22. Bölüm

Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~21. BÖLÜM~

Roselissa
r_roselissa

Yavaş yavaş gözlerim açıldı, etrafıma baktım. Sanırım yine beni kaçırmışlardı iyice kendime gelince etrafa daha dikkatli baktım, bi hücredeydim ve burayı aydınlatan tek şey sadece tepedeki minik ampuldü. Benim ise tek ayağım zincirle bağlıydı, sanırım yine tüm sevdiklerimi kaybedip eski hayatıma eziyet, işkence dolu hayatıma dönmüştüm ama bu sefer arada büyük bi fark vardı ben artık güçlü bir kızdım kafamı çalıştırıp buradan kaçmanın bir yolunu bulacaktım ama nasıl?

Bunları düşünürken kapı açıldı içeri gelen Dean'dı artık o benim için ve herkez için Dean'dı. ''Uyandın mı matmazel?'' diyerek kapıyı örtü ve yanıma çömeldi ''Neden yapıyorsun bunları nasıl bu kadar cani olabildin sen''

''Herkez değişir matmazel''

''Senin kadar kimse değişmedi''

''Sen öyle san'' diyip sırıttı, hemen ardından yine konuştu ''Sende değişmişsin yalan mı?

Hani benden sonra kimseyi sevemezdin, duydum sizi seni öpmüş o Ilgaz''

''Evet yaptı o beni seviyordu ama bu benim ona karşı bir şeyler hissettiğim anlamına gelmiyor''

''Ben hiç öyle algılayamıyorum ama matmazel'' dediği an sanırım beni kıskanmıştı o yüzden kıkırdadım ''Sen beni mi kıskandın?''

''Ben kimseyi kıskanmıyorum benim olan benimdir''

''Okey''

''Benim kelimelerimi rahat bırak''

''Tamam be senin kelimelerine kalmadım ben'' dediğimde sırıttı ve konuyu değiştirip yine konuştu ''Eski hayatına hoşgeldin''

''Sen bana zarar verebilecek misin?''

''Evet, sen söyledin çok değiştim ben''

''Peki Tulip'in öldüğü gün niye benim için kendini vurdurttun? Niye kaçıp gidip beni zor durumda bırakmadın?''

''Kullandım seni matmazel, kullandım sen ağlayınca oradan kurtulmamı daha da kolaylaştırmak için böyle bi plan kurdum''

''Sevmiyorsun yani beni hala''

''Ben seni hiç bir zaman sevmedim matmazel, eskiden seninle birlikteyken çıktığım kızların sayısını sayamadım bile''

''Yalan söylüyorsun''

''İstediğine inanabilirsin ben doğuştan kötüyüm'' bunu söyler söylemez elimi sıkıp yumruk yaptım ve dayanamayıp onun suratına geçirdim ''Ooov iyiydi bu matmazel bak ne güzel güçlenmişsin''

''Senden nefret ediyorum''

''Ne güzel duygularımız karşılıklı'' diyip sırıttarak odadan çıktı, ne yani o beni hiç bir zaman sevmedimi ama o zaman bana neden 10 yıl boyunca yardım etti yalan söylüyordu, ya da belki ben bu söylediklerine inanmak istemiyordum. Bir süre sonra yeniden kapı açıldı içeriye giren Holly'di arkasında da Dean girdi. Kapıyı örttüler, Holly'nin elinde ısıtılmış demir vardı ne olacağı çok belliydi ve Holly konuştu ''Evet Selis aramıza hoşgeldin, sen sanırım eskiden de bu dönemlerden geçmişsin ama kaçmışsın. Ne yaparsın işte tilki dönüp dolaşıp kürkçü dükkanını buluyor'' diyip kahkaha attı ve lafına devam etti ''Normalde orada senide öldürücektik ama abim senin güçlü olduğunu bizimle çalışabileceğini söyledi şimdi sana soruyorum istersen hiç zorluk çıkartmadan direk askerimiz ol ya da biz sana zorla bu teklifi kabul ettirelim ne dersin''

''Ölürüm yine de sizin askeriniz olmam'' dediğimde Holly yine kahkaha attı Dean ise hücrenin köşesindeki bir duvara yaslanmış kollarını bağdaş kurmuş, hiç bir tepki vermeden bizi izliyordu, o beni öldürmek istememiş ama ben onların askeri olmaktansa ölmeyi seçerim bunu düşünmemiş olmalı. Holly yine konuştu ''Peki o zaman bunu sen istedin'' dediği an kapıdan yüzü maskeli iki kişi girdi ellerinde büyük bi sac vardı içinde ise sıcak köz vardı.

Holly elindeki demir çubuğu köze batırıp ısıttı ben ne yapacağını biliyordum, neyseki acıya dayanıklıydım o yüzden hiç bir sıkıntı yoktu.

Demir çubuğu iyice ısıttıktan sonra sırtıma iki kez art arda vurdu. Sırtım bi yandan yanıyor bi yandan ise darbeler ile acı daha da artıyordu. Yaklaşık 20 kere vurduktan sonra demir çubuk biraz boynumdan yukarı kafama sürtünce boşluğuma geldi ve büyük bi çığlık attım. O sırada Demir hızla Holly'nin elini tutup ''Tamam yeter gerisi bende'' dediğinde Holly demir çubuğu közün içine bırakıp kolunu Demir'in boynuna attı. Eğer bi huyu daha değişmemişse Demir boynuna dokunulmasından nefret ederdi, ve sanırım bu huyu değişmemişe benziyordu ki yüzünü bi sinir sardı. İlk Holly konuştu ''Ne dersin abicim 27. vuruşa kadar dayandı çıkarmı bundan iyi bi asker?'' diye sorduğunda kahkaha attı ama Demir dişlerini sıkarak ''O kolunu çek'' dedi, evet hala boynuna dokunulmasından nefret ediyordu. Bunun ardından Holly elini çekip ''Tamam be sanki bişe yaptık''

''Tamam siz çıkın gerisi bende hadi'' dediği an Holly kafasıyla onayladı ve ilk o sonrada arkasından maskeli iki adam çıktı. Demir onlar çıkar çıkmaz kapıyı kitleyip bana döndü ''Çok acıdımı?'' bunun ardından başım dönsede ayaklandım ve konuştum ''Düşünüyorsun hala beni'' bana yaklaştığı an başım daha da döndü tam düşücekken ani bi refleksle bi elimi onun omzuna diğer elimi de boynuna koyup tutundum ve ayakta kalabildim. Tek sıkıntı çok yakındık, bi an ne yaptığımı farkedip hızla elimi boynundan çektim ama Demir anında elimi tutup geri boynuna koydu, daha sonrada omzundaki elimide alıp boynunun diğer yanına koyup ellerimi okşarken konuştu ''Böyle daha iyi'' diyip gülümsedi. ''Ama sen nefret edersin''

''Konu sen olunda işler değişiyor demek ki'' diyerek daha da yaklaştı aynı anda ben geri gittim ve sırtım duvara yapıştı, sırtım acıyordu ama umursamadım, o ise olabildiğince dibime girip bi elini yanağıma koydu ve konuştu ''Seni özlemişim'' diyip kafasını hafif yana yatırdı ve iyice bana yaklaştı, beni öpeceğini anladığım an gözlerimi yumdum. Dudaklarımız çok hafifçe birbirine sürttüğü an kapının açılma sesi geldi, neyseki kitliydi. Kapıdan ''Abi konuşmamız lazım'' diye ses geldi, Demir bi kaç santim geri çekilip gözlerini açtı ve bana bakmadan ''Kahretsin'' diye mırıldandı.

Ellerimi boynumdan çekip uzaklaştı ve kapıya yöneldi ve kapıyı açar açmaz bana bakmadan çıktı. Ben ise anında yere çöktüm ve dudaklarıma dokundum, neydi bu şimdi?

Seni özledim dedi ama daha öncesinde hiç özlemedim dedi hani benden nefret ediyordu, hani beni kandırmıştı taşlar yerine oturmuyordu. Derin bi nefes alıp duvarı izliyerek düşüncelere daldım, sırtımdaki acıya dayanamayıp kendimi uykunun kollarına bıraktım...

...

Sanırım daha 1 saat uyuyamadan uyandım, ben uyandıktan hemen sonra kapı açıldı, içeriye gelen Demir'di elinde yemek tepsisi vardı, kapıyı örtüp yanıma çömelip yanıma tepsiyi bıraktı, aynı eskisi gibi. ''Hadi ye matmazel güçsüz düşmüşsündür'' dediğinde karşıma oturdu. ''Neden hala beni düşünüyorsun?''

''İşimize yarıyıcaksın''

''O zaman daha demin yaşananlar neydi?"

''Sus ve yemeğini ye matmazel''

''Seviyor musun beni?''

''Nefret ediyorum duydun mu nefret''

''Hiç inandırcı değilsin''

''Yemeğini ye'' dediğinde yemeğe uzandım ve bi kaşık pilav ağzıma atıp tekrar konuştum ''Bana yemek getiriyorsun hala aynı şekilde''

''Yemeğine ye''

''Aynı eskisi gibi''

''Yemeğini ye dedim matmazel'' bunu söylerken sesi yüksek çıkmıştı. ''Tamam o zaman bir şey sorabilir miyim?''

''Sor''

''Nerden biliyordunuz Ilgaz'la bizim oraya geleceğimizi''

''Tulip'i öldürdüğümüz gün sis bombasını patlattıktan sonra bi dinleme cihazı yerleştirdik eve'' diyerek güldü, zevk alıyordu insanları öldürmekten. Konuşmadan yemeğimi yedim, yaklaşık 10 dakika sonra yemeğimi bitirdim ve Demir konuştu ''Benden sana zarar gelmez korkma''

''Ama kardeşinden geliyor'' dediğimde önümdeki plastik tabağı aldı ve ayaklanıp hiç bir şey demeden odadan çıktı. Benim duygularım düşüncelerim karmakarışıktı artık hiç bir şey düşünmek istemiyordum, ilacım yanımdaydı onu içip kurtulabilirdim bu düşüncelerden ama su lazımdı. Ben bunları düşünürken yine Holly ve Dean geldi.

Holly'nin elinde testere vardı hayır bu olamazdı, o sese bile dayanamazdım. Holly konuştu ''Öğrendiğime göre sen 14 yıl önce kaçmaya çalışırken yakalanıp saçların testereyle kesilmiş, korkuyormuşsun testereden'' cevap vermedim sadece testereye odaklandım, Holly cevabını almış olucak ki testereyi çalıştırdı, ben anında sırtımı duvara yaslayıp oturduğum yerden ayaklarımı büküp kendime çektim, anlımı dizlerime dayayıp oraya bakmadım, aynı anda kulaklarımı tıkadım. Holly testereyi kafamın etrafında dolandırıyordu, ben ise titriyordum. Sanki ses her saniye artıyordu, artık dayanamadım ve ne olursa olsun göze alarak elimle testereye çok sert ittirdim.

Avuç içim derin bi şekilde kesilmişti ve testere yere düşüp kapanmıştı, Demir sıçrayıp konuştu ''Holly çabuk pansuman eşyalarını getir ve şu testereyi götür'' Holly gayet rahat görünüyordu kafasıyla onaylayıp testereyi götürdü ve odadan çıktı. O çıkar çıkmaz Demir yanıma koşup elime baktı ''Ah be kızım naptın sen''

''Acımıyor'' hala titriyordum, ''Tamam sakinleş artık'' diyip hızla bana sarıldı o da bana iyi geliyordu ama benim ilacımı içmem lazımdı. Titremem azalsa da hala vardı, Holly kapıdan girmeden 1 saniye önce ayrıldık ve Holly pansuman çantasını Demir'e uzattı.

Demir hemen avcuma sargı bezini bastırdı ''Çok derin dikiş lazım''

''Abartma abi kanaması dursun yeter zaten öldürmiyecek miyiz'' bunun üzerine Demir'in sesi yükseldi ''Tamam Holly çık'' Holly sinirle çıkıp kapıyı sertçe örttü. ''Dayanabilecek misin matmazel''

''Abartma istersen Demir sadece bi çizik''

''Çizik dediğin şeyin büyüklüğünün farkındamısın sen''

''Abartma işte durur kanama birazdan''

''Tamam pansuman yapalım en azından enfeksiyon kapmasın'' diyip elime nazikçe pansuman yaptı. O iyi biriydi olduğu şartlar onu kötü olmaya zorluyordu, o pansumanımı bitirmişti ama ben hala titriyordum ''Demir su getirirmisin'' kafasıyla onaylayıp hızla su getirmeye gitti geldiği an ilacımı görüp gömemesini hiç umursamadan bi tane ağzıma attım ve elindeki suyu alıp kafama dikledim, bana garip bi şekilde bakıyordu ''O ne?'' ona ne der gibi bakınca elimdeki ilacı gösterdi ilacı cebime koyarken ''Hiç bişe beni rahatlatıyor'' dediğim an ilacı aldı ve ilaca bakıp bana sinirlice baktı ''Günde kaç tane içiyorsun sen bundan''

''Seni ve acılarımı bana unutturan tek şey ver onu bana''

''Sen bunun içeriğini biliyormusun''

''Tamam ver''

''Yarısı uyuşturucu bunun yarısıda su zaten bu sana iyi gelmiyor kendine bağlıyor''

''Tamam ver zaten ölücem ha o öldürmüş ha sen'' dediğimde hızla yanıma eğilip konuştu ''Sakın sen ölmiyiceksin buna izin vermem''

''Amacınız o değilmi?''

''Benim değil'' artık sıkmıştı bu hayat beni kaçmam lazımdı ama ayağımdaki zincir varken imkansızdı bu. O yüzden aklıma bi plan gelmişti ''Lavaboya çıkmam lazım''

''Tamam gel götüriyim seni'' dediğinde ona tutunup kalktım ve sonra ellerimi çekerek ''Ben yürüyebilirim'' dedim. ''Ne oluyor bu şimdi trip falan mı?''

''Hayır, sen demedin mi bundan sonra aramızda yaşayacağımız tek duygu nefret olur diye işte o dediğini gerçekleştiriyorum''

''Ama ben gerçekleştirmek falan istemiyorum''

''Hani sevmiyordun beni''

''Sevmiyorum zaten''

''Tamam o zaman sevmiyorsan nefret etmek o kadar da zor olmamalı''

''Tamam seviyorum lanet olası kadın duydunmu seviyorum seni hemde ölümüne''

''Hani beni hiç sevmemiştin hani bana yardım ederken bil'' lafımı kesmişti ''Hepsinin yalan olduğunu sende biliyorsun değil mi?''

''Yalanı bile kötü ama''

''Seni seviyorum''

''Ama biz iki düşmanız artık''

''Bizimle ol o zaman düşmanda olmayalım, eğer kabul edersen sana hiç bir kötülükte yaptırmam''

''Sorun o değil tüm bu yaptıklarınıza karşı göz yumucak olmam sorun''

''Okey, o zaman bekle de zincirin anahtahtarını alıp geliyim, ama sakın kaçmaya çalışma''

''Söz veremem''

''Matmazel canımı sıkma'' dediğinde konuşmadım o da gidip anahtarı getirdi ben ne yapıcaktım, onu bırakıp gidebilecek miydim? Bunu yapmak zorundaydım çünkü onun gücüde beni korumaya yetmiyordu. Ben kaçmazsan ikimizde yanıcaktık ama eğer kaçarsam kavuşamasak bile acı çekmiyicektik. Bunları düşündüğüm sırada Demir geldi ve anahtarla zinciri açtı, kolumdan tutup beni tuvalete getirdi ve içeriye girdiğim sırada ''Sakın ters bir şey yapma'' dedi. Üzgünüm ama yapıcaktım ''Tamam'' diyip içeri girdim. Hemen etrafa baktım küçük bi pencere vardı, oraya sığamazdım ama kafa karıştırabilirdim. Bir hortum buldum camı açıp camdan dışarıya sarkıttım neyseki kimse yoktu, hortumun diğer ucunuda yere bıraktım. B planı gerekebileceği için lavabonun altında ki dolabı açtım içeride bir sürü hijyen ürünü vardı ama arkalarında bir biber gazı, işime yarıyabilirdi avcumun içine sakladım ve bende kapının açıldıktan sonra görünmemek için kapının arkasına saklandım. Belirli bi süre sonra kapıdan Demir'in sesi geldi ''Matmazel umarım bir şeyler karıştırmıyorsun'' ses vermedim gerekirse nefesimi tutucaktım ama tık çıkarmıyıcaktım ki inandırıcı olsun. ''Bak giriyorum'' dediğinde kapıyı açıp içeri girdi ''Hayır matmazel bunu yapmış olma lütfen şu an bu olmuş olmasın'' diyerek hızla oradan ayrıldı, özür dilerim sevgilim ama bu olmak zorundaydı.

Demir oradaki herkeze bağırıyordu, sanırım beni aramaya çıkmışlardı çıt çıkmıyordu.

Dikkatlice etrafıma bakarak oradan yavaş yavaş çıktım. Kapıdan çıktığımda koşmaya başlıyıcaktım ki birden biri beni kolumdan tutup duvarla arasına aldı, evet bu Demir'di.

''Nereye matmazel'' cevap vermedim sadece dinledim ve merak ettim acaba eskiden kaçmama yardım eden Demir şimdi ne yapıcaktı ''Kaçıcak mısın cidden? Beni bırakıp kaçıcak mısın?''

''Böyle ikimizde yanarız Demir yapma''

''Yanalım kül olalım ben sensiz yaşayamam''

''Demir zaten ben asla kabul etmiyicem sizinle olmayı eninde sonunda öldürücekler beni''

''Asla öyle bir şey olmaz izin vermem''

''Canım yanıcak''

''Ona da izin vermem''

''O zaman seninkini de yakarlar''

''Alışığım ben''

''O ne demek?''

''Boşver''

''O zaman beraber kaçalım''

''Bulurlar bizi matmazel olmaz''

''Demir bırak nolur'' kafasını olumsuz anlamda sallayıp kolumu sertçe tuttu ve beni zorla içeriye sürükledi. Ben kararlıydım kaçıcaktım, ne pahasına olursa olsun. Hızla avcumun içindeki biber gazını Demir'e sıktım ani refleks ile yüzünü tuttu ve o an yapmamam gerek şeyi yapıp hızla kaçarak oradan uzaklaştım. Demir şu an ne haldeydi o benim için kendini vurdurtmuştu ama ben onun canını yaktım umarım kalıcı bi hasar olmazdı. Zaten elimdeki biber gazının içinde az kalmıştı onu da Demir'in suratına bocaladım ve kaçarken bir kenara savurdum.

Burası ormandı her yer ağaçtı ama ben pes etmeden koşuyordum elbet bi sonu olmalıydı buranın, bi çıkışı, şehre bağlanan bi yolu olmalıydı. Bu sefer pes etmiyicektim yorulana ayaklarım kanayana kadar koşacaktım. Zaten yapmadığım şey değildi...

14 YIL ÖNCE...

Çok yorgundum, ne zamandır işkence gördüğümü bilmiyordum, beni asker gibi yetiştirip büyüyünce onların adamı olmamı istiyorlardı ama benim olacağım son şey oydu. Burada ki eziyetlere katlanmamı sağlayan tek şey Demir'di onunla yaşıttık ve çok iyi anlaşıyorduk bana yardım ediyor, yeri geldiğinde beni koruyup o da dayak yiyordu.

Ama bu bi fayda sağlamıyordu ben her gün tüm gün boyunca ağlıyordum. Bugün buradan kaçıcaktım kararlıydım. Bunu başarıcaktım, odada ki çarşafları birleştirip camdan aşağı sarkıttım ve aşağı indim. Ormanlık arazide ayaklarım kanayana kadar koştum birden önüme Cedric çıktı ''Nereye küçük fare'' diyip beni zorla sürükledi ve odaya getirdiğinde Agnes geldi. Elinde testere vardı ''Cezanı da verelim değil mi?'' diyip testereyi açtı sesi korkunçtu ve dibime getirdi saçlarımı testereye dolayarak kesti.

Sonra odadan çıktı ben yine tüm gün ağladım...

...

Asla, asla terkar o anı yaşamıyıcaktım sonuna kadar koşucaktım. Tekrar onlara esir kalıp o acıları çemiyicektim, buna hiç niyetim yoktu...

Bölüm : 01.03.2025 21:41 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Roselissa / KANKIRMIZISI / Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~21. BÖLÜM~
Roselissa
KANKIRMIZISI

8.26k Okunma

872 Oy

0 Takip
59
Bölümlü Kitap
KANKIRMIZISI 1: Gerçeklik Algısı ~GİRİŞ~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~4. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~5. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~6. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~7. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~8. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~9. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~10. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~11. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~12. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~13. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~14. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~15. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~16. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~17. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~18. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~19. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~20. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~21. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~22. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~23. BÖLÜM~Kankırmızısı 1: Gerçeklik Algısı ~24. BÖLÜM~KANKIRMIZISI 2: Geri DönüşKankırmızısı 2: Geri Dönüş ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~4. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~5. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~6. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~7. BÖLÜM~ (part1)Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~7. BÖLÜM~ (part2)Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~8. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~9. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~10. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~11. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~12. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~13. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~14. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~15. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~16. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~17. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~18. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~19. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~20. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~21. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~22. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~23. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~24. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~25. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~26. BÖLÜM~Kankırmızısı 2: Geri Dönüş ~27. BÖLÜM~KANKIRMIZISI 3: DejavuKankırmızısı 3: Dejavu ~1. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~2. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~3. BÖLÜM~Kankırmızısı 3: Dejavu ~4. BÖLÜM~ (part 1)
Hikayeyi Paylaş
Loading...