21. Bölüm

19. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Geceyi bir şekilde bitirmiştik. Yiğit ne kadarda küçüklükten yanımızda olsada ona rahatsızlık vermemek için erkenden yatağa gitmiştik ve abimle beraber uyumuştuk. Sabah olmuştu fakat yataktan çıkıcak her hangi bir gücüm yoktu. Öylece uzanıp tavanı seyrediyordum. Abim yanımda yoktu. Yüksek ihtimalle antrenmana gitmişlerdi ya da aşağıdaydılar.

 

Karnımın guruldaması ile daha fazla bu açlığa dayanamayarak odadan çıkıp banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Aynadan kendimi inceliyordum.

 

Dün yanağımda olan kızarıklık gitmişti. Kilo mu almıştım ben? En kısa sürede aldıklarımı geri vermem gerekiyordu dicemde zaten koşturmaktan geri veririm diye düşünüyordum.

 

Banyoda daha fazla oyalanmadan çıktım. Aşağı doğru indiğimde mutfaktan sesler geliyordu. Mutfaktan içeri girdiğimde abimle Yiğit masada oturmuş kahvaltı yapıyorlardı. Beni gören Yiğit'in yüzünde gülümseme oluşmuştu. Ona karşılık verip abimin yanına oturdum.

 

"Ben bir kaç yıl daha uyursun diye düşünmüştüm." Diyen abimin bacağını alttan çimcikleyip kendi tabağıma döndüm. Çok konuşuyordu bu aralar.

 

"Kızım ne çimcikliyorsun, gerçekleri söylüyoruz yalan mı?" Diyen abimi aldırış etmeden tabağıma peynir koydum.

 

"Bugün dersin varmı?" Diyen Yiğit'e yemeğimi doldurmaya devam ederken cevap verdim.

 

"Bugün dersim yok. Belki Beyza'ya geçerim." Derken aynı zamanda ağzıma peynir koydum. O da kafasını anladım anlamında salladı.

 

"Yiğit hadi kalk geç kalmakla uğraşamam." Derken ayaklanan abimle Yiğit elindekilerini ağzına tıkıp, çayınıda kafasına dikti.

 

"Yavaş olsana biraz, boğazında kalıcak şimdi." Dediklerimi umursamadan mutfak çıkışına doğru yöneldi.

 

Sabır çekerek onları yolculamak için bende kapının oraya gittim. Abim çoktan ayakkabısını giymiş Yiğit'in gelmesini bekliyordu. O sırada da bakışlarını bana çevirdi.

 

"Antrenmandan çıktığımda seni alırım." Kafamla onu onaylarken Yiğit gelmişti bile. Abim Yiğit'i beklemekten sıkılmış olucakki arabaya doğru yürümeye başlamıştı bile. Yiğit ayakkabısını giyerken benle konuşmaya başladı.

 

''Bugün abine söylemeyi düşünüyorum.'' dediğinde ilk başta anlamamıştım. Hafif kaşlarımı çatıp baktığımda, eli elime uzanıp tuttu.

 

''Bundan bahsediyorum.'' dediğinde gülümsememe engel olamamıştım. Fakat sonradan abimin vereceği tepkinin karmaşasıyla içimi kara bulutlar sarmalamıştı.

 

''Eminmiyiz?'' diye sorduğumda derin bir nefes bıraktı, tam bana cevap vereceği sıra canım abim Yiğit'i çağırdı.

 

''En yakın arkadaşımdan daha fazla böyle bir şey saklamak istemiyorum.'' dediğinde onun da haklı olduğunu biliyordu ama yinede içimde bir huzursuzluk vardı. Hızlı bir şekilde yanağıma öpücük kondurup, benim konuşmama fırsat vermeden seri adımlarla abimin yanına gitti. Kapıyı arkasından kapatıp mutfağa doğru yürümeye başladım. İçimde kötü bir huzursuzluk vardı. En çokta abimin güvenini kırmaktan korkuyordum. Ya benle arasını açarsa. Bu Dünya dakika en değerli varlığım bana sırtını dönerse o zaman ne yapardım.

 

İştahsızlığımın tuttuğunu fark edip derin bir nefes verdim. Saate baktığımda saatin 10 olduğunu gördüm. Telefonumu elime alıp Beyza'ya onlara gideceğime dair bir mesaj attım. Zaten Beyza mesaja baksana kadar ben buraları toplardım. Bugün hem kötü hemde güzel geçeceğini düşünüyordum. Umarım güzel geçerde bende içimdeki kasvetten kurtulurdum.

 

-------------------------------------------------------------------------

2 saat sonra

 

​​​​​​Beyzaların evinin önüne varmak üzereydim. Beyza... Beyza diyince aklıma her şeyimin ilki olan o kız geliyordu. Her ilkimde yanımdaydı. İlk okuldan kaçışım, ilk kopya çekişim, ilk sırdaşım, ilk Yiğit'i anlattığım... yani herkesin olduğu gibi benimde ilklerimi yaşadığım o kızdı Beyza. Babası vefat etmişti. Benim babamın aksine sadece onların mutluluğunu isteyen bir babaları vardı. Anneside aşırrı iyi bir insandı. İzmir'e gittiğimizde bize direkt evini açmıştı. Bir tane de baş belası bir abisi vardı. Kaan abi. Dışardan insanlara soğuk görünen bir yapıya sahipti fakat yakınlarına gelince onun için Dünya bir yana sevdikleri bir yanaydı. Beyza ile aynı evde yaşamış olmaları bile bizi şaşırtıyordu. O kadar zıt kutuplardıki ikisi. Aslında kendi aramızda bir grup sayılırdık.

 

Beyza grubun minnoşu, Kaan abi sessizi, benim abim yani Efe grubun şakacısı, Yiğit grubun beyni, ben ise genel olarak belanın vücut bulmuş haliydim. Eskiden hepimiz aynı mahallede yaşardık fakat soradan Kaan abi Beyza okula rahat gidebilsin diye evlerini Beyza'nın üniversitesine yakın bir yere taşımışlardır.

 

Ben bunlerı düşünürken evin önüne gelmiştim. Kapının zilini tıklayıp beklemeye başladım. Şu an da canım arkadaşım kahvaltı yapıyor olsa gerekti çünkü dünya yanda umrunda olmazdı. Kapının açılmasıyla kafamı hafif aşağı eğdim. Evet kafamı aşağı eğmiştim çünkü Beyza biraz kısaydı. Aslında Türkiye koşullaeına göre ortalamaydı ama ben babadan gelme genlerle birlikte uzundum. Beyza'nın boyu1.59 du kendisi direkt 1.60 diyordu ama ona kaç kez yalanın günah olduğunu ve insanları kandırmaması gerektiğini söylemiştim!

 

Kapı açılmıştı ve 1.75 boyuma sarılan bir 1.59 vardı. Sıkı sıkı sarılan Beyza'ya benden sıkıca sarılmıştım. özlemişim bu kızı. En sonunda sarılmamızı bir kenara bırakıp içeri girme kararı aldık. Ben içeri doğru geçerken Beyza çoktan kahvaltı masasına kurulmuştur bile. Yanına oturduğumda gülümseyerek konuştum.

 

'' ee bıcırık neler yapıyorsun? Varmı bir olay falan?'' diyerek bütün odağımı Beyza'ya verdim. O ise inatmış gibi odağımı kırıcak o cümleyi kurdu.

 

''Asıl sen anlat pamuk prenses, Yiğido ile nasıl gidiyor?'' derken aynı zamanda yanağımdan makas aldı. Bu sorusu sırıtma sebep olurken, içimde oluşan kelebekleri durduramadım. Yani nasıl gitsinki. Ben ona aşığım , o bana aşık. Hayallerimdeki gibi ilerliyor her şey. Bacağımın çimciklenmesi ile daldığım düşüncelerden gerçek dünyaya döndüm.

 

''Kızım sen iyice abayı yakmışsın. Bu yolun sonu hayra alamet deil ben sana söyliyim. Hem bu kadar seveme, unutmaki en çok neye değer verirsen onla imtihan olursun.''

 

Derin bir nefes verip gerçeklerin acılığıyla yüzleştim. ''Biliyorum ama kendimi durduramıyorum. Onun ismi geçince bile içimde bir şeyler haraket ediyormuş gibi hissediyorum.'' ben bunları söyleyince Beyza dilini dışarı çıkarıp kusuyor gibi yaptım.

 

''Yediklerimin hepsini üzerine çıkarmamı istemiyorsan sus Erva. Sen şimdi 11 çocuklu bir ailede hayal etmişsindir. Eğer çocuk yapıp yapıp benim üzerime atmayı düşünüyorsan çok büyük tanılıyor haberin olsun.'' diyen Beyza'yı gülümseyerek dinliyordum. Beyza bir anda gözlerini büyütüp bana baktı.

 

''EĞer dediklerim de haklıysam seni boğarım.'' dediğinde ise kafasına vurdum.

 

''Saçmalama Beyza...'' dediğimde derin bir nefes bıraktı ama ben konuşmaya devam ettim. ''... Tabikide 11 çocuk düşünmedim ama 2 çocuk düşündüm.'' dediğimde gözlerini tekrar büyüterek bana baktı.

 

''Ama düşünsene Beyza, sabah uyanmışım, aşık olduğum adam yanımda sonrasında bir tane küçük bir çocuk koşarak anne diye yanıma geliyo ve diyorki...'' Beyza'nın sözümü bölmesi ile sustum.

 

''Anne bokumu yaptım, gel temizle.'' diye söylerken kendi cümlelerine kendisi güldü. Hemde kahkahalarla. Ben ise onun bu hallerine bıkkınlıkla bakıyordum. Elbet o da bir gün aşık olucaktı. Büyük bir heve sle o günü beklicektim.

 

Beyza hala kendi kendine gülerken kalkıp dolaptan çay bardağı alıp kendime çay doldurdum. Beyza'nın anırması ise yavaş yavaş sona eriyordu. gidip tekrar yanına oturduğumda bana bakıyordu.

 

''Eee Yiğit ile hiç öpüştünüzmü?'' diye bir anda sorduğunda çay boğazımda kalmıştı. Beyza belini bir iki defa vurduğunda sakinleşmiştim. Ben ona bakarken o ben daha konuşmdan sorduğu sorunun cevabını aldığı için yüzündeki kocaman sırıtmayla bana bakıyordu.

 

''Eee nasıl bir şeydi? Buz parmak yemek gibimiydi? Gerçekten yemek yerken çıkan sesler gibimi ses çıkıyordu? Siz artık tükürük kardeşisiniz. Eee hadi konuşsana Erva. Yüce gönlünle aydınlat bu kardeşini.'' diye üst üste sorular sorduğunda ben midem kalkmış gibi ona bakıyordum. Yemek yerken çıkan ses mi? Gerçekten kötü bir benzetmeydi.

 

''Üüfff saçmalama Beyza, ne saçma sapan düşüncelerin varmış ya.'' diye çirkefleştiğimde Beyza ise ekmeğine zeytin koyup ağzına attı.

 

''Benimkiler en azından düşünce, sen icraatinide yaptın. Hem ayrıca bana böyle şeyler anlatamayacaksan niye sabahın köründe evime geldin?'' diye ağzı dolu dolu konuştu.

 

''Sabahın körümü? Sen saatin farkındamısın? Hem en yakın arkadaşımın evine gelemezmiyim?'' diye konuştuğumda son kalan çayını yudumluyordu.

 

''Şekerim beni bilmiyormuş gibi konuşma. Benim narin gözlerim bu saatte uyanmak için çok hassaslar.'' diye kendi sınıfından bir kızın taklidini yaptıında gülmeye başlamıştım. Bir ara Beyza'yı almak için okuluna gitmiştim. O sırada da bir kız grubu vardı ve kendi aralarında konuşuyorlardı. Bir tane kız da sürekli şekerim diye konuşuyordu. Beynine şekerim kelimesini monte etmiş gibiydi. Ağzından hiç bir şekilde düşmüyor bu kelime.

 

''Ayrıca harbi saat kaç?'' diye ciddi ciddi soran Beyza'ya ciddimsin der gibi baktım.

 

''Saat 12.30.'' dediğimde Beyza çığlık atarcasına bağırıp oturduğu sandalyeyi devirip kalktı.

 

''Siktir, siktir siktir. Koca bir siktir.'' diye bağırdığında şaşkınlıkla ona bakıyordum.

 

''Noluyo Beyza?'' diye bende onun arkasından bağırmıştım.

 

''Geç kaldım geç. Dersim 40 dakikaya başlıyor ve ben daha hazır bile deilim. Hüseyin hoca sınıftaki saatten akrepi çıkarıp beni onla siker.'' dediğinde küfrü ile donup kalmıştım. Bu kız ne ara küfürlerini bu kadar yaratıcı hale getirmişti ya.

 

Şaşkınlığımı üztümden atıp Beyza'ya doğru sesim gidicek bir şekilde konuştum. ''Araba yoksa taksi çağırayımmı?'' diye konuştuğumda Beyza'da konuştu.

 

''Araba var aşkım sıkıntı yok.'' dediğinde bende mutfağı toplamaya başladım.

 

 

 

 

 

Bölüm sonu

Bölüm : 24.01.2026 16:59 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...