14. Bölüm

12. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Şu an da akşam yemeğini hazırlamak için anneme yardım ediyordum. Zaten yemekler hazırdı bir tek masa eksikti. Abim mesaj atmış ve Yiğit'in de biz de akşam yemeği yiyeceğini söylediğinden beri hem içim gerginlikle doluydu hem de aşırı derecede mutluydum. Abimin en yakın arkadaşıyla sevgiliydim peki bu ne kadar doğruydu.

 

Babam içeride televizyon dan eski voleybol maçlarını izliyordu. Resmen babamın en sevdiği oyuncusuna hatta ve hatta küçüklükten beri yetiştirdiği oyuncusuyla şu an da bir ilişki içerisindeydim. Masaya baktığımda her şey hazırdı. Annem de babamın yanına geçmişti. Bende tam onların yanına geçecekken kapı çaldı. Büyük bir heyecanla kapıyı açmaya gittim.

 

Kapıyı açtığımda bir suratsız ve bir tane de sırıtmaktan ağzı yırtılacak olan kişilerle bakıştım. Abimin yüzü asıktı. Yiğit'le göz göze geldiğim zaman ise içimdeki enerji patlamasını zor durdurdum. Abim içeri girdiğinde yüzümü avucuyla kaplayıp beni içeri itti.

 

"Çekilde geçelim!" Diye kendince sinirini benden çıkardı. Şaşkın şaşkın ona bakarken o hiç bir şekilde benle yüz teması kurmayın içeri gitmişti. Tam Yiğit'e dönecekken o da yanağımdan öpüp içeri geçti. 2. Bir şokla yerimde sona kalırken ne yapacağımı bilemedim. Şaşkınlığımı üzerimden atıp içeri geçtiğimde babam her zamanki gibi önlerindeki voleybol maçı hakkında abimleri bilgilendiriyordu.

 

Yiğit büyük bir hevesle babamı dinlerken abim ise sadece dinliyormuş gibi yapıyordu. Kapının önünde durduğumu yeni fark edip annemin yanına geçip oturdum. Annem bana göz ucuyla baksa bile ben utancımdan anneme bakamadım. Yiğit'le göz göze geldiğimizde babamla abime çaktırmadan bana göz kırpıp tekrardan televizyondaki voleybol maçına odaklanmıştı. Ben yerimde aptal aşıklar gibi kıvranırken abim yandan dirseğiyle beni dürtükleyince yerimde kıpraşmayı bıraktım.

 

"E haydi sofraya geçelim" diyen annemle hepimiz ayaklanmaya başlamıştık. Sırayla masaya geçtik. Her zaman ki gibi babam baş köşeye soluna ergenliğinden beri aşık olduğu annem annemin yanına ben babamın sağına ise abim abimin yanına ise Yiğit oturmuştu. Herkes sessiz sakin bir şekilde yemek yerken annemin bir an da ortaya attığı soruyla herkes Yiğit'e bakarken ben şaşkınlıkla anneme bakıyordum.

 

"Eee Yiğit hayatında olan kızı ne ne zaman bizlerle tanıştırıcaksın?" Diye sordu annem. Yiğit'in içtiği çorba boğazında kalınca abim sanki hıncını Yiğit'ten çıkarmak için bu anı fırsat bilip Yiğit'in sırtına sert bir şekilde vurmaya başladı. Ben şu doldurup Yiğit'e uzatırken abime söylendim.

 

"Yavaş yavaş! öldürüceksin çocuğu!"

 

"Yok yok ölmez o." Diyen abime şaşkınlıkla bakıyordum. Çünkü eğer biraz daha vurmaya devam ederse sırtı kırılacaktı çocuğun.

 

Yiğit küçük öksürüklerle kendini topladığında anneme döndü.

 

"Açıkcası ben her şey ciddi bir hal almadan kimseye söylemeyi düşünmüyorum." Diye söyleyen Yiğit'le şaşkın bakışlarım ona döndü. Ne yani ailelerimize bu durumu açıklamayacakmıyız? Daha daha önemlisi bu durum zaten ciddi bir durum deilmiydi?

 

Annem benle aynı düşünüyor olmalıki tekrar Yiğit'e soru yöneltti.

 

"Ne yani kızla birbirinizi oyalıyormusunuz?" Annemin sorduğu soruyla ben de meraklı bakışlarımı Yiğit'e dikmiştim. Yiğit ise bir an bana bakıp tekrar anneme baktığında:

 

"Açıkcası ben onu çok seviyorum ama yeni yeni birbirimizi bulduk bu yüzden ilk önce biz bu durumu nasıl yöneteceğimize bakmalıyızki ondan sonra aileler devreye girsin" diye anneme cevap verdikten sonra ben oldukça tatmin dolu bir ifadeyle yemeğime döndüm.

 

"Umarım ilişki kuracağın yeni bir insan senin kariyerini zedelemez" diye babam konuştuğunda sinirlenmiştim. Babamdı işte her zaman voleybolu ilk düşünürdü. Sanki voleybol hayatından çıktığı an Azrail gelip onun canını alacaktı.

 

"Sanmıyorum efendim çünkü kendisi beni olumsuz yönün aksine sürekli olumlu yönde etkiliyor." Yiğit'in beni tatmin eden her bir cevabında içim daha da bir güzel oluyordu.

 

Tabikide Yiğit'in beni tatmin etmek için böyle cevaplar vereceğini sanmıyordum. İçinden ne geçiyorsa onları söylüyordur.

 

Babam da kendi ağzında 'inşallah' diye bir şey geveledikten sonra yemeğine döndü. Sanki ailecek sırayla soru soruyormuşuz gibi soru sırası bu seferde abime geçti.

"Peki bunca yıllık dostunun bile haberi olmayan bu kız nerden nasıl çıktı?" Diye abim tek kaşını kaldırarak sordu. Annemin ve ya babamın soruları karşısında hiç bir şekilde en ufacık bir telaşa girmeyen Yiğit, abimin sorduğu bu soru sonrası gözle görülür bir şekilde gerilmiş ve telaşlanmıştı. Sonuçta ikisininde yeri bir birinde çok farklıydı kimse o sinir geçemezdi.

 

"Yakında öğrendiğinde neden sana söylemediğimi anlicaksın." Abim Yiğit'i duymazdan gelmeye çalıştı ama aslında sinirinin altındaki o kırgınlığı oldukça iyi görebiliyordum. Sonuçta kaç yıllık arkadaşlıkları vardı. Umarım abim Yiğit ile olan ilişkimi öğrendiğinde problem çıkarmazdı.

 

Herkes sessiz sakin bir şekilde yemeğini yiyordu. Arada Yiğit'le göz göze gelmek dışında bir şey yoktu. Nedensizce içimi bir anda kar bulutlar kaplamıştı. Beynim ise susmak bilmeyip beni saçma sapan sorulara maruz bırakıyordu. Yemeğini ilk bitiren kişi abimdi, daha doğrusu tabağında çok bir şey eksilmemişti. Direkt olarak sandalyeseinden kalkıp odasının yolu olarak merdivenlere doğru yol almıştı. Yiğit ise abim gittiğinde içindeki keder büyümüş gibi oda kalkmak için elindeki çatalı tabağına bıraktı ve ayağı kalktı.

"İzninizle efendim" diyip oda abimin peşinden hızlı adımlarla ilerledi.

Yiğit ya şimdi abime söylerse. O zaman ne yapacaktım. Tamam abimin arkasından iş çevirmek benimde hoşuma gitmiyor ama bu konu ciddi bir konu alıp sonucunda daha yeni başlayan ilişkimize zarar verebilirdi.

 

Daha fazla bende masa da durmak istemediğim için tam ayaklanacakken babamın konuşmasıyla geri yerime yerleşmek zorunda kaldım.

 

"Okul nasıl gidiyor? Malum son senem!" Dediğinde başımı eğip sessiz bir şekilde sabır diledikten sonra başımı tekrardan dil bir konuma getirdim.

"İyi gidiyor baba ne olsun. Dönemin ilk sınavları bitti. Hepsineden yüksek aldım."

 

Babam tek kaşını kaldırıp, büyük bir ihtiyaç dolu gözlerle bana baktı.

"Yani hiç düşük notun yok! Bir tane bile!" Diye bu sefer söylendiğinden büyük bir nefes alıp sakince vermeye çalıştım.

 

"Hayır yok, bütün sınavlarım yüksek geldi." Diye bu sefer ben konuştum. Babam ise bıkkınlık dolu bir sesle bana cevap vermeye hazırlanmıştı bile.

 

"Aman ne güzel. Hayır yani anlamıyorum ne var şu mimarlıkta. Gül gibi voleybol varken. Tamam bari üniversite bittikten sonra başla. Her şey için geç deil. Daha 22 yaşındasın. Temellerin var bile,
hemen seni büyük takımlar kapar bile." Diye babam her zamanki konuşmasına girişiyordu. Önceki aldığım nefesin daha büyüğünü ve seslisini alıp bu sefer sesli bir şekilde verdim. Hayır neyini anlamıyorduki.

 

"Babacım bu konuyu senle konuştuk diye hatırlıyorum. Ben mimarlık okumak istiyorum ki okuyorumda. Bitirmeme ise çok az kaldı. Voleybol kariyeri ise aklının hiç bir zaman ucundan dahi geçmedi. Artık kendi düşüncelerini bana empoze etmekten vazgeç!" Diye öfkemi ne kadar tutabildiysem tutup öyle konuştum. Konuşmamı bitirdikten sonra ise babamın konuşmasına fırsat vermeden sandalyemden kalkıp kendi odama doğru ilerlemeye başladım. Merdivenlerden çıkarken abimlerden ses gelmiyordu takı odalarının önüne gelene kadar.

 

"Yiğit, kardeşim, bak kardeşim diyorum çünkü öylesin benim gözümde. Neden benden bir şeyler sakladığını hala çözemiyorum. Hani biz en iyi arkadaştık, dosttuk, kardeştik. Ne oldu o bir zamanlar tuttuğumuz yeminlere?" Diye konuşan abimdi. Abimi en yakın arkadaşından vurmak hiç hoşuma gitmiyordu fakat yapacak ya başka bir şeyim yoktu.

 

"Madem söylememi istiyorsan tamam, söylicem. Ama söylediklerimden sonra lütfen ama lütfen sakin kalmanı istiyorum"

 

Yo yo yo bu olamazdı. Daha erkendi. Daha bugün bir ilişkiye başlamışken daha başından zedenlenmesine izin veremezdim.

 

 

 

Bölüm sonu

Bölüm : 25.11.2025 21:37 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...