16. Bölüm

14. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Aman aman aman. Her yerim tutulmuş. Nerdeyim ben ya! Gözlerimi aralamamla kendi odamda olmadığımı görünce ilk bir kaç saniye yerimde donup kaldım. Sonradan beynim dün gece olan şeyleri gözlerimin önüne getirince rahatlama hissiyle omuzlarım çöktü. Abime bakmak için kafamı çevirdiğimde abimi göremedim. Büyük ihtimal antrenmana gitmişti. Yiğidimde şimdi antrenmadadır zaten. Aklıma gelen şeyle gözlerimi belertip yataktan doğrulmam bir oldu.

 

Lan ben ne yaptım! Resmen çocuğu unuttum. Allah seni ne yapmaya emi Erva. Hızlı bir şekilde yataktan kalkıp odama doğru hızlı adımlarla ilerledim. Rezilsin Erva rezil. Odama girip telefonumu bıraktığım yerden alıp ekranını açtım. Yiğit'ten mesajlar vardı. Hemen onun sohbetine girdim.

 

Yiit: güzelim nerdesin?

Yiit: güzelim şu kapıyı açarmısın lütfen

Yiit: Erve nerdesin?

Yiit: bana başka seçenek bırakmadın

 

Yiit:

Yiit: bugünde unutulduk

Yiit: neyse bunun acısı sonra çıkarırım

Yiit: gelmişken odamdan bir şeylermi çalsam

 

Son mesajı da okuduktan sonra hemen kafamı çevirip etrafa baktım. Her şeyim yerli yerinde duruyordu. Derin bir nefesi verip bu sefer ben yazdım.

 

Siz: gerçekten özür dilerim

Siz: sen gelene kadar abimin yanına gidiyim dedim

Siz: sonra orda uyuya kalmışım

Siz: bu gece de gel bu sefer uyanık ve odam da olcam gerçekten

Siz: ayrıca gizlice fotoğraf çekmek ha

Siz: hiç yakıştıramadım

 

Yiğit'e yazdıktan sonra saate baktım. 2 saat sonra dersim başlicaktı. Hava artık serinlemeye başlamıştı. Bana bile serin olduysa net bir şekilde kışa girmeye az kalmışız demektir. Kot pantolon onun üzerine bedenime yapışan bir badi giydim. Saçlarımı at kuyruğu yaptıktan sonra dudak kalemi sürüp ceketimi alıp odamdan çıktım. Çanta taşımayı seven bir insan deildim. Yani nadiren taşırdım.

 

Aşağı indiğimde mutfaktan sesler geliyordu. Mutfağa girdiğimde annem ve Selma teyze vardı. Mutfağa girdiğimi görünce ikisininde bakışları bana değmişti.

 

"Günaydın. Hoşgeldin Selma teyze." Dediğimde bana gülümseyip 'günaydın' dedi. Annem ise direk konuya giriş yaptı.

 

"Erva kahvaltını hızlı yap birazdan abin gelip seni alır." Dediğinde saate baktım son 40 dakika kalmıştı dersin başlamasına. Gerçekten bu kadar çok zaman kaybetmişmiydim. Annemi kafamla onaylayıp masaya oturdum.

 

Gerçeği söylemek gerekirse kahvaltı da seven bir insan deildim. Bana göre dolu bi akşam yemeği beni bir sonraki günün akşam yemeğine kadar tutardı. Yumurta zaten hiç sevmezdim. Tabi sade olarak. Kokusu midemi bulandırıyordu. Süt ürünlerini de tüketmezdim. Peynir, yoğurt, toprak hiç biri bende yoktu. Yemeklerde fazlasıyla ayrım yapardım. Asıl yemek kaynağım cipsti. Bir cips ve çikolatalı süt kadar beni mutlu eden az şey vardı. Bir kaç parça börek yedikten sonra biraz da kendi kendime bir şeyler yiyormuş gibi göründüm. Yoksa annem hayatta bu masadan kalkmama izin vermezdi. Telefonumun zil sesiyle cebimden telefonumu çıkarıp arayana baktım. Abimdi. Telefonu açıp kulağıma koydum.

 

"Nolur bana hazır olduğunu söyle" diyen abimle kıkırdadım. Masadan ayaklanarak konuştum.

 

"Hazırım hazırım, geldiysen ineyim?" Diye sordum.

 

"İn sen geldin sayılır" dediğinde annemlerle bakışıyordum.

 

"Tamamdır" dediğimde telefon yüzüme kapanmıştı. Klasik abimdi işte. Anneme dönüm konuştum.

 

"Abim gelmiş ben ineyim." Dediğimde annem başını salladı Selma teyze ise gülümsüyordu.

 

Kapının yanına gidip ayakkabılarımı giymek için eğildiğimde annemlerin az da olsa konuşma sesleri geliyordu. Selma teyze konuşuyordu.

 

" Yani Gizem ile Yiğit'i kesinlikle buluşturmam gerekiyor Bahar" diyen Selma teyzeyle hem olduğum yerde doğrulmuş hem de kaşlarım çatılmıştı. Ne demek o kızla Yiğit'i buluşturmak?

 

"Selma çocuk hayatında biri olduğunu söyledi neden üsteliyorsunki?" Diyen anneme kendi içimde hak veriyordum.

 

"Yok be Bahar, ben tanırım çocuğumu, beni geçiştirmek için öyle söylemiştir. Hem Gizem çocukluğundan beri hep uslu hanım hanımcık birisiymiş. Tam da Yiğidime şayan"

Diyen Selma teyzeyi daha fazla dinlemek istemediğim için kapıyı kapatıp çıktım. Ne demek o kızlar buluşturmak ya. Yiğit'e bunun haberini vermem gerekiyordu.

 

Bahçe kapısından çıktığım zaman abim ve arabasını gördüm. Hemen ön kapıyı açıp bindim. Abim ise sinirle derin bir nefes verip arabayı çalıştırdı.

 

"Hani hazırdın. Kaç saattir seni bekliyorum" diyen abime gözlerimi belerterek baktım.

 

"Oha abart istersen, yok 2032 ye girdik. Bir şeyler atıştırıyordum o yüzden geç kaldım." Deyip abimi geçiştirdim.

 

"Sakın bir daha yanımda uyuma. Eşek kadar olmuşsun öyle bir sıkıştırdın ki beni her yerim kırıldı." Dedi abim.

 

"Bende sana çok meraklıyım zaten. Ayrıca ben hala minnoş bir kızım." Dedim.

 

"Sen mi minnoşsun. Küçülde cebime gir. Bence beni kıskandığın için bana kastın var." Diyen abime göz devirdim.

 

"Seni niye kışkanayımki bikere" dedim.

 

"Bir kere en basitinden senden daha güzelim, daha başarılıyım, daha zekiyim. Daha sayayımmı?" Diyen abime bir kez daha göz devirdim.

 

"Hıhı kesin bunların hepsi vardır." Dedim

 

"Gerçekleri gör artık Erva Yılmaz" dedi abim.

 

Üniversitem zaten yakındı fakat yürümek çok üşengeçli bir eylemdi.

 

"Sağda beni indir Efe Yılmaz" dediğimde abim bana güldü.

 

"İşte böyle kaçarsın" diyen abimi tiye almadım.

"Aynen kesin öyledir. Senin söylediğinden aynen." Diyip kapıyı açıp arabadan indim.

 

"Hadi ben kaçtım." Dedim

 

"Numaranı isteyenlere benim numaramı ver!" Diyen abime gülmemek elde deildi. Üniversitenin girişine doğru ilerledim ve sınıfıma çıktım. Bugün 4 saat dersim vardı.

 

 

Bölüm Sonu

Bölüm : 06.12.2025 16:04 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...