19. Bölüm

TODAY IS FULL OF FLIRT❤❤

☾𝔖𝔦𝔯𝔢𝔫 𝔏𝔞𝔯𝔞☽ ꫝ፝
s.winterverse11

GECE – EVDE

Felix ve Hyunjin odalarına çekilmişti. Klinik yorgunluğu herkesin üstüne çökmüştü. Ev sessizdi. Sadece mutfakta kaynayan suyun sesi vardı. Chan bir kupa uzattı bana. Nane-limon. Hiçbir şeyim yokmuş gibi ama yine de iyi hissettiren tek şey gibiydi.


C – Bugün güzeldi, değil mi?

S – Hem de çok. Sanki yıllardır beklediğim bir günü yaşadım.


Karşımdaki tekli koltuğa oturdu. Salondaki küçük lambalardan biri açıktı, loş bir ışık… bana döndü.


C – Seninle aynı yerde çalışmak... aynı hayale sahip olmak… bu, düşündüğümden daha özelmiş.


Gözüm kupamın içindeydi ama gözümün ucuyla onu izliyordum. Sonra kalkıp ona doğru ilerledim. Beni kucağına otutturdu.


S – Sana bir şey söyleyeyim mi? Bu kadar iyi hissettiğim zamanlarda hep bir şey bozulur diye korkardım. Ama şimdi... korkmuyorum.

C – Neden?

S – Çünkü sen buradasın. Ve ben de artık kaçmıyorum.


Sessizce gülümsedi. Yavaşça kolunu omzuma doladı. Sanki bir söz değil, bir yemin gibiydi. Bir süre öylece kaldık. Sessizlik bile bizimdi artık. Sonra usulca başımı kaldırdım. Gözlerine baktım. Yakındı. Sıcak. Tanıdık. Ev gibi. Eğildi. Dudaklarıma hafifçe dokundu. Zorlamadan, acele etmeden… Sadece "biz buradayız" der gibi. Öptüm ben de onu. Çünkü söyleyecek söz kalmamıştı artık. Çünkü bu gece, sessizlikle söylenen binlerce cümle vardı aramızda. Başımı tekrar göğsüne koydum. O ise battaniyeyi üzerimize çekti.


C – Uyuyalım mı?

S – Bu kadar huzurluyken… evet.


Ve biz, ilk defa aynı hayalin içinde uykuya daldık. Sabah olmuştu. Gözlerimi tam açamıyordum. İlk fark ettiğim şey, başımın hâlâ yumuşak bir zeminde olduğuydu. Kıpırdamaya çalışırken o zeminin Chan’in göğsü olduğunu fark ettim. Kucağındaydım. Üzerimizde battaniye vardı. O hâlâ uyuyordu, nefesi sakin, kolu omzumun üstünde. Dışarıdan kuş sesleri geliyordu. Güneş perdeyi delip içeri sızmıştı ama içim hâlâ gece kadar sakindi. Kıpırdamamaya çalıştım ama tabii ki evde bizim gibi tembel uyanmayan biri vardı.


F – AŞK BÖCEĞİ UYANDI MI?


Felix’in sesiyle irkildim. Başımı Chan’in göğsünden kaldırmamla birlikte Hyunjin’in de mutfağın köşesinden kahvesini içerek bana göz süzdüğünü gördüm.


H – Ayy! Bu sahneye bir OST lazım.


Chan uyanmadan önce battaniyeyi hızla düzeltmeye çalıştım ama iş işten geçmişti. Felix, telefonunu çıkarmıştı bile.


S – Sakın. O fotoğrafı çekersen seni doğduğuna pişman ederim!

F – Ama bu klinik hikâyemizin "1. sezon finali" gibi bir sahne! Lütfen… çok tatlısınız.


Hyunjin iç geçirdi.


H – Aşkınızdan daha erken uyanıyoruz ya, kahvaltıyı hak ettik bence.


Chan uyanmaya başlamıştı. Gözleri kısıktı, saçları dağılmıştı. Ama beni gördü ve gülümsedi. Yorgun ama huzurlu bir gülümseme.


C – Ne oldu? Felaket mi oldu?

S – Felix bizi çektirmeye çalışıyor. Ben kaçıyorum.


Battaniyeyi üzerimden atıp kalkmaya çalışırken Chan bileğimi tuttu ve beni kendine çekti. Ben yeniden kendimi onun kucağında bulmuştum.


C – Bırak. Çekiyorsa çeksin. Ne olacak?


Hyunjin mutfağa döndü.


H – Sıradışı sevgileriniz için sıradışı kahvaltı hazırlarım ben.


Felix kahkaha attı.


F – “Min & Chan Care” değil, “Min & Chan Love Show” olmuş burası.


Yüzüm kızardı. Ama içim sıcaktı. Ve o sabah, aşkın en gösterişli değil, en sade hâlini yaşadık. Uyuyakaldığımız bir kucakta, başkalarının kahkahasında, gündelik bir sabahta. Felix her zamanki gibi mutfakta fazla enerjik, Hyunjin ise sabah uykulu hâliyle onun peşinden söylenerek dolanıyordu. Ben hâlâ yarı uykuluydum. Chan ise bana kahve hazırlıyordu, gözlerinde belli belirsiz bir sabah neşesi.


F – AŞKIM! Bugün menümüzde sevgililere özel, çiftlere tam puanlık, bol reçelli pankekler var!

H – Felix, şekerim... sen geçen gün yumurta haşladığını unuttun diye tencereyi yakmadın mı?

F – O bir performanstı. Soyut mutfak sanatı.


Chan kahve kupasını bana uzatacakken, vazgeçip sehpaya bıraktı. Beni kucağına alıp yeniden aynı yere oturdu.

 

S – Lütfen. Daha sabahın ilk dakikası. Aşırı sevgi gösterilerine maruz kalmak istemiyorum.

C – Ne yapayım, kucağımda çok güzel uyuyorsun. Şikâyetçi değilim.


Felix ile Hyunjin her fırsatta aşkımızı sitcom malzemesi yapmaya kararlıydı.


F – Bu arada Hyunjin’le biz karar verdik. Siz artık “Min & Chan Love Inc.” olmalısınız.

S – Eğer bana domates doğrarken kalp şeklinde kesmeyi teklif ederseniz bu evden kaçarım.

H – Ama öyle tatlı olurdu ki! Mesela kahve köpüğünde kalp çizip altına “Dr. Kim loves Dr. Bang” yazabiliriz!


Onlar böyle laf atarken kahvaltı sofrasına geçtik. Chan elindeki kızarmış ekmek ile bana döndü.


C – Seni seviyorum yazayım mı üstüne?

S – Hayır. Tereyağı sür yeter. Gerçek aşk sadeliktir.


Felix gülerek tabakları masaya yerleştirdi. Hyunjin çilekli reçeli açarken birden ciddileşti.


Hepimiz güldük. Sonra Hyunjin Felix’e döndü, kaşığı uzattı.


H – Ağzını aç! Bak sana özenle çilekli krep yediriyorum.


Felix ağzını açarken bize dönüp konuştu:


F – Bakın ve utanın. Gerçek romantizm nedir, görün.


Ben Chan’e döndüm.


S – Ben sana sadece kahveyi verdim. Yemek yedirme işine girmem.

C – O da olur. Kahveyle başladık, ömürle bitiririz.


Chan’in bu lafına cevap veremedim. Gülümsedim sadece. Masaya oturduk, dört kişilik küçük kahvaltı masasında büyük bir sıcaklık vardı. Kahkahalar, küçük tartışmalar, saçma şakalar ama en çok da… sevgi. Ve o sabah fark ettim: Aşk, sadece iki kişiyle yaşanmaz. Onu büyüten insanlar, dostluklar, sabahlar ve birlikte yenilen pankeklerdir. Oyalanmadan hazırlanıp hastaneye geçtik. Felix sabah kahvesini içerken Hyunjin bilgisayarı açıyordu. Ben dosyaları yerleştirirken Chan bir anda yanıma yanaşıp omzuma eğildi. Sesi fısıltıydı ama dokunuşu alev gibi.


C – Bu sabah kucağımda çok güzeldin. Felix'in sesi değil, sen uyandırdın beni.


Başımı hafifçe yana çevirdim, gözlerimle ona “burada mı?” der gibi baktım. Yine de içim ısındı. Bir adım uzaklaşıp dosyaları yerine koymaya çalıştım ama o arkamdan gelip belime kadar eğildi.


C – Sence danışanlar geldiğinde seni çaktırmadan ne kadar öpebilirim?

S – Chan… Bu bir klinik. İş yerindeyiz.

C – Hah. İkimizin kurduğu klinikte bana sınır mı koyuyorsun?


Tam o anda Felix geldi. Elindeki ajandaya bakıyordu ama göz ucuyla bize kaymıştı.


F – İlk hasta 09:45’te. Hazır mısınız, aşk doktorları?


Hyunjin kahkaha attı. Chan geriye yaslandı ama bana göz kırpmayı da ihmal etmedi. Hastane özel hastane ama öğle molasına kadar 250'ye yakın hasta geliyor. İnsanlar kafayı yamiş. Öğle molası zamanı geldiğinde Felix mutfağa inmişti, Hyunjin telefonla konuşuyordu. Ben de dosyaları alıp küçük dinlenme koridoruna çıktım. Sessizdi. Tam dönecekken Chan arkamdan gelip beni duvara yasladı. Gözleri gözlerimdeydi. Gözlerinin içi gülüyordu ama sesi ciddiydi.


C – Bir soru: Kahvaltı mı daha güzeldi, yoksa sabah sana sarıldığım o an mı?

S – Chan. Sal beni. Lütfen. Burda olmaz.

C – “Lütfen” derken bile bu kadar güzel oluyorsun.


Sırtım duvara değmişti. Yanağımı okşadı. Nefesim yavaşladı. Dudaklarıma yaklaştı. Ve sonunda... öptü. Sessizce. Hızlı ama etkili. Aklımı karıştıracak kadar.


S – Biri gelebilir.

C – Biri gelirse ben “nabzına bakıyordum” derim.


Güldüm. O an içimden geçen tek şey: “Bu adam beni ciddiyetle bile güldürebiliyor.” Öğle molası zamanı bitmişti. Biz kayıt odasına gitmiştik. Felix dosya düzenliyordu. Hyunjin ona yardım ediyordu ama bir yandan da bize kaş göz işareti yapıyordu.


H – Seungmin… Chan sana bakarken gözlerinden kalp çıkıyor farkında mısın?

F – Yeni cihaz mı o Chan? “Kalp monitörü – Seungmin Edition”

S – İkinizi de sustururum. Dosyalarla!

Yeniden sessizlik olmuştu. Akşamüstü bugünkü hastaların bittiğini duyduğumda sevinçten havalara uçacaktım. Chan yanıma geldi, koluma dokundu. Bu defa fısıldamadı, gözlerimin içine baktı.


C – Seni seviyorum. Her yerde. Her zamanda. Klinikte, evde, rüyamda.

S – Önceki normal Chan'ı özledim.


Chan elimden tuttu. Çatıya çıktık. Gün batıyordu. Turuncuya çalan gökyüzü, serin rüzgâr ve sessizlik… Birbirimize bakıp aynı anda gülümsedik. Yanımızda Felix ile Hyunjin ikilisi de vardı.


C – Çatıya çıkmak için bahane arıyordum. Sen gökyüzü gibi geldin.

S – Şiir kitabı mı yuttun?

C – Hayır ama seni yutmak istiyorum.


Gözlerimi devirdim ama kalbim yerinden çıkacak gibiydi. O sırada aşağıdan ses geldi.


F – Telefonumu aşağıda unuttum Hyunjin! Hemen alıp geliyorum!

H – Tamam, iniyoruz. Bekle beni!


İkisi merdivenden inerken Chan gözümün içine baktı. Bir anda sustuk. Göz göze geldik. Elleri yüzüme uzandı.


C – Şimdi... kimse yok. Sadece biz.


Dudaklarıma eğildi. Bu sefer yavaşça... yumuşak bir öpücük bıraktı. Ama öyle bir öpücüktü ki, içimdeki tüm duvarlar çatladı. Ardından bir tane daha. Bu defa daha tutkulu.
Sırtımı duvara yasladı. Avuçları belimdeydi, teni sıcaktı. Dudaklarımız tekrar buluştu, bu sefer zaman durmuş gibiydi. Her öpücükte içime güven akıyordu, sanki “Artık her şey yolunda, çünkü ben buradayım” diyordu.


C – Seni sadece kalbimle değil, nefesimle seviyorum. Bu gece... gökyüzüne adını yazacağım.

S – Ve ben de her baktığımda seni hatırlayacağım.


O an, çatıdaki rüzgâr, gün batımı, kalbim… Hepsi aynı ritimde atıyordu. Birbirimizin kalbinde nefes alıyorduk artık. Öpüşmeye devam ettik. Bu öpüşmenin sonu Felix arayınca oldu.

 

---------------------------------

 

SON 1 BÖLÜM BAMBEKLERİM

KİTAPTAKİLER ÇİLEK REÇELİNE AŞIKLAR.

 

❗OY VERMEYİ UNUTMAYIN❗

💋ÖPÜLDÜNÜZ💋

Bölüm : 17.05.2025 18:42 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...