
Telefonumun ekranı yine titredi. “Chan” yazıyor. Gözlerim bir an donup kalıyor o iki kelimede. Cevap vermeyeceğim, dedim kendime defalarca. Ama parmaklarım... ihanet ediyor. Tam dokunacaktım ki elim geri çekildi. “Hayır,” dedim fısıltıyla. Ona acı çektirmek istiyorum. Benim gibi. Ama aynı zamanda… ona sarılmak istiyorum. Neden hâlâ bu kadar seviyorum? Balkona çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptı. İçimdeki yangını söndüremeyeceğini bile bile. Gökyüzüne baktım, Ve dudaklarımdan bir cümle döküldü: “Keşke beni gerçekten sevebilseydin...” Tam o sırada, kapı çaldı. İki kere. Ardından duraksayıp bir daha. Kalbim boğazıma tırmandı. Açmak istemedim. Ama bir ses... Tanıdık bir ses, aralıktan sızdı:
“Min… Lütfen, sadece bir kere dinle beni.” Sesini hemen tanıdım. Kapıyı açtım.
S-Ne oldu?
C-Seungmin, bebeğim. Lütfen beni affet. Ben gerizekalı gibi davrandım. Gül gibi sevgilim duruyorken başkalarıyla olmayı seçtim. Lütfen affet beni sevgilim. Hatta affetme. Affetmemekte haklısın. Çünkü senin gibi bir kişi bunları yaşamayı haketmiyordu. Benim gibi biriyle olmak hataydı. Ben aptalım. Ben gerizekalıyım. Ben-
S-*Ağlayarak*Dur! Yeter Chan! Ne diye karşıma çıktın? Ben hala senden vazgeçemedim. Yanıma gelerek ben ortada bırakıyorsun. Neden geldin? Ya da geleceksen neden gittin? Seni teeketmek ne kadar zordu biliyor musun? Senden vazgeçemiyorum! Sen benim kalbime gömüldün! Kahretsin ki vazgeçemiyorum! Sana aşık oldum! Senin gözlerini hatırlıyorum sürekli. O gözlerin... Kalbimi delen gözlerin...
Bunları söylerken. İlk karşılaştığımız gündeki gibi kalbim ağrıdı. Ağlayarak Chan bana sarıldı.
C-Özür dilerim, bebeğim. Affet beni. Son kez affet. Bir daha seni üzersem ismimi duymayacaksın. Söz veriyorum. Son kez affet bebeğim.
S-Hayatım boyunca terk edildim. Ailem, arkadaşlarım, akrabalarım, komşularım... Hepsi beni terk etti. Yıllardır yanımda sadece Felix var. Sadece o terk etmedi beni. Yıllarca tek korkum Felix'in beni terk etmesiydi. Sen de benden uzaklaşınca kalbime bir bıçak saplandı. O bıçak yarası ne zamana kadar iyileşir bilmem. Sadece şunu bil; sana son bir şans veriyorum fakat terk edeceksen şimdi git.
C-Teşekkür ederim bebeğim. Seni üzmeyeceğime söz veriyorum.
S: Ama bu sefer... sözlerin yetmeyecek Chan. Her “özür dilerim” dediğinde içimden bir şey daha kopuyor.
C: Biliyorum. Bu yüzden artık sadece konuşmak değil, göstermek istiyorum. Her gün, her saniye... yanında olarak.
S: *Bakışlarını kaçırır.* Bu kadar kolay değil. Kalbim hâlâ kırık. Her dokunduğunda canım yanıyor.
C: O zaman ellemem. Sadece yanındayım. Tamam mı? Sadece yanında durayım, başka bir şey istemem.
Chan yavaşça Seungmin’in elini tutmaya yeltenir. Seungmin istemsizce irkilir, ama elini çekmez.
S: Sadece... zaman istiyorum. Bunu aceleye getirme.
C: Tamam. Ne kadar gerekiyorsa... sana zaman veririm. Yeter ki gitme.
Sessizlik olur. Sadece sokaktan gelen hafif bir rüzgar sesi. Balkonda hâlâ ayaklarının dibine dökülen birikmiş gözyaşları vardır.
S: Bu geceyi birlikte geçirebilir miyiz? Sadece... yanında uyumak istiyorum. Yanımda ol, sarıl bana günlerdir hasret oldum bu duyguya.
C: Ben de bebeğim.
İkisi yavaşça içeri geçer. Sessizliğin ortasında, birbirine yeniden alışmaya çalışan iki kalbin çırpınışı duyulur. Seungmin yatağına uzanır, Chan yere battaniye serer. Işıklar kapanır. Geceyi sadece kalplerindeki gürültü aydınlatır.
Sabaha karşıydı. Henüz güneş doğmamış, ama karanlık da yavaşça çözülmeye başlamıştı. Odaya loş bir mavi dolmuştu. Sessizlik vardı, ama gergin değil… yumuşak bir sessizlik. Chan, yerdeki battaniyenin içinde doğruldu, gözlerini tavana dikti. Uyumamıştı. Nefes alışlarından, Seungmin’in derin bir uykuda olmadığını fark etti.
C: (Fısıltıyla) Min... uyumadığını biliyorum.
S: (Gözleri kapalı ama sesi kısık) Evet. Sadece... yanında güvende hissetmeyi özlemişim.
C: Ben de. Beni bir daha hayatına aldığın için... teşekkür ederim.
S: Bu bir başlangıç değil, Chan. Bu bir sınav. Kırıldığım yerden tekrar tutunmaya çalışıyorum.
Chan yatağın kenarına yaklaşır ama hâlâ dokunmaz. Gözleri, Seungmin’in sırtında gezinir. Bir zamanlar kendisine dönük olan sırt, şimdi mesafeyi temsil ediyordur.
C: Bir şey anlatmak istiyorum sana. Dün gece... sana mesaj atmadan önce, sahildeydim. Tek başımaydım. Elimde telefon, parmaklarım ekranın üstünde titriyordu. Defalarca yazdım sildim.
S: Ne yazdın?
C: “Seni kaybettim.” Sadece bunu. Ama sonra dedim ki... “Ya savaşmadan bırakıyorsam?” O yüzden geldim. Çünkü kaybettiğimi hissetmek yetmedi. Mücadele etmeliydim.
Bir anlık sessizlik. Seungmin başını yavaşça yastıktan kaldırır ve Chan’e bakar. Gözleri hâlâ doludur ama içinde bir sıcaklık parıldar.
S: O zaman savaş Chan. Ama silahla değil. Kalbinle.
C: Kalbimi sana bıraktım zaten, Min. Geri almadım hiç.
S: (İç çeker) Sadece zaman dedim ya... onu bana verdiğin sürece, belki bu sefer birlikte iyileşebiliriz.
Chan elini uzatır, Seungmin’in elinin hemen yanına koyar. Dokunmaz. Seungmin bakar, tereddüt eder… sonra elini hafifçe Chan’in avucuna bırakır. Bu defa irkilmez. Bir tebessüm geçer yüzünden.
Güneş perde aralığından sızar. Yeni bir gün başlar.
Sabahın ilk ışıkları odaya dolarken, Seungmin ve Chan hâlâ sessizce el ele uzanıyorlardı. Ne uyuyabilmişlerdi, ne de konuşacak gücü bulmuşlardı. Kalpleri konuşuyordu zaten. Ve o konuşma... kelimelerden çok daha fazlasını söylüyordu.
Ama o huzurlu sessizlik aniden bir sesle bozuldu:
Felix: (Kapıdan) "Min? Chan? Siz burada mısınız?"
Seungmin aniden doğruldu, eli hâlâ Chan’in elinde. Bir anlık panikle göz göze geldiler. Chan hafifçe başını iki yana salladı, "Sakin ol." der gibi. Seungmin nefesini tuttu, sonra yataktan indi. Kapıya doğru yürüdü.
S: (Kapıyı açarken) Sabahın bu saatinde bağırman şart mıydı?
Felix: (Şaşkınlıkla Seungmin’in yüzüne bakar) Vay canına... sen... iyi misin? Yani... dün gece...
S: (İç çeker) Yaşadım, ağladım, sustum, bağırdım. Ve evet... Chan şu an içeride.
Felix: O içeride mi?! (Bir adım geri atar) Sizi birlikte görmeye hazır olduğumu sanmıyordum.
S: Ben de değildim. Ama... sanırım artık bu hikâye kaçamayacağımız kadar içimize işledi.
Felix başını sallar. Anlıyordu. Onun gözlerinde sadece bir endişe değil, aynı zamanda bir umut da vardı. Gözleri dolmuştu, ama gülümsedi.
Felix: Peki... sabah kahvaltısı? Uzlaşma sofrada olur derler. Ben waffle yapıyorum. İçinde sevgiyle birlikte biraz da merhamet var.
Chan: (İçeriden seslenir) Kahveli waffle olursa barış imzalarım!
Seungmin güler. İlk kez... gerçekten güler. Yavaşça Chan’e döner, ona doğru yürür. Birkaç adım, ama günler süren bir uzaklığı kapatan adımlar.
S: Birlikte kahvaltı edelim mi? Sadece... bir sabah gibi. Dertler olmadan.
C: Seninle her sabah... mucize gibi zaten.
Seungmin mutfağa yönelir. Chan da peşinden gelir. Felix mutfağı savaş alanına çevirmiş, unla yüzünü boyamış halde onları beklemektedir. Ama mutfakta yalnızca waffle değil, affedilişin ilk ısırığı pişmektedir.
