
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Keyifli okumalar dilerim 💖
Küçücük yaşımda yaşadıklarım omuzlarımın üzerinde öyle bir yük yüklemiştiki onları dik durmaya gücüm yoktu. Derdim sırtımı kambur etmişti. Aşağı katta babam Asil'in kafasına siyah dayamış onu benden boşanması için ikna etmeye çalışıyordu. Asil ise inatla ona direniyordu. Onun bu direninişi beni sevdiği için yapmadığı biliyordum. Ailesine hesap veremeyeceğini bildiği için yapıyordu. Bu inadının sonu hiç hayra gitmeyeceği belliydi. Babam silahı alnına dayamışsa hiç çekinmeden ateşlerdi de.
İşte bende tam olarak bundan korkuyordum. Babam eğer Asil'i vurursa hiç bitmeyecek bir kan davasını başlatmış olacaktı. Onu durdurmanın bir yolunu bulmalıydım. Babamı durduracak tek kişi annemdi. Hızlı adımlarla merdivenin köşesini dönüp karşı odaya girdim. Annem yatakta uzanmış uyuyordu. Aşağıda kopan dünyevi kıyametten bir haberdi. Onu uykusundan uyandırıp acısını hatırlatmak istemiyordum ama başka çarem yoktu.
Yatağa yaklaşıp annemin ağlamaktan kızarmış yüzüne baktım. Canım annem ne çok çekmişti. Onun yaşadıklarını bende yaşamayayım diye elinden geleni yapmıştı ama başarılı olamamıştı. Onun hakkını ne yapsam ödeyemezdim. Sol gözümden akan yaşın, dudaklarıma süzülmesine izin verip anneme yaklaştım. Yanağına hafif baskıyla bir öpücük kondurup ona seslendim.
"Annem uyan hadi."
Annemin önce kaşları çatıldı sonra ise hafifçe göz kapaklarını araladı. Algısının açılmasını beklerken, karşısında gördüğü benle gözleri doldu.
"Hafsa'm, kızım, gerçekten burada mısın?"
Anneme tebbesümümle cevap verdim.
"Doğru görüyorsun anne burada, yanı başındayım."
Annem gözlerine inanmakta güçlük çekiyor olsa gerek, hızla yatakta doğruldu. Elini yüzümde okşarcasına gezdirdikten sonra beni kendisine hızla çekip sımsıkı sarıldı. Hıçkırıkları kulağıma ulaştığında bende gözyaşlarıma engel olmadım. Zaten onlar da her an akmak için hazır bekliyorlardı. Canı çok yanıyor olmalıki benden ayrılmak istemezcesine bedenimi sarmıştı. Onun sırtını sıvazlerken aynı zamanda teselli etmek istedim.
"Geçecek annem, hepsi geçecek."
Geçecek diyordum ama gerçekten de geçecek miydi? Bitecek miydi bu kabusumuz? Asil'le babamın aklıma gelmesiyle gözlerimi sımsıkı yumdum. Aşağıda bir kabus daha yaşanmak üzereydi ve ben burada oyalanıyordum. Annemden ayrılmak istmesemde ondan yavaşça uzaklaştım. Bana hasretle bakan gözlerine, korkak bakışlarımı çıkartıp:
"Anne babamı durdurman lazım." dedim.
Bana anlam veremeyerek:
"Yine ne yaptı?" diye sordu. İçime derin bir nefes çekip olanları anlatmaya başladım.
"Aşağıda Asil'e silah çekti anne. Eğer sen onu durdurmazsan sırf benden boşanmak istemediği için Asil'i vuracak."
Annem derin bir iç çektikten sonra yüzündeki ıslaklıkları silip başını salladı.
"Bıktım senin babanın bu fevri hareketlerinden!"
Hızla yataktan kalkıp kapıyı açtı ve odadan çıktı. Bende hemen arkasından çıkıp onu takip ettim. Merdivenlerden indiğimizde oturma odasından babamın sesi kulaklarımıza ulaştı.
"Neden boşanmamakta bu kadar ısrar ediyorsun çocuk!"
Annem onun bu öfkeyle bir delilik yapmasından korkarak adımlarını hızlandırıp oturma odasına daldı.
"Ne yapıyorsun sen Şehzat!"
Annemin ardında bende içeri girdiğimde gözlerime inanamadım. Babam ben yukarı çıktığım sırada Asil'i baya bemzetmiş olmalıydı. Onun yüzündeki morluklara içim acıyarak bakarken babamın sert sesiyle irkildim.
"Anneni sen mi uyandırdın Hafsa!"
Bana sorulan soruyla korkudan titremeden edemedim. Babam ne zaman bana bu ses tonuyla konuşsa bedenim bu tepkiyi veriyordu.
Onun sorusunu annem cevapladı.
"Hafsa'ya ne diye kızıyorsun be adam! Hani bana bir söz vermiştin Şehzat! Böyle mi tutuyorsun sözünü?"
Babam elindeki silahı, annemin bu sözüyle indirip ona açıklama yapmaya çalıştı.
"Hümeyra ben ne yapıyorsam Hafsa için yapıyorum. Bunca zaman onu bu evlilikten kurtarmak isteyen sendin!"
Annem babamın karşısına geçip keskin bakışlarını onun sorgulayan gözlerine dikti.
"Evet bendim lakin bu Asil'e zarar vermene izin vereceğim anlamına gelmiyor. Bu çocuk düşmanımız olmasına rağmen bizi kızımıza kavuşturdu. Büyükleriyle bir olup Hafsa'ya kötülük de edebilirdi ama yapmadı. Bizde ona yapmayacağız Şehzat!"
Annemin bu sözleri babamı az da olsa sakinleştirmiş duruyordu. Gözlerindeki öfke sönmeye başlamıştı. Anneme hak verdiği belliydi. Gözlerini Asil'e dikip:
"Ayağa kalk!" dedi. Asil patlayan dudağından akan kanı elinin tersiyle silip ayağa kalktı. Babam onu epey hırpalamış duruyordu. Yanına gidip ona yardım etmeyi çok istiyordum ama babamdan korktuğum için cesaret edemiyordum. Daha yeni sakinlşemeye başlamışken öfkesini tekrar harlamaya gerek yoktu. Bu sebeple gözlerimi anneme çevirdim. Üzerindeki yorgunluğa daha fazla dayanamayıp koltuğa oturmuştu. Bende onun yanına gidip oturdum. Ona destek olmak için elimi elinin üzerine koyup okşadım. Zor ayakta duruyordu ve onu bütün bunlarla uğraştıran bendim. Vicdanım sızladı.
Babamın sesiyle gözlerim tekrar Asil'le onu buldu.
"Kızımla boşanacaksınız Asil! Bu işin başka yolu yok kabul et artık. Ben Hafsa'yı o eve bir daha göndermem!"
Asil bu durumdan çok sıkılmış duruyordu. Derin bir iç çekip babama cevap verdi.
"Asıl sen neden kabul etmiyorsun Şehzat Asgari? Anlasana bu benim elimde olan bir şey değil! Hafsa'yı boşayamam."
Babam tekrar Asil'in üzierine atlamamak için kendisini zor tutuyordu. Annem onu sakinleştirmek için yanındaki boşluğa vurup:
"Gel biraz otur Şehzat. Sükunetle çözelim şu işi." deyince hızlı adımlarla gidip oturdu. Bende bir yandan korkuyor bir yandan da merak içinde bekliyordum. Bu işin sonunda verilecek kararın bütün hayatımı etkileyeceğini bilmek içimi ürpertiyordu.
Bu sefer Asil'i ikna etmek için annem konuştu.
"Bal Asil ailemiz bu son günlerde çok zor günler geçirdi. Hepimiz yeterince yıprandık. Senin şu anki gereksiz inadın yüzünden yıpranmış olan sinirlerimiz daha da çok yıpranıyor. Sizin boşanmaktan başka çareniz yok. İkinizde çok küçüksünüz. Evlilik gibi ağır bir sorumluluğu kaldırabilecek yetkinliğe sahip değilsiniz."
Asil çaresizlikle yüzünü sıvazlayıp anneme adeta yalvardı.
"Beni neden anlamıyorsunuz Hümeyra Hanım! Ben eğer Hafsa'yı boşarsam ailem beni yok sayar. Her şeyimi kaybederim. Gidecek evim barkım kalmaz."
Asil haklıydı. Eğer biz boşanırsak ailesi onu silerdi. Bunun korkusundan dolayı boşanmaya yanaşmıyordu. Annemle babamın bakışları birbirini buldu. Aralarında sessiz bir konuşma geçiyor olmalıydı. Bu bakışmanın ardından babam sıkıntıyla konuştu.
"Orasını dert etme. Ailen seni silsede ben sana destek çıkarım. Benim himayemde yaşarsın."
Asil bu teklifi değerlendiriyor gibi duruyordu ama aklına yatmayan bir şey var gibiydi. Nitekim sonra düşüncelerini dile vurdu.
"Bu o kadar basit değil. Senin himayene girersem onlara ihanet ettiğimi düşünürler. Ben ailemin yaptığı yanlışların karşısındayım lakin bu onlara ihanet edeceğim anlamına gelmiyor. Beni damadınız olarak kabul etmek zorundasınız."
Asil'in bu sözleriyle babam sabır çeke çeke ayağa kalktı. Adabı yiyince bozulmuştu. Öfkeyle, dövdüğü genç adama bağırdı.
"Kabul etmek zorunda falan değiliz lan! Seni öldürür kan davası başlatırım yine de bu saçmalığı kabul etmem!"
Asil babamın aniden bağırmasıyla boş bulunup irkildikten sonra ona cevap vermeye çalıştı. Lakin onu durduran annem oldu.
"Yeter artık! Hafsa'ya ne istediğini sorun bir de!"
Annemin serzenişiyle iki adam da bana döndü. Onların bakışlarını üzerimde hissedince yutkundum. Babam bana anlayış gösteren gözlerle bakıp:
"Hafsa'nın ne istediği açık değil mi? O da boşanmak istiyor." dedi. Babam hiç olmadığı kadar bana nazik davranıyordu. Benden cevap beklediği kesindi. Bedenimin titreyişine inat onu daha fazla bekletmeden konuştum.
"Ben... Ben boşanmak istemiyorum."
Ağlamamak için dişlerimi kırarcasına sıkarken, dudaklarımdan hıçkırıklarım firar etmesin diye derin nefesler alıyordum. Babamın ve annemin anlam veremeyen bakışlarını üzerimde yoğun olarak hissetmek işimi daha da zorlaştırıyordu. Bu söylediklerimle memnuniyet duyan tek bir kişi vardı. O da hiç şüphesiz Asil'di.
Babamın histerik kahkahasıyla, Asil'in üzerine diktiğim gözlerimi çekip ürkekçe ona baktım. Çıldırmış gibi gülüyordu. Yanlış duyduğunu düşünmek istiyor gibiydi. Bana yaklaşıp omuzlarımdan tuttu ve emin olmak istercesine tekrar sordu.
"Az önce boşanmak istediğini söyledin değil mi kızım. Ben sanki birazcık saçmaladın zannettim."
Babamın sözlerinin altında yatan tehditi sezmemek için aptal olmam gerekiyordu. Lakin ona duymak istediğini söyleyemezdim. Bunu yapamazdım. Çaresizlik tüm bedenimi ele geçirirken kendime cesaret vererek konuştum.
"Baba ne duyduysan o. Ben Asil'den boşanmak istemiyorum."
Ne kadar kendimi yüreklendirmeye çalışsam da sesimin kısık çıkmasına engel olamamıştım. Babamdan o kadar çok korkuyordum ki her an yüzüme bir tokat yiyeceğimi düşünmek tirtir titrememe sebep oluyordu. Karşısında kararlı durmak zordu.
Babam omuzlarımdaki baskısını arttırarak dişlerinin arasından konuştu.
"Benimle oyun mu oynuyorsun Hafsa! Hepiniz bir oldunuz da benimle kafa mı buluyorsunuz! Evlenmemek için kaçıp giden sen değil miydin kızım? Annenle beraber kaçıp bana neler yaşattığınızı unuttunuz mu? Şimdi boşanmıyorum demek ne oluyor!"
Söyleyecek söz bulamıyordum. Babam ilk defa haklıydı ve biz ilk defa haksız taraftaydık. Ağzımı açıp konuşmaya güç yetiremediğim için Asil'e yardım istercesine baktım. Anneme bakamıyordum çünkü bana hayalkırıklığıyla baktığından adım kadar emindim. O da bende böyle bir karar vermemi beklemiyordu. Sessizliğinin sebebi, ne yapmaya çalıştığımı anlamaya çalışmasından kaynaklıydı büyük ihtimalle. Asil imdadıma koşup yanıma geldi ve babamın karşısında elimi sıkıca tutup kararlılıkla konuştu.
"Duydun işte Şehzat Asgari. Karım da benden boşanmak istemiyor. Bu saatten sonra size laf düşmez!"
Babamın sinirli olduğunu bilmek için yüzüne bakamama gerek yoktu. Aldığı derin nefeslerin yüzümde esinti hissi vermesinden açıkça belli oluyordu zaten. Birazdan kıyamet kopacaktı. Babam elini kaldırdığı gibi Asil'in yüzüne yumruğunu geçirdi. Her ne kadar bu hareketini bekliyor olsamda dudaklarımdan kaçan çığlığa mani olamadım. O yırtıcı bir hayvan gibi avına saldırırken, eli elimden kopan Asil'e yardım etmek için babamı durdurmaya çalıştım.
"Baba ne olur yapma!"
Nafileydi tüm çabam. Adam beni duymuyordu. Çaresizlikle anneme baktım. Babamı durdurmak için hiçbir şey yapmıyordu. Onun yanına koşup beline sarıldım.
"Anne ne olur babamı durdur. Yoksa öldürecek Asil'i!"
Annem sessizce karşısındaki karmaşayı izliyordu. Ona dediğimi duymasına reğmen harekete geçmiyordu. Yüzüne ağlayarak baktım.
"Anne lütfen!"
Beni kendisinden uzaklaştırıp bir iki adım geri gitti. O da mı bana yüz çeviriyordu yoksa.
Gözyaşlarım yüzümü iyice ıslatırken ona yalvarırcasına baktım. Soğuk çıkan sesiyle beni paramparça etti.
"Hayalkırıklığımsın Hafsa."
Anne ne olur yapma dedim içimden. Ona anlatamıyordum ki nasıl bir çaresizliğin içinde olduğumu. Beni anlamayacağını fark edince hıçkırarak bağırdım.
"Yeter artık! Yeter!"
Kalbimin acısı dilimde çığlık olup duvarlarda yankılanmıştı. Hepsi durup bana bakınca ağlayarak bağırmaya devam ettim.
"Yetmedi mi benim üzerimde kurduğunuz hakimiyet! Yetmedi mi beni her defasında hiçe saymanız! On beş yaşımda beni evlenmeye zorladığınızda ne kadar normaldi sizin için bu yaşta evlenmem. Şimdi ben isteyince mi yanlış oluyor?"
Annem bu sözlerimle kayıtsızlığını bozup yanıma öfkeyle geldi.
"Bana da mı söylüyorsun bu sözleri Hafsa? Ben değil miydim seni bu evlilikten kurtarmaya çalışan!"
Çok sıkılmıştım artık bu muhabbetten. Her şeyi benim için bana rağmen yaptıklarının ne zaman farkına varacaklardı.
"Hiç bana ne isteğimi sordunuz mu anne!"
Annem ne saçmalıyorsun dercesine yüzüme bakıp:
"Ne demek bu şimdi?" dedi.
Yanağımdan süzülen yaşları silip öfkeden titreyerek konuştum.
"Şu demek! Babam evlenmeme karar verdiğinde de gelip bana ne istediğimi sormadı. Beni bu evlilikten kurtarmaya çalışan sen de gelip bana ne istediğimi sormadın. Ben hep siz ne istiyorsanız onu yaptım."
İkisi de karşımda bana hayalkırıklığıyla bakıyordu. Hadi annemi anlıyordum da babama ne oluyordu? Daha yeni onun gözünde kıymete değer birine dönüşmemiş miydim?
"Neden bana öyle bakıyorsunuz? Söylediklerim çok mu üzdü sizi. Beni bu hale getiren sizsiniz!"
Annem olduğu yerde dengesini kaybedince babam onu kolundan sıkıca tutup kendisine yasladı.
" iyi misin Hümeyra?"
Annem babama cevap vermeyip gözlerimin içine bakmaya devam etti. Kuruyan dudaklarını ıslatıp:
"Ne istiyorsun Hafsa? Bu yaşta evlilik hayatı yaşamak mı?" diye sorunca içimden kendime nefret kusa kusa cevap verdim.
"Evet istediğim bu. Asil'le evliliğime devam etmek istiyorum. Hayatımda ilk defa kendi istediğim bir şeyi yapmak istiyorum."
Babam annemi sıkı sıkı tutarken kızgınlıkla konuştu.
"Bu yaptığının bir bedeli olacağının farkındasın değil mi Hafsa? Berdanlar seni gelin olarak bağırlarına mı basacak zannediyorsun? Bütün tüm bunları hesaba kattın mı kızım?"
Bütün bunları Asil'le bağ evinde konuşmuştuk. O konuşma aklıma geldiğinde hafızam geriye doğru aktı. Babam arayıp yanına gelmemizi söyledikten sonra aramızda geçen o malum konuşma.
"Baban dedemlere rağmen bizi yanına çağırıyorsa büyük ihtimalle bizi boşatmaya çalışacaktır."
Asil'in bu sözleriyle sevinip konuşmuştum.
"Nihayet bu saçma evlilikten kurtulacağız o zaman."
Asil derin bir iç çekip başını sağa sola salladı. Ne demekti bu şimdi ?
"Evlendiğimiz gece sana ne dediğimi hatırlıyor musun Hafsa?"
O geceyi unutmam mümkün müydü? Hayatımın en korkunç günüydü o gün. Ama Asil'in bahsettiği şey... Hayır bunu kabul edemezdim.
"Saçmalama Asil!"
Asil beni kollarımdan tutup kendisine çekti. Yüzü yüzüme az bir uzaklıktaydı. Kendimi ondan uzaklaştırmak için çırpınırken konuştu. Sesi beni sakinleştirmeye çalışır gibiydi.
"Korkma Hafsa! Sadece beni dinle!"
"Ne yapmaya çalışıyorsun Asil?"
"Sana, bu evlilik bizim isteğimizle olmadı, boşanmamızda bizim isteğimizle olamaz demiştim hatırlıyor musun?"
Evet istemesemde hatırlıyordum.
"Asil, biz istersek olur. Hem babam bizi dinlemez ki. Seni hatta beni öldürür yine de izin vermez."
Asil karkarlıklıka konuştu.
"Asıl biz boşanırsak ikimiz içinde hayatın sonu olur. Dedem hem seni hem de beni gözden çıkarır. Aileye ihanet ettiğimi söyleyip beni dahi öldürebilirler Hafsa. Anlıyor musun beni?"
Başımı sağa sola sallayıp olmaz dedim. Anlamak istemiyorum dedim. Ama nafileydi.
"Bir çaresini buluruz. Babam ikimizi de korur."
"Koruyamaz Hafsa! Şehzat Asgari bizi koruyamaz. Bu evliliğin devamı her iki ailenin de barışmasının tek yolu. Bu savaşı bitirmek istiyorsak fedakar olmalıyız."
Fedakar olmak. Ben olmak istemiyordum. Asil benden tüm hayatımdan vazgeçmemi istiyorfu ama farkında değildi. Ailesi beni asla bağırlarına basmayacak bana hep düşmanlık güdeceklerdi.
"Babaannenin bana nasıl davrandığını görmedin mi? O evde çalışanından hanımına kadar herkes benden nefret ediyor. Benden bu çileyi kabul etmemi nasıl beklersin Asil!"
Asil tutuşunu daha da kuvetlendirip bena güven vermeye çalıştı.
"Burada da ben fedakarlık yapacağım. Asgari ailesine içgüveysi geleceğim. Bu konuda babanı ikna etmek ise sana düşüyor Şehzat'ın kızı."
Evet ikimizde fedakarlık yapıp bu düşmanlığı bitirecektik. O kulübede Asil'in teklifini kabul etmiştim. Şimdi ise karşımda bana öfke ve kırgınlıkla bakan anne, babamın karşısında bu kararımı açıklayacağım.
"Biz bu konuda Asil'le konuştuk baba. Eğer seninde rızan olursa Asil bizimle yaşayacak. Bu evde benim kocam sizin de damadınız olarak yaşayacak."
Anne ve babam birbirlerine şaşkın gözlerle baktılar. Bugün onların beklemediği o kadar çok şey yapmıştım ki ne söyleyeceklerini şaşırmışlardı. Onlara fırsat vermeden konuştum.
"Eğer onun burada yaşamasını kabul etmezseniz..." susup Asil'i iki büklüm olduğu yerden kaldırıp elini sımsıkı tuttum ve sözlerime devam ettim.
"Asil'le birlikte giderim bu evden. Kararınızı verin!"
Onları çok zor bir durumda bıraktığım için kendimden tiksiniyordum. En çok da annemi üzdüğüm için kendimden nefret ediyordum. Affet beni anne.
Bölüm sonuna geldik.
Keyifli okumalar dilerim.
❔Hafsa'dan böyle bir şey bekliyor muydunuz?
❔ Sizce Şehzat ve Hümeyra bu şartı kabul edecek mi?
Yorumlarınızı merakla bekliyorum. Beni merakta bırakmayın. 🌸🌷
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 13.93k Okunma |
1.05k Oy |
0 Takip |
55 Bölümlü Kitap |