15. Bölüm

13. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

 

O anki panikle ne yapacağımı bilemeyip hızlı bir şekilde odaya daldım. Rezillik çıkaracağımın farkındaydım ama artık o kapıyı bir kere açmıştım.

 

Aniden suikast gibi odaya girişim ile 2 çift gözün bana dönmesi bir oldu. Ben ise olayı nasıl kurtaracağımı düşünüyordum ki aklıma saçma sapan gelen şeylere engel olamayıp birden konuştum.

 

"Abi babam hamileymiş" deyi verdim bi anda, söylediğim şeyi sonradan fark ettiğim için dilimi ağzımın içinde ısırdım. Ne saçmalıyordum ben. Gene yapacağımı yapıp saçmalamıştım işte.

 

Şaşkın bakışlarla bana bakan 2 çift gözle ne yapacağımı bilemiyordum. Birden yalancıktanda olsa gülmeye çalıştım. Bakın sadece çalıştım. Abim ise hala kafası karışmış gibi bana bakıyordu. İkiside yatağın üzerine oturmuşlardı. Hızlı adımlarla aralarına girip oturdum.

 

 

"Şimdi sen aklınca bize şaka mı yapmaya çalıştın" diyen abimle gözlerimi devirdim. Tamam aniden çıkmış bir cümleydi ama bence başka zaman yapsam komik olurdu.

 

"Sen şakadan anlamıyorsun ben ne yapayım." Diye söylendim. Söylenmem karşılıksız kalınca ne yapacğımı bilemedim ve bakışmaya başladık. Abim en sonunda sıkılmış olmalıki bıkkın bir nefes verdi.

 

"Ee niye geldin sen?" Diyen abime baktım.

 

"Sıkıldım geldim istemiyorsanız gideyim." Diye tek kaşımı kaldırarak sordum. Abim ise her zamanki açık sözlülüğü ile;

 

"İstemiyoruz, git!" Diye söyleyince asla kırılmamıştım ama biraz oyundan zarar gelmezdi.

 

"Aaa çok ayıp yani kalbimi kırıyorsun şu an da olmazki böyle kalbim çıt göz yaşım pıt yani" diyerek akmayan göz yaşlarımı silmeye başladım.

 

"Götüm zırt. Lan bas git senle mi uğraşayım şimdi, önemli bir mesele konuşuyoruz burda." Diyen abimle aydınlanma yaşadım. Ben bu odaya geliş amacım bambaşkaydı. Gözlerimi büyüterek Yiğit'e döndüm.

 

"Bence sonra konuşabilirsiniz" diye Yiğit'e gitmesi için kaş göz yapıyordum. Yiğit ise anlayacağını anlamıştı ama kaşlarınıda çatmadan durmamıştı.

 

Yiğit telefonunu cebinden çıkarıp ekrana baktı. Ardından ise ayaklandı.

"Tamam sonra ben seni çağırır orda anlatırım her şeyi, şimdi ben de çıkayım malum annemlerde evde, hadi görüşürüz kardeşim." Diyen Yiğit'i abim konuşmasını bitirmesini bekledi ve ardından prenses Erkolar gibi;

 

"Bana şu olayı anlatana kadar kardeşim falan deme" diye son lafı söyleyip odadan kapıyı çarpıp çıktı. Ben ve Yiğit abimin bu hareketine şaşkınlık içinde kalakaldık. Tam Yiğit'e dönecekken oda yanımdan geçip kapıya doğru gitmeye başladı. Affalladığımı bir köşeye bırakıp kolunu tutup bana dönmesi için çekiştirdim.

"Nereye gidiyorsun görüşürüz bile demeden?" Diye tek kaşımı kaldırarak sorduğum soruya oda kaşlarını çatmış bir şekilde cevap verdi.

"Sonra konuşalım şimdi gitmem gerekiyor hem abin yanlış anlamasın" bu dediklerini iki kaşımıda kaldırarak dinledim. Üstelemeyecektim.

 

"Tamam sen bilirsin görüşürüz o zaman" diyip bu sefer ondan önce davranıp kapıya doğru ilerledim tam elimi kapının koluna atmışken bir el beni kolumdan çekip kapının yanındaki duvara yasladı.

 

Bir anda olan olayla ürküp derin nefes alıp verirken göğsümün Yiğit'in göğsüne değince ne kadar yakın olduğumuzu anladım. Yeşil gözlerine bakarken gözlerim saliselik bir hareketle onun dudaklarını inip tekrardan gözlerine çıkıyordu. O ise hiç çekinmeden dudaklarıma bakıyordu. Sonrasında yeşillerini kahvelerime çıkarttı.

 

"Deli ediyorsun beni!" Diye yüzüme doğru nefesini verdiğinde ne yapacağımı bilememiştim. Ben ne diyeceğimi düşünürken Yiğit bana doğru daha da yaklaşmaya başladı. Dudaklarımız arasında 2 cm kala durdu.

 

"Erva" dedi inlemeye karışık bir seslenme ile. Benim ise kalbim daha da hızlı atmaya başlamıştı.

"Hı" diye ben olduğumu onaylatan bir ses çıkardığımda Yiğit kesik kesik nefes alıyordu.

 

"Eğer fazla ileri gidersem beni durdur" dediği an dudaklarıma yapışması bir oldu. Anı hareketine karşılık afallasamda sonrasında içimdeki haz duygusuna yenik düşüp Yiğit'e göre hareket etmeye başladım.

Dudaklarımı yavaş araladığımda Yiğit bu hareketimi bekliyormuş gibi hemen alt dudağımı iki dudağı arasına haps etti. Bu hareketine hafif bir şekilde inledim. Yiğit inlememden zevk alıyormuş gibi alt dudağımı daha sert bir şekilde emip kendini bana bastırdı. Bu hareketiyle daha çok inleyince merdivenden yukarı doğru adım sesleri gelmeye başlayınca Yiğit'i itemeye çalıştım fakat Yiğit çekilmedi adım sesleri yaklaşmaya başlayınca Yiğit karnına dizimi geçiricektim fakat fazla dipdibe olduğumuz için sizin sert bir şekilde Yiğit'in kasıklarına çarptı.

 

Yiğit kasıklarını tutarak geri çekildiğinde şaşkın bir şekilde Yiğit'e baktım. Tam o sıradada içeri abim girdi. Ben iki şoku da atlatamazken abim Yiğit'e tip tip bakıyordu.

 

"Arkamdan gelip beni durdursun sanmıştım ama beni buna tercih ettin ya aşk olsun." Diyen abime karşılık Yiğit şaşkın bakıyordu.

"Hem siz burda ne yapıyordunuz?" Diye şüpheyle bize bakan abime ne diyeceğimi bilemedim. Yiğit ise hala kasıklarını tutuyordu. Aklıma gelen ilk yalanı salladım.

 

"Şimdi şöylekine ben bu Yiğit abinin bahsettiği kızı merak ettim" diye söze başladıgım sıra abim beni dinliyor Yiğit ise bir anda diklenerek 'abi' ha diye bir bakış atıyordu. "Sonra ona sordum söylemedi bir de üstüne beni kışkırtınca ben de karnına tekme atarken başka bir yerine geldi." Diye söylerken sonlara doğru utancımdan sesim kısılmıştı. Sonuçta son kısmı doğruydu.

 

Abim bir anda kahkaha atmaya başlayınca ne olduğunu anlayamadım. Abim beni kolumdan çekip alnımdan öptü.

 

"Aferin kız, benim yapamadığımı sen yapmışsın." Sonrasında elini sanki bir yabancıdan bahsediyormuş gibi işaret parmağını Yiğit'e doğru kaldırdı.

"Şu adı herifi görüyormusun? İşte tam olarak o bize sırrını söylemiyor. Hadi sen çok önemli deilsin" diyen abime göz devirdim.

"Ama ben... Ben kaç yıllık dostuyum. Yemedim yedirdim" Yalan "içmedim içirdim" Yalan "gerektiği zaman sıçmaya bile götürdüm" Doğru" ama o ne yaptı resmen beni sırtımdan bıçakladı."diye söyleyen abime Yiğit hayatının şokunu yaşayarak bakıyordu. Açıkcası bende öyle bakıyordum çünkü abimden böyle bir drama Queen lik beklemiyordum.

 

"Ayrıca burası benim odam niye ben gidiyorum sen git" diye son sözünü söyleyip yatağa uzandı. Yiğit ise ne yapıcağını bilemeyip bir bana baktı sonra ise yatakta uzanan abime. Abim eliyle kışkış yaptığında Yiğit el mecbur odadan çıktı. Ben de peşinden çıkıp kapıyı kapadım. Tam arkamı dönüp merdivenlere ileriyecekken Yiğit in göğsüyle karşılaşınca durmak zorunda kaldım. Üzerim doğru bir adım attı.

 

"Demek 'abi' ha" diye söylenirken bir kaşını kaldırmıştı aynı zamanda ise bir adım atmıştı. O bir adım ileri attıkça ben bir adım geri gidiyordum.

 

"Demek Yiğit abinin anlattığı bu kızı merak etmeler" diye söylerken hala adım adım üzerime geliyordu. En sonunda sırtım duvara çarpınca durmak zorunda kalmıştım kafasını bana doğru eğerek konuştu;

 

"İnsan hiç kendini merak ederim?" Diye sorunca ahududu kokusuyla nutkum tutulmuştu. Bu kokuya bayılıyorum ve en çok ona yakışıyordu. Kulağıma doğru yaklaşıp;

 

"Bu gece uyanık, ve balkonunu kitleme" diye son sözünü söyleyip yanağım öpücük kondurup arkasını dönüp ilerlemeye başladı. Ben ise olduğum yerde durmuş ahududu kokusunun uzaklaşmasını izliyordum.

 

 

<3

 

Gece saat 12 yi geçiyordu fakat hala Yiğit gelmemişti en iyisi ona yazmaktı.

 

Siz: ne zaman geliceksin???

 

Yiit: annemlerin uyumasını bekliyorum yani yaklaşık 20 dakikaya ordayım : )

 

Siz: iyi

 

Diye mesaj atıp çıktım sohbetten. Sıkıntıdan patlicaktım. En iyi abimin yanına gitmekti. Yataktan kalkıp abimin yanına doğru yanına karşı oda ya doğru çoraplı ayaklarımla yürüdüm. Evet hava sıcaktı hatt üzerime şort ve tişört vardı ama çorap bir kültürdü. Çıplak ayak bir namus meselesiydi. Abimin odasının önüne gelince hafif bir kapıyı aralıdım abim telefona bakıyordu kapıyı tam açıp kapının önünde durdum. Abim ise her zamanki odunluğuylaydı. Kafasını kaldırıp bana baktıktan sonra tekrar telefonuna döndü.

 

"Ne var Erva" diye konuşunca yanına doğru yaklaştım. Yatağın dibinde durup sesimi kısık çıkarmaya çalıştım.

 

"Yatakta yanında yer varmı?" Diye sorduğumda gözleri tekrardan bana döndü bir kaç saniye düşündükten sonra yatakta kaydı.

 

"Hadi acıdım gene iyisin yoksa normalde yapmam bilirsin" diyen abime karşılık ben kıkırdarken hemen yanındaki yerimi aldım. O ise telefonla ilgilenmeye devam ediyordu.

 

Israrla bana bakmayışında bir şey vardı. En sonunda gene soğuk bir sesle konuştu.

 

"Bir şey mi diyeceksin" diye tek kaşını kaldırarak bana soru yöneltti. Biraz daha ona yaklaştım.

 

"Biraz sohbet edelim dedim. Hem... Kırgınlığın hakkında konuşur rahatlarsın diye düşündüm" dedim. Abim ise 'hah diye bir ses çıkardı.

 

"Ben mi kırgınım? Niye kırgın olayımki? Bunu gerektirecek bir durummu var?" Diyen abimle tek kaşımı kaldırıp sitem ettim.

 

"Abi!" Dedim. Abim ise bana baktıktan sonra telefonu yastığının altına koydu. Beni kollarının arasına çekince bende kollarımı ona sardım.

 

"Hiç bir şey de gözünden kaçmıyor hanfendinin. Ne ara büyüdün bu kadar" dediğinde yüzümdeki tebessümle ona cevap verdim.

 

"Aslanım sonuçta Efe Yıldırımın kardeşiyiz, her şeyi anlar çabuk büyürüz" diye atarlanınrken bir de araya göz kırpma işini de ekleyince abim sesli bir kahkaha attı. Onu güldürmeyi seviyordum.

 

"Tabiki Efe Yıldırımın biricik kardeşisin. Ama her şeyi anlaman sinir bozucu" deyip bir de sonunda kaşlarını çatmıştı.

 

"Mal değiliz sonuçta tabiki abimiz anlicaz. Yok bir de anlamayalık başka" diye raconlarıma devam ettiğimde abim tekrardan güldü.

 

"Konuşmaya gerek bir konu deil olsaydı konuşurduk ama gerek yok" dediğinde tekrardan diklendim.

 

"Nasıl yok? Söyle kimmiş bizim biricik abimizin kalbini kıran alalım kellesini" diyince aslında Yiğit'in abimin kalbini kırdığını unutmuştum. Sonradan aklıma geldiğinde ise Yiğit'in kellesini nasıl alıcağım beni ürpetti.

 

"Bir şey olmaz Yiğit yakında anlatır zaten o yüzden bir problem yok" dediğinde bir de üstüne göz kırptı. Daha fazla üstelemek istemiyordum.

 

"E sen diyorsan öyle olsun" dediğimde saçlarıma öpücük bıraktı.

 

"Sen çok seviyorum biliyorsun dimi. Her zaman her şeye karşı da seni koricağımı biliyorsun. Abiler kardeşlerini ne olursa olsun sever ve..." Dediğinse sözün devamını ezbere bildiğimden dolayı ben de söyledim.

 

"... Onları ne olursa olsun korurlan bu artık benim yeminim sana kimse karışamaz." Abimle beraber aynı anda söylemek abimi gülümsetmiş beni ise duygulandırmıştı. Haklıydı her zaman beni bütün her şeyden korumuştu. Her şeyime ilk el uzatan da her zaman oydu.

 

Abim bana daha sıkı sarıldığında ben de ona daha sıkı sarıldım. Yağmur sonrası Toprak gibi kokuyordu.

 

"Babamla aranız mi kötü?" Diye soruverdim.

 

"Yo nerden çıktı bu?" Diye bu sefer o soru sorduğunda omuz silkerek cevap verdim.

 

"Bilmem öyle hissettim" dediğimde abim tekrardan saçlarımı öptü.

 

"Yanlış hissetmişsin." Dediğinde kafanı anladım şeklinde salladım.

 

Babam her zaman çocuklarını bir voleybolcu olmasını isterdi. Bu sanki onun için bir zorunlulukmuş gibiydi. Abim kendi isteğiyle voleybol kariyerini seçmişti fakat ben voleybolla sadece hobi gözüyle bakıyordum. Bu yüzden babamla sürekli kavga ediyorduk bu durum hakkında. Abimi ise fazla zorluyordu. Hatalarını sürekli yüzüne vuruyordu. Tamam hatalarını söylemesi gerekiyordu zaten ama bunu maçlar antrenmanda yapması gerekiyordu. Eve iş getirmemeliydi. Ben ise mimarlığım seçtiğim zaman evde büyük bir kaos çıkmıştı ama abim her zaman ki gibi benim arkamda deil yanımde deil tam olarak önümde durup babamla olan mücadelemde bana güç vermişti.

 

Derin bir nefes verdim. Ve kendimi toprak kokusu yani anlamı benim için güven olan o kokuyla beraber uyuya kaldım...

 

YAZARDAN

Efe ve Erva'nın konuşmasından sonra Erva derin düşüncelere dalmış bir şekilde kendini uykunun kollarına teslim etti. Efe ise buralardan gitmeyi planlıyordu. Aslında bunu önceden de düşünmüştü fakat kardeşini burda bırakamazdı. Büyük bir sırtlan vardı çünkü bu evde. Kardeşi ise daha yavruydu. Sırtlana bu avı yem etmeyecekti. Ama burda da durursa kafayı yiyecekti. Her gün kafasının etini yiyen bir antrenetörü vardı ve daha nicesini biliyordu bu antrenetörle ilgili ama susuyordu. Susmasının tek sebebim şu anda kollarında uyuyan ve her zaman gözünde küçük olan kardeşiydi. Onun için canını bile verirdi. Ona göre kardeşi bu sırtlan için fazlasıyla masum kalıyordu.

 

Efe ise her zamanki gibi gitme hayallerine dalmışken oda kendini bu güzel kokunun yanında uykuya teslim etti. İkiside onladı derin bir tebessümle izledikten sonra fotoğraflarını çeken gençten habersizdi.

 

Yiğit... Annesi gil uyuduktan sonra direk evden çıkmış ve koşarak buraya gelmişti. Balkona çıkması bir zor olsada boyunun avantajıyla çıkmayı başarmıştı. Sevdiğini göreceği için kalbi yerinden çıkıyordu fakat kapıya tıklattığında kapıyı açan kimse olmayınca kaşları çatılmıştı. Kesin trip atıyor diye düşünerek aramıştı sevgilisini fakat açan olmamıştı üst üstte mesajlar atmıştı ama dönen olmamıştı. En son çaresizle ve büyük bir endişeyle etrafına bakınırlen balkonun biraz uzağında bir pencere gördü. Şansına pencere açıktı. Büyük gayretler sonucunda içeri girebilmişti.

 

İçerisi her yer çikolata kokuyordu. Çikolata sevmezdi fakat sevdiğinde olunca ayrıydı onun için. Ayakkabılarını çıkarıp yatağın altına koyduktan sonra odada bakışlarını gezdirdi. istediği şeyi bulamayınca kapının açık olduğunu gördü. İlk önce etrafa baktı ardından koridordaki son odadan sesler geldiğini işitti. Oraya doğru adımlarken kapının Aralık kısmından içeriye baktı. Görünmemek için çaba sarf ederken bir yandanda görmek için çaba sarf ediyordu.

 

İçeride canından bile çok sevdiği iki kişi vardı. Biri 13 yıllık dostu diğeri ise dünyalara bedel aşkıydı. Sadece son sözlere yetişebilmişti.

 

"Bilmem öyle hissettim" demişti aşkı.

 

"Yanlış hissetmişsin" demişti kardeşi. Ardından ikiside gözlerini kapatmışlardı. Sanki kendi aralarında sözleşmiş gibi ikiside birbirine gözleriyle haber vermişti galiba uyuyacaklarını. Orda öylece dikilmişti. Aşkının yanında o olucaktı ama aşkı şu anda başkasının kollarındaydı. Bir anlığına kızın abisini bile kıskanmıştı. Aslında kıskanmak denilemezdi. İmrenmişti sadece. O da ona öyle her istediğinde dokunmak, her istediğinde öpmek, her istediğinde sarılmak istiyordu. O bunları düşünürken içerideki iki kişide derin bir uykuya dalmıştı. Son bir defa sevdiğine bakıp öyle gidecekti ama içendiki fotoğraflarını çekme dürtüsünede engel olamamıştı. Fotoğrafını çektikten sonra yarın sevgilisine bu konu hakkında hesap sormak için oradan ayrıldı. Ayakkabılarını alıp kendi evinin yolunu tuttu.

 

 

Bölüm sonu

 

 

Bölüm : 30.11.2025 15:23 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...