
Aşağıya indiğimde Doktor Chan ile karşılaştım.
C-Selam Seungmin. Nasılsın.
S-İyi, siz?
C-Aradaki resmiyeti kaldıracaksak iyi olacağım. Neden kaldırmıyorsun?
S-Güvenmiyorum.
C-Kime? Neden?
S-Söyleyemem.
C-Kaldırmazsan dağa da çıkmam.
S-Tamam. Kaldırdım. Oldu mu Chan?
C-Oldu. Hadi çıkalım.
Dağa çıkmaya başlamıştık. Sohbet ede ede gidiyorduk. Dağın tepesine ulaştığımızda ben ilk olarak yıldızlara baktım. Sonra etrafımı saran manzarayı seyrettim.
C-Oturalım mı?
S-Olur.
C-Ben bu manzarayı her hafta selamlıyorum. Bundan da zevk alıyorum.
S-Ben de. Bundan sonra geleceğim. Tatile çıkarsam da geleceğim. Unutmadan tekrar tekrar geleceğim.
C-Seni zorunlu bırakmadım di mi?
S-Hayır. Zaten seninle tanışmasaydım da diğerleriyle gelcektim. Aslında senin olman iyi oldu. Diğerleri haftada 1 kez geleceklerdi. Bana bıraksan hergün gelirdim.
C-Çok fazla değil mi?
S-Benim için değil.
Bangchan ile gökyüzündeki yıldızları seyrediyorduk. O anda gözüm Bangchan'a kaydı. Biraz bakındım. Gözleri çok güzel parıldıyordu. Biraz daha bakındım. O anda Bangchan bana döndü.
C–Neye bakıyorsun Seungmin?
S–Gö- Saçında toz var… ona.
C–Toz mu? Göstersene.
S–Şey… geçti bile.
C–Emin misin? Yoksa bana mı daldın biraz?
S–Dalmak mı? Yoo. Yani… belki. Gökyüzü işte, yıldızlar.
C–Hımm. Yıldızlar... ya da gözler?
Başımı çevirdim. Kısa bir sessizlik oldu. İçimde tanımlayamadığım bir his yankılandı. Sadece yıldızlar değildi o an parlayan. O sırada telefon titredi.
“BAŞIMIN BELASI😤 ARIYOR📞”
S–(içinden)Tam zamanlama, her zamanki gibi.
C–Aç hadi, rahatsız etmesin.
S–Eder zaten.
(Telefona cevap verir.)
S–Ne var Felix?
F–Seungggg! Hâlâ dağda mısın?
S–Evet.
F–Romantik mi bari?
S–Ne romant- Saçmalama!
F–Tamam tamam, kızma. Sadece... boş otele dönünce üzülüyorum.
S–(yumuşakça)Dönerken bir şey ister misin?
F–Dönmen yeter.
S–Hadi kapatıyorum.
(Telefonu kapatır. Chan Seungmin’e bakar.)
C–Yakınsınız, değil mi?
S–Evet. O olmasa... şu an burada olmazdım belki de.
Chan bir an durdu, sonra hafifçe başını salladı.
C–Bazı insanlar hayatı kurtarır. Bazılarıysa sadece... kalbini.
S–(sessizce)Bazen fark etmiyorsun bile, hangisi olduğunu.
Sessizlik oluştu. Rüzgar hafif esmeye başladı. Yıldızlar tepede parlamaya devam ederken ikimiz de gökyüzüne bakıyorduk.
C–Bilir misin… bazı insanlar sadece izlemek ister yıldızları.
S–Çünkü ulaşamayacaklarını bilirler.
C–Belki de ulaşsalar bile… parlamaz o yıldızlar artık.
S–(bakışlarını kaçırarak) Çok düşünüyorsun.
C–(gülümser) Sen de çok susuyorsun.
S–Çünkü konuşursam...
C–Çok konuşursan...?
S–Boşver.
Yıldızlara döndüm. Gözlerim bir noktaya takıldı, sonra içimden bir şeyler geçerken o tanıdık hissi tekrar hissettim. Ama yine de, bunu tanımlayamadım.
"Gözüm sende, elimde değil.
İçim tuhaf, tarif değil.
Bu bir şey mi, bilmiyorum.
Sadece... garip hissediyorum."
İkimiz birlikte bir süre sessizce oturup yıldızları seyrettik. Sonra Chan saatine baktı.
C–Hadi artık. Saat geç oldu. Seni oteline bırakayım.
S–Gerek yok, tek başıma gidebilirim.
C–Israr etmeyeceğim… ama yolda kaybolursan suç bende.
S–(hafif gülümseyerek) O zaman birlikte kayboluruz.
Chan da gülümsedi. Sessizce kalktık. Dağdan birlikte inmeye başladık. Gece sessizdi ama içimde çok şey konuşuldu.
(Chan Seungmin’i otele kadar getirir. Ön kapının önünde dururlar.)
C–Güzel bir geceydi.
S–Garipti. Ama… evet. Güzel.
C–Belki tekrar ederiz.
S–Belki.
(Sessizlik. İkisi de bakışlarını kaçırır.)
C–İyi geceler, Seungmin.
S–İyi geceler, Chan.
Chan arkasını dönerek uzaklaştı. Bir an kapıda bekledim. Sonra gökyüzüne bakındım.
Yıldızlar aşkı verir mi bilmiyorum…
Ama bir şeyler verdiği kesin.
——————————————————————
1 GÜNDE 2 BÖLÜM.
ROMANTİZM BAŞLADI
❓AMA BELİRSİZ ROMANTİZM❓
❗OY VERMEYİ UNUTMAYIN❗
💋ÖPÜLDÜNÜZ💋
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.77k Okunma |
532 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |