20. Bölüm

Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~19. BÖLÜM~

Roselissa
r_roselissa

Cansel'in cesedini son görüşümün üzerinden bir gün geçti, artık dört kişi kalmıştık ama bırakılan nota göre birimiz yaşıyıcaktık, üçümüz ölücekti ama artık o biraz zor artık kendimizi daha çok kolluyorduk. Ama birbirimizi ne kadar kollasakta artık kimse kimseyle konuşmuyor, daha doğrusu konuşamıyordu çünkü artık kimsenin konuşacak kadar morali de kalmamıştı, halide kalmamıştı. Daha demin sessizce kahvaltımızı etmiştik ama ben artık sessizliğe de dayanamıyordum ve içimde oluşan anlamsız duygular aynı zamanda hislerim konuş diyordu, son üç kişi konusunu aç artık diyordu, bende buna dayanamadım ve konuştum ''Şu bulduğumuz notu konuşsak mı?'' dediğim an Mayıs karşılık verdi ve aramızdaki minik çaplı tartışma başladı ''Neyini konuşucaz işte yine tehtid ama haberiniz olsun ben dönmem''

''Kağıtta son üç yazıyordu biz dört kişiyiz bu da demek oluyor ki aramızdan biri yaşıyıcak''

''Ne demek istiyorsun yine'' derken dikleşmişti, aynı şekilde karşılık verip konuştum ''Çok belli değilmi işte aramızdan biri yaşıyıcak ve o kişide bu zamana kadar planlarımızın yatmasına sebep olan kişi içimizdeki ajan yani...''

''Yani Mayıs, diyeceksin değilmi ama en baştan söyliyim o ben değilim''

''Peki senden başka kim olabilir senden başka gizli kapaklı iş çeviren mi var''

''Senden başka da dikkatleri üstünden çekmeye çalışan, aynı zamanda Tulip gibi garip davranan ama aynı zamanda kendini gizleyen de yok'' aslında şu an Mayıs'a karşılık vermem gerekiyordu ama dikkatimi Ilgaz çekti en başından beri kendini lider rolüne bürüyüp tüm bu konuları kapatan oydu, ama bizi toplayan ve tehlikeye atan da aynı zamanda garip bi şekilde bizim ulaşamadığımız bilgelere fazlasıyla ulaşanda oydu. Ve hep sessizdi belki onlarla işbirliği içindeydi yoksa bizi bu şekilde bulup toplaması bile zordu. Aklımdan geçirdiğim bu düşünceleri dile getirmek üzere Ilgaz'a döndüm ve konuştum ''Tamam o zaman bi de bu konuları hep kapatmaya çalışan kendini lider rolüne bürüyen ama bizi nasıl keşfettiğini, karşı tarafa düşmanlara dair bizden çok bilgiye nasıl ulaştığını anlatmayan Ilgaz'a bakalım'' diyip bi nefes aldım. Ilgaz bana dönmüş sinirli sinirli bakıyordu tam konuşacakken ona konuşma fırsatı tanımadan tekrar konuştum ''Hem belki onlarla işbirliği içinde olan en başından beri o ve bu yaşadıklarımız hepsi bi komplo nereden bileceğiz''

''Madem aklında bu düşünceler vardı niye hala buradasın niye hala canını riske atıyorsun arıza kız gitsene'' dediğinde Mayıs lafa atladı ''Ben Ilgaz'a kefilim o yapmaz sen asıl şu arkadaşına dikkat et tatlım'' dediğinde her zaman yaptığı gibi benim inadıma tatlım kelimesini bastırarak söylemişti. Ben tam konuşacakken Tulip konuştu ''Saçmalıyoruz ama şu an belki bu son 3 dedikleri son 3 gün içinde hepimiz öleceğidir ve bizim bu şekilde düşünüp birbirimize girip işlerini kolaylaştırmamızı istiyorlardır'' dediğinde ona döndüm fazla bitkin duruyordu, bu yaşadıkları onu fazlasıyla yıpratmıştı. Bu söyledikleri mantıklıydı o yüzden herkes sustu ve sanırım hepimiz bi tık pişman hissettik ilk ben konuştum ''Sanırım Tulip haklı özür dilerim ama bu durumda insan kendinden bile şüphe ediyor''

''Ama Tulip'ten şüphe etmiyor'' dediğinde Ilgaz Mayıs'ı dürttü ve Mayıs sustu. Bunu nasıl düşünebiliyordu bu kavgayı bile bitiren engelleyen oydu Mayıs acınası bir durumdaydı ve tekrar konuştu ''Haklısın sanırım hepimizin duyguları karışık ben de özür dilerim'' dediği an Ilgaz konuştu ''Tamam o zaman bu kadar hır gür yeter hadi herkes yemeğini yesin'' dediğinde herkez sustu. 1-2 dakika sonra Tulip ayaklandı ve ''Ben doydum odaya geçicem'' dedi, sonrada odaya gitti. Bende doymuştum sadece boş boş oturup tabağımla oynamamın bi anlamı yoktu bende ayaklandım ve bir şey demeden odaya geçtim. Odaya tam girecekken kapı aralıktı ve kapı aralığından Tulip'in sesini duydum, kendi kendine mi konuşuyordu?

Gerçekten psikolojisi bu yaşadıklarını kaldıramıyo olmalıydı, onu biraz dinledim ve hayır kendi kendine konuşmuyordu telefonla konuşuyordu. Tamamen ne dediği anlayamdım ama duyduklarım da vardı ''Sıradaki kim?'', ''Nasıl yapıcaz?'', ''Artık benden şüphelenicekler'' gibi şeyler diyordu.

Düşmanlarımızla konuştuğu ve ajan olduğu çok barizdi, şok geçirmiştim ne yapacağımı bilemedim öylece kalakaldım. Kendimi toparladıktan hemen sonra içeriye daldım ve "Kiminle konuşuyorsun sen?" diye sorduğumda afalladı, yine ben konuştum "Her şeyi duydum Tulip sendin en başından beri sendin içimizdeki ajan" ben bunlarısöylerken o ise sadece susuyordu, konuşmama devam ettim "Sana inanamıyorum senin yüzünden ben kaç kişiyi suçladım, hep seni savundum seninle dost olduğumuzu kardeş olduğumuzu zannettim ama sende beni yanılttın" diyerek ona kırgınlıkla baktım. Derin bir nefes aldıktan sonra kolundan tutarak zorla salona götürmeye çalışırken konuştum "Şimdi herkes senin gerçek yüzünü öğrenicek Tulip hanım hiç merak etme" diyerek sürüklüyordum onu kapının ağzına geldiğimizda, Tulip kapının yanındaki vazoyu alıp benim kafamda kırdı. Acıya alışıktım ama aniden olduğu için reflekslerim gereği iki elimle kafamı tuttum ve hafif bi şekilde bağırdım. Sanırım Mayıs ve Ilgaz duymuş olucak ki koşarak buraya geldiler, o sırada Tulip kapıyı açmış ve aceleyle ayakkabılarını giyiyordu. Mayıs ve Ilgaz gelir gelmez onlara kapıyı yani Tulip'i gösterdim Mayıs anlamış olucak ki hemen o tarafı koştu o sırada Tulip yarım giydiği ayakkabılarıyla kaçmaya başladı. Mayıs ise kolaylık olsun diye Afet'ten kalan terlikleri giydi ve hızla peşine düştü. Ilgaz onları izliyordu ve onlar gözden kaybolunca bana döndü "Sen iyimisin" dediğinde tam cevap vericektim ama muhtemelen kafamdaki kanı farketmişti ve hemen kafamı göstererek konuştu "Kafan kanıyor"

"Merak etme ben alışığım" diyip doğruldum o sırada Ilgaz "Ne?" diyebilmişti, bende ne dediğimi hatırlayıp bunu neden söyledim diye düşünürken istemsizce dudağımı ısırdım.

Ilgaz önüme dikilip "Ne demek bu Selis? Artık gizleme kendini ne yaşadın sen geçmişinde anlat" dediğinde kafamı olumsuz anlamda salladım ve "Boşver" dedim. Bi anlaşmamız vardı ve buna sadık kalacak biriydi Ilgaz, o yüzden sustu. O sırada kapıdan Mayıs ve zorla getirdiği Tulip içeri girdi. Mayıs konuştu "Ben bunu getirdim ama ne oldu?" diye sormakta haklıydı, hayalkırıklığı ile Tulip'e bakıp Mayıs'a döndüm ve konuştum "Salona gelin anlatıyım" dediğim an Mayıs hemen yanındaki vestiyerden bi silah aldı ve onu Tulip'in kafasına tutarken iki tane daha silah alıp Ilgaz ve bana uzattı, konuştu "Alın bunları bunun işi belli olmaz şimdi bı yerde yardım falan çağırmıştır hazırlıklı olalım" dediğinde konuyu anlamışa benziyordu, gerçi daha 5 dakika önce mutfakta çıkan kavgayı düşününce zaten konuyu anlamak o kadar da zor değildi aslında. Kafamıza onaylayıp silahları belimize taktık ve ses çıkarmadan salona geçtik. Ben bir koltuğa oturdum ve Mayıs Tulip'i salonun ortasına dizlerinin üstünde otutturdu ve Ilgaz'da yanlarına çok yakın bir yere oturdu. Mayıs bana döndü "Ne olduğunu az çok anlıyorum ama senin ağızından duymak bana ayrı bi keyif vericek Selis" dediğinde son derece haklıydı, ses çıkarmadım onun böyle konuşmasına sanırım ilk kez haksız olduğum halde bile kendimi haklı çıkaramayacak durumdaydım.

Konuştum "Odaya gireceğim sırada kapı aralıktı, Tulip telefonda birileriyle konuşuyordu konuşma şekinden düşmanlarımızla konuştuğu ve'' diyip derin bi nefes aldım, dostum bildiğim kişiye ajan demeye hazır olmasam bile bunu yapacaktım ''O sırada ajan olduğunu anladım sen haklıydın Mayıs ben yanıldım'' dediğimde kimsenin yüzüne bakamadım sadece Ilgaz'ın derin iç çekişlerini duyuyordum. Mayıs konuşmaya başladı ''Demek telefonla konuşuyordun ha e güzel o numaradan onlara ulaşabiliriz'' dediğinde beklediğim cevabı verip bana sataşmamıştı tamamen olaya odaklanmıştı, ona döndüm benden bi yaş büyüktü sadece ama fazlasıyla olgundu.

Mayıs'ın bu dediğinin ardından kafamı yerden kaldırıp onlara dödüm ve hepimizin içini bi umut kaplamıştı, sonuçta elimizde bu zamana kadar herkezin ölümüne sebep olan bi ajan vardı ve onun bilgileri onu konuşturup düşmanlarımız hakkında her şeyi öğrenebilirdik, ama tek bi sıkıntı vardı sanırım bu sıkıntıda tek bana aitti, sıkıntı o ajanın Tulip olmasıydı bu zamana kadar dost bildiğim, dertleştiğim, güvendiğim Tulip olmasıydı. Ben bunları zihnimden geçirirken Tulip konuştu ''Şansınıza küsün telefonu camdan aşağı attım, olabildiğince uzağa şu an onu bulsanız bile allah bilir ne haldedir.

Ayrıca şunuda ekliyim birazdan emin olun beni kurtarmaya geliceklerdir''

''Sen öyle san zavallı ajan'' diyerek ona karşı çıktı Ilgaz ve Mayıs konuştu ''Şu an bizim elimizdesin ve kafanda bir silah dayalı yani kısacası bze düşmanlarımızla ilgili bildiğin her şeyi anlatıcaksın''

''İsterseniz öldürün ben sizin gibi katillere konuşmam''

''Ne diyorsun sen be'' diye sert çıktı Ilgaz ama Tulip haksız olduğu halde kendini haklı çıkarmakta kararlıydı, ne kadarda bana benziyordu ''Ne o yalanmı annemi siz öldürdünüz sonra bi ekip kurup beni kandırıp teyzemlerin ekibinide öldürecektiniz'' dediği an Mayıs kahkaha atıp onun suratına doğru eğildi ve iğrenerek konuştu ''Kızım seni fena kandırmışlar asıl katil onlar, hadi katil biziz diyelim ekip arkadaşlarımızıda mı kendi ellerimizle öldürdük hepsi onların planıydı''

''Onların planı olduğunu bilmediğimi mi zannediyorsun hepsinin öldürülmesinde bire bir yardımcı oldum Kumsal ve Tutku'nun kaçırılmasında Afet'e onları unutturan bendim, Afet'in odasına yılanı koyanda kapıyı kitleyip anahtarı senin hırkanın cebine koyup suçu sana atanda bendim, Cenk ve Cansel'e o kadar yardımım dokunmadı teyzem halletti onları'' Ilgaz bu dediğine dayanamayıp onun çenesine sertçe yapıştı ''Ne diyorsun sen lan kardeşim, kardeşim senin yüzünden öldü herkezi senin yüzünden kaybettik o teyzem dediğin canavarsa hepimizin ailelerini katletti''

''Yalan söylüyorsun, teyzem neden annemi kendi kız kardeşini öldürsün ki yalan attığınız çok açık ve belli hepsini siz yaptınız ve teyzemde sizden intikam almak için o ekibi kurdu''

''Bu senaryonun mantıksızlığının, parçaların birbiriyle uyuşmazlığının sende farkındasın değilmi Tulip? Kendine gel kızım seni fena yemişler, acınacak durumdasın annenin katiliyle bir olup masum insanların canını katlediyorsun'' Mayıs lafını bitirdiğinde Tulip konuşamamıştı, sanırım hata yaptığını anlıyordu ama bu onun yaptıklarını hafifletmezdi 5 kişinin ölümüne sebep olmuştu o, ister kandırılmış olsun, ister olmasın bu hiç bir şeyi değiştirmeyecekti benim gözümde. Üstelik onun daha beni kandırmasını unutmamaıştım resmen beni kullanıp kendine siper etti, ben o hariç herkesi suçladım. Herkez yapar benim dostum, kardeşim Tulip'im yapmaz demiştim. Şimdi ise dostum bildiğim kişinin bize ihanet etmesinden dolayı onu sorguya çeken Ilgaz ve Mayıs'ı izliyordum, ve sessizce onlardan olabildiğince uzaklaşmaya çalışıyordum. Mayıs birden kendine gelmiş olucak ki Tulip'in kafasından silahı çekmeden bana döndü ''Ama burada senin kadar suçlu biri daha var, onu uyarmama rağmen seni dostu olarak görüp bu olaya karşı kendi gözlerini kör eden Selis mesela'' Ama bu kadarı da fazlaydı ne kadar üzgün ve pişman olduğumu görmüyormuydu bu kız tam iki büklüm oturur vaziyetimi düzeltip, dikleşip Mayıs'a karşı çıkmak üzere ağzımı açıcakken, Ilgaz girdi araya ''Sakın bu durumda içimizdeki ajanı bulmuşken ve herkes pişmanken bi kavga daha çıkmasın'' dedi. Aslında Ilgaz benim konuşmama ne kadar izin vermesede beni savunmuştu, çünkü burada haksız olan bendim ama Mayıs dururmu cevabını yapıştırdı ''Hatırlatırım ben pişman değilim çünkü ben en başındann beri ajan olarak Tulip'i görüyordum'' dediğinde Ilgaz Mayıs'a sert bir bakış attı ve Mayıs sustu. O sırada Tulip'e baktım gözünden bir damla yaş süzülüyordu ne yani pişmanmıydı? Tamam pişman olabilirdi ama bu da bi oyun olabilirdi. Kafam karman çormandı tam o sırada Tulip konuştu ''Özür dilerim ben sağlıklı düşünemedim işin ucunda annem vardı özür dilerim'' diyerek ağlamaya başladı. Mayıs sinirlenmişe benziyordu ''Ne yani bumu, kızım sen ruh hastasımısın şu an özür dilediğin şeyi daha demin zevkle anlatıyordun'' Mayıs haklıydı ama bu kadarda sert tepki vermesi şartmıydı, belkide öyleydi gerçekten kafam allak bullak olmuştu. Ilgaz Mayıs'a daha sert bakınca Mayıs tamamen sustu ve Ilgaz konuştu ''Sana bir teklifim var Tulip sen bize teyzenle ilgili yani teyzen Agnes oluyor sanırım, her neyse teyzenle ilgili ve grupla ilgili bildiğin ve öğrenebildiğin her şeyi anlatıcaksın bizde seni yanımızda tutucaz'' dediği an Tulipkonuşmadan Mayıs lafa atladı ''Ne yani bu kızı yanımızdamı tutucaz birde nereden bilicez bize yanlış bilgeleri anlatıp hala ajan olarak kalmıyacağını. Bu gözyaşlarına kandıysanız yemeyin timsah gözyaşları bunlar''

''Mayıs yeter artık sus bu ekibin lideri benim ve ben ne dersem o'' Mayıs sanırım dayanamamış olucak ki sustu ve bi adım geri çekildi, ama hala silahı Tulip'in kafasına tutuyordu. Uzun bir sessizliğin ardından Tulip sessizliği bozdu ''Tamam kararımı ve'' daha cümlesini tamamlayamadan eve giriş kapısından büyük bi ses geldi ayaklanıp o tarafı baktığımda iki kişi içeri girdi. Hemen silahımı çekip gelen adama tuttum, Ilgaz'da yandaki kadına, Mayıs ise arkamıza geçerek silahı Tulip'in kafasına tuttu. Dikkatli baktığımda bu gelenler Holly ve abisi Dean'dı, yani Demir, Demir'im onu yıllar sonra ilk kez kanlı canlı karşımda görmüştüm.

Gözlerimin içi titriyordu çünkü Demir dimdik benim gözlerimin içine bakıyordu ama nefretle bakıyordu, beni tanımış mıydı?

Tanıdığı halde mi bana böyle bakıyordu?

Kafamda deli sorular dönerken arkadan Mayıs konuştu ve o an Demir'in gözleri üzerimden çekilip Mayıs'a kaydı ve o anlık bi rahatlama hissiyatına kapıldım. Bu sırada Mayıs ''Yaklaşmayın Tulip elimde vururum'' dedi, tabiki blöf yapıyodu o bize lazımdı ama umarım ki onlar bunu anlamazlardı. Dean konuştu ''Biz bu numaraları yemeyiz zaten onu öldürmeye geldik o artık işimize yaramıyor'' zavallı Tulip kim bilir duyguları nasıldı şu an? Ama ben niye onu düşünüyordum o beni kandırmıştı hemen toparladım ve ''Ne güzel işte bizde sizi öldürürüz o sırada'' dediğimde Demir'in gözleri yeniden beni buldu, sesi hala bana huzur veriyordu ama bende ona nefretle bakıyordum çünkü o beni terkedip gitmişti üstelik bunu kuru bi mesajla yapmıştı. O sırada alaylı bi şekilde konuştu ''Yapabileceğine inanıyormusun yani?'' dediğinde onu önceden tanıdığımı ele verebilirdi ama ben bunu umursamadan daha çok gerçekten bunu yapıp yapamıyacağımı düşündüm.

Yapabilirmiydim onu vurabilirmiydim? Bu sırada tekrar konuştu ''O cesaret sizde varmı?'' neyse ki toparlamıştı, ama belkide bunu gerçekten söylemişti beni tanımamış olabilirmiydi sonuçta 18 yaşımdan sonra çok değişmiştim. Holly konuştu ''Kızı bize verin''

''Malesef elimizde kalmadı'' diyerek dalga geçti Ilgaz, arkasından da Mayıs konuştu ''Hani öldürmeye gelmiştiniz niye istiyorsun Tulip'i komiksiniz'' Holly sinirli bi nefes alıp verdi ama ben bunların dışında tamamen duygularıma yenik düşmemek konusunda savaş veriyordum. Aynı zamanda Demir ile olan göz temasımızı kaybetmiyoduk, beni tanımış olmalıydı yoksa neden bu kadar uzun göz teması kursun ki, ya da belki benden sonra bunu bir çok kızla yaşamıştı.

Demir gözlerini 1-2 defa kırpıştırdıktan sonra Mayıs ile Tulip'e dönüp ''Okey bana uyar nasıl olsa sizin seçiminiz'' dediği an derin bi nefes aldı ve silah patladı bu sesi her duyduğumda ilk duyduğum zaman aklıma geldiği için gözlerimi sıkıca yumuyordum, yine öyle yapmıştım ama bu sefer hızla geri açıp arkama döndüğüm an Tulip'i gördüm, boğazından vurmuşlardı, halıya ve Mayıs'ın yüzüne kan sıçramıştı. Tulip Mayıs'ın kollarından kayıp koltuğa düştüğü an Mayıs'ta yanına oturdu ve yastık kılıfını çıkarıp boğazına bastırdı. Ben ise öylece kalakaldım şah damarı patlamıştı çok kan kaybediyordu muhtemel ölmesi 1 dakika bile sürmeyecekti, buna ek olarak ses telleri tamamen delinmişti, parçalanmıştı ve Tulip kendini konuşmaya zorladıkça daha çok kan kaybediyordu, kısaca ölümden kaçışı yoktu.

Arkama dönmemin hemen ardından bu anlattıklarım gereğinden hızlı gerçekleşmişti ve önüme döndüğüm anda Holly elindeki sis bombasını patlatmıştı, ve etrafta yoğun bi sis bulutu oluşmuştu, sanırım bunu kaçmak için yapmışlardı, bu yüzden peşlerinden gitmeye çalıştım ama serçe parmağım kanepenin ayağına çarptı ve öylece kanepeye yığılıp ayağımı okşadım. Sanırım peşlerine düşmek için sisin dağılmasını bekleyecektim ve bir kaç kere öksürürken Demir'in nasıl acımasızca Tulip'i vurduğu aklıma geldi gerçekten bu kadar canimiydi yani, şaşkınlık ve hüsran duygaları yeniden canlandı vucüdumda ve sanırım bundan sonra Demir'i her görmemde kafamda yeni bi duygu canlanıcaktı, beni terk edip giden adamdan sonra duygularım yok olmuştu şimdi o geri geldi duygularımda geri gelecekti, ya da belki bazı duygularım daha da körelecekti. Bu düşünceler benim kafamdan geçerken sis dağılmıştı ve Ilgaz hızla elimi tutup beni kaldırdı ve evden çıkardı ''Çabuk olalım onları hala yakalayabiliriz'' dediğinde hala elimi tutuyordu ama benim gücüm Demir'i gördüğüm an tükendiği için elimi çekmeye bile gücüm yetmedi. Bu yüzden duraksadım ve Ilgaz'da hemen durup bana döndü ve ''Ne oldu?'' diye sordu telaşla, ben ise sadece ellerimize bakıyordum, tabi ki hiç bir şey hissetmiyordum. Ilgaz anladığı an elini çekti ve önüne dönüp ''Tamam ikiye ayrılalım ve 10 dakika sonra bulduk ya da bulmadık burada buluşalım'' dediğinde onu kafamla onayladık ve zıt yönlere doğru koştuk.

Sanırım onlar çoktan buradan tüymüşlerdir, o yüzden Ilgaz'dan uzaklaştığım an içimdeki karşı koyamadığım duygular beni yorgun hissettirdiği için ölü gibi yürümeye başladım, aynı zamanda içimde herhangi bir şeye dair umutta yoktu. Bi ara sokağın yanından geçerken birden kolumdan biri çekti ve çok hızlı bir manevrayla elimdeki silahı alıp attı aynı eliyle hemen sonrasında çığlık atmama fırsat vermeden eliyle ağzımı kapattı ve diğer elindeki silahı kafama dayayıp beni duvarla arasına aldı. Bunu yapan tabiki Demir'di kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu çok yakındık ama bu olmamalıydı ondan nefret etmem lazımdı. Göz göze geldiğimiz an elini ağzımdan çekip avuç içini duvara dayayarak kolunu uzattı ve zaten kafamdaki silahtan dolayı kaçamıyıcak durumdayken işimi daha da zorlaştırdı. Çok yakındık nefesi yüzüme çarpıyordu, onu özlemiştim her zerresini sadece gözlerimizin içine bakıyorduk ortalık sessizdi. Bir süre öyle kaldıktan sonra gözleriyle vucüdumu baştan aşağı iki kere süzüp tekrar gözlerimin içine baktı ve sessizliği bozan o cümleyi söyledi ''Çok değişmişsin be matmazel'' sanki dilim tutulmuştu o kelimeyi onun ağızından tekrar duyabilmektemi vardı şu kısa ömrümde. Benim konuşmamı bekledi istediğini alamayınca sanki yakın değilmişiz gibi daha da yakınlaşıp konuştu ''Özledin mi beni?'' hemde çok özledim diye haykırmak istiyordum ama bunu yapamazdım ''Yoo'' dedim, bu hiç inandırıcı olmamıştı sanırım ama sanki konuşma yeteneğimi kaybetmiştim. ''Diyorum ki uzun cümle kurmayı mı denesen''

''Sen öğretmemişmiydin bana kısa ama açık konuşmayı bende öyle yapıyorum işte ve cevabını veriyorum seni zerre özlemedim'' seni zerre özlemedim derken elimden geldiğimce vurgulamış ve bastırarak söylemiştim. Sanırım ne kadar inandırıcı söylesemde buna inanmamış olucak ki kıkırdadı ve yine o huzur veren sesiyle konuştu ''Bende seni hiç özlememiştim ne şans duygularımız karşılıklıymış demek ki'' dediğinde dudakları tek bi kenara doğru kıvrıldı, her neyse işte kısaca sırıttı. Peki ya gerçekten beni özlememişmiydi sonuçta beni terk eden oydu ve özliyicekse neden terk etsin ki sanırım o beni sevmiyordu ve ben yine boşuna ümitleniyordum ama en azından ölmeden önce onu bi kez daha bu kadar yakından görmüştüm ama yine de keşke daha fazlası olsaydık. Bunları düşünürken uzun süre cevap vermediğimi farkettim, hayır bu olmazdı kendimi altta bırakamazdım, ne cevap vereceğimi düşünürken o konuştu ''Peki cevap verme matmazel sıkıntı yok'' dediğinde onunda yüzünde buruk bi tebessüm vardı, ne olduğuna anlam veremeden konuştum ''Sen de değişmişsin, kalbin yokolmuş'' o son iki kelimeyi istemeden söylemiştim ve bunu farkettiğim an dudağımı ısırdım, o sırada Demir sanırım gerçekten üzülmüş olucak ki başını öne eğdi, bende farkındaydım bu sözün ne kadar kırıcı olduğunun hele bana yaptığı onca şeyden sonra bunu dememem lazımdı. O konuşmayınca ne kadar kırıldığını anladım ve kendimi tutamayıp tamamen istemsizce ''Özür dilerim'' dedim, bunu söyleğim an Demir hızla kafasını kaldırıp olabildiğince dibime girdi ve gözlerime olabildiğince sinirli bir şekilde bakarak ''Özür dileme, özür dilenicek bir şey yapma. Ne çabuk unutmuşsun sana öğrettiğim seni sen yapan şeyleri'' dedi. Ben ise sadece sustum kafama yasladığı silah hala yerinde duruyordu ama diğer eliyle burnunu çok sert kaşıyordu, sanırım gerçekten çok sinirlenmişti aksi taktirde burnunu bu kadar sert kaşımazdı. Yani onun bildiğim bi kaç huyundan biride sinirlenince burnunu kaşımasıydı, eğer bu özelliği de değişmediyse. ''Ne dememi bekliyorsun? Nasıl bi tepki vermemi istiyorsun?''

''Gerçek seni istiyorum be matmazel''

''Benden sonra kaç kişiye kullandın acaba o kelimeyi''

''Matmazel kelimesi sana özel değil bana özel bi kelime ve evet bu kelimeyi çok kıza söyledim'' belki bu dediklerini beni sinir emek için yapmıştı ve evet bunuda başarmıştı ve Demir yanında sinirimi gizleyemediğim tek kişiydi ''Öylemi ne güzel'' dedim halsiz sesimle o ise aramızda olan mesafeyi daha da küçülterek konuştu ''Anlatmamışsın beni onlara''

''Yo anlattım, herşeyini detaylıca''

''Yalan söyleme yeteneğin hiç bizaman olmadı matmazel, ayrıca içinizde bi ajanımız vardıya hani muhtemelen şu an ölmüş olan ondan tüm haberleri alıyordum ben bana kıyamamışsın'' dediği an nefes alıp beni konuşturmadan lafına devam etti ''Ayrıca Tulip olmasa bile senin villadaki her şeyin açığa çıkması korkusuna kapılarak tedirgin olmandan anlardım beni onların eline vermediğini''

''Evet vermedim oldumu seninle ilgili hiç bir bilgi vermedim çünkü senin hakkında doğru düzgün bi bilgiye ulaşamadım, belki dedim belki bu işlerle bi bağlantısı yoktur onu boş yere yakmıyim dedim. Ama keşke herşeyi anlatsaymışım sen az önce Tulip'i öldürdün ve şuan bundan zevk alarak bahsediyorsun, kim bilir onun gibi kaç masumu öldürdün'' dediğimde gözlerim dolmuştu ve gözümden bir damla yaş düştü, gözyaşı yanağımda süzülürken Demir avucunu yanağıma koydu ve başparmağı ile gözyaşımı sildi, hemen ardından elini çekip konuştu ''Sana ağlamaman gerektiğini dik durman gerektiğini öğrettim matmazel, seni bugünler için hazırladım çünkü biz elbet bir gün ayrılıcaktık ve ben anne babamın çocuğu olmak zorunda kalacaktım ve biz şu an o konumdayız tamamen ayrı, farlı dünyaların insanlarıyız'' bunu söylerken bi yerden sonra sesi titremişti o beni sevmese bile zor geliyodu ona gerçekleri kabullenmek. Hemen öksürüp sesini düzeltti ve tekrar konuştu ''Şimdi benimle gel matmazel, sana kötü ol demiyorum ama en azından yanımda ol''

''Ben yapamam, ben burad'' saha cümlemi tamamlayamadan Ilgaz'ın ''Selis nerdesin'' ve buna benzer haykırışları geldi, ikimizde o tarafa bakmıştık ve ilk Demir bana doğru dönüp başını öne eğdi ve konuştuğu an bende ona baktım ''Senin burada bi sevgilin var böyle tamamlıyıcaktın dimi cümleni matmazel kim sevgilin mi?''

''Hayır saçmalama asla'' dediğimde sesim istemeden yüksek çıkmıştı çünkü ben hala Demir'e sırılsıklam aşıktım. ''Kim o zaman o ve cümleni nasıl tamamlıyıcaktın ma'' demeden kendi lafını yarıda kesip ''Selis'' diye tamamladı bana şu an hayatımın en büyük cezasını vermişti, bana her zaman matmazel diyen Demir şimdi ismimle sesleniyordu. Kafamdaki silaha aldırmadan ona yalaşıp konuştum ''Benim sevgilim falan değil o tamam mı, ayrıca cümlemide burada ekibim var diyerek tamamlıyıcalktım ama sen istediğine inanabilirsin Demir''

''Sakın sakın bana bir daha eski ismimle seslenmek gibi bi hata yapma çünkü evet sen haklısın ben çok değiştim bak ismim bile aynı değil benim artık Dean'ım ben anladın mı Selis, Dean'' bunu dedikten sonra kafamdaki silahı çekip geri çekildi ve Ilgaz'ın olmadığı yöne doğru yöneldi, tam gidecekken kolundan tuttum ve bana döndüğü an konuştum ''Yapma bunu bana her zaman matmazel diyen sen bana Selis diyerek cezalandırma beni, herşeyi yap ama bu olmaz'' dediğimde ağlamaya başlanıştım, tam lafıma devam edecekken beni kendine çekip sıkıca sarıldı aynı şekilde ona karşılık vererek başımı göğsüne gömdüm. Ağlamam durmuştu o bana iyi geliyordu, hala sarılır pozisyondayken konuştu ''Bizden artık olmaz matmazel zorlama bundan sonra aramızda yaşayacağımız tek duygu nefret olur, ikimizde çok değiştik kabullen bunu'' dediği an geri çekildim ve gözlerinin içine bakarak ''Ama gözlerin aynı Demir'in gözleri onlar seni ele veriyor dikkat et'' dedim. Bu cümlemden sonra acıyla kafasını salladı ve o sırada Ilgaz'ın ayak sesleri çok yakından geldi, Demir aniden beni döndürdü ve sırtımı bedenine yasladı aynı anda kafama silah dayayıp arkamdan ''Bana ayak uydur'' dedi.

Onu kafamla onayladım ve o sırada Ilgaz sokağa girdi bizi görür görmez silahı bize doğrulttu daha doğrusu Demir'e yani Dean'e. ''Kızı bırak'' diye bağırdı Ilgaz, sesinden belliydi endişelemişti sanırım ekipten birine daha bir şey olmasını istemiyodu. Dean ise konuşmadan omzunu benim vucüdumdan dışarıda, vurulmaya müsait bir şekilde göstermişti. Ne yaptığını anladım ve sadece ''Yapma'' diyebildim elimden geldiğince sessizce ve ağzımın içinde geveliyerek. ''Sen bana uy matmazel'' diyerek omzu hariç bütün vücudunu beni arkamda gizlemişti. Ilgaz tekrar bağırdı ''Peki keyfin bilir'' dediği gibi silahla ateş ettti ben yine gözlerimi yummuştum, Demir ilk acıyla inledi sonra ''Korkma matmazel'' diyerek beni öne itip kendini geri yere atmıştı. Bende arkamı dönüp ona baktığımda aynı anda geri geri Ilgaz'ın yanına gidiyordum, onun için endişelenmiştim. Olabildiğince kısık ama Demir'in işitebilceği bi ses tonuyla ''Acıdımı?'' diye sordum korkarak o ise kafasını öne eğip kıkırdadı, bende iyi olduğunu anlamıştım. Tabi doğruya o artık eski Demir değildi kim bilir bugünlere gelene kadar bu acıdan kaç tane çekmişti. Ilgaz Demir'e doğru koşarken, Demir'de ayaklanıp kaçmaya başladı ona zaman kazandırmam gerekiyordu. Demir için Ilgaz tam yanımdan geçerken onun koluna tutundum ve baya gerçekçi bi şekilde fenalaşır gibi yapıp yavaş yavaş kendimi yere attım. Ilgaz endişelenmişti yanıma çöktü ve onun kolunu tutmamdan cesaret bulmuş olucak ki kolunu tuttuğum elimi tuttu, rol yaptığımı çaktırmamak için ilk bu duruma tepki vermedim ama sonra yavaş yavaş kendime gelir gibi yaptığımda elimi yavaşça çektim.

Ilgaz ise yarım saattir başımda muhabbet kuşu gibi aynı şeyi tekrarlıyordu ''Arıza kız iyimisin?'' ama bu benim umrumda değildi, aklımda Demir vardı ona bi kere daha sarılabilmiştim. ''İyiyim Ilgaz merak etme ayrıca yarım saat başımda aynı şeyi tekrarlayınca iyi olmuyorum ben sanırım korkudan tansiyonum düşmüş''

''Sen ve korku''

''İlk kez kafama silah dayandı Ilgaz'' dediğimde yalan söylediğim için sesim bi garip çıkmıştı umarım anlamamıştır tedirginliğiyle dudağımı kemirmeye başladım. Neyse ki anlamamıştı ayağa kalkıp bana elini uzattı ve ''Hadi kalk eve gidelim'' kendim yerden doğrularak ''O bi anlık bir şeydi yoksa benim ayakta durmak için senin elinede kolunada ihtiyacım yok'' dedim. ''Daha demin oldu ama"

''Bi anlık birşeydi dedim''

''O zaman bi anlığına bana ihtiyaç duydun'' dediğinde derin bi nefes alıp eve doğru hızla yürüdüm çünkü Tulip ve Mayıs'ın durumunu merak ediyordum, umarım onları yanlız bıraktığımız için başlarına bir şey gelmemiştir diye dualar ederek eve vardım yani vardık Ilgaz da arkamdan geldi işte. Eve girmeden önce derin bi nefes alıp bu durumdaki mutluluğumu gizlemeye çalıştım, evet mutluluğumu gizlemeye çalıştım bi anlık vicdanım sızladı acaba ben ekibe ihanet mi ediyordum Dean hakkında bildiklerimi, geçmişimizi ve daha demin olanları anlatmıyarak ama bu saçmaydı çünkü bunun bizim intikamımızla bi ilgisi yoktu.

Olmam gereken duygulara kendimi bürüdükten sonra eve girdim, arkamda da Ilgaz geldi. Ev kan kokmuştu hızla Mayıs ve Tulip'in yanına gittim, evet Tulip ölmüştü bu gerçeğe kendimi çok önceden hazırlamıştım zaten ama Mayıs hala delice kalp masajı yapıyordu kıza bunu ister istemez işe yarasın ya da yaramasın herkeze yapıyordu bi anlam veremedim çünkü biz yaklaşık yarım saattir yoktuk ve bu zaman boyunca kalp masajımı yapmıştı neden? Ben bunları düşünürken Ilgaz içeriye daldı ve Mayıs'ı Tulip'ten ayırıp kendine getirdi. Mayıs şidddetle konuştu ''Öldü onadan tek bi bilgi bile öğrenemeden öldü'' cidden mi şu an Tulip ölmüştü ama o kendi çıkarınımı düşünüyordu, tabi ki haklıydı ama bu kadar kalpsiz davranamazdı bu durumda, yinede susucaktım çünkü az önce yaşadıklarım beni susturmaya yetiyordu. Mayıs ayağa kalkıp elinin kan olmayan kısmıyla yüzündeki kanı silip daha sonra kanlara bulanmış ellerini üstüne sildi ve konuştu ''Tamam madem öldü gönderelim onu''

''Nereye?'' diye sordu Ilgaz, ben düşmanlarımıza olduğunu anladığım için hemen karşı çıktım ''Saçmalama istersen Mayıs onu da kandırmışlar işte''

''Ciddimisin Selis sana inanamıyoum şu an en çok senin pişman olman gereken yerde ne yapıyorsun''

''Tamam ekip onun yüzünden öldü ama şu an o da öldü''

''Bende öldüren kişilere gönderelim diyorum işte''

''Diğerlerini öyle yapmadık ama''

''Hayır Selis bu ikisini aynı kefeye koyamazsın yapamazsın gerçekten bunu''

''Aynı şey yada farklı şey Tulip'i de diğerleri gibi Türkiye'ye göndericez'' dediğim an Mayıs karşı çıkmak için bi adım attığı anda Ilgaz konuştu ''Selis haklı onu da Türkiye'ye diğerlerinin yanına göndericez'' dedi ve Mayıs karşı çıkmak için Ilgaz'a döndüğünde, Ilgaz ona fırsat vermeden konuştu ''Bu konuda burada kapandı'' bunun arından Mayıs sinirle Ilgaz'a omuz atıp odasına gitti, bu yaptığı konusunda ona hak veriyordum çünkü onun dediklerinin ciddeye alınmaması onu değersiz hissettirmiş ve onu umursamadığımızı düşündürmüş olmalıydı ama sırf bunun için onunla konuşmaya gitmeyecektim. Ilgaz'a dönüp ''Yapabileceğim bir şey varmı?'' diye sordum.

''Yok sende Mayıs'ın yaptığını yapıp odana geç'' dediğinde itiraz edebilecek durumum yoktu, Ilgaz'ı kafamla onaylayıp odama geçtim ve yatağıma yatıp bugün yaşadığım hatta sadece 2 saat içinde yaşadıklarımı düşündüm ne kadar çok şey olmuştu bugün, ama ben sanırım mutlu hissediyordum. Her şeyi kafamdan attım ve sadece ama sadece Demir'i düşündüm, ilerde Tulip'i vurduğu için belki onu öldürmek zorunda kalıcaktık ya da bunun gibi bir sürü büyük olasılıklar vardı.

Bunların hepsini kafamdan atmaya çalışıyordum ama gerçekten öyle bir şey olursa ben ne yapacaktım. Bir kere daha zorlayıp bunları kafamdan attım ve zihnimde sadece Demir'le sarıldığım an kaldı...

Bölüm : 13.02.2025 22:20 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Roselissa / KANKIRMIZISI / Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~19. BÖLÜM~
Roselissa
KANKIRMIZISI

8.26k Okunma

872 Oy

0 Takip
59
Bölümlü Kitap
KANKIRMIZISI 1: Gerçeklik Algısı ~GİRİŞ~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~4. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~5. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~6. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~7. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~8. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~9. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~10. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~11. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~12. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~13. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~14. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~15. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~16. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~17. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~18. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~19. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~20. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~21. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~22. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~23. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~24. BÖLÜM~KANKIRMIZISI 2: Geri DönüşKankırmızısı 2: Geri Dönüş ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~4. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~5. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~6. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~7. BÖLÜM~ (part1)Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~7. BÖLÜM~ (part2)Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~8. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~9. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~10. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~11. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~12. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~13. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~14. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~15. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~16. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~17. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~18. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~19. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~20. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~21. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~22. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~23. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~24. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~25. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~26. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~27. BÖLÜM~KANKIRMIZISI 3: DejavuKankırmızısı 3: Dejavu ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~4. BÖLÜM~ (part 1)
Hikayeyi Paylaş
Loading...