18. Bölüm

16. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

 

Tamam her şey tamdı. Masaya tekrardan bir baktım. Birazdan abimle babamı çağırıcaktım. Abimin yemeğine ekstra tuz koymustum. Ama tek bu da deildi. Bir de onun tabağına şekerde koymuştum. Bittimi sanıyorsunuz? Bitmedi. Bir de sandalyesini ıslatmıştım. İntikam böyle alınırdı. Yüzümde Zafer gülümsemesiyle yukarı doğru çıkıyordum. Umarım bu işin sonu kötü bitmez diyerek abimin odasına doğru adımladım. En son beni kovmuştu ama çokta umrumda deildi.

 

 

Kapıyı tıklattıktan sonra açtım. Abim hiç şaşırtmayan görüntüsüyle yatağında uzanıyordu. Bir iki saniye bakıştıktan sonra konuşma kararı aldım.

 

 

"Yemek hazır. Hadi gel." Dediğim de abim şüpheyle beni süzmeye başlamıştı. Ben ise ona en masum bakışlarımı atıyordum. En sonunda konuşmaya başladı.

 

 

"Umarım bir iş çevirmiyorsundur." Diyerek ayağı kalktı. Ben ise şeytani gülümsememi silil masumluk maskemi taktım.

 

 

"Ne yapıcam ya sanki?" Dediğimde saçlarımı karıştırıp yanından gitti. Uzun olmasaydı onun kafasını koparırdım ama uzun işte...

 

 

Ben de adımlarımı hızlandırıp onun yanına vardım.

 

 

"Hadi bakalım inşallah öyledir." Dediğinde merdevenin ordaydık ve benim odamdan telefon sesi geliyordu. Yerimde donup bir iki saniye bekledim. Lan telefonum ben de deilmiydi. Diyerek ceplerimi yokladım. Abim ise bu halime gülerek aşağı iniyordu. Koşarak odama doğru ilerledim. Kapıyı açıp girdiğimde telefonum masadaydı. Hemen elime alıp arayan kişiye baktım.

 

 

Arayan kişiyle beraber heyecanlanıp sanki o görecekmiş gibi saçlarımı düzeltip aramayı açtım.

 

 

"Alo" dedim kendi kendime yerimde sallanarak.

 

 

"Güzelim?" Dediğinde sırıttım. Tamam şimdi sakin olup ona cevap vermeliydim.

 

 

"Buyrun benim" dediğimde hafif bir şekilde kıkırdadığını duydum.

 

 

"Napiyorsun?" Dediğinde ise yatağına doğru ilerliyordum.

 

 

"Yemeği hazırladık şimdi aşağıya inicem." Dedim.

 

 

"Ellerine sağlıkta, bana da yokmu?" Dediğinde çoktan yatağıma uzanmıştım.

 

 

"Yani istersen gelebilirsin" dedim.

 

 

"Tamam o zaman eğer bu gecede beni ekmessen neden olmasın" dediğinde kaşlarım çatıldı.

 

 

"Bir kere oldu ha Allah'tan. O da yanlışlıkla" dedim.

 

 

"Sonuçta ekildimmi? ekildim." Diye kendi sorusunu kendi. cevapladığında sinirlerim artıyor gibiydi. Neden bir anda sinirleniyordum. Sinirlenecek bir şey de yoktu. Bugün ayın kaçı acaba?

 

 

"Tamam o zaman bu akşam da gelme maşallah ekilirsin falan" dediğim gibi yüzüne kapattım.

 

 

Sanki her zaman yaptığım bir şey. Allah'tan bir defa oldu. Sinirle yatağımdan kalkıp odamdan çıktım. Elimdeki telefondan arama sesi geldiğinde daha da sinirlenip tekrar kapattım. Bir de hala arıyor diyerek telefonu uçak moduna aldım. Aşağı indiğimde mutfaktan yabancı bir ses geliyordu.

 

 

Mutfağın kapısını araladığımda yabancı bir sima ile karşılaştım. Yavaş yavaş içeriye doğru süzülüp abimin yanına doğru ilerledim. Adam babamla selamlaşıyordu.

 

 

İşaret ve orta parmağımı birleştirip iki defa kırdım. Abim işaretimi anlayım bana doğru eğildi. Sonuçta 2 metre çocuk nasıl yetişeyim ben ona.

 

"Bu kim?" Dediğimde abim de sesini kısıp konuştu.

 

"Babamın yeni yakın arkadaşı. Bu aralar fazla görüşüyorlar." Dediğinde kafamla onayladım. O sırada babamlar bize doğru dönmüştü.

 

"...Benim oğlanı tanıyorsun zaten tesisten, bu da benim diğer numara Erva." Dediğinde adama doğru tebessüm gönderdim. Adamın yüzünden tebessüm eksik olmuyordu. Babamla yaşıt duruyordu.

 

"Merhaba ben Selim, tanıştığımıza memnun oldum." Diyerek adam bana elini uzattığında ilk bir çekinsemde sonradan adamın elini tuttum.

 

"Bende memnun oldum" dediğimde adamla ellerimiz koparmıştık fakat adam hala gülümsüyordu.

 

Babam yemek masasının baş kısmına geçip sağındaki boş sandalyeye elini uzatarak:

 

"Buyur Selim geç otur." Dediğinde adam teşekkür edip oturucakken bir anda aydınlanma yaşayarak "durun" diye bağırdım. Herkes bana bakarken ben nasıl bir açıklama yapcağımı düşünüyordum.

 

"O sandalye rahat deil ben size başka bir sandalye getireyim." Diyerek sandalyeye doğru adımlıyordumki adam tekrardan yüzüne o lanet olası gülümsemesini takıp sandalyeye oturdu. Benim adımım havada kalırken ne yapcağımı bilemedim.

 

Adamın ilk başta gülen suratı soldu sonra başını bana çevirdi ve göz göze geldik. Sonra arkamda kalan abime baktı sonra tekrar bana baktı. Ve şaşırtıcak bir sakinlikle soru sordu.

 

"Burda normalde kim oturuyordu?" Dediğinde afallamıştım. Adamın resmen götü ıslanmıştı fakat sorduğu soru bumuydu?

 

Babam rahat bir tonda cevapladı Selim Beyi.

"Oğlum Efe oturuyordu." Dediğinde adamın yüzünde tekrardan o aptal gülümsemesi gelmişti. Hayır yani ben neden gülünecek bir şey göremiyordum. Neden her şeye gülüyordu bu adam? Gerçekten sinir bozucuydu.

 

"Sanırım abi kardeş ilişkiniz çok güzel." Dediğinde ben hala yerimde duruyordum, annemle abim ise çoktan yerlerini almışlardı. Tamam sakin olmalıyım. Adamın umrunda deilse benim neden umrumda olsun ki.

 

Kendi içimde böyle söylememe rağmen tedirgin adımlarla annemin yanına kurtuldum. Abim hala anlamamıştı fakat Gine de cevaplama isteği duymuş olmalıki konuştu.

 

"Yani normal abi kardeşler gibi diyelim" dediğinde abime baktım. 1 saat önce projemi mahvetmişti bende ondan intikam almak için sandalyesine su dökmüştüm fakat şimdi o sandalyede babamın yakın arkadaşı oturuyordu. Rezillikti.

 

Adam hafif bir kıkırdamayla konuştu. Hayır yani doğarken de mi gülüyordun be adam?

 

" Yok yok ben sizin abi kardeş ilişkinizi çok sevdim. Benim de çocuklarım var lakin pek sakinler bu yüzden evde bir ses yok. Fakat ev dediğin yuva dediğin ses olmalı. Herkes kendini belli etsinki yuva olduğu belli olsun. Abiler kardeşleriyle uğraşacak sonrada kardeşin gelip baba ya ve ya anneye anlatıp evde gülüşmeler olacak. Yoksa o ev de aile olduğu belli olmaz." Dediğinde götü ıslak olmasaydı adamı ciddiye alırdım. Fakat şu anda kendi yaptığım bir rezillik dahi olsa gülmeden durmak çok zordu. Abime baktığımda bana yoğun duygular içerisinde bakıyordu ama ben pek umursamadım. Çünkü şu an hissettiğim 2 duygu vardı.

 

1 rezillik

2 mahçupluk

 

Babamda konuşmaya başladığında dikkatim ona gitti.

 

"Ne kadar doğru söyledin öyle Selim. Bizim ev tam da senin anlattığın gibi. Efe ile Erva sürekli didişirler benle Bahar ise gülerek onları izleriz. İnsanın çocuğu olması çok güzel bir şey hakikaten. Neyse çok konuştuk yemeklerimiz soğumasın buyrun afiyet olsun."

Diyen babamla gözlerim daha da büyümüştü. Umarım şekerli çorbanın tadı düşündüğüm kadar kötü deildir. Diye düşünerek gözlerimi dikmiş adama bakıyordum.

 

Evet kaşığını ağzına götürdü. Tadına baktı ve yuttu. Adamın yüz ifadesi çorbada bir şey arıyor gibiydi. En son kafasını kaldırıp bana baktığında hemen kafamı eğdim. Resmen rezillik üzerine rezillik yaşıyordum. Adam hafif bir boğazını temizledikten sonra konuşmaya başladı.

 

"Aslında ben aç deilim sadece senle bir şeyler konuşmak için geldim, zaten evde bizimkiler bekliyor erkenden onların yanına dönsem iyi olur." Dediğinde ben daha da küçülmüştüm. Yer yarılsada içine girsem keşke.

 

"Tabi sen nasıl istersen o zaman gel konuşalım sen de geç kalma." Diyen babamla ayaklandılar.

 

"Seni de böyle masadan kaldırdım, kusura bakma." Diyen adamla babam başını iki yana salladı.

 

"Olurmu öyle şey, hiç sıkıntı deil." Diyen babamla adam hala gülümsüyordu. Adam ceketini çıkarmaya başladığında ailecek onu izliyorduk.

 

"Fazla sıcaklığa gelememde." Derken ceketini çıkartıp elleriyle beraber arkada ıslanmış olan götünün gözükmemesini sağlamaya çalışıyordu. Ben bu hareketine karşılık kıkırdadığımda ise bütün gözler bana dönmüştü. Boğazımı temizleyip çorbamı içmeye başladım.

 

"Aslında şu an da münasip olurmu bilemem, daha çok kadınlarında konuştuğu, ilgilendiği bir konu oysaki ama söylemeden duramicam. Diyorum ki senin kız Erva ile benim oğlan Alp bir tanışsınlar." Dediğinde çorba boğazımda kalmıştı. Ben öksürürken annem belime vuruyordu.

 

Ne diyordu bu adam yahu. Benim başım bağlı bir kere siz ne olsun istiyorsunuz. Eve sessizlik çökerken benim dilim tutulmuştu sanki. Ne demek senin kız la benim oğlan. Saçmalamayın lütfen beyfendiciğim yani. Sonunda babam konuşmaya karar verdiğinde bütün dikkatimle babama döndüm.

 

"Yani ne diceğimi bilemiyorum ki Selim. Erva'nın yaşı küçük hem daha. Ayrıca abisi varken ona düşermi bilemedim."

 

Sinirlerim giderek bozuluyordu. Ne yaşanıyordu şu an da şu kahrolası evde. Adam sıçtığımın gülümsemesiyle konuştu.

 

"Neyse bir şey olmaz hadi gel biz konuşalım." Dediğinde babamla beraber çıkışa doğru ilerlemeye başladılar. Ben rahat bir nefes versiğimde abim kendi tabağındaki çorbayı bitirmişti. Yandaki kaseye baktığında annem gülerek konuştu.

 

"Ye onu da hadi." Dediğinde ben ne diceğimi ve ya ne yapacağımı bilemez haldeydim. Yani sonunda tabak asıl ulaşması gereken kişiye ulaşmıştı. Abim diğer kaseyi önüne çekip bir kaşık içtiği gibi daha yutamadan geri püskürttü. Ben onun bu hareketine eğlenir bir tonda yüzümü ekşittim.

 

"Iııyy iğrençsin gerçekten." Dediğimde abim başını kaldırıp her şeyi anlamış gibi bana baktı.

 

"Belli oluyor neden adamın bir şey yemeden evden kaçtığı." Dediğinde normal eğlenen tarafıma geçtim.

 

"Napabilirim. Orda sen oturucaktın. O da oturmayı verseymiş. Yapacak bir şey yok." Dediğimde abim bıkkın bir nefes verdi. Ben ise o sırada kendi çorbamı bitirmiştim. Kasemi tezgaha koyup tam kapıya yönelmişken babam geldi. Hızlı adımlarının yani benim önüm oldu. Ben mutlu halimle tam yanımdan geçerken sert bir tokatın yüzüme geçmesi bir oldu.

 

 

 

 

Bölüm sonu

Bölüm : 23.12.2025 18:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...