
Geçmişten bir gün
Küçük kız odasında oyuncaklarını diziyordu. Arkadaşları gelmeden ödevlerini bitirmişti ve şimdi oyuncaklarını dizerken onları bekliyordu. Her gün aynı heyecanla onları bekliyordu. Küçük kız sabahçıydı. Abisi ve arkadaşları babasının yanındaydı, diğer arkadaşı Beyza ise öğlenci olduğu için okuldaydı. Sırf zaman çabuk geçsin diye hem her şeyi çok hızlı yapmış hemde çok yavaş yapmıştı. Hızlandığı kısımlarda kendini yavaşlatmış, yavaşladığı zamanlarda işe hızlanmıştı. Ama asıl beklediği kişi abisinin arkadaşı Yiğit abisiydi. Asla ona abi demezdi fakat çevresindeki herkes ona bunu zorluyordu. Ama biliyordu, Yiğitte ona abi demesini istemiyordu. Oyuncaklarını dizmeyi bırakmış annesinin yanına doğru mutfağa gitmişti. Artık onların gelmesini istiyordu yoksa sıkıntıdan ağlayabilirdi.
''anne onlar ne zaman gelicek?'' dediğinde, kadın biricik kızına gülümseyerek bakmıştı. kadın eşiyle birbirlerini sevip evlenmişti fakat eşi evlendikten sonra öfke problemleri oluşmaya başlamıştı ve en çokta biricik kızına karışıyordu kocası.
''az kaldı annecim son 20 dakika'' diyen annesine karşı küçük kız üfff leyerek sandalyeye oturmuştu. Eskiden daha çok zaman beraber oyunlar oynuyorlardı fakat okul başladığından beri çok az görüşüyorlardı. Sıkılmış olan küçük kız tekrardan annesine döndü.
''Anne bu sefer ne kadar kaldı?'' diyen kızı ile kadın gülümsemişti. Kızının arkadaşlarına ne kadar düşkün olduğunu biliyordu ve eğer bir gün ayrılırlarsa kızını nasıl toplayacağını ise hiç bilmiyordu.
''Annecim daha yeni söyledim ya 20 dakika kaldı.'' dediğinde kızı tekrardan üffflemişti. Onun bu hallerine alışıktı çünkü zaten her gün aynı senaryoyu yaşıyordu. İki çocuğunda deli gibi düşkündü. Evet bilirdi diğer anneler en çok oğullarını severdi ama o farklıydı. İki çocuğuda onun için eşitti. İkisi hakkındada konuşucak olursa; Efe, oğlu ömründe gördüğü en güzel erkek çocuğuydu. Annesinin ve babasının sözünden asla çıkmazdı. Hele kardeşi için dünyayı yakardı. Kardeşinin başına bir iş gelse kendisi ve kocasından önce o yanında olurdu. Biliyordu kızının başına abisi olduğu müddetçe hiç bir şey gelmezdi. Oğlu arkadaş canlısı bir çocuktu. Herkesle çok iyi anlaşır, yeni tanıştığı insanlarla çabuk kaynaşırdı. Ama tek 2 tane dostu vardı. Yiğit ile Kaan. Onlar, oğlunda ayrı bir yere sahiptiler, ömür boyuda böyle olacağına emindi Bahar. Fakat bir tanede küçük bir kız vardı. Kaan'ın kardeşi minik Beyza. Oğlu onu kardeşi olarak görüyordu fakat fark etmişti. Kızı, oğlunun arkadaşı Yiğit'i nasıl görüyorsa, Beyza da Efe'yi öyle görüyordu. Bunu fark etmek çok zordu çünkü küçük kız rolünü çok iyi oynuyordu ama Bahar'ın gözünden bu kaçmazdı. Beyza Ervadan 1 yaş büyüktü fakat kızının geride kalmasını istemediği için, kızını bir yıl erken başlatmıştı okula. Fakat kızı haddinden fazla bir şekilde, erken başlamasına rağmen çabuk uyum sağlamıştı okula.
