği bölüp ''Lunaparka gidelim'' dediğinde herkez şaşkın bir şekilde ona baktı, tekrar konuştu ''Duydunuz işte lunaparka gidelim''
''Ne alaka şimdi gece bizi büyük bi operasyın bekliyor sen eğlenmeyimi düşünüyorsun'' diye karşı çıktı Afet. Aslında doğru gece 11'de neler olacağını bile bilmediğimiz büyük bi buluşma olucakken Cenk'in böyle bişe düşünmesi beni de şaşırtmıştı. Ilgaz lafa atlıyarak ''Gerçekten Cenk akşama belki sağ çıkamıyıcaz sen bunumu düşünüyorsun'' dediğinde, Cenk ''Evet işte onu diyorum belki akşama sağ bile çıkamıyıcaz o yüzden bende diyorum ki hayatımızda son kez eğlenip ilk kez elimizden alınan çocukluğumuzu yaşıyalım'' dedi. Buna ilk Tutku elini kaldırarak ''Ben varım'' dedi, daha sonra yanımda oturan Tulip ''Bende varım bi kere eğlenmek bizim de hakkımız'' dediğinde bana nolur sende evet de, der gibi bakıyordu.
O sırada Cansel ''Evet gidelim'' dedi kısık sesiyle ardından bende el kaldırdım ve sadece ''Gidelim'' diyebildim. Ardından oluşan sessizliği Ilgaz bozarak ''Peki o zaman geri kalanlara da lideriniz olarak emrediyorum o lunaparka gidilecek'' dediği an herkez kafasıyla onayladı, ardından Ilgaz yine konuştu ''Hadi o zaman bir saatiniz var hazırlanın'' dediği gibi herkez odalara dağıldı.
Bende odaya girer girmez duş alıp, asla kurumayı bilmeyen saçlarımı kurutup tepeden toplayıp at kuyruğu yaptım. Daha sonra ilk kez renkli giyinmek geldi içimden üstüme dere yeşili fırfırlı bi sıfır kol tişört giydim, altımada beyaz kotumu giydim ve banyodan çıktım. Tulip bana bakıyordu ''Çok güzelsin'' dediği an beni konuşturmadan ''Ama bunun altına inşallah siyah botlarını giymezsin'' dediği an ''Ama benim başka bi ayakkabım yok ki'' dedim. O an eline hasır sandaletlerini alıp bana uzattı ve ''Bunu giy zaten ayakkabı numaralarımız aynı'' dedi.
Bende gülümseyip ''Çok teşekkürler'' diyip elindeki sandaletleri alıp giydim. Telefonumu kotumun arka cebine attım, çanta almayı sevmediğim için cüzdanımdan sadece sahte kere eğlenmek bizim de hakkımız'' dediğinde bana nolur sende evet de, der gibi bakıyordu.
O sırada Cansel ''Evet gidelim'' dedi kısık sesiyle ardından bende el kaldırdım ve sadece ''Gidelim'' diyebildim. Ardından oluşan sessizliği Ilgaz bozarak ''Peki o zaman geri kalanlara da lideriniz olarak emrediyorum o lunaparka gidilecek'' dediği an herkez kafasıyla onayladı, ardından Ilgaz yine konuştu ''Hadi o zaman bir saatiniz var hazırlanın'' dediği gibi herkez odalara dağıldı.
Bende odaya girer girmez duş alıp, asla kurumayı bilmeyen saçlarımı kurutup tepeden toplayıp at kuyruğu yaptım. Daha sonra ilk kez renkli giyinmek geldi içimden üstüme dere yeşili fırfırlı bi sıfır kol tişört giydim, altımada beyaz kotumu giydim ve banyodan çıktım. Tulip bana bakıyordu ''Çok güzelsin'' dediği an beni konuşturmadan ''Ama bunun altına inşallah siyah botlarını giymezsin'' dediği an ''Ama benim başka bi ayakkabım yok ki'' dedim. O an eline hasır sandaletlerini alıp bana uzattı ve ''Bunu giy zaten ayakkabı numaralarımız aynı'' dedi.
Bende gülümseyip ''Çok teşekkürler'' diyip elindeki sandaletleri alıp giydim. Telefonumu kotumun arka cebine attım, çanta almayı sevmediğim için cüzdanımdan sadece sahte kimliği alıp diğer bi cebime koydum ve odadan çıkıp salona girdim. Salona girdiğimde tek Ilgaz vardı aldırmadan somurtup oradaki bi sandelyeye oturdum.
''Trip mi yiyorum yoksa ben arıza kız'' diyip sırıttığı an cevap verdim ''Varoluş prensiplerim gereği liderime trip atamıyorum ama nefret ettiğim için direk muhattap olmuyorum''
''Peki'' dediğinde beni sinir etmek için yaptığının farkındaydım ama ona istediğini vermiyecektim. Ona baktığım an koltuğa yaslanmış artı yayılarak oturmuş bana bakıp sırıtıyordu, aldırmadan telefonumu elime alıp açıp saate baktım ve o sırada Kumsal geldi ''Oooo daha kimse hazırlanmamış'' dedi, ben de buna karşılık gülümsedim. Telefonumu cebime koydum, daha sonrasında herkez birer birer geldi.
Ilgaz ayaklanıp ''Hadi iki tane taksi çağırdım gelmiştir bölünüp binelim'' dedi. Herkez dışarı çıktı. Kumsal, Afet, Cansel ve Cenk bi taksiye, Ilgaz, Tutku, Mayıs, Tulip ve ben de bi taksiye bindik. Lunaparka giderken sadece yolları izliyordum, herkez öyle yapıyordu kimse konuşmuyordu. Bir süre sonra lunaparka vardık, herkez taksilerden indi.
Öylece bakakaldım çok büyük bi lunaparktı, ve ben ilk kez lunaparka geliyordum, gerçi sanırım şu ekipteki herkez öyleydi. Afet lafa atladı ''Hız trenine binelim ilk lütfeeen'' dediğinde gülmeme engel olamadım, sanırım hepimizin içindeki çocuk ortaya çıkıcaktı bugün. Afet'in söylediği üstüne Cenk ''Tamam ben biletleri alırım'' diyip gitti ve biletleri alıp yanımıza geldi. Üçer üçer oturduk koltuklara Mayıs, Afet ve Kumsal oturmuştu. Ilgaz, Cenk ve Tutku oturmuştu.
Tulip, Cansel ve ben oturmuştuk. Hızlı tren hareket edince yüzüme çarpan rüzgar beni huzurlu hissettiyordu, dışarıda korkudan bağıran insaları ise neredeyse duymuyordum, mutluydum kafamdaki tüm düşünceleri atıp anın tadını çıkardım. Hızlı trenden indiğimizde herkez bi soluklandı ve Cansel ''Şimdi de dönme dolaba binelim'' dediğinde Cansel'in sesi ilk kez bu kadar canlı çıkmıştı, sanırım mutluydu. Cenk'e baktım Ilgaz'dan onay alıp konuştu ''Tamam ben biletleri alıp geliyim'' dediği an konuştum ''Bana almasan''
''Neden?'' dedi Kumsal, ne diyecektim bunu dediysem bir şey uydurmam da lazımdı ''Şey benim yükseklik korkum varda'' dediğim an Mayıs ''Uçağa nasıl bindin o zaman'' dedi.
''Uçakla aynı şey değil ''Evet değil uçak bundan metrelerce daha yüksekte'' dediğinde resmen beni sorguya çekiyordu Mayıs, konuştum ''Uçağın camından bakmadığım sürece aşağıyı görmedim, görmeyince de korkmadım ama bu aynı değil''. Ilgaz lafa girdi ''Tamam artık saçmalamayın bana da bilet alma Cenk siz binin'' dediği an sinirli bi şekilde Ilgaz'a baktım, o ise sırıtıyordu. O sırada Cenk ''Tamam o zaman'' diyip hepsi gittiler, anında Ilgaz'a döndüm ''Napıyorsun?'' dedim. ''Ne yapıyormuşum?''derken bana yaklaşıyordu.
''Hani bundan sonra düşüncelerimin bi önemi vardı''
''Var zaten bende liderin olarak düşüncelerini öğrenmek istiyorum''
''Şu an mı?''
''Şu an'' dediğinde geri çekilip sinirli bi şekilde nefes aldım. Ilgaz eliyle dönme dolabı rahatça izleyebileceğimiz bi bankı işaret edip ''Şuraya oturalım'' dediği an direk oraya oturdum ve sinirli ama umursamaz bi şekilde ona baktım. Yine konuştu bay lider ''İki dakika bekle geliyorum'' diyip gitti nereye gittiğine bile bakmadım, sadece dönme dolaba bakıyordum ve onun verdiği sözlere.
Eskiden onunla dönme dolaba binmek için anlaşmıştık, akşam günbatımını izliyicektik, hazırlanıp evden çıkarken ondan mesaj geldi, gelemiyorum yazmıştı ailemle yurtdışına gitmek zorundayım demişti. Ve şuan belki de onunla çok yakınız. Ben bunları düşünürken Ilgaz elinde pamukşeker ile geldi, bu bile bana onu hatırlatıyordu, ilk pamuk şekerimi onunla yemiştim. Ilgaz konuştu ''Alsana'' dedi elindeki pamukşekeri bana uzatarak. Ben ise pamukşekere odaklanmış ''Ben pamuk şeker yemem'' dediğim an Ilgaz pamukşekeri geri çekerek ''Peki'' dedi ve yoldan geçen iki çocuğa onları verdi, gerçekten Ilgaz iyi birimiydi, ama bu benim umrumda bile değildi. Pamukşekerleri çocuklara verdikten sonra yanıma oturdu ve ''Evet seni dinliyorum'' dedi. ''Ne duymak istiyorsun''
''Senin hakkında bilmemi istedikleri''
''İyi ya bende senin benim hakkımda hiç bir şey bilmeni istemiyorum''
''O zaman liderin olarak soruyorum''
''Neyi?''
''Eeee sanırım bende bilmiyorum'' diyip güldü, ve ben sinirli bir şekilde derin bi nefes aldım ona dönüp ''Komik mi?'' dediğimde sustu ve önüne döndü. Bir süre sonra ''Bu zamana kadar hep yanlızmıydın?'' diye sordu.
''Malesef benim senin gibi bi kardeşim yoktu''
''Hiç kimseyle tanışmadın mı?"
''Ne duymak istiyorsun?''
''Hiç birini sevdin mi?'' diye sorduğunda istemsizce buruk bi şekilde gülümseyerek ''Evet'' dedim. ''Kim peki? Görüşüyormusunuz hala?''
''Bak çok net bi cevap veriyim mi?'' dediğimde kafasını evet anlamında salladı bu defa ben sırıttım ve yaklaşıp ''Sanane'' dedim. ''Bu kadar yakın oldun mu onunla da?'' dediği an kendimi geri çektim ve istemsizce mırıldanarak ''Hemde fazlasıyla'' dediğimde duymuş olucak ki ''Peki'' dedi. Bende dudağımı ısırdım neden bunu söyledim ki, ben geçmişimden kurtulmak istedikçe o nasıl beni buluyordu. Birden gök gürleyip yağmur yağmaya başladı, Ilgaz hırkasını çıkarıp ıslanmamam için üstüme tuttu, benim yine geçmişim aklıma geldi onunla yağmurda ıslandığım aklıma geldi ''Yapma'' dedim. Sonra Ilgaz'a döndüm bana anlamamış gözlerle baktığında ''Çek şunu'' dedim. Anında çekti zaten o sırada diğerleri geldi. Cenk konuştu ''Napıyorsunuz burada hadi gelin taksi çağırdım gelene kadar kafeteryaya geçelim'' dediği an ayaklandık ve oraya gittik. Oturduğumda Cenk bana havlu uzattı ve ''Saçlarını kurut akşam ki göreve kadar hastalanma'' dediğinde gülümseyip havluyu aldım, bu ekipte biri daha beni düşünmüştü. Cenk abim gibiydi, bu grupta abilik duygusunu da tatmıştım. Elimde havluyla tam saçlarımı kurutmaya başlıyıcaktım ki taksi geldi, havluyu kafeteryaya bırakıp aynı geldiğimiz düzenle taksilere binip gittik. Ben ise yolu izleyip operasyonu düşünüyordum ki diğer düşünceler aklımdan çıksın. Eve vardığımızda direk kimseyle muhattap olmadan odama çıktım ve üstümü değiştirip yağmurda ıslanan saçlarımı havluyla kurutmaya çalıştım bir türlü kurumadığı için elimden geldiğince sert davranıyordum saçlarıma. O sırada kapı çaldı ''Gir'' dedim.
Gelen Ilgaz'dı o tarafı hiç dönmeden saçlarımı kurutmaya devam ettim ve ''Ne istiyorsun?'' diye sordum. ''Sadece aramızdaki lider-grup üyesi ilişkisinin sonuna kadar kalmasını onayladığımı beliticektim'' dediği an beni incelediğini hissettim ''Tamam ne güzel işte çık şimdi'' dediğim gibi ''Yavaş ol'' dedi. Ona dönüp ne der gibi baktığım sırada eliyle saçımı gösterip ''Yavaş ol biraz canını yakıcaksın'' dediği an umursamadan yaptığımı yapmaya devam ettim. Yanıma oturup elimden havluyu aldı ve çok nazik bi şekilde saçlarımı kurutmaya başladı, çıkarmadım, konuştu ''Sana liderin olarak yavaşça saçlarını kurutmanı emrediyorum matmazel'' dediği an gözlerim açıldı ve elindeki havluyu sertçe alıp ayağa kalktım ona dönerek bağırdım ''Sanane ya sanane benim saçlarım benim gibi sert bi dilden anlıyor demek ki, şimdi odamdan çık ve mümkünse plan harici benimle muhattap olma'' dedim, o sırada sesim duyulmuş olucak ki herkez odaya geldi. Tulip konuştu ''Noluyor burda?'' dedi. Ilgaz ''Tamam yok bir şey herkez çıksın hadi'' dediğinde herkez çıktı bir tek Tulip kaldı, en son Ilgaz çıktıktan sonra yere çöktüm ve yatağımın yanındaki komidindeki çekmeceyi açtım ve ilacımı alıp ağzıma attım, ve hemen yandaki sehpadaki sürahideki suyu bardağa doldurup içtim, hemen kendimi yatağa atıp beynimin içinde yankılanan sesi silmeye çalıştım. Bi süre sonra kendime gelip Tulip'e baktım endişeli gözüküyordu ''İyiyim merak etme'' dediğim an ''O ilaç neydi?'' diye sordu. Cevap vermeden tavanı izledim ve Tulip'in sesi geldi ''Tamam sen dinlen ne de olsa gece operasyon var'' dediği an kafamla onayladım. Kapıdan açılıp kapanma sesi geldi gözümü açıp etrafa baktığımda Tulip odada yoktu. Sanırım dinlenmem için dışarı çıkmıştı. Derin bir nefes alıp verdim ve gözlerimi yumup kendimi uykunun kollarına bıraktım...
...
Yavaş yavaş gözlerimi açtım, ve direk saate baktım saat daha akşam yediydi, yavaş yavaş yataktan kalkıp salona çıktım. Mayıs konuştu ''Sonunda uyanabildin'' dediğinde umursamadan mutfağa yöneldim, odada ki sürahide su kalmadığı için su içmek için mutfağa gidiyordum. Mutfağa girdiğim an içerde Ilgaz'ı gördüm umursamadan buzdolabındaki bir şişe suyu alıp kafama dikledim, tam çıkacakken arkamdan ''Selis'' diyen Ilgaz'ı duydum, hızla arkama dönüp onun lafını kestim ve ''Bak iş harici konuşmıyıcaz artık ha bana arıza kız diyip dememek sana kalmış ama ya arıza kız de ya da Selis başka bir şey duymak istemiyorum'' dediğim gibi mutfaktan çıkacakken yine arkamdan Ilgaz'ın sesi geldi ve ''Matmazel dememe mi kızdın'' dediğinde arkamı dönüp ''Sana tekrar söylüyorum ya Selis ya da arıza kız'' diyip buzdolabından bi şişe su aldım o sırada yine konuştu ''Ama neden'' dediği gibi buzdolabının kapağını sertçe kapatıp ''İş harici benimle konuşma'' diyip elimdeki şişeyi sıktım ve hızla mutfaktan çıktım. Hızla odaya girip ilacımdan bir tane daha içip elimdeki şişeyi yine kafama dikledim. Banyoya girdim ve elimi yüzümü yıkayıp kendime geldim.
Odadan çıktım kızlar akşam yemeğini hazırlamıştı, bende kimseyle muhattap olmadan sofraya oturup yemeğimi yemeye başladım. Kumsal'ın sesi geldi ''Selis iyimisin?'' diye sorduğunda ona dönmeyip soğuk sesimle ''İyiyim'' dedim ve yemeğimi yemeye devam ettim. Birden Mayıs lafa girdi ve ''Vay eski Selis Kandemir online ha'' dedi.
Anında ona döndüm ''İşte bu seni hiç alakadar etmez'' diyip önüme döndüm.
Kimse konuşmamıştı, ve yine uzun bi sürenin ardından evi sessizlik bürümüştü...
...
Saat gece 11'e geliyordu, şuan Kumsal'ın kullandığı arabada Tutku bagaja saklanmıştı. Cenk, Mayıs, Ilgaz ve bende arabada normal bi şekilde oturuyorduk.
Tulip'i de önceden orada ayarladığımız bir yere saklamıştık. Son kez kulaklıkları kontrol ettikten sonra oraya varmıştık. Hepimiz derin bi nefes alıp arabadan indik ve oraya girdik ortaya büyük bi masa yerleştirilmiş bi depoydu burası. Etrafına yedi kişilik grup oturmuştu. Sadece yetişkinler vardı Agnes ''Şöyle oturun'' diyip bize yerlerimizi işaret ettiği an yerimize geçtik. Evde konuştuğumuz üzere sadece Ilgaz konuşucaktı, bizi ilgilendiren bi konu açılıncaya kadar biz susucaktık. Hepimiz oturduğu an Ilgaz lafa girerek ''Neden çağırdınız bizi buraya?'' diye sordu. Agnes ''Şimdi şöyle'' diyip öksürdü, öksürdüğü an etrafa gaz yayılmaya başladı, bu sanırım bayıltıcı bi gazdı. Kimse konuşamamıştı çünkü gaz çok hızlı yayılıyordu.
Düşmanlarımıza bakttığım an maskelerini takmış arka kapıdan kaçıyorlardı. Bizde peşlerinden gitmek isteyip ayaklandığımız an yere serildik. Hepimizin yavaş yavaş gözleri kapanıyordu, son duyduğum ses kulaklıktan ''İyi misiniz?'' diye haykıran Afet'in sesiydi. Etrafıma baktığımda dördümüzde yerdeydik, evet tuzağa düşmüştük, korktuğum olmuştu.
Yavaş yavaş düşüncelerim kafamdan silinirken gözlerimin kapanmasına karşı koyamadım...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.26k Okunma |
872 Oy |
0 Takip |
59 Bölümlü Kitap |