Belki de bazı kırıklar sarılarak değil, paylaşarak iyileşir. Kahvaltı masasının etrafında üç kişi vardı artık. Bir zamanlar parçalanmış gibi görünen kalpler, şimdi aynı tabaktan meyve dilimlerini paylaşırken yeniden bir araya geliyordu. Seungmin’in bakışları hâlâ tetikteydi, hâlâ temkinli… ama içinde bir yer, Chan’e inanmaya çalışıyordu. Belki de bu kez, gerçekten değişmiştir.
Felix: (Çatalıyla Chan’i işaret eder) Eğer bir gün daha onu ağlatırsan, yemin ederim saçlarını makarna gibi tavada çevireceğim.
Chan: (Gülerek) O zaman ağlatmam. Saçlarımı severim.
Seungmin: (Gülümser ama gözlerinde hüzün var) Ağlamamak elimde değil bazen. Ama... umarım artık sebebi sen olmazsın.
Chan: Sebebi ben değil, ilacın olacağım. Söz.
Felix gözlerini devirir ama içten içe rahatlamıştır. Seungmin kahvesinden bir yudum alır. Hâlâ her şey tazedir. Hâlâ kırıkları var. Ama kalbi artık yalnız değildir.
O an... Chan, elini masanın altında Seungmin’in dizine koyar. Seungmin önce bakar, sonra elini onun üstüne koyar. Felix, bunu fark edince sessizce gözlerini başka yöne çevirir. Belki bu sevda, biraz sancılı... ama yeniden başlamaya değer bir sevda.
Ve Seungmin, içinden şu cümleyi geçirir:
“Belki de ikinci şans, gerçekten isteyenin mucizesidir.” Dışarıda kuşlar cıvıldarken, içerde yeni bir hikâyenin sayfası aralanmıştır. Chan, Seungmin'in elini biraz daha sıkı tutar, sanki bu dokunuşu sonsuza dek kaybetmek istemiyormuş gibi. Gözleri, Seungmin’in bakışlarındaki kırılganlığı görüyor, ama aynı zamanda bir umut ışığı da var. Gözlerini biraz daha derinleştirerek, ona doğru eğilir.
Chan: Beni tekrar sevmeni beklemek… Aslında her şeyin bu kadar zorlaşacağını biliyordum. Ama seni bırakmak istemiyorum, Seungmin. Seninle olmak için her şeyi yaparım.
Seungmin: (Bir an sessiz kalır, ardından dudaklarını sıkar) Bu, sözler değil, eylemlerle gösterilmeli. Benim güvenim, tekrar kurulmalı. Hızla olmaz, Chan.
Chan: (Gözleri kararlı, ama nazik bir şekilde) O yüzden acele etmiyorum. Her gün seni kazanmak için küçük bir adım atacağım. Eğer buna değersem...
Seungmin: (Derin bir nefes alır, sonra hafifçe gülümser) Her şey zamanla olur. Ama sana şunu söyleyebilirim… Bu sabah kahvaltı masasında bizi izlerken, bir yerlerim tam anlamıyla iyileşmeye başladı. O, gerçekten umudu hissettirdi.
Felix: (Aralarındaki gerginliği hissederek, esprili bir şekilde konuşur) Ah, sonunda ikinizi de mutlu görmek ne güzel! Şu an kalkıp düğün için mekan bakmaya başlasam mı?
Chan ve Seungmin: (Aynı anda) Felix!
Felix: (Gülerek) Aman Tanrım, yalnızca şaka yapıyordum. Ama siz, ikinizin bir arada olduğunu görmek gerçekten çok güzel.
Felix, bu konuşmanın sıcak atmosferinde kendini bir yanda izlerken, Seungmin ve Chan arasında ilerleyen sessizlik, geçmişin izlerini silmeye başlamış gibi hissettiriyor. Zamanın onlara verdiği boşluk, bu kez, ilişkilerini onarmak için yeterliymiş gibi geliyor.
Seungmin: (Bir an daha sessizliğe bürünür, sonra hafifçe gülümseyerek) Belki de… birlikte geçireceğimiz daha çok sabahımız olacak.
Chan: (Seungmin’in elini nazikçe öper) O sabahların her biri seninle olacak, Min. Sonsuza dek.
Ve o anda, zamanın çok da önemli olmadığı bir an gelir; ikisi de sadece birbirlerinin yanında, geçmişin gölgelerini geride bırakmak için oradadır. Birbirlerine dokunmak, kırık olan her şeyi iyileştirmek gibidir. Sözler ve geçmişin acıları bir kenara bırakılır. Balkondan güneşin doğuşu görülebilir. Yeni bir gün başlar. Ve belki de en güzel kısımları, geçmişin içinde buldukları bu yeni umut ve şanslarla yaratacaklardır.
--------------------------------------------------
YENİ UĞRAŞIM KİTAP YAZMAK
❗OY VERMEYİ UNUTMAYIN❗
💋ÖPÜLDÜNÜZ💋
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.77k Okunma |
532 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |