
O dakikalar sakinleşmek için çok iyi dakikalardı. Sonra telefonum çaldı. Felix arıyordu. Eve ne zaman geleceğimi sordu.
C-Nereye seung?
S-Felix çağırıyor.
C-Tamam sevgilim. Bende gidiyorum. Görüşürüz.
S-Benimle gelsen? Felix ile Hyunjin karşı odamda kalıyorlar. Olmaz mı?
C-Olur bebeğim.
O an, söylenmeyen her şey gözlerimizin arasında asılı kaldı. Eve eve çıktık ve kapıyı açtığımda Felix ile karşılaştık. Gözlerini bana, sonra Chan’a dikti. Hafif bir şaşkınlık geçti yüzünden ama sonra klasik gülüşünü takındı.
F–Ooo, misafirin var galiba?
S–Yorum yapma Felix.
F–Ben hiçbir şey demedim ki... sadece hoş geldiniz demek istedim.
Chan kibarca başını salladı. Hyunjin içeriden çıkıp kapıya yaklaştı.
H–Chan? Oha, cidden mi?
S–Evet, geldi işte. Haydi dağılın artık.
Felix’le Hyunjin göz göze gelip sessizce bir kahkaha paylaştılar ama sonra odalarına geçtiler. Chan’le odamın kapısını kapattık. İçeride yalnız kalınca, biraz gergin hissettim nedense. Chan pencereye doğru yürüdü, perdeyi araladı.
C–Güzel bir manzara.
Arkasından yaklaştım, birkaç adım ötede durdum. Ellerim cebimdeydi. Gözlerimi ondan ayırmadan konuştum.
S–Bugün… bana iyi geldi.
C–Sen de bana iyi geldin, Seung.
Yavaşça döndü, yüzüme baktı. Gözlerinde yorgun ama huzurlu bir bakış vardı. Yatağın ucuna oturdu. Ben de yanına geçtim. Birkaç saniye sustuk. Kalbim sessizliği paramparça edercesine atıyordu.
S–Seninle bu kadar hızlı... yakınlaşmam garip geliyor bazen.
C–Kendini suçlama. Hissettiğin şeylerden utanma. Herkesin zamanı farklı işler. Ama ben seni zorlamam. Hiçbir şeye.
Ona döndüm. Dudaklarımı araladım ama kelime çıkmadı. Sadece başımı salladım. Bir süre sonra Chan arkasına yaslandı, gözlerini kapattı. O kadar güvenliydi ki yanındayken… ben de usulca başımı omzuna koydum.
S–Chris?
C–Hmm?
S–Bazen kalbim sana yetmeyecekmiş gibi hissediyorum.
C–Bana yetiyorsun, Seungmin. Belki de fazla bile geliyorsun.
Gözlerimi kapattım. O an, dışarıdaki her şey sustu. Sadece kalplerimiz konuştu. Ve biz… hiçbir şey demeden geceyi dinledik. Bir süre sonra chan konuşmayı başlattı.
C-Bebeğim. Rahat olmanı istiyorum. Sanki bir suçluymuşsun gibi yaşamanı istemiyorum. Lütfen.
S-Ne yapabilirim ki Chan?
C-İlk senden ben hoşlamdım. O zaman asıl suçlu benim.
S-Ama herşeyi başlatan benim. Bu yü-
C-Eğer sen başlatmasaydın ben başlatacaktım. Bu yüzden kendini sorumlu hisseme. Tamam mı bebeğim?
S-Hastane? Hastanedekiler öğrenirse ne olacak?
C-Bişey olmayacak bebeğim. Merak etme. Geç oldu yatalım.
Tamamen battaniyenin altına girip birbirimize sarılarak uyuduk. Gözlerimi açtığımda Chan hâlâ yanımdaydı. Sırtı bana dönüktü ama nefesi sabit, derin. Uykusunda bile huzur veriyordu. Birkaç saniye sadece onu izledim. Omzuna hafifçe dokundum. Hafifçe mırıldandı ama uyanmadı. Sanki o da bu anı sonsuza kadar uzatmak istiyordu. Yataktan usulca çıktım. Perdeleri araladım. Güneş, odanın içine sızan altın çizgilerle bizi selamlıyordu. Birkaç dakika sessizliğin içinde kalakaldım. Sonra bir ses:
C–Kaçma hemen.
Döndüm. Gözlerini açmış, bana bakıyordu. Uykulu ama gülümseyerek.
S–Kahvaltı yapacaktım.
C–Ben de seninle geleyim. Elim biraz iyidir bu konularda.
Mutfakta birlikte çalışmaya başladık. Sessizce ama dolu dolu. Ellerimiz bazen aynı bıçağa uzanıyor, bazen birbirimize çarpıyordu. Kahvaltıyı hazırladığımızda mutfak mis gibi kokuyordu. Felix ve Hyunjin hâlâ uyanmamıştı. Yemek yerken Chan bana baktı, bir şey demek ister gibi. Sonra çatalını bıraktı.
C–Seungmin…
S–Hmm?
C–Geçen gece… sen beni öptüğümde, aslında uzun zamandır tuttuğum bir şeyi bırakmış gibi hissettim.
S–Biliyorum. Aynı şeyi ben de hissettim. Ama hâlâ çok korkuyorum.
Chan elini uzattı, parmakları benimkileri buldu.
C–Korkmanı isteseydim, sana yaklaşmazdım. Ben senden… sadece dürüst olmanı istiyorum. Hissetmesen de olur. Ama saklama.
Kafamı eğdim. Elini daha sıkı tuttum. Gözlerim doldu ama ağlamadım.
S–Chris, sana güvenmek istiyorum. Ama kırılmaktan korkuyorum.
C–Ben seni korurum, bebeğim. Gerekirse senin yerine senin kalbini de taşırım. Ama sakın benden saklanma.
O an Chan’ın gözleri bana ait bir liman gibiydi. Ve ben, ilk kez, fırtınadan kaçmıyordum. Belki de… kalmak gerekiyordu artık. Tam o sırada kapı açıldı. Felix’in sesi:
F–Ooo sevgililer erkenden kalkmış bakıyorum!
Hyunjin’in kahkahası arkadan geldi.
H–Ne oldu ya, balayına mı çıktınız?
Chan güldü. Ben gözlerimi devirdim.
S–Sadece kahvaltı yapıyoruz. Gören diyecek bi bok yaptık. Sakin olun.
F–Biz de isteriz o zaman! Chan bana göz kırptı.
Sessizce fısıldadı:
C–Birlikte yaşamak çok güzel olabilir, ne dersin?
Ona baktım. Hafifçe gülümsedim.
S–Henüz sabah oldu. Ama… akşamı dört gözle bekliyorum.
–––––––––––––––––––––––––
EVETT. YENİ BÖLÜM YENİ OLAY. ÇOK GÜZELLLL.
BEĞENMEDİĞİNİZ YERLERİ SÖYLEYİN BÖLÜMLERİ ONA GÖRE YAZAYIMM.
590 KELİME, ELİMİ HİSSETMİYORUM
❗OY VERMEYİ UNUTMAYIN❗
💋ÖPÜLDÜNÜZ💋
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.77k Okunma |
532 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |