
Dona kalmıştım. Hatta kalmıştık çünkü hiç birimiz hareket edemiyorduk. Abim kaşları çatık bir şekilde bize bakıyordu. Yiğit abime dönük olduğu için onu göremiyordum. Şimdi ne yapacaktım. Bu durumu nasıl açıklayacaktım. Stresten karnıma kramp girmişti resmen. Abimin diyeceği her hangi bir sözden sonra dizlerim artık beni taşımayacak ve yere düşecekmiş gibi hissediyordum. Derin bir nefes aldığımda konuşmaya başlayacakken Yiğit konuştu.
''Efe... göründüğü gibi deil.'' diyen Yiğit'e abim direkt lafı yapıştırmıştı.
''Neymiş göründüğü gibi olmayan şey Yiğit'' diyen abimle karnımdaki kramp ağrısı gittikçe ağrıyordu. Yiğit bir iki adım atıp konuşmaya başladı.
''Gel şuraya oturup sakin sakin konuşalım.'' diyen Yiğit ile abim histerik bir gülüş ortaya sundu.
''Sakin sakin konuşmakmı? Ayaktada konuşabiliriz bence Yiğit. Hem ilk önce açıklaman gereken bir şey var gibi düşünüyorum. Sence Erva? Yanlışmı düşünüyorum?'' diye soran abimle hala dilimin var olduğunu düşünmüyordum. Tutunma ihtiyacı hissederek arkadaki masaya tutundum. Abimin gözünden bu kaçmamıştı ve o da ellerini yumruk yapıp sıkmıştı.
''Öyle duracağına açıklama yapsana Erva!'' diyen abimle daha da tedirginleşmiştim ve lanet olası göz yaşlarım yerlerini almışlardı bile. Böyle olması ne kadar sinirlerimi bozsada durduramıyordum. Aslında ağlamalık hiç bir şey yoktu ortada ama işte durduramıyordum kendimi.
''Artık biri konuşucakmı şu siktiğimin yerinde.'' diyen abimle bakışlarım Yiğit'e döndü. Onun kısmından düşündüğümde onun için de ne kadar zor olduğunu anlayabiliyordum. Sonuç olarak abimle araları geçmişe dayanıyordu ve geçmiş bir kez bir bağı birleştirmişse koparması çok zor oluyordu. Fakat Yiğit tüm her şeye rağmen konuşmaya başladı.
''Efe... ben... Erva'ya aşığım.'' dediğinde zaten az önceki görüntüleri gören abim için her şey anlaşılırdı. Fakat genede en yakın arkadaşından kız kardeşine aşık olduğunu duymak çok daha etkileyeceği bir olaydı. Bunu duyan abimin ilk önce gözü seyirdi ardından ise yutkunup konuştu.
''Ne dedin sen?'' diyen abim ile Yiğit tekrar etti.
''Erva'ya aşığım, duydun işte. Birbirimize...'' demesine kalmadan abim Yiğit'in sözünü kesti.
''Yani kardeşim dediğin kıza aşıksın öylemi.'' diye konuşan abimle, Yiğit sinirlenmiş olucakki sesini yükseltmişti.
''Ben hiç bir zaman Erva'ya kardeşim demedim. Siz hep kendi kafanızda böyle kuruyordunuz. Erva ile birbirimizi seviyoruz ve bunda kötü bir şey görmüyoruz. İnsanlar birbirlerini sevebilir ardından ise evlenirler ve bende Erva ile ciddi düşünüyorum.'' diye konuşan Yiğit'in her sözünden sonra abimin sinirleri giderek artıyordu ve en sonda kendini durduramayıp yumruklarını sıkarak Yiğit'in üzerine doğru yürümeye başladı.
''Ne diyorsun lan sen!'' diye bağıran abim tam Yiğit'in yakasına yapışacakken daha fazla put gibi durmak istemediğim için Yiğit'in önüne geçip konuştum.
''Abi dur yapma.'' dediğimde, abim beni Yiğit'in önünde görür görmez duraksamıştı.
''Erva'' diyen abim le göz yaşlarım akmıştı fakat umursamayıp sert bir şekilde silip konuştum.
''Abi lütfen anlayış göster. Gerçekten Yiğit'le birbirimizi seviyoruz.'' dediğimde abim sadece bakıyordu ve bir anda arkasını dönüp dış kapıya doğru ilerlemesi ile şaşırıp kalmıştım. Yiğit'e baktığımda onun da şaşırdığını gördüm. Tekrardan abime döndüğümde ayakkabısını giyiyordu. Koşarak yanına gittim.
''Abi nereye gidiyorsum?'' diye sorsamda abim cevap vermiyordu. Ayakkabısını giymek için çöktüğü yerden kalktığında tekrardan seslendim.
''Abi, ne oluyor? Beni bırakıp nereye gidiyorsun?'' dememe rağmen abim arkasına bakmadan yürüyordu. Bende arkasından yalın ayak bir şekilde ilerlicekken kolumdan çekilip kapının kapanması ile yerimde kalmıştım. Kafamı çevirdiğimde Yiğit'le göz göze geldim. Orman gözlerine baktığımda huzurla doluyordum. Güven veriyordu bana. Hiç bir şey olmayacak diyordu gözleri ama şu an çok ciddi bir problem varken hiç bir şey olmayacak algısına girmek istemiyordum. Bu yüzdende direkt gözlerimi başka tarafa çevirdim.
''Kaan'nın yanına gitmiştir. Sakin ol.'' dediğinde hala ona bakmıyordum. Çenemden tutup yüzüne çevirdiğindede ona bakmıyordum.
''Gözlerime bak Erva'' dediğinde bakmamakta ısrarcıydım. Çünkü şu an da rahat hissetmek istemiyordum. kafasına gözlerimin hizasına çevirdiğinde göz göze gelmiştik ve her zaman ormanları güven veriyordu.
''Sakin diyorsam sakin ol. Yoksa bana güvenmiyormusun?'' dediğinde kafamı hızla sallamıştım ama artık bana güvenen bir abim yoktu. Bu düşünce ile göz yaşlarım bir bir akmaya tekrardan başlamıştı. Yiğit göz yaşlarımın düştüğü yerleri baş parmağı ile sildikten sonra o kısımları öptü ve alnını alnıma yasladı.
''Şimdi koltuğa oturucaz ve abinin gelmesini beklicez tamammı?'' dediğinde bu sefer kafamı evet anlamında sallamıştım. Dudağıma yavaş ve nazik bir şekilde öpücük kondurdu ve geri çekilip kolumdan tuttu. Beni L koltuğa doğru yürüttüğünde, köşeye oturup beni de yanına çekmişti. Yanına oturup başımı göğsüne koydum. bir ayağımı ise Yiğit'in ayağının üzerine attım. Bu durumda bile beni gülümseten şeyb Yiğit'in yerinden çıkacak gibi atan kalbiydi. Umarım sonsuza kadar benle olduğundan hep böyle atardı.
Yiğit saçlarımı okşamaya başladığında göğsüne daha da sindim. Çikolata kokusu beni giderek rahatlatıyordu. Aklıma gelen soruyla, çenemi göğsüne yaslayıp ona döndüm.
''Abim kesin Kaan abinin yanındadır dimi?'' diye sorduğumda kafasını evet anlamında sallayıp konuştu.
''Bu meseleyi başka anlatacak bir yakını yok. Tamam sosyallik bağımlısı abinin çevresi geniş ama bu konuyu anlatacak kadar yakını yok.'' dediğinde bende kafamı anladım anlamında sallayıp bitmeyen düşüncelerimle, göğsünden çekmediğim çenemle konuşmaya devam ettim.
''Peki buraya geri geleceğini söyledin. Kaan abiyle mi geri döner?'' diye sorduğum soru karşısında biraz duraksadı fakat sonrasında tekrardan konuştu.
''Tahminimce Kaan'la geri döner. Çünkü bilirki buraya geldiğinde onu durduracak biri lazım olucak.'' diyen Yiğit'le tekrardan kafamı göğsüne yasladım. Kaan abi geldiğinde tek kız olarak aralarında kalmak istemiyordum. Arka cebimden telefonumu çıkartıp Beyza'yı aradım.
''Erva Yılmaz?'' diyen her zamanki gibi telefonu açan Beyza'ya konuştum.
''Beyza çok kötü bir şey oldu?'' dediğimde fazla endişelenmeden konuştu.
''Yiğit'e mi verdin? ne olmuş olabilirki.'' bu dediği karşısında kaşlarımı çatmıştım sanki görecek gibi.
''Bu kötü bir şey mi?'' diyen asıl kişi Yiğit'ti. Bu sefer çatık kaşlı halimi Yiğit'e çevirdiğimde, ellerini kaldırdı 'ben masumum' dercesine. Yiğit'in göğsünden kalkarken konuştum.
''Abim yanlışlıkla benle Yiğit'i öğrendi'' dediğimde beni belimden tutup tekrar kendisine yaslayan Yiğit'e mi , yoksa telefonda küfürler savuran Beyza'ya mı odaklanamayacağımı bilememiştim. Ben Yiğit'ten kurtulmaya çalışırken Beyza hala küfürler savuruyordu.
''Hay ananın nikah günündeki masanın ayağını sikeyim Erva. Nasıl yakalandınız siz amınakoyayım. Kapının koluyla sevişirken mi yakaladı sizi? Hani sizin yerinizde durmayan hormonlarınızın hücre duvarını sikeyim emi Erva...'' diye küfürler savurmaya devam ederken konuşmama izin dahi vermiyordu. Yiğit en son rahat durmayan benle bacaklarımdan tutup kendi bacakları arasına hapsetti ve kollarımıda göğsümde bağlayım sıkıca tuttu çıkmayayım diye.
''Beyza sus ve sadece bize gel.'' diyip telefonu yzüne kapattım. Ama daha fazla hareket edemiyordum. Yiğitteki rahatlığın çeyreği bende olsaydı çok iyi olurdu.
''Yiğit? ayıptır söylemesi niye bu kadar rahatsın?'' diye sordum. Yanağını saçlarıma yaslamıştı.
''çünkü abini tanıyorum.'' Dediğinde kaşlarım havaya kalkmıştı. E bende tanıyordum abimi herhalde ama yinede rahat hissetmiyordum.
''Pardon abim aslında komşumuzun, ebesinin çocuğu olduğu için ben tanımıyorum. Pardon çok özür dilerim ya'' dediğimde Yiğit kahkaha atmaya başlamıştı. Yanağını kafamdan kaldırıp benle göz göze geldi.
''bu hallerin çok tatlı. ölürüm bu hallerine'' dediğinde ne dediğimi unutmuştum. Bu çocuk ne diyordu böyle.
''konuyu saptırma'' diye boğazımı sahte bir öksürük ile temizleyip konuşmuştum.
''Konunun sapıtması için ismin bile yeterli.'' diyen Yiğit ile öylece ona bakıyordum. Çünkü ben romantik kelimesinin 'r' sini bile yapamıyordum.
''haksızlık var ama!'' diye isyan ettiğimde tekrardan kahkaha atmış ve yanağımdan öpmüştü. Temaz bağımlısı köpek.
''Ne haksızlığıymış o?'' diye sordu.
''Sen hep böyle cümleler kurarak dikkatimi dağıtıyorsun'' diye isyan ettim.
''Dikkatinin dağılmaya ihtiyacı olduğu için olmasın.'' diye söylediğinde haklıydı. Yiğit olmasaydı ne yapacağımı bilemez sadece ağlardım. Saçma sapan düşüncelere kapılır hatta abim bulmak için evden bile çıkabilirdim. Her ihtiyaç duyduğumda yanımdaydı hatta neye ihtiyacım olup olmadığını ben bile anlamazken o anlayıp çözüm üretiyordu.
Beni düşüncelerimin arasından çıkaram kişi kapının çalmasıydı. Abim gelmiş olabilirdi. Hızlıca Yiğitten kurtulmaya çalışırken o homurdanarak beni serbest bıraktı.
''Canım kuzanim şimdiden başıma bela olacak desene.'' Diye Yiğit'i kapıyı açana kadar anlamamıştım. Gelen Beyza'ydı. Ben daha onun geleceğini unutup şaşıracakken Beyza çoktan çıkarmış olduğu ayakkabılarını bir köşeye fırlatıp üzerime atladı. Resmen 1.50 boyuyla üzerime atlamıştı. Az kalsın dengemi kaybedip göt üstü düşecekken Yiğit arkadan elini uzatıp belime destek verdi.
''Kızım çabuk olayı anlat çabuk!'' diyen Beyza'yı ilk öncelikle üzerimden atma derdindeydim. sülük gibi yapışmıştı.
''Beyza bir sal beni ondan sonra anlatıcam, ayrıca elinin götümde ne işi var?'' diye sorduğumda şirin gülümsemesini sunup içeri geçti. Ben de içeri geçerken Yiğit kolumdan tutup durdurdu.
''Bu yaratık çok durmaz dimi burda?'' diye gerçek bir sitemle konuşan Yiğit'e karşılık sırıttım.
''Aaa! Yiğit çok ayıp ama. O senin kuzenin. Hem çok tatlı niye öyle söylüyorsun?'' dediğimde Yiğit her kelimemde daha da şaşırıyordu.
''Sen bunun mandilanı kabuğu ile muz kabuğunu birleştirip ain yaptığı zamanları unuttun herhalde.'' dediğinde gülmemek için kendimi çok zor tutuyordum. Maalesef öyle saçmalıkları vardı ama olsundu.
''Çocuktuk abartma.'' dediğimde Yiğit daha da bu cümleme şaşırmıştı çünkü Beyza böyle bir şey yaptığında 13 yaşındaydı ve sadece hücrelerinde kurtçuklar kaynıyordu. daha fazla bu sohbeti devam ettirmemek için içeriye doğru geçtim.
''şükür geldin. Ben de tekrar birbirinizi yemeye başladınız sanıp yanınıza gelcektim.'' Evet maalesef tatlı olduğu kadarda arsızdıda. Ben oturduğum yerden onun kafasına doğru yastık fırlattığımda koltukta süzülüp kurtulmuştu. O sıradada içeri Yiğit girmişti.
''Hani adı üstü çiftler arasında yiyişme dediğimiz kavram iki kişi arasında yapılıyorya. sen niye geliyon?'' diye atarlanan Yiğit'e sırıtarak cevap verdi Beyza.
''ilk başta gizli gizli izlicem sonra en güzel an da kesicem.'' dediğinde ben gülerken Yiğit sinirlenmişti.
''Her zaman en güzel amlarımın katilisin.'' diyen Yiğit'e Beyza hiç istifini bozmadan cevap verdi.
''Tamam işte ne güzel. Bir kere dene sende çok seveciksin.'' diyen Beyza'ya karşı bu sefer sırıtan Yiğitti.
''O işi abin ben karışmadan hallediyor zaten'' diyerek sürekli Beyza'nın kısmetini kapatan kaan'dan bahsetmişti. Beyza arkadan yaslanıdığı yastığı alıp Yiğit'e atmıştı fakat zaten küçüklükten gelen reflekslerle yastığı havada kağmıştı.
''En azından ben birini bulamadım. Siz buldunuzda ne oldu? akıbetiniz belli bile deil.'' diyen Beyza ile gülüşüm solmuştu. Doğru söylüyordu. Abimin bu konu hakkında ne söyleyeceği hakkında hiç bir fikrim yoktu.
''Efe bir şey demez.'' diyen Yiğit'in rahatlığı beni benden alıyordu zaten.
''Valla durum o kadar vahim olmasa abimi niye çağırsınki?'' diyen Beyza'ya döndüm direkt.
''Abim abini mi çağırdı?'' diye sorduğumda Beyza ilk önce kafasıyla onayladı sonra konuştu.
''Sen aramdan 5 dakika önce falan aradı sonra abim ayaklandı, hazırlanıp yanına gitti.''dediğinde Yiğit'in haklı olduğunu gördüm.
''Ben demiştim.'' diyen Yiğit'i Beyza taklit etti. Yiğit elinde olan yastığı Beyza'ya fırlattığında Beyza hızla gelen yastıktan bu sefer kurtulamayıp, eilmesine rağmen kafasına yemişti. Yiğit gülerken Beyza homurdanıyordu.
''Eğilmiştim oysaki. Elinin kordinatını sikeyim Yiğit'' diye söven Beyza'ya artık herkes alıştığı için bir şey demiyordu.
''Neyse boşver bunu sen olayı anlat. Ne oldu? Ne konuşuyordunuz? Nasıl bastı sizi? Ne zaman bastı sizi? Çok ağır konuştumu?'' diye sorduğu bütün soruların karşılığını bekleyen Beyza'ya bakıyordum sadece. Beynim hangi soruya cevap vereceğini şaşırmıştı. Bu yüzden olaylar en başından anlatacakken sözümü bölen şey kapı zili olmuştu. Kesin abimler gelmişti.
Bölüm Sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |