
Aradan bir hafta su gibi geçmişti. Herkes sakinleşmişti, olanlar unutuldu desem yeridir. Ayrıca herkez bugün için stresliydi, en çokta Mayıs zaten bütün hafta boyunca gözüm üzerindeydi ve evet hala Mayıs'tan şüpheleniyordum. Eğer o gün kimse Mayıs'ın yanında durmasaydı Mayıs'ın gerçek yüzü bal gibi ortaya çıkıcaktı. Akşam yemeği masasını topluyorduk ve hala gözüm Mayıs'taydı, bir şeyler karıştırıyordu, bundan eminim ama her ne olursa olsun Mayıs kendini anlatana kadar o masadan kalkmıyacaktım, kimseyide kaldırmayacaktım, kararlıydım.
...
O an geldi herkez yerine yerleşti ben yine herkezden uzak tek kişilik koltuğa oturmuştum. Hepimiz Ilgazı bekliyorduk, herkeze göz gezdirdim hepsi son derece stresliydi, bende öyleydim ama belli etmemem lazımdı. Ilgaz geldi ve yerine oturdu, tam olarak kendini patron kılığına bürümüştü ama şu an hiç umrumda değildi.
Zaten kendimle ilgili tüm gerçekleri anlatmıyıcaktım sadece annemin öldürüldüğü kısım gerisinde de bir şeyler uydururdum. Zaten çoğu baştan aşağı geçmişini uyduracaktı, ama ben Mayıs'ın uyduracağı geçmişini bile merak ediyordum. Ilgaz konuştu ''Kim önce başlıyıcak kavgası çıkmasın diye kura çekicez'' dedi ve cebinden kartlar çıkardı. Yanında oturan Tutku'ya uzattı ve Tutku bi kartı çekti. Benim çıkıp çıkmamandan çok Mayıs'ın çıkması için dua ediyordum, bi gözüm Mayıs'taydı baya tedirgin yalan söyliyeceği çok belliydi. Tutku elinde duran kağıttaki ismi seslice okudu ''Cansel Solmaz'' bu isimi duyulur duyulmaz Cenk söze atladı ''Kardeşimle nasıl olsa aynı geçmişe sahibiz ben ikimizinkini birden anlatsam?'' dediğinde Ilgaz kafasını hayır anlamında salladı ve Cansel'e döndü. Tüm gözler üstündeydi kız zaten iyi değildi bu onu daha kötü yapabilirdi, niye bu Ilgaz'ın sözü bu kadar dinleniyordu? Sinir olmuştum karşı çıkıp her şey halledilebilirdi ama sesimi çıkarmadım. Cansel tam derin bi nefes alıp konuşmaya başlıyacakken dışarıda gök gürledi ve sağanak halinde yağmur başladı. Cenk ''Ilgaz ben alatıyim sonuçta geçmişi öğrenmiş olucaksınız'' dediğinde Cansel titriyordu. Ilgaz soğuk bi yüz ifadesiyle ''Hayır'' dedi. Dayanamadım ''Kız ne kadar kötü görmüyormusun nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun'' diyip hızla ayağa kalktım, bunun ardından o da ayağa kalkıp yanıma yanaştı sinirli ve sert bir şekilde gözlerine bakıyordum, o bunun aksine gayet sakindi ''Bak arıza kız ben size geçmişinizle yüzleşmeniz ve bu ana hazırlanmanız için bir hafta verdim. Ayrıca o şimdi alışmazsa düşmalarımız bir gün karşımıza çıktığı an bu geçmişle yüzleşmeye hazır olmalı'' dedi sırıtarak. Ben cevap vericekken Cenk ayaklandı ''Ne demek o benim buraya gelme şartım Cansel'in bu işlere bulaşmamasıydı''
''İnan o zaman burada hiçbir işi olmaz ayrıca zamanla güçlenicek diyende sendin o yüzden şimdi ben o güçlü Cansel'i görmek istiyorum'' bunun hemen ardından Mayıs ayaklandı "Ama kız çok kötü bu anı biraz daha erteliyemezmiyiz?'' dediğinde Cansel'den çok kendini düşünüyordu ve beni yanıltmayan hislerim onun buradan kaçmaya çalışacağını söyledi, bu yüzden hayattımda ilk kez ve umarım son kez Ilgaz'ın tarafında durucaktım ''Düşündümde'' dedim kısık sesle, sonra ses tonumu düzelterek ''Ilgaz haklı bence de şimdi geçmişiyle yüzleşmesi en doğrusu olucak'' dedim, ama kimsenin yüzüne bakamadım. Ilgaz'ın bana baktığını hissedince kafamı hızla kaldırdım, çok yakındık ''Aynen öyle arıza kız'' dediğinde nefesini yüzümde hissettim ama hala gözlerine nefretle bakıyordum, çünkü bu zamandan sonra yaşayabileceğim tek duygu oydu. Ama o sanki inadıma yapıyo gibi sırıtarak beni süzdü ve önüne dönüp Cenk'e ''Duydun'' dedi. Benim cesaretime güvendiği çok belliydi özür dilerim dercesine baktım.
Kimse sesini çıkarmadı ve herkez yerine oturdu. Yine tüm bakışlar Cansel'deydi, az önce birine bu durumdan kurtulma ümidi verip kendi çıkarım için o ümidi geri aldım o yüzden ne Cansel'in ne de Cenk'in yüzüne bakabiliyordum. Ve Cansel'in nefes alıp verişini bile duyabiliyordum, korktuğu belliydi. ''Ben küçüktüm mutlu bi hayatımız vardı bi gün annemin ölüm haberi geldi'' bunları söylerken zor nefes alıyordu, ağlamaya başlamıştı. ''Bi grupla çalışıyordu ben doğmadan önce babam o grup yüzünden hapse girmiş, ve oradaki bi kavga yüzünden ölmüş. Yani annemin ve abimin anlattığı kadarıyla bunu biliyodum o yüzden tek bağım annemdi. Annem bi gün eve geldiğinde abimle konuşurken kapı arasından duymuştum, annemin birini öldürmesini istemişler annemde yapamam demiş. Annemin abime bana birşey olursa Cansel'e iyi bak dediğini hatırlıyorum. Sonra onun intahar haberi gelince ben abime sormuştum o adamı öldürmediği için mi onu öldürdüler diye aslında her şeyi biliyormuşum, ama abim annemin adamı öldüremediği için kendini öldürdüğünü söylemişti. Bu zamana kadar bu bilgiyle yaşadım'' diyip derin bi nefes aldı ama ağlaması fazlasıyla şiddetlenmişti. ''Tamam oldumu gerisini biliyosun zaten yeter dimi?!'' dedi Cenk sinirli bi şekilde, Ilgaz Tutku'ya ''Su getirene Cansel'e'' diyince Cenk cevabını almış olucak ki sustu, ben ise hala yüzlerine bakamıyordum. Bu sırada Tutku suyu getirmiş, Cansel içmiş ve sakinleşmişti. Ilgaz ''İyimisin devam edelim mi?'' dediğinde Cansel başını evet anlamında salladı. Ve tekrar Tutku bi kağıt seçti ''Afet Yıldırım'' dediği an bakışlarım Afet'e yöneldi zor nefes alıyordu, Kumsal Afet'in elini tutuyordu, gerçekten çok iyi arkadaş olmuşlardı içimden ''Keşke birazdan da benim yanımda böyle durabilecek biri olsa'' dedim. ''Tamam hazırım ben'' dedi Afet ve anlatmaya başladı. ''Ben küçüklüğümden beri çok hassas bi kızım annemle babam sürekli kavga ederdi, en çokta bu konuda hassastım. Geçen gün kavgada bayılmamın nedeniyde buydu eski günleri hatırlamak. Neyse babam ben 8 yaşındayken araba çarptı iç kanama yüzünden öldü'' Ilgaz lafını keserek ''Emin misin?'' diye sordu neyi ima ettiğini Afet anlamış olucak ki ''İnan bunu senden bin kat daha araştırdım zaten çarpan adam hapse girmişti sonra çıktımı bilmiyorum ama o grupla alakası bile yok. Daha babamın ölümünü unutamadan 3 ay sonra ben okuldan döndüğümde salonda annemin kanlar içindeki cesedini buldum. Hemen aşağıya indim o zamanlar servisle geliyodum sitede bi kız daha vardı onu indirirken gidip servis şoföründen yardım aldım ambulansı çağırdık ama annem çoktan ölmüştü. Polis hep araştırdı ölüm nedenini ama bulanmadı mutfakta kanlı bi bıçak vardı onunla kendini öldürmüş olabilir diyerek konu kapandı. Kimi kimsemiz olmayınca da konuya sahip çıkan olmadı. O günden sonra aynı sitede oturduğum arkadaşımda kaldım. Ama onun annesi ve babasıda bu durumdan şikayetçiydi ben 18 yaşıma girer girmez doğum günü hediyem olarak beni evden attılar. Bi süre sokakta kaldım sonra bi iş buldum ev falan tuttum, hayatımı bi düzene sokunca annemin katilini araştırmaya başladım, ama hiç bi ize rastlıyamadım''. Ben şaşkınlıkla ona baktım bunların hepsini tek bi nefeste anlattı, Kumsal'a baktığımda hiç şaşırmamıştı belli ki ona daha önceden bunu anlatmıştı, muhtemelen o yüzden bunları rahatça anlattı. ''Zaten annemin ölümünden önce hassas bi kızdım zamanla tek bi özellik kazandım o da damarıma basıldımı tehlikeli bi kıza dönüşme, sinirlenince direk kendimi kaybediyorum da diyebiliriz buna'' diyip gülümsedi Afet. Sanırım bu huyuna alışmıştı, alışmışa beziyordu. Gerçi hangimiz hayatımıza sonradan giren duygulara alışmamıştık ki. Bir süre sessizlikten sonra yine Ilgaz kağıtları Tutku'ya uzattı ve Tutku yeni bi kağıt seçip ''Kumsal Durmaz'' dedi. Afet'te Kumsal'ın elini tuttu, sanırım bu anlatıcaklarını gerçekten daha önceden birbirlerine anlatmışlardı, ne güzel bi arkadaşlıkları vardı. Kumsal tam anlatmaya başlıyıcakken elektrikler gitti. Ilgaz yine sakince telefonunun flaşını açıp yere koydu ve ''Herkez flaşını açıp yere koysun bu ışık bize yeter'' dedi. ''Aslında erteliyedebiliriz sonuçta biyere kaçanımız yok'' dedi Mayıs ve hemen lafa girdim ''Bence artık ertelemeyelim'' dediğimde Ilgaz bana bakıp sırıttı, zavallım onu desteklediğimi zannediyor, halbuki hepsi tamamen kendi çıkarlarım içindi ama kavga çıkmasın diye laf etmedim. ''Bence oldu evet anlatabilirsin artık Kumsal'' dedi sayın Ilgaz bey. Derin bi nefes alıp konuşmaya başladı Kumsal ''Annemi gece öldürdüler. Ben uyuyordum henüz 11 yaşındaydım babam birden odaya girdi ve beni dolaba saklayıp annen öldü kızım korkma gelicem birazdan dedi ben sessizce dolapta babamı bekliyordum dolap kapısını aralayıp baktığımda babam adamı camdan aşağı atmıştı ve tam o sırada polisler gelip babamı götürdü tam babamın peşinden gidicekken annemin yerde yatan kanlar içindeki bedenini gördüm duraksadım babamı 1 hafta sonra saldılar çünkü babamın camdan attığı adam yaşıyo olucak ki kaçmış zaten o gün de polisi biz aramıştık. Her neyse babamın bana anlattığı üzere o kişi hırsızmış ve annem hırsızı durdurmaya çalışırken hırsız annemi öldürmüş sonra babam hırsızın elindeki bıçağı alıp onu kovalamaya başlamış zaten kaçarken açık camdan da kendi düşmüş.
Babam da iki yıl önce kalp krizinden vefat etti. Ben biraz araştırınca o hırsızın hala yakalanamadığını ve aslında onun babamın eskiden çalıştığı grubun bi üyesi olduğunu öğrendim'' diyip derin bi nefes aldıktan sonra ''İşte benim hikayemde bu kadar'' diyip lafını bitirdi. Kumsalda aynı Afet gibi tek soluktabunları anlatmıştı, belli ki ikisi de birbirine bunları önceden anlatmıştı, ne güzel bi arkadaşlıkları vardı. Ilgaz ''Peki'' diyip tekrar elindeki kağıtları Tutku'ya uzattı, ve Tutku yine bi kağıdı seçip yazan ismi okudu ''Tutku Kaya''. Evet kendini seçmişti, Ilgaz'a baktım kardeşi geçmişiyle yüzleşicekti ama o çok sakindi ne kadar da duygusuz ve umursamazdı sinirlerim bozulmuştu. Tutku abisine yani Ilgaz'a baktı, Ilgaz kafasını onu onaylar anlamda sallayınca Tutku anlatmaya başladı ''Annem ben doğarken ölmüş o yüzden annesizliğe alışkınım aslında babasızlığa da alışkınım. Yani babam ben 5 aylıkken inşaat kazası yüzünden ölmüş ama abimden bildiğim kadarıyla öyle gösterilmiş'' diyip lafını bitirdiğinde ''Bu kadar mı?'' diye sordum. Tutku ''Evet'' dedi. Ardından Ilgaz ''Ne bekliyodun''
''Bilmem sanki bana daha önceden planlanıp hikayenizin özeti çıkarılmış yada belki sadece bi kısmı anlatılmış gibi geldi de''
''Peki ama senin düşüncelerin nedense hiç umrumda değil arıza kız''
''Neden grubuna aldın o zaman madem benim düşüncelerim umrunda değil''
''Çünkü sanada intikam alma şansı tanıdım ama gördüğüm kadarıyla istemiyorsun''
''İnan hepinizden çok istiyorum ama sen anlamıyorsan, inan benimde hiç umrumda değil'' diyip ayağa kalktım ''Zaten benim düşüncelerim umursanmıyo madem bende geçmişimi niye anlatıyim ki'' diyip tam gidecekken o da ayaklanıp kolumdan tuttu ve ''Eğer buradan kalkıp bu villadan çıkarsan gruptanda çıkarsın'' diyip kulağıma eğildiğinde nefesini boynumda hissediyordum ve ''Ama eğer buradan kalkıp odana çıkarsan grupta kalırsın seni kovmam merak etme ama o çok merak ettiğin Mayıs'ın geçmişinide öğrenemezsiz'' diye fısıldadı. Bunu nasıl anlamıştı şaşkınlığımı gizleyip kendini geri çektiği an kolumu avucundan kurtarıp yine sakince sırıtan yüzünü süzüp nefretle bakarken gamzesini farkettim ve yanından geçerken kulağına ''Sırıtırken kendini havalı zannetme gamzen tüm havanı götürüyor bay Ilgaz'' diye fısıldadığımda sertçe bana baktı yine çok yakındık ve yakınlıktan nefret ederdim gözünün içine ilk nefretle bakıp sonra göz devirip yerime oturdum ''Peki varım madem''dedim, o da bana sert bi bakış atarak yerine oturdu. Elindeki kağıtları yine Tutku'ya uzatarak soğuk sesiyle ''Seç hadi'' dedi, aynı zamanda bana sertçe bakıyordu, ben de aynı şekilde ona nefretle bakarak karşılık veriyordum. Bu sırada Tutku kağıdı seçmiş ve ''Tulip Brown'' demişti, yine beklediğim kişi çıkmamıştı ama hiçte umurumda değildi çünkü eninde sonunda sıra ona da gelicekti.
Bu sırada Tulip anlatmaya başladı ''Annemde babamda ben doğmadan önce ölmüş, yani babam sağlık sorunları yüzünden annemi ise o grup öldürmüş ben o yüzden 3 ay erken dünyaya gelmişim. Beni teyzem büyüttü bi yıl önce onuda kaybettik.
Ama bana annemi öldürenlerin bi grup olduğunu o öğretti ama kim olduklarını bilmiyorum sadece bi gün onlarla yüzleşirim diye 8 yaşımdan beri bulabildiğim tüm dövüş kurslarına gittim'' diye anlattı. Mayıs ve onun güven sorunları sordu ''Peki teyzen nasıl öldü?'' dediğinde bende bakışlarımı Tulip'e çevirdim ve Tulip ''Kanser olmuştu'' dedi. Ilgaz ''Peki tamam'' diyip elindeki kağıtları yine Tutku'ya uzattı Tutku seçti ve yazan ismi okudu ''Ilgaz Kaya'' dedi. Ilgaz'a baktığımda gayet rahattı kardeşiyle birlikte anlatıcaklarını planladıkları çok açıktı ama sesimi çıkarmadım çünkü benim hedefim tamamen başkaydı. Ben bunları düşünürken Ilgaz anlatmaya başladı ''Zaten çoğunluğunu Tutku anlattı ama ben yine kendi açımdan olanı anlatıyim. Annem Tutku'yu doğururken öldü ama neden öldüğü bilinmediği için ben serumuna ilaç katıldığından şüpheleniyorum, ama kesin olmadığından bunu bu zamana kadar Tutku'ya söylemedim. Babama gelince Tutku 5 aylıkken inşaatın en üst katından düşerek öldü. Ama ben bunu o grubun yaptığına eminim çünkü bu olayı inşaattan kime sorsak herkez ezberlemiş gibi duvar örerken düştü diyordu poliste iş kazası olarak girdi sisteme ama ben bu işin peşini asla bırakmadım bu grubu araştırdığımda eskiden hepsi türkmüş hala yüzleri falan aynı ama kendilerini fransız vatandaşı olarak görtermişler ve isim soyisim hep değiştirmişler zaten plan kurmaya başlamadan önce bunları detaylıca şu an bizim için hazırlanan karargahta konuşucaz o yüzden şu an soru istemiyorum'' diyip lafını bitirdi ve bana döndü ''Oldumu istediğiniz kadar detaylımı arıza hanım'' dedi, sadece göz devirdim bu sözüne karşı, ama gerçekten daha açık bi anlatım olmuştu.
Ilgaz yine elinde kalan son üç kağıdı Tutku'ya uzattı Tutku seçti, zaten ya Cenk ya Mayıs ya da ben çıkacaktım. Ve Tutku kağıtta yazan ismi okudu ''Mayıs Şimşek'' bunu söylediği an yüzümde bi tebessüm oluştu, işte bu sefer kaçışı yoktu. Birden ayaklandı ve ''Peki ben bi lavaboya gidip geliyim en azından'' diyip tam gidecekken kolundan tuttum ve önünde dikildim, bana ne dercesine o klasik bakışını attı bende ''Malesef bu sefer seni kaçırmaya hiç niyetim yok tatlım'' dedim ve samimiyetsiz bi şekilde gülümsedim. Bunun hemen ardından Mayıs Ilgaz'a baktı, o bakınca bende baktım, Ilgaz ise Mayıs'a otur der gibi bi bakış attı. Mayıs bana dönüp derin bi nefes alıp kolunu hızla çekti ve ''Merak etme kaçmam'' sesini daha bastırarak ''Tatlım'' dedi ve yerine oturdu.
Benim yüzümde anlamlandıramadığım bi tebessüm oluşmuştu, Ilgaz'a baktım ve vay be der gibi bir bakış atıp dudağımı büzdüm sonra yüzümde alaylı bi tebessüm oluştu, yerime oturdum ve Mayıs'ı dinlemeye başladım ''Annem ben doğarken ölmüş babamda bu durumdan beni suçlayıp yetimhaneye bırakmış elimde annemin bi fotoğrafı vardı o fotoğraf ile ölümünü araştırdım. Serumun içindeki bi ilaç yüzünden benim doğumumdan 3 dakika sonra ölmüş bu bilgilerle onun bu grup ile bi iş birliğinin olduğunu öğrendim gerisi yok zaten 20 yaşıma kadar yetimhanedeydim gayet mutlu bir sürü arkadaşlarım ile geçirdiğim yıllarım oldu''. Bu son cümlesini bana nispet yaparcasına söyleyip lafına devam etti ''20 yaşımdan sonra babam bana her ay para gönderdi bi iş bulana kadar geçimimi onunla sağladım ama annemin ölümü dışında gayet kusursuz bi hayatım olduğunu söyleyebilirim'' dedi. Yalandı son söyledikleri yalandı emindim hislerim beni asla yanıltmadı ama takmadım. Ilgaz ''Tamam son iki kağıdımız kaldı şimdi ilk Cenk mi anlatıcak Selis mi öğrenelim'' diyerek elindeki kağıtları Tutku'ya uzattı ve Tutku kağıdı seçip okudu ''Selis Kandemir'' benim için bi sıkıntı yoktu sonuçta ilk Mayıs anlatmıştı ve bende ona göre gardımı almıştım. Anlatmaya başladım ''Ben doğmadan önce ablam ölmüş nedeni bilinmiyo ama araştırdığımda o grupla bi bağlantısı yok. Ben doğduğum günde babam ablamın yokluğuna dayanamayıp evi terketmiş ama annemle bana hep para yollamıştı. Annemde bi gün eve geldiğimde baygındı hemen ambulansı ardım 12 yaşımdaydım ve ambulansın numarasını biliyordum. Ambulans geldiğinde annem ölmüştü iğne ile zehirleyip öldürmüşler.
Babam öğrenince beni 18 yaşıma kadar büyüttü sonra benim geçimimi falan gayet iyi bi şekilde sağladı yani benimde mutlu bi hayatım oldu 1 yıldır annemi öldüren grubu araştırıyorum ama hiç bi ize rastlayamadım'' diyip lafımı bitirdim ve Mayıs'a göz devirdim, Ilgaz'a döndüğümde sanki yalan söylediğimi anlamış gibi bana acıyarak bakıp kafasını sallıyordu, içimde yaşadıklarımı belli etmeden ne der gibi baktım, Ilgaz önüne dönüp elimdeki son kağıdı açıp ''Cenk Solmaz'' dedi ve ona yöneldi. Cenk ''Cansel'in anlattığı yetmedi mi?!'' dedi sinirli bi şekilde. Ilgaz hayır anlamında kafasını salladı ve o an elektrikler geldi ve Ilgaz ''Bak sen anlat diye elektrikler geri geldi'' dedi. Cenk'e baktığımda derin bi nefes alıp anlatmaya başladı ''Babam, annem Cansel'e hamileyken hapse girdi ve Cansel doğmadan 2 ay önce oradaki bi kavga dolayısyla ölüm haberi geldi. Annem araştırırken görmüştüm ne araştırıyorsun dediğimde bana o grupla çalıştığını anlatmıştı babamı da hapse onlar atmış ama babamın ölümünde onların bi parmağı yokmuş. Her neyse Cansel küçükken annemden birini öldürmesini istemişler annem yapamam demiş, bana bunu anlatırken meğerse Cansel duymuş ben bunu annem öldükten sonra öğrendim.
Annem aslında bu konuda da beni uyarmıştı ben ölürsen intahar gibi gösterirler ama bil ki onlar öldürmüştür demişti ama ben Cansel bana bunları duyduğunu öğrenince psikolojisi daha beter hale gelmesin diye ona yalan söylemiştim'' diyip bi nefes aldı ve ''Gerisini biliyosunuz Cansel'in anlattığı gibi'' diyip Ilgaz'a baktı ''Oldu mu?''
''Oldu'' dedi sırıtarak, sanki bunları bizi üzmek için yapıyor gibiydi sanki ama şu an hiç umursamadım her kez hakkında gerçekleri biliyordum, sanırım bunlar bizim birbirimizle kaynaşmamızda daha yardımcı olucaktı. Ama benim asla ısınamayacağım iki kişi vardı, biri Ilgaz biri de Mayıs. bir süre sessizlik oluştu sanırım her kez düşüncelere dalmıştı. Sessizliği bozan Ilgaz oldu ayağa kalkıp ''Hadi herkez yatsın yarın herkez düşmanlarımız ile ilgili eline geçen en küçük bilgiyi bile anlatıcak ve plan yapmaya başlıyıcaz'' dedi ve odasına çıktı. Herkez yavaş yavaş odalarına dağıldı. Bende çıktım ve yattım Mayıs hariç herkez kendi geçmişini anlatmıştı ve içim rahattı onlara güvenemesemde yinede bi umut vardı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.26k Okunma |
872 Oy |
0 Takip |
59 Bölümlü Kitap |