Kızı demişken. Kızının hayatıda beyninde dolaşıyordu. Eşinin öfke problemi vardı. Alp... Bahar'ın biricik aşkıydı fakat kızı olmadan 1 yıl önce değişmeye başlamıştı. Fazlasıyla sinir krizleri geçiriyordu ama asla karısına karışmazdı. Karışmayı bırak sinirliyken karısıyla göz göze bile gelmezdi. Anca Alp çok büyük bir hata yapmıştı. Hepsinin en büyüğü olan bir şekilde sinir krizi geçiriyordu. Hiç bir şey onu durduramıyordu. O sırada karısı ona doğru adımlamış ellerinden tutmuştu kendisini sakinleştirmek adına fakat karısı, ne kadar sinirli olursa olsun hep gözüne mükemmel güzellikte bir kadın olarak gelirdi. Karısının o sıra kendisini sakinleştirmesini bir köşeye bırakıp dudaklarına yapışmıştı . Bahar'ın sadece onun olmasını seviyordu. Sadece o dokunabilir sadece o koklayabiliyordu güzel kokusunu. Karısını kucağına almış yatak odasına doğru çıkmaya başlamıştı. Karısı, dudaklarını ayırdığı zaman sinirleri bozulmuştu.
''Alp şimdi yapmayalım, müsait deilim.'' diyen karısıyla sinirleri daha da bozulmuştu. Hiç bir zaman böyle bir konu aralarında geçmezdi. Ne zaman karısına dokunmak istese kendini tutardı. Karısı her istediğinde kendini karısına adıyordu ama o şu anda evlendikleri günden beri neredeyse nadiren olan isteklerinden istemişti fakat karısı onu reddediyordu.
Çoktan yatak odasının önüne gelmişlerdi ve Alp kapıyı açıp direkt içerideki yatağa karısını uzandırmıştı. Bugün onun istediği olucaktı. Tekrardan karısının dudağına yapışmıştı. Karısı onu ne kadar itsede, karısının haberi olmadan içmişti ve beyni uyuşmuştu bile. Tek istediği kendini karısının duvarlarını arasına hapsetmekti. yavaş yavaş karısını soymaya başlamıştı, karısı onu ne kadar itsede umursamamış kadının altındakileri çıkarmıştı. Hızlı bir şekilde yatağın kenarına doğru üstlerini attığı için karısının iç çamaşırının üstündeki pedi görmemişti ve artık olan olmuştu.
Bahar'ın aklına tekrardan o gün gelince ağlamamak için çok zor duruyordu. O gün doktorlarında anlamıdığı bir şekilde Bahar hamile kalmıştı. Bahar asla kocasıyla konuşmamıştı bu süreç boyunca ama kocası giderek daha da sinirleniyordu ve suçu kendinde aramak yerine kızına atıyordu suçu. Eğer kızı rahime düşmüş olmasaydı ne karısı onla arasını açacıktı ne de doğum sırasında oluşan durumlardan dolayı karısının rahmi alınacaktı. Bahar hala, canından çok sevdiği kocasına kırgındı fakat artık Alp eski Alp deildi. Kızına karıştığı zaman dokunamıyordu çünkü kocası için dünyayı bile karşısına alacağı adam onu tehdit ediyordu. Eğer kocasıyla kızı arasına girerse bütün olanları çocuklarına anlatırdı. farkındaydı, bu durumdan korkması gereken kişi kendisi deil kocasıydı ama çocuklarının babalarına düşman olmasını istemiyordu. Hele hele oğlunun buradan gitmek için hayalleri varken.
Oğlu küçücük yaşına rağmen kardeşini babasından koruyordu. Yeri geldiğinde kardeşini can dostu Yiğit'e emanet ederdi ve kendisi babasıyla uğraşırdı. Efe bunları yaparken fark etmediği tek şey Beyza'nın ona olan hisleri deil, kardeşininde can dostuna olan hayranlığınıda fark etmiyordu. Bunları sadece arkadaş gözüyle görüyordu. Küçük Erva işe Yiğit'e bağlanmıştı. Tabikide tek taraflı deildi bu iş. Yiğitte küçük kızın yaptığı her şeyi büyük bir hayranlıkla izliyordu. Bahar da bu durumun farkındaydı ama sesini çıkarmıyordu. Büyüyünce geçer diye düşünüyordu ama aslında gerçeklerin farkındaydı.
Bahar'ı düşüncelerinden ayıran şey, küçük kızının eteğini çekiştirmesiydi. Minik kızına doğru döndüğünde kendini toplamıştı. Buna zorundaydı.
''Anne ne kadar kaldı?'' dediğinde saate baktı ve tekrardan kızına döndü.
''5 dakikaları kaldı annecim.'' diyen Bahar ile Erva koşarak kapının oraya gitmişti. Onları bahçede karşılamak istiyordu. Kızının her gün yaptığı gibi arkadaşlarını bahçenin önünde bekleyeceğini bilerek arkasından seslenmşti.
''Erva! dikkat et.'' dediğinde kızından tamam dediğini duyunca yemeğine odaklanmıştı.
Küçü Erva ise aşağı inmiş bahçeden çıkıp, kaldırıma oturmuş ve gelmelerini bekliyordu. öğretmenin yaptığı sınavdan hepsini doğru yapmıştı ve bunu hemencecik Yiğit abisine göstermesi gerekiyordu. oturduğu yerde bacaklarını öne uzatmış elleri ile oynuyordu.
''Erva'' diyen tarafa kafasını çevirdiğinde karşısında karşı evde oyuran keremi görmüştü. Keremi severdi ama Yiğit, Keremi sevmediği içi onun yanında Keremle konuşmazdı. Kerem ise Erva ie oynamayı severdi, çünkü onla oynamak ona çok eğlenceli geliyordu ama Yiğit anlamdıramadığı bir şekilde kendisine kızıyordu. Küçük kızı tek başına otururken gördüğünde konuşmak hatta oyun oynamak istemişti.
''Efendim'' diyen küçük kızla gülümsemişti Kerem.
''napıyorsun burada tek başına'' dediğinde aslında biliyordu ama amacı konu açmaktı.
''Abimleri bekliyorum'' dedi Erva.
''İstersen onlar gelene kadar oyun oynayabiliriz'' diyen kerem ile Erva bu teklifi düşündü. Yiğit görürse ona kızabilirim ama onları bekleyene kadar da sıkılırdı bu yüzden teklifi kabul edicekti.
''Tamam oynayalım.'' dediğinde Kerem gülümsemiş Erva'ya elini uzatmıştı ayağı kalkması için. Fakat elini uzattığı zaman arkadan Yiğit'in onlara yaklaştığını fark etmemişti.
Yiğit sabahtan beri bu saati beklyordu. Antrenmana ne kadar yorulmuş olursa olsun, küçük kızla ilgilenmek hoşuna gidiyordu. Onun hiç yorulmaya çenesini ömür boyu çekebilirim ama küçük kızın bunu bilmesine gerek yoktu. Küçük kızın yanında abisi ve ya Kaan dışında onla oyun oynamak isteyen çocuklara gereksiz yere sinirleniyordu ve bu hisse sahip çıkamama daha da sinirlerini bozuyordu. Tekrardan antrenmandan dönüş yolunda arkadaşları ile beraber Beyza'yı okuldan almış eve dönüyorlardı. Ev görüş açısına girmişti. Erva'nın onları kapının önünde beklediğini biliyordu fakat yanında başka biri daha vardı bu sefer. Gözlerini kısarak anlamaya çalışmıştı Ervanın yanındaki kişiyi. Sonunda anladığında içini kıskançlık duygusu kaplamıştı. Küçük kız abisinin aksine herkesle iyi anlaşamazdı fakat karşı evdeki keremle gayette iyi anlaşıyorduk ve bu Yiğit'in sinirlerini bozuyordu. Keremin elini Erva'ya uzatması ile daha da sinirlenmiş hızlı adımlarla Ervanın yanına varmıştı. Keremi hafif kenara gitmişti ve Erva'ya elini uzatan bu sefer oydu.
''Erva hadi kalk'' diyen Yiğit'e Erva şaşkınlıkla bakmıştı. Ne zaman başkalarıyla oyun oynicak olsa hep yanında beliriyordu. Erva şaşkınlıkla ona uzatılan iki ele baktığında hangisini tutacağını gayet iyi biliyordu ama şu an şaşırma süresindeydi. Şaşırma süresi bittiğinde Yiğit'in elini tutmuştu. Yiğit Ervanın bu hareketi karşısında gülümsemesi yüzüne yerleşmişti.
Arkadan gelen diğerleri ile hep beraber evlerine girmişlerdi. Küçük kız babasının olduğu ortamlarda fazla konuşmazdı. Bilirdi babasının onu sevmediğini. Sevsin diye elinde geleni yapardı ama babası her seferinde görmezden gelirdi.
Hep beraber içeri geçtiklerinde Erva Yiğit'in elini bırakmamış, aksine daha sıkı tutarak Yiğit'i odasına doğru çekiştirmişti. Diğerleri ise alışmıştı Ervanın bu durumuna. Aralarında en büyük olan Kaan, Yiğitten de Efedende 1 yaş büyüktü. Tek bu yüzden deil genel olarak zeki bir insandı ve her şeyi çabucak anlardı. Erva işe Yiğit arasında olan şeylerin gelecekte devam edeceğini anlamıştı, kardeşinin Efe'ye olan hayrınlığınında gelecekte devam edeceğini anlamıştı ama sesini çıkarmıyordu. Onlarda üstlerini değiştirmiş Ervanın odasına girmişlerdi. Erva Yiğit'i oturtmuş, büyük barbie eviyle oynuyorlardı. Erva diğerlerine dönüp konuşmuştu.
''Büyüyünce bizde beraber böyle bir ev alıp hep beraber içinde yaşayalımmı?'' diye sorduğunda abisi gülmüştü ona.
''Kızım benim hayallerim yüksek. Ben gidicem buralardan.'' diyen abisiyle sinirlenmişti.
''Bende annelerin yanına gidicem.'' Diyende Beyzaydı. Abisinden ayrı kalamadığı için o da abisinin peşinden taa buralara kadar gelmişti.
Erva Beyza'nın da böyle konuşmasıyla Kaan abisine ve Yiğit'e dönmüştü.
''Sizdemi gidiceksiniz.'' Diyen Erva ile Kaan söze girmişti.
''Ben de annelerin yanına gidicem.'' diyen Kaan aslında tek derdi kardeşiydi. O nereye o da orayaydı.
''Ben de ülke dışında başka bir takıma gidicem.'' diyen Yiğit ile Ervanın gözleri dolmuştu yine. Hepsi onu bırakıp gidicekmiydi yani. Hızlı bir şekilde ayağı kalkıp sığınağı olarak gördüğü abisinin odasındaki dolabın içine girmişti. Ağlamaya başlamıştı hıçkıra hıçkıra. Herkes En çok Yiğit'i sever sanırdı ama o en çok hatta her şeyden çok abisini severdi en çok ve onunda onu bırakacağını duyduğunda her seferinde olduğu gibi kendini tutamamıştı.
------------------------------------------------------------------
Şimdiki zaman
Yolu izliyordum sadece. Zaten başkada yapabilecek bir şey yoktu. Eve doğru ilerliyordu araba. Tabi Yiğit'in evine. Yarın kendi evimize geçecektik. Yarın dersim yoktu, Beyza'nın da dersi yoktu, bu yüzden yarın için buluşma ayarlamıştık kendi aramızda. Zaten sürekli olarak 5 li bir şekilde buluşmuyorduk. Hep birileri eksik oluyordu. Eskiden olsa her gün bu 5 li beraber takılırdı ama zaman geçtikçe tek tarihler deil bizlerde değişmiştik. keşke hala küçük kalabilseydik. Tamam hala beraberdik ama eskiden hepimizin hayalinde hepimiz vardık ama artık benim dışımda hepsinin kendi hayalleri vardı. Buna Beyza da dahildi. Üniversitesini bitirdikten sonra buradan gitmek istiyordu. Beyza sınıf öğretmenliğini okuyordu ve bittiği gibi annesinin yanına gidicekti yani Manisa'ya gidicekti. Tabikide Kaan abide gidicekti. Yiğit'in hayalleri ise tamamen ülke dışıydı. Ülke dışında iyi bir voleybol takımına girip kariyerini orda ilerletmekti istediği. Abim hiç bir zaman yanımdan ayrılmayacağını söylüyordu ama onun hayallerinin önüne engel olamazdım. Ben ise hepimizin birlikte yaşadığı bir ev istiyordum. Zaten bir tek ben böyle bir şey istiyordum.
Evin önüne gelmiştik. Yiğit arabayı park etmeden önce biz eve doğru ilerledik. Başım felaket derevede ağrıyordu. Abim kapıyı açtığı gibi ayakkabı çıkarıp içeri girdim. Misafir odasına girdiğim gibi üzerimi değiştirip yatağın içine girdim. Maalesefki berbat huylarımdan biride eğer moralim bir kere bozulmuşsa gün boyu hevesim bozuk bir şekilde hayatıma devam ederdim.
Konuşma seslerinden Yiğit'inde eve girdiğini anlamıştı. Onunda hayali burdan gitmekti. Beni bırakıcakmıydı yoksa. Bu düşünce ile içimi kaplayan kötü hisle bacaklarımı daha da kendime çektim. Tekrardan gözlerim dolduğunda artık gözlerimi sökmek istedim. Sert hamlelerle göz yaşlarımı sildim. Her sferinde akmasına rağmen nasıl bitmiyorlardı bunlar anlamıyordum. Odanın kapısı açıldığında hemen gözlerimi kapattım. kimseyle konuşacak bir halim yoktu.
Gelen kişi yanıma oturdu. Saçlarımı okşamaya başladığında anlamıştım kim olduğunu. Nedensizce dönüp konuşmak istedim ve oturduğu tarafa doğru dönmeye başladım. Gözlerimi açtığımda bal rengi gözlerle göz göze geldim.
''İyimisin?'' diye soran abimle kafamı salladım. Eğilip saçlarımda öptü. Kendimi tutamayıp sordum.
''Yarın gitmek zorundamıyız?'' diye sorduğumda abim derin bir nefes verdi.
''Küçüklükten beri Yiğit'i hep hapimizden çok severdin ama unutma Erva. Her şeyin bir sonu vardır. Her güzel şeyin bir sonu vardır. Burda ömür boyu kalamayız. Eve gitmemiz gerekiyo. Eğer ondan dolayı gitmiyorsan ben o gelmeden hemen her gün eve gelirim.'' dediğinde saçımı okşayan elini alıp öptüm.
''Alıştığım için böyle oldu. Yoksa ben de farkındayım, ömür boyu burda kalamayız ve ayrıca hayır onla alakalı bir problemim yok.'' Dediğimde abimde gülümsemişti. Tam tekrar konuşacakken Yiğit içeri girdi.
''napıyorsunuz bakayım burda, abi kardeş beni dışlamışınız.'' diyen Yiğit'le kıkırdadım.
''Şurda abi kