
4 gün sonra
herkesin zamanı durdurmak için elinden geleni yapıyordu fakat zaman hızla akıp gidiyordu. 4 gün geçmişti fakat biz hala Yiğitte kalıyorduk. Bu durumdan asla şikayetçi değildim. Her sabah ilk sevdiğim adamın yüzünü görerek uyanıyor, her akşam en son onun yüzünü görerek uyuyordum. Abimlerin antrenmanları sıklaşmıştı maçlara az kaldığı için ve bunun için eve geç geliyorlardı. Ben ise derslerimle ilgileniyordum. Babam henüz daha beni aramamıştı. Sadece bir kaç defa annemle konuşmuştuk o kadar. Abimin ise hala ilişkimizden haberi yoktu ama gün geçtikçe bu durum benimde omuzlarımda yük olmaya başlamıştı.
Şu an ise akşam için hazırlanıyordum. Akşam ben, ABİM, Yiğit, Beyza ve Kaan abi bir restoranta yemek yemeye gidicektik. Benle Beyza derslerden yorulmuştuk, onlar işe antrenmanlardan. O yüzden bu akşam beraber çıkalım dedik. Ben eve uğramadığım için giyecek hiç bir şeyim yoktu ve burdayken sadece iki defa duş alabilmiştim. Acil eve gidip duş almam gerekiyordu. Telefonumu elime alıp annemi aradım. Saat 6 olmuştu fakat Abimler hala antrenmandaydı. Annemi aradığımda hızlı bir şekilde telefonu açtı.
''alo, kızım'' dediğinde 4 gündür annemi göremememin duygusallığı ile gözlerim dolmaya meyilliydi.
''alo, anne, ben şey dicektim. Babam evdemi?'' diye sorduğumda annem ilk bir iki saniye duraksadıktan sonra cevap verdi.
''hayır kızım, niye bir durummu oldu?'' diye telaşla sorduğunda onun bu telaşına gülümsedim.
''yok annecim bir şey olmadı, eve gelip duş alıcaktım.'' dedim.
''tabi gel kızım burası senin evin sonuçta.'' diyen annemle bu sefer yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.
''tamam anne ben şimdi geliyorum.'' dedikten sonra telefonu kapatıp, evden çıkmak için ayaklandım.
Babam o evdeyken asla tek başıma gidemezdim. O kadar büyük bir cesaretim yoktu maalesef. Adımlarımı evime doğru yönlendirdiğimde adımlarım sanki gitmek istemiyor gibiydi. ama bunu yapmak zorundaydım. Ne kadar kendime cesaret vermeye çalışsamda içimde kötü bir his vardı. Yiğit'in evi ile bizim ev arasında o kadar bir mesafe yoktu zaten. Hızlı hızlı yürüdüğümde eve varmıştım bile. Kapıyı çaldığımda annem kapıyı açmıştı. Zaten başka kim olabilirdiki.
''Hoşgeldin kızım.'' diyen anneme sarıldım. Özlemiştim onu hemde fazlasıyla.
''hoşbuldum anne.'' dediğimde ayrıldık. Ne kadar annemi özlemiş olsamda babam eve gelmeden evden çıkmalıydım.
''kızım bir kahve yapayımmı?''diyen annemi kırmak istemiyordum. Hem onla sohbet etmeyi özlemiştim.
''ben duş alana kadar yapsan olurum anne sonra 5 dakika oturur kalkarım.'' dediğimde annem baya üzgün duruyordu.
''Erva bir tanecik kızım, baban adına çok özür dilerim.'' diyen annemle, zaten sulanmaya meyilli olan gözlerim, annemin bu sözlerinden sonra bir bir düşmemek için çok zor duruyordu.
''olurum hiç öyle şey anne? senin bir suçun yokki. Hem o günün konusunu açmayalım. Sende kendini üzme.'' diyerek yanağına öpücük kondurup merdivenlere doğru yöneldim. Eğer biraz daha annemin yanında kalırsam dayanamayıp ağlardım çünkü.
Odama girdim ve bornozumu alıp, kişisel banyoma giriş yaptım. Hızlı bir şekilde üstümde olan her şeyden arındıktan sonra aynadan yara izimle göz göze geldim. göğsümün hemen altındaydı. Çok derin değildi fakat doktorlar ginede dikiş atma ihtiyacı duymuşlardı.
Üniversite seçimlerimi olduğu hafta, yani 18 yaşıma girdiğim yıl. İlk seneden kazanmanın getirdiği heyecanla mimarlığı yazmak için elim ayağım titriyordu. Fakat babama bu durumu nasıl açıklayacağımı bilmiyordum. Zaten küçüklüğümden beri aramız hep onla limoniydi. Her zamanda bu anı bekliyordu. Üniversiteyi bitirip voleybol kariyeri yaptıracaktı bana. Tamam voleybolda çok güzel bir şeydi. ama ben voleybolu hep bir hobi olarak görüyürdum ve babama bunu açıkladığımda çok büyük bir kavga kıyamet kopmuştu evde. Açıkçası çokta yanlış bir zamanı seçmiştim bunu babama açıklamak için çünkü abim yoktu ve bu babamın işine gelirdi. Çünkü abim evdeyken bana çeşitli cezalar veremezdi ancak o gidince bana istediğini yapabilirdi. O günde babam beni odadan sürüklerken yanlışlıkla kapının çivisine sürtünmüştüm. O teşkale sırasında hiç bir şey hissetmemiştim fakat Beyaz renkli tişörtümün kan gölüne dönmesiyle tam o sırada abim eve gelmişti ve ilk o fark etmişti.
Ben bunları düşünene kadar banyomu yapmıştım ve dolabımdan kendime bir şeyler bakıyordum. Oyalanmak için vaktim yoktu bu yüzden dolabımdan elime ilk geçenleri alıp onları üzerime geçirdim. saçımı da kurutup, arkada kelebek tokayla topladım.bu kadarı benim için yeterliydi, çok ta uğraşmak istemiyordum zaten.
Aşağı indiğimde annem mutfakta bize kahve yapmıştı. Kahvemin soğuması umrumda değildi çünkü zaten küçüklüğümden beri sıcak şeyleri tüketemiyordum. Annemin yanına geçip oturdum. Annem direkt olarak sohbet başlatmıştı zaten.
''Yiğit ile nasıl gidiyor?'' diyen annemle utandığımı hissediyordum. Kan yanaklarıma ulaşmak üzeriydi. Ben konuşmak için şekilden şekile girerken annem benim bu halime güldü.
''Nasıl gitsin anne. Zaten Yiğit'in küçüklüğünü biliyorsun. Çok güzel gidiyor ilişkimiz.'' dediğimde annemin yüzündeki gülümseme daha da büyümüştü.
''Abine söyledinizmi?'' diye sorduğunda içimdeki heyecanın yarısı gitmişti. Onu sorma işte anne ya. Kahvemden büyük bir yudum alıp geri masaya bıraktım.
''Yiğit söylemeyi çok istiyor ama ikimizde daha cesaretimizi toplayamadıkki abime açıklayalım.'' annem bu konuşmam üzerine elimi tutup öptü.
''Güzel kızım, abini bilmiyormuş gibi konuşma. İlk başta biraz sinirlenir fakat seni de kırmaz. Senin mutluluğun için elinden geleni yapar.'' dediğinde burukça gülümsedim. bunu en net bir şekilde biliyordum zaten.
''Tamam da anne şimdi ben nasıl adama diyim. Ben senin en yakın arkadaşına aşığım hatta o da bana aşık ve biz senin arkandan gizli saklı sevgili olduk.'' dedim. Annem tam konuşacakken abim aramıştı. saate baktığımda saat 7 oluyordu. Ben bu kadar oyalanmışmıydım ya. Hemen hızlı bir şekilde ayağı kalktım. Kahvemden son yudumlarımı içip aynı zamanda da telefonu açtım. Kahve önemliydi sonuç olarak.
''alo, efendim abi.'' dedim
''abicim hazırlanmaya başla biz de çıktık ben burada duş aldım gelip üstümüzü değiştirip çıkıca direkt.'' dedi
''tamamdır abi.'' dediğimde telefonu kapattı. hemen kalkıp kapıya doğru yürümeye başladım.
''annecim ben çıkıyorum abimler şimdi eve gelir.'' dedim fakat asıl sorun abimlerin eve geçmesi deildi. Eğer onlar çıkmışsa o da çıkmış demektir. Bunu dile getirmek istemedim, zaten annemde anlamıştı.
''görüşürüz güzel kızım, oğlumuda yoruyor o adam.'' dediğinde gülümsedim.
''Annecim maçlar başlayacak ya, ondan bütün takım hatta yedektekiler bile bu saate kadar çalışıyorlar.'' dediğimde annem burukça gülümsedi.
''Güzel çocuklarım benim nasıl da beni düşünüp, üzülmemem için bana söylemiyorlar. Babanız söyledi ama bitanem o yüzden saklamanıza gerek yok.'' diyen annemin her bir kelimesinde daha da şaşırıyordum. Biz annemden ne saklıyordu ki.
''Ne saklayacağım senden anne? şaşırdın herhalde.'' dediğimde annem daha da gülümsedi.
''Abin fena tembihlemiş herhalde. Baban işte kızım, hırsını senden çıkaramadı ya, aklınca tek abine antrenman yapıp onun üzerine gidiyor. Yavrum nasıl yoruluyordur Allah bilir. Ama abine söyle, ben babanızla konuşucam.'' diyen annemle donup kalmıştım.
Ne demek tek abim çalışıyor. Ne demek babam benden hırsını çıkaramayıp abimi çalıştırıyor. Ne oluyordu, gene benden ne saklanıyorlardı bu siktiğimin şeyinde. Annemin koluma dokunmasıyla kendime geldim.
''Kızım ne oldu?'' diyen annemle gülümsemeye çalıştım fakat aklımda olan düşüncelerle bu epey zordu.
''Yok bir şey annecim. Hadi ben geç olmadan gidiyim.'' diyip anneme sarıldım ve spor ayakkabılarımı giyip kendimi hemen bahçe çıkışına attım. Bu halde eve yürüyerek gidemezdim. Şansıma hemen arkamdan bir taksi geliyordu. Elimi kaldırıp durdurdum, kapıyı açıp bindim ve evin adresini verip kendimi yola verdim. Abim benden neden böyle bir şey saklamıştı. Ya Yiğit... Resmen ben anlamayayım diye o da abimle beraber eve geliyordu. Derin bir nefesi bıraktığımda varmıştık. Taksici abiye dönüp konuştum;
''Abi param yanımda yokta hızlıca eve girip paramı alıp gelsem olurmu?'' dediğimde adam dikiz aynasından bana baktı ve ardından kafa salladı.
Hızlıca arabadan inip eve doğru yürüdüm. Okula da gittiğim için Yiğit kapıda kalmayayım diye bana anahtar çıkarmıştı. Anahtarlığın süs kısmında ise bir ayıcık vardı ve ayıcığın elinde tuttuğu tabela da şu yazıyordu.
'only you'
Benim içimde sadece o vardı. Hemen hızlı bir şekilde abimle beraber uyuduğumuz odaya gidip cüzdanımı elime aldım. İçinden parayı alıp odadan çıktım. Tam dış kapıyı açıp çıkacakken, kapıyı açtığımda önümde Yiğit ve abim vardı. Abimi görmemle gözlerim dolmuştu.
''Abicim noluyo, kapının önünde taksici vardı. nereye gittin? hiç haberde vermedin?'' diye üst üste konuşurken içeri girmişlerdi bile.
''Ben taksiciye parasını ödeyip geliyorum.'' dediğimde abim kolumdan tutup çekti.
''ben ödedim sıkıntı yok. Sen önce sorularıma cevap verseydin keşke.'' diyerek benle konuşurken kapıyı kapattı.
Benim ise sinirlerim bozulmuştu. Salona doğru ilerleyip kendimi koltuğa bıraktım. Abimle Yiğit işe hemen peşim sıra geliyorlardı.
''Erva konuşucamısın artık?'' diyen abimin yüzüne bakamıyordum bile. Benim yüzümden kaç gündür extra yoruluyordu. Yiğit ise bu hallerime anlam verememiş merakla benim konuşmamı bekliyordu.
''Bugün nerdeydin?'' diye abime sordum. abim ise sorumu anlamsız bulmuşcasına kaşlarını çatmıştı.
''Ne deme nerdeydin? Antrenmandaydım ya Erva, hatta bunu sende biliyorsun.'' dediğinde Yiğit'e döndüm.
''Peki ya sende mi antrenmandaydın.'' dedim Yiğit'i göz hapsine alarak.
''Evet bende antrenmandaydım.'' dediğinde histerik bir gülüş sundum.
''Yani sende saat 7 ye kadar antrenman yaptın öylemi?'' dediğimde Yiğit'in bakışları değişmişti. Yutkunarak konuşucakken onu durdurdum.
''Sakın yalan söyleme çünkü bu, bu durumu kurtarmak yerine daha çok kalbimi kırmana neden olur.'' dedikten sonra tekrardan abime döndüm.
''Neden bana söylemedin? Neden bana benim yüzümden extra antrenmanlara kaldığını söylemedin?'' dedim, gözümden bir yaş üzülmüştü bile.
''Sen bunu nereden öğrendin?'' diyen abimle sinirlenip ayağı kalktım.
''Sence sorun şu an da bumu abi?'' diye sinirle soludum.
''Erva bak o kadar büyük bir mesele deil. Hem zaten babamın yaptığı şeyler benim yararıma. Maçlarda daha iyi oynamamı sağlayacak.'' dediğinde üzerimde koca bir yük hissediyordum.
''Abi ben artık dayanamıyorum. Senin, benim yüzümden sürekli zarar görmene dayanamıyorum. Artık beni korumaya çalışma. Ben alıştım artık o hallerine ama sana karışmasına dayanamam.'' dediğimde içli içli ağlıyordum. Abim ise beni kendine çekip sarıldı.
''Canım kardeşim, benim ömrüm, hayat kaynağım. Ağlamanı gerektirecek bir durum yok.''diyen abim kafamı göğsüne gömmüştü. kafamı kaldırıp konuştum.
''Hani kardeşler bir birilerinden bir şey saklamazdı?'' diye sorduğumda keşke sormaz olsaydım çünkü benimde abimden sakladığım şeyler vardı.
''Özür dilerim canımın içi, sende benden bir şey saklarsın tabi sonradan söylemek zorundasın haberin olsun, işte o zaman ödeşiriz.'' diyen abim aslında elime nasıl bir koz verdiğinden habersizdi.
''Gençler hadi. Duygusallaştık, içimizi birbirimize döktük, şimdi eğlenme vakti. Hadi Efe, hadi aslanım git yukarı hazırlanda gel.'' diyen Yiğit, ne ara yukarı gidip üzerini değiştirdiğini anlamamıştım. Abim kapıya doğru yürüdüğünde bir anda arkasını döndü.
''Sen bana hala nereye gittiğini, nasıl haberin olduğunu anlatmadın, arabada anlatıcaksın haberin olsun. Gözüm üstünde.''diye söyleyen abim, işaret ve orta parmağını kendi gözüne götürdü sonra bana doğru çevirdi ve gitti. Onun bu haline gülümserken arkadan birinin belime sarılmasıyla irkildim.
Tabikide Yiğitti. Ona doğru dönüp kollarının arasından çıktım. Ve hem hesap sorar gibi hemde kalbimin kırıldığını belli edercesine hem ondan ayrıldım hem de bakışlarıma bunu yansıttım.
''Güzelim yapma böyle lütfen.'' diyerek bana doğru yaklaşmaya başladığında elimi kaldırıp durdurdum.
''Hiç öyle yanaşma Yiğit. Sen niye bana söylemedin?'' dedim.
''Abin tehdit etti çünkü.'' dediğinde içimdeki iç güdüyü bir anda durduramadım hafif bir gülme kırıntısıyla konuştum.
''Ne!?'' dediğimde Yiğit bana fark ettirmeden bana yaklaşmaya çalışıyordu, fark ediyordum ama sesimi çıkarmamaya tercih ettim.
''Duydun işte. Eğer Erva'ya söylersen Erva'yı alıp giderim dedi. Ne yapsaydım. Seni alıp gitmesine izin mi verseydim?'' dediğinde iyice yanıma yaklaşmıştı.
''Yani sen de abime inandır öylemi?'' dediğimde daha da dibime girip ellerini belime yerleştirmişti.
''Hm hmm. Biricik sevgilini kandırdı alçak abin.'' dediğinde iyice masum numarasına yatmaya başlamıştı. Tam dudaklarımdan öperken hemen hızlı bir şekilde kollarının arasından çıkıp kapının oraya kaçtım. Ne olursa olsun bunu bana söylemeliydi.
''Uzak dur benden hoşt köpek'' dediğimde 'öylemi' dercesine bakmıştı.
''Bu köpek senin kulun kölen olsun, ama kendini bu yakışıklı köpekten mahrum bırakma.'' dediğinde gülmemek için çok zor duruyordum.
''Yani bir köpek olduğunu kabul ediyorsun?'' dediğimde o da sırıtıp bana doğru gelmeye başlayınca bende geri geri içeri kaçıyordum.
''Senin köpeğinim, bak işte bu doğru.'' dediğinde daha da üstüme doğru gelmeye başlıyordu. Merdivenlerin oraya kaçtığım zaman abimin de merdivenlerden indiğini gördüm. Koruyucu meleğim işte burdaydı. Koşarak arkasına saklandım.
''Abi kurtar beni bu adamdan.'' dediğimde Yiğitte peşi sıra arkamdan geliyordu.
''Noluyo gene bu ikili arasında?'' diye soran abimin arkasına daha da sindim.
''Altı üstü gerçekleri söyleyip köpek olduğunu söyledim. O da tam da bu terimime yakışır bir şekilde peşimden gelmeye başladı.'' dediğim an abim gülmeye başladı.
''Yiğido bu iki mükemmel genlere sahip iki şahıstan çok çekiceksin anlaşılan.'' dediğinde abimin arkasından arkasından sırıtıyordum.
''Neyse Kaan aradı beni. geç kaldığımız için ağzıma sıçtı o yüzden hızlı bir şekilde çıkalım hadi.'' diyen abim önden önden ilerliyordu bende hemen arkasındaydım. Yiğit işe merdivenlerin ortasında durmuştu. Abim önümdeyken benle Yiğit karşılaştığımızda ona doğru dil çıkardım ve abimin arkasından yürümeye devam ederken Yiğit'e sırtımı dönmüştüm. Tam son merdiveni inecekken götüme şaplak yememle olduğum yerde kaldım. Yiğit ise hızlı bir şekilde yanımdan geçti ve kapının oradan ayakkabısını giymeye başladı. Sinirli bir yüz ifadesi ile ona bakarken o bana bakıp sırıttı. Sen görürsün. Sen şimdi naneyi yemedinmi. Erva Yılmaza savaş açılması çok ciddi bir durumdu. Madem savaş istiyordu. Tamam o zaman.
Bende ilerlerken abim ayakkabısını giymiş önden ilerliyordu. Ayakkabımı giymek için eğildim ve ayakkabımı giydim bende ve tam kalkacakken Yiğit'inde hala yanımda olduğunu gördüm. Ayağı kalktım ve kulağına fısıldadım.
''Savaş ilan ediyorsun he? Unutmak savaşta her şey mübahtır'' dediğimde Yiğit anlamayan gözlerle bana bakıyordu. Tam dudaklarımızı arasında milimetreler kala yanından geçerken elimide kasıklarına doğru sürtmüştüm. Bunu yaptığım an koşarak arabanın arka kapısını açıp binmiştim. Bunu yaparken benim bile kalbim deli gibi atıyorken Yiğit'i düşünemiyordum. Yüzümdeki zafer gülümsemesi ile camdan Yiğit'e baktım. Olduğu yerde dona kalmışt. Abim sinirlenip küfürler savurdu ve camı açtı.
''Yiğit gelicekmisin artık. Ne öyle put gibi kesilmişsin.'' dediğinde Yiğit kafasını sağa sola salladı ve arabaya doğru yürümeye başladı. Yiğit ile göz göze geldiğimde bana normal bakıyordu. Ne olmuştu buna. Bu kadar abartacak bir şey yoktu bence.
Yiğit'i sürücü koltuğuna oturması ile araba çalışmaya başlamıştı. Beyza ile okul olduğu için onlarda 4 gündür görüşmüyorduk. Heyecanla restoranta varmayı bekledim.
--------------------------------------------------------------
Şu an gülme krizinden oturduğum yerden düşecek bir konumdaydım. Tek ben öyle değildim Beyza hariç hepimiz gülüyorduk. Gözümden yaşlar akması ile karnımda bağırmaya başlamıştı.
''Yalnız ağaç biçme ksmı çok iyiydi.'' diyen abimle, dizlerimi vura vura gülmeye başladım. Beyza daha fazla sirke satarsa zengin olur gibi duruyordu.
''Asıl tay çok iyiydi'' diye gülmelerimin arasında zar zor konuşmuştum.
''Bütün olan kısmetimi kapatıyorsun abi!'' diye sinirle solan Beyza, birazdan Kaan abinin üzerine atlayacak gibiydi.
''Şükür ki kısmetin kapanıyo. Kızım vermem seni kimselere anlamıyorsun musun sen?'' diyen Kaan abi şakadan uzak tamamen ciddiydi.
''Tamam da abi o yorumlar ne öyle ya. İlk yorumu okuyorum gülümsüyorum, senin yorumunu görünce sinirden kendimi ısırıyorum.'' diyem Beyza artık abisinin bu hallerinden sıkılmış ve bunalmıştı. Ama ben Beyza'nın söylediklerinden sonra tekrar gülmekte başlamıştım. Kaan abi yaratıcılık bir numaraydı. Aslında abi kardeş olarak küfürde yaratıcılık konusunda ders vermeleri gerekiyordu.
''Erva hanım gülmekten yemeğinizi yiyemediniz.'' diyen abime bakışlarımı çevirdim. Uzun zamandan sonra bu 5 li tekrardan bir arada gülmekten ölmüş bir şekilde aynı masada oturuyordu ve bu anlar benim yemek yemeden daha önemliydi.
''Yerim ya ne olucak.'' dediğimde Yiğit ile göz göze geldik bu sefer. Kendisi afetul dehşet olarak tam karşımda oturuyordu.
''Sonra geceleyin mutfağımda yemek yapıyorsun kendine.'' dedi Yiğit.
''Aman yemedik mutfağını tamam. Hem bizim daha güzel mutfağımı var dimi abi?'' dediğimde abimde kafasını sallamıştı.
''Bir şey olmaz bugün son bir defa Yiğit'i mutfağında yemek yaparsın.'' diyen abimle ilk başta gülerken sonradan ne dediğini anladığımda bütün gülümsemem solmuştu.
''O ne demek abi?'' diye sorduğumda bütün dikkatim abimdeydi.
''Şu demek canım kardeşim. Yarın eve dönüyoruz.'' dediğinde dona kalmıştım. Ne demek yarın eve dönüyoruz. Tamam ömür boyu Yiğit gilde kalmayacaktı tabi ama bu 4 günde bile çok alışmıştım. Nasıl bırakırdım.
''Kardeşim istediğiniz kadar kalabilirsiniz biliyorsun dimi? Hem zaten tek başıma çok sıkılıyorum, siz olunca en azından evde bir canlılık oluyor.'' diyen Yiğit ile gözlerim dolmaya başlamıştı. Ama kahretsin artık. Akma bir kerede ya. Bir kerede hemencecik dolma ya. Ayağı kalkmama herkesin bakışları bana döndü.
''ben bir lavaboyu gidip geliyorum.'' diyip masadan ayrıldım. Tamam bu zaten olması gereken bir şeydi ama genede Yiğitten ayrılmak istemiyordum. 4 günde bu kadar alışmış olmam saçmalıktı ama ginede alışmıştım. Lavaboya girdiğimde aynadan kendime baktım. Gözlerimdeki yaşlar akmadığı için yoğunluk oluşmuştu ve gözlerimi kapatmam ile hepsi teker teker elmacık kemiğimden çeneme doğru üzülmeye başlamıştı. Maalesef Dünya da en çok gözleri dolan bir insandım. Tek üzüldüğümde deil, güldüğüme, sinirlendiğimde, böyle duygularda da hemencecik doluyordular.
Bölüm Sonu

Ervanın kombin.

Beyzanın kombin.

bu da oturdukları yerin temsili.
İyi okumalar.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |