
Aradan 2 gün geçti, aramızdan biri eksileli, Cenk öleli 2 gün geçti aradan. Hepimiz suskunduk ama Cansel hiç konuşmuyordu, Cenk hepimizin abisi olmuştu ama tabikide Cansel kadar üzülemezdik hiçbirimiz. Cansel hariç hepimiz salondaydık ve ben bir karar aldım şimdi Cansel'in yanına gidicem ve onunla konuşucam. Bunu yapmak için kalkıp odaya gittim neyseki kimse arkamdan nereye gidiyorsun diye sormadı o yüzden hemen odaya gittim. Kapıyı tıklattım ses gelmeyince odaya girdim ve "Girebilirim değil mi?" diye sordum, Cansel ise sadece kafasıyla onayladı, bende içeri girdim, kapıyı örttüm ve Cansel'in yanına oturdum. "Neden geldin diye sorarsan seninle konuşmak istedim, bence buna ihtiyacın var, yani ben öyle düşündüm" konuşurken cevap vermedi ama pes etmedim ve konuşmaya devam ettim "Tamam o zaman konuşma ama inan ki seni anlıyorum, şu hayatta ki tek tutunabileceğin dalıda kaybettin. Aslında sana sanırım gerçekleri söyliyicem bu acı hiç geçmiyo biliyormusun yani içinde her gün o acıyı yaşıyorsun ama inan ki alışıyorsun yanlız ol ya da olma alışıyorsun, ama sen şanslısın biz varız daha kolay alışırsın" diyip ona baktım sadece yeri izliyordu tepki vermiyordu "Tamam o zaman sen dinlen ama konuşmak istersen ben, biz burdayız bunu unutma" diyip gülümsedim yine tepki vermeyince ayaklandım ve odadan çıkmak için kapıya yöneldim, o sırada arkamdan ses geldi "Gerçekten mi?" dedi. Ben hemen ona döndüm ve tekrar yanına oturdum "Ne gerçekten mi?"
"Gerçekten alışıcakmıyım ben bu acıya?"
"Evet iste ya da isteme zamanla alışıyorsun illa ki belki uzun sürer belki kısa ama alışıyorsun"
"Sen nasıl alıştın peki?"
"Ne ye?"
"Bilmem seni anlıyorum dedinya"
"Ha onu diyorsun, yani aslında zaman, her şeyi zaman halediyor ama sen daha şanslısın ben yanlızdım o zamanlar ama senin yanında dertleşebilecek arkadaşların var"
"Şanslıyım yani öylemi"
"Yani bence evet öylesin"
"O an mutluydum biliyormusun, olan her şeye rağmen kendimi mutlu hissetmiştim ama mutlu olunca arkasında hemen bi acı olmak zorunda mı?"
"Bazen öyle oluyor ne yaparsın işte hayat"
"Abimin bağırışı kulaklarımda hala sadece acı hissetmişti ve yere yığıldı ben ne yapacağımı bilemedim, belki birşeyler bilseydim yapabilirdim, onu hayata döndürebilirdim"
"Sakın öyle düşünme sakın kendini suçlama o zaman bu hayatı kendine dar edersin, zaten ölme vakti gelirse bizim elimizden birşey gelmez"
"Teşekkür ederim"
"Ne için?"
"Şu an burada yanımda olduğun için iyi geldin bana"
"İnsan bu zamanlarında kendine iyi gelecek birini arar hep zaten"
"Sen bulabilmişmiydin?"
"Beni boşver sen kendine bak sadece, hele bu durumda kimseyi düşünme kendini iyi hissetmeye bak"
"Tamam sen nasıl diyorsan akıl hocam" dediğinde kahkaha attım, Cansel'e baktığımda yüzünde bi tebessüm vardı onu mutlu edebilmiştim, o yüzden çok mutluydum "Ne demek benim minik öğrencim" dediğimde o da hafiften kıkırdadı, onu böyle görmek bana da iyi geliyordu. O sırada Mayıs girdi odaya "Gülüşmeleriniz içeriye kadar geliyor ne kaynatıyorsun" dediğinde ilk kez Mayıs'ı bu kadar samimi görmüştüm, sanırım ben Mayıs'a ısınıyordum bu olanlara o da çok üzülmüştü ve elinden gelen çabayı göstermişti, sadece Afet olayına ve planların ters gitmesinin nedenlerini anlamlandıramıyordum. Mayıs'ta yanımıza geldi "Vay Selis hanım ilk kez birine iyi gelmiş sanırım" dediğinde Cansel konuştu "Evet hemde çok iyi geldi" dediğinde araya girdim "Tamam o zaman hadi Cansel sende salona gel burada tek başına iyi olamazsın" dediğim an Cansel gülümseyerek cevap verdi "Peki hocam" dediği an ikimizde kahkaha attık Mayıs bize garip bi şekilde bakıyordu, sanırım bu hocam kelimesini anlamdıramamıştı. Ona dönüp "Aramızda bi konu tatlım" dediğim gibi derin bi nefes aldı "Şu tatlım kelimesi ne zamana kadar sürecek" dediği an "Sonsuza dek" diyerek güldüm, Mayıs konuştu "Peki o zaman öyle olsun ama hadi çıkalım şu odadan havasız kalmış zaten camı pencereyide açalım" dediğinde lafa girdim ve "Tamam siz çıkın ben camı açıp geliyim" dediğim an ikiside kafasıyla beni onaylayıp oturduğu yerden kalktılar ve odadan çıktılar. Bende ilk perdeyi sonra camı açıp temiz havayı içime çektim, sanırım biriyle konuşmak banada iyi geliyordu. Cansel'e iyi gelmek onu mutlu etmek banada iyi gelmişti, Cansel de rahatlamışa benziyordu zaten. Ben bunları düşünürken salona doğru gittim ve yanlarına oturdum. Ilgaz konuştu "Cansel istersen Türkiye'ye dönebiliriz" dediğinde Cansel'e baktım, cesaretlenmişe benziyordu bu durumdan istemsizce gurur duymuştum.
Cansel konuştu "Gitmeyelim, bulalım onları abimin ve herkezin intikamını alalım, gerekirse ölelim ama pes edenler olarak kalmıyalım" dediğinde istemsizce yüzümde bi tebessüm oluştu, onunla çok büyük gurur duyuyordum ama içim buruktu keşke Cenk'te şu an kardeşinin bu halini görebilseydi, dedim içimden ama ses çıkarmadım. Ilgaz konuştu "Tamam o zaman burada kalıyoruz" onun yüzünde de gururlu bi ifade vardı herkezin yüzünde vardı o ifade ama Tulip'te yoktu, yani anlamlandıramıyordum yüz ifadesini garipti. Ben bunları düşünürken Ilgaz konuştu "Tamam o zaman Cansel sen Mayıs'ın odasında yat artık tek kalma, ve şimdi herkez yatsın zaten saat geç oldu yarın konuşuruz ne yapıcağımızı" dediğinde herkes kafasıyla onaylayıp odalara dağıldı. Tulip'le bende odaya geçip yataklara oturduk, ve dayanamadım Tulip'e sordum "Tulip sen iyimisin"
"İyiyim ya sadece bünyem bu olanları kaldıramıyor"
"Anladım ama güçlü dur artık intikamımızı alıcaz ve Türkiye'ye geri dönücez" dediğimde kafasını öne eğdi "Bir şey mi oldu?"
"Hayır sadece içimde zerre umut kalmadı"
"İnan zamanla düzelicek merak etme şimdi yatalım uyuyalım, kendimize geliriz"
"Neden pes etmiyoruz olmuyor işte zorlamayalım artık dönelim Türkiye'ye"
"Tulip kendine gel hadi şu an sağlıklı düşünemiyorsun uyuyalım hepimiz yorgunuz zaten" dediğimde kafasıyla beni onaylayıp yattı bende arkasından yattım ve tavanı izleyerek Tulip ile olan dostluğumuzu düşündüm, çok iyi dost olmuştuk ama o garipti, korkuyormuydu? Tedirgin mi? Yoksa bize bir şey olucak diye endişelimiydi? Anlam vermiyordum. Ama yinede hepimizin morali yüksekti, ekibimizde 5 kişi kalması dışında hiç bir sıkıntı yoktu. Tam gözümü kapatıp uyuyacaktım ki kapının orada o gölgeyi yine gördüm. Yatakta oturur pozisyona geldiğimde konuştu "Hikayenin sonu yakın" diyip kayboldu. Neyin nesiydi bu şimdi rüyadamıydım ben, neler oluyordu. Etrafı kontrol ettikten sonra tekrar yattım. Gölgeye hatta ayna olayına kafayı takmıştım ama bunları kafamdan atarak sadece uyumaya çabaladım, nasıl olsa artık kabusta görmüyordum ve yarın neler olacağını düşünerek yavaş yavaş uykuya daldım...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.26k Okunma |
872 Oy |
0 Takip |
59 Bölümlü Kitap |