
Şu an gece saat beşti ama herkez hala aralıksız araştırma yapıyordu pes etmeye kimsenin niyeti yoktu. Cansel çoktan yatmıştı, Tulip ise yanımda uyuyakalmıştı, dokunmadım yorulmuş olmalıydı. Geri kalanımız hala pes etmeden araştırma yapıyordu, Afet ise bir yandan sessizce ağlayıp bir yandan da araştırıyordu, sanırım bu duruma en çok o üzülmüştü. Cenk yanında oturmuştu sohbet ediyorlardı, sanırım konuşmak onlara iyi geliyordu, ikiside birbirini seviyordu ama bu kaderin içinde yaptıkları en büyük hataydı birbirlerini sevmek. Birden Afet sıçradı ''Buldum, yaptım hallettim'' dediği an Ilgaz heyecanla ''Ne buldun anlat hadi'' dedi. ''Bi yazılım kurdum eğer Agnes'i arayıp 20 saniye telefonda tutarsak ve yanında Tutku'nun olduğundan emin olursak Tutku'yu kurtarıp Agnes'i kaçırabiliriz''
''Evet bu harika bir fikir hadi hemen arıyalım'' diyip eline telefonu aldı, Afet onu durdurdu ve ''Hayır şimdi yatalım yarın öğleden sonra arayıp yerini öğrendiğimiz gibi baskın yapalım'' dedi. 'Ilgaz ''Haklısın tamam o zaman şimdi herkez yatsın yarın iş başına'' dediğinde herkez odalara dağıldı. Bende Tulip'in yanına çömeldim ve onu uyandırmak için hafifçe dürttüm ve ''Tulip hadi kalk yatıcaz'' dediğim an sıçrayarak uyandı, bu yaşadıkları onunda psikolojisini bozmuş olmalıydı. Bana dönüp ''Ne oldu?'' dediği an ''Plan hazır hadi şimdi uyuyalım yarın harekete geçicez'' dedim. ''Plan ne?'' diye sordu bu ekibi önemsediği her halinden belliydi, tebessüm edip ''Yarın anlatırım hadi sen odaya git ben su içip gelicem'' dediğim an kafasıyla onaylayıp odaya geçti bende tam mutfağa girecekken kapıdan Afet ve Cenk'in sarıldığını gördüm, yüzümde buruk bi tebessüm oluştu kalbim acıdı ama onlar adına mutlu olmuştum. Neden her şey bana geçmişimi hatırlatıyordu? Öksürdüm ve o an ayrıldılar, Cenk bana dönüp ''Ne zamandır oradasın sen?'' diye sordu. ''Ben bir şey görmedim'' diyip dolabın kapağını açıp bi şişe su aldım, şişeyi onlara gösterirken dolabın kapağını kapattım ve ''Suyumu alıp gidiyorum siz devam edin'' dediğimde yavaş yavaş mutfaktan çıkmıştım odaya gidip ilacımı içtim, sanırım yeniden içeriğini bile bilmediğim, sadece benim kafamı rahatlattığı için içtiğim ilacı içip üstüne su içtim. Yatağa uzanıp tavanı izleyerek uyudum.
...
Sabah alarmın sesiyle uyandım, ilacı içmeye başladığım için alarmsız uyanamıyordum.
Kalktım ve yatağımı düzeltip, elimi yüzümü yıkayıp pijamalarımdan kurtuldum. Salona girdiğimde kimse yoktu, muhtemelen şuan herkes uyuyordu. Su içmek için mutfağa girdiğimde Mayıs'ı gördüm düşünceli bi şekilde elinde kahvesiyle oturuyordu, benim geldiğimi duymuş olucak ki benim tarafıma bakıp ''Yine mi sen?'' dedi. ''Kavga çıkartmak için gelmedim uyanmak için su içmem gerekli''
''Tamam iç o zaman'' dediğinde dolaptan suyu almıştım. Tam çıkacakken vazgeçtim ve sandelyeyi çekip karşısına oturdum.
''Sabah sabah kahve mideni bozmuyor mu?''
''Ne yaparsın işte sen su gibi sağlıklı bişey içerek kendine geliyorsun, bende kahve gibi zararlı birşey içerek''
''Bi anlam mı çıkarmam lazım?''
''Yok sadece öylesine dedim, senin gözünde ben kötü biriyim ya''
''Sen kötü biri değilsin sadece ben şüpheci biriyim"
''Vay senden bunları duymaktamı vardı bu hayata''
''Ne yaparsın işte bende böyleyim sağım solum belli olmuyor''
''Sana bir şey diyim mi?'' dediğinde bana doğru eğildi, bende ona eğilerek ''De'' dedim.
''Bence senin gayette sağın solun belli sadece şüphelerini tek bi kişiye yöneltip etrafını görmüyorsun''
''Ne demeye çalışıyorsun''
''Diyorum ki sen bana fazla taktın, ben bilmiyomuyum seni beni Ekin'le konuşurken görmediğini, orada beni Tulip görmüştü bende onu görünce kaçtı, ve bak hemen sana yetiştirmiş''
''Evet çünkü çekinmiş bi kavgaya karışmaktan korkmuş''
''O kız senin gözünü kör etmiş''
''Ne alakası var''
''Git ona dikkat et içimizde bi ajan varsa emin ol ki o'' bu söylediğinden sonra sesim yükselmişti, ayağa kaltım ve bağırarak ''Ne saçmalıyorsun sen be'' dedim. Buna karşılık o da ayağa kalkıp bağırarak ''Yalan mı? Beni inceleyene kadar o kızı incele biraz ne kadar garip davranıyor farkında değilmisin?'' dedi.
''Bak onun da bi psikolojisi var ve bu yaşadıklarını kaldıramıyo o yüzden neye ne tepki vereceğini şaşırıyor bu kadar''
''O kız gerçekten seni avucunun içine almış kendine gel ve dikkatli ol Selis''
''Asıl sen haddini bil ve ikimizede bulaşma''
''Ben mi size bulaşıyoru'' diye cümlesini tamamlıyamadan Ilgaz içeri girdi ve ''Ne oluyor burada?'' diyerek bağırdı, arkasından diğer herkez yavaş yavaş geldi. Konuştum ''Bu Mayıs artık beni geçip yeni ajan olarak Tulip'i suçluyor'' dediğim an Ilgaz derin bi nefes aldı, sanırım o da kavgalarımızdan bıkmıştı. O sırada Mayıs konuştu ''Durduk yere suçlamıyorum herhalde haklı oldu'' diye cümlesini bitiremeden Ilgaz lafını keserek ''Gerçekten yeter artık kendinize gelin bugün büyük bir operasyonumuz var, artık ikinizide dinlemiyorum. Birbirinizle plan harici muhattap olmazsanız sevinirim'' dedi. Mayıs lafa atladı ''Peki öyle olsun ama bugün kü planımız da yatarsa bilin ki ya Tulip ya da yancısı Selis yüzünden olmuştur'' diyip Ilgaz'a omuz atarak orayı terk etti. Bende arkasından ''Merak etme bizim düşüncelerimizde sana karşı aynı'' diye bağırarak odama gittim. Yatağıma oturduğum an Tulip arkamdan gelerek yanıma oturdu ve konuştu ''Ne oldu orada?''
''Boşver ya klasik Mayıs ve güven sorunları''
''Yada klasik Selis ve şüphelerimi acaba?''
''Sen kimin tarafındasın ya?''
''Tabiki de senin bundan şüphen olmasın''
''Tamam o zamam'' dediğimde ikimizde derin bi nefes aldık bunu aynı anda yaptığımız için birbirimize bakıp kahkaha attık. Tulip konuştu ''Gün geçtikçe birbirimize benziyoruz''
''Aynen'' dediğim an hızla konuştu ''Bir şey sorucam''
''Sor'' dedim ona dönerek. ''Şey bugün ki planımız ne bana kimse anlatmadı da''
''Ha plan mı şey ya basit aslında Agnes'i arayıp 20 saniye telefonda tutucaz, tabiki yanında Tutku'nun da olduğua emin olup, Afet'in kurduğu programla onları bulucaz''
''Anladım umarım bu plan da yatmaz''
''İnşallah'' dediğim an ayaklandı ''Neyse ben bi lavaboya çıkıyim sizin kavganızı duyunca elimi yüzümü bile yıkayamadım'' dediğinde güldük ve ''Tamam sen git o zaman ben de bizimkilerin yanına gidiyim bakalım durumlar nasıl'' dedim. Beni kafasıyla onaylayıp ''Ama kavga yok'' dedi. Bende karşılık verip ''Yok'' dedim ve yine güldük. Hemen sonrasında lavaboya girdi bende arkasından odadan çıktım. Salona geldim ve yanlarına oturdum, bir süre sonra Mayıs konuştu ''Tulip nerede?''
''Lavabo da canım merak etme düşmanlarımıza yardıma gitmedi'' dediğim an Ilgaz araya girerek ''Bakın bi kavga daha çıkarsa Cansel'le birlikte evde oturursunuz'' dediği an ikimizde birbirimize nefretle bakıyorduk. Ilgaz yine konuştu ''Duydunuz mu?'' diye bağırdığın da Mayıs kısık ve sinirli bi sesle ''Merak etme ben duydum ama Selis'i bilemem'' dediğinde resmen kaşınıyordu ama derin bi nefes alıp sinirlerimi kontrol ettim ve ''Ben de duydum'' dediğimde önüme dödüm sonra derin bi nefes alıp Ilgaz'a baktığımda sırıtıyordu, ona özgüven verip egosunu büyütmek istemiyordum, ama karşı çıkarak kendimi evde bıraktırmıyıcaktım. Ben bunları düşündüğüm sırada diğerleri de geldi en son Tulip gelip yanıma oturduğu an Ilgaz konuştu ''Hadi arayalım'' dediği an Afet tüm programları hazırladı ve Ilgaz Agnes'i görüntülü aradı. Agnes açtığı an konuştu ''Noldu kardeşinin ölümünü izlemek için mi aradın?'' dediği an Ilgaz konuştu ''Sakın sakın öyle bir şey yapma biletleri aldık bir saate gidiyoruz''
''Ne güzel bende arkanızdaki uçaktan kardeşini yollarım''
''Tamam ama bana en azından Tutku'yu göster'' dediği an telefonla Tutku'yu gösterip ağzını açtı, Tutku konuştu ''Abi ben korkmuyorum vazgeçmeyin''
''Abicim merak etme sana bi zarar gelmiyicek 2 saat sonra Türkiye'de kavuşmuş olucaz'' dediği an Agnes Tutku'nun ağzını bantlayıp telefonu kendine tuttu ve konuştu ''Tamam o zaman bu kadar yeterli Türkiye'ye varınca arayın'' dediği an Ilgaz'a konuşma fırsatı vermeden telefonu kapattı. Ilgaz derin bi nefes alıp konuştu ''Yerini buldun mu?'' derken Afet'e dönmüştü.
Afet gülümseyerek ''Buldum'' dedi. Ilgaz ayaklandı ve ''Hadi ne bekliyoruz direk basıcaz diye konuşmamışmıydık'' dediğinde hepimiz ayaklandık ve kafamızla onaylayıp dışarı çıkıp arabaya bindik. Evde Tulip'i bırakmıştık Cansel'in yanında durması için.
Cenk, Mayıs, Afet, Ilgaz ve ben gidiyorduk arabayı ise Cenk kullanıyordu, Afet ise yolu tarif ediyordu. Bir süre sonra varmıştık burası eski bi binaydı, hiç vakit kaybetmeden binaya girdik. Ama gödüğümüz manzara karşısında donup kaldık. Tutku 20 yerinden 20 tane farklı bıçakla bıçaklanmıştı, Ilgaz hızla yanına çöküp nabzını kontrol etti. Afet ''Yaşıyor mu?'' diye sorduğunda Ilgaz kafasını olumsuz anlamda salladı etrafı kan bürümüştü. Öylece kaldık Ilgaz'ın telefonu çaldı, Agnes olduğundan adım gibi emindim, telefonu açtığında yine Agnes konuştu ''Nasıl buldunuz hediye mi? Siz beni saf mı sandınız çocuklar bir saat sonraya Türkiye uçağını geçtim, herhangi bir uçak kalkmıyor.
Bende dedimki Tutku bugün 20 yaşına girecekmiş bende ona özel bi 20 yaş hediyesi yapıyim dedim'' diyip kahkaha attı Ilgaz ise sadece onu sinirle dinliyordu, tekrar konuştu ''Şimdi hepinizin sonunun birer birer böyle olmasını istemiyorsanız terkedin burayı ve ülkenize dönün'' diyip telefonu kapattı. Ilgaz'a baktığımda ilk kez ağlıyordu, yani ben onu ilk kez ağlarken görmüştüm.
Ortamı sessizlik ve kankokusu bürümüştü, bu fırtına öncesi sessizlik denilen şeydi, ya da belki ölüm sessizliğiydi...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.26k Okunma |
872 Oy |
0 Takip |
59 Bölümlü Kitap |