19. Bölüm

17. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Anın şokluğu ile yerimde kalakalmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir anda yediğim Tokata nasıl bir cevap verebilirdimki? Sola düşmüş olan yüzümü yavaş yavaş babama çevirdiğimde ise bir çift öfke saçan gözlerle karşılaştım. Ne oluyordu tam olarak şu an?

 

"Adama karşı nasıl rezil ettin beni farkındamısın sen?" Diyen babamla hâla olayın etkisiyle bir şey diyemiyordum.

 

"Çorbaya şeker koyman yetmiyormuş gibi bir de sandalyeye su dökmek ne demek Erva?" Diyen babamla olayı daha yeni çözüyordum. Birincisi bu adamın bundan nasıl haberi olmuştu? İkincisi bu bu kadar kızılacak bir durummuydu? Üçüncüsü Tokat yememi gerektirecek bir durummuydu?

 

"Baba ne yapıyorsun Allah aşkına" diye önüme geçen abimle daha da donuklaştım. Beni her zamanki gibi arkasına almıştı.

 

"Yeter artık Efe sen karışmayacaksın bu sefer" diyen babam abimi itmeye çalışıyordu.

 

"Baba tamam, bana şaka yapmış." Dedi abim.

 

"Bu nasıl şaka lan. Hem böyle bir şeyi bir kardeş abisine nasıl yapar. Nerde saygı? Nerde terbiye? Bu kızı hep böyle arkana alarak sen şımarttın zaten." Diyen babamla istem dışı bir şekilde gözlerim dolmuştu. Hayır ağlamıyordum fakat sinirden boğazımda oluşan tel örgülerle boğuşmak çok zordu.

 

"Ne diyosun sen baba ya. Bu kıza hep haksızlık yaptığın yetmiyormuş gibi bir de el kaldırıyorsun." Diyen abimle daha da onun gövdesine doğru sindim. Bir anda arkasını dönen abimle ne yapacağımı bilemedim.

 

"Çık yukarı üzerini değiştir, yanına da bir iki parça bir şey al gel." Diyen abimle ilk başta kalakalsam da sonradan hızlı bir şekilde kafamı sallayıp mutfaktan çıkıyordumki babam tekrardan konuşmaya başladı.

 

"Hey nereye gidiyorsun daha konuşmamız bitmedi." Diyen babamı abim susturdu. O sırada merdivenlere varmış son bir defa abime baktım.

 

"Yeter artık! Bir kaç gün yokuz biz. Belki bir ihtimal kıymetimizi anlarsın ama hiç sanmıyorum. Şu kızı üzdüğün yeter. O benim kardeşim lan kardeşim. Sustuğum zamanların Allah belasını versin. Fakat şimdi konuşuyorum." Diyen abimle göz göze geldim ama ağlamamak için hızla yukarı çıktım.

 

Babam hep böyle bir insandı. Bir şey istediği gibi olmadığı zaman kriz geçirir, etrafındakilere zarar verirdi. Bir tek anneme asla dokunmazdı...

 

Aşağıdan bağırma sesleri artarken ben hızlıca odama girip bir eşofman onun üzerine de tişört giydim. Küçük bir çanta alıp içine pijamalırımı koydum. Bir de bir tane daha tişört koydum. Cebimdeki telefonu da içine koydum ve odadan çıkıp aşağıya indim. Abim kapının önündeydi babam ise karşısındaydı. İçimdeki tedirginlik hissiyle aşağı inmeye başladım.

 

Abim beni gördüğünde gülümsedi. Bu gülümsemenin anlamını yıllar önceden ezberlemiştim.

 

'Sakin ol! Ben senin her zaman yanındayım, bunu asla unutma'

 

Abimin yanına doğru ilelediğimde mutfakta, yerde cam parçaları gördüm. Anlaşılan o ki babam tekrar ve tekrar sinirlerine hakim olamamıştı.

 

Abimin yanına vardığımda babam öfke saçan gözlerle bu sefer bana baktı ve bana doğru yürümeye başladı. Abim ise anında her zaman olduğu gibi önüme geçerek beni koruma derdindeydi.

 

"Sakın bir adım daha atma!" Diyen abimle babam büyük bi nefes verdi.

 

"Hepsi bu kız yüzünden biliyorsun dimi..." Diyen babamı abim tekrardan sözünü böldü.

 

"Ben hiç bir şey bilmiyorum. Ha eğer bir şey biliyorsam o da bu kızın hiç bir suçu olmadığı." Dediğinde tekrardan gözlerim dolmaya başladı.

 

Abim arkasını döndü ve bileğimden tutup kapıya doğru ilerletti. Bende abimin hızlı adımlarına ayak uydurmaya çalışıyordum. Kapıyı açtığımızda abim daha ayakkabımı bile giymeme izin vermeden beni hızla çekiştirdi.

 

Arkama baktığımda ise bana büyük bir öfke ve kinle bakan babamı gördüm. Onun arkasında ise gözleri ağlamaktan kızarmış olan annemi. Annem bugüne kadar hiç bir kavgamıda sesini çıkarmazdı. Ne aç bırakıldığımda, ne odaya kitlendiğimde, ne de şiddet gördüğümde...

 

Arabanın önündeydik. Abim ön kapıyı açmıştı benim için, ardından kendi tarafına geçmişti. Ben de içeri geçtiğimde ayakkabımı tam bir şekilde ayağıma geçirip dikleştiğimde abimin bana baktığını gördüm.

 

Beni hızla kendine çekip sarıldı. Bende karşılık verip her zamanki gibi kendimi gövdesine hapsettim. Abim saçlarımı okşayıp derin öpücükler bırakıyordu. Bu hareketi benim ona daha çok sığınmama neden oluyordu.

 

Uzun bir süre böyle sarıldığımızda, abim arabayı hareket ettirmek için benden ayrılacakken elmacık kemiğinde hafif bir kan sızıntısı farkettim. Hemen torpidodan bı peçete aldım ve abimin yüzünü kendime doğru çekiştirdim.

 

Peçeteyi yavaş yavaş abimin elmacık kemiğine değdirirken göz yaşlarım bir bir yanaklarımdan çeneme doğru süzülüyordu. Abim eliyle göz yaşlarımı silerken omuzlarımdaki yük daha da artıyormuş gibi hissediyordum.

 

"Ne olursa olsun beni koruduğun halde senin zarar görmene engel olamadığım için özür dilerim..." Diye konuşurken abim sözümü böldü.

 

"Şşşş! Öyle bir şey yok. Abiler her zaman küçük kardeşlerini korurlar ve onların güvenli alanları olurlar." Dediğinde içim daha da burkuldu.

 

"Neyse bu kadar ağlamak yeterli. Zaten uzun zamandır bu evdeyiz, sıkılmıştım bizede değişiklik olur" diyen abime gülümsedim.

 

"Eee yolculuk nereye?" Diye sorduğumda aslında bu sorunun cevabını biliyordum fakat sormak istemiştim genede.

 

"Her zamanki sığınağımıza" dediğinde yüzümdeki buruk bir gülümsemeyle pencereye döndüm.

 

 

 

Bölüm sonu

 

Bölüm : 13.01.2026 12:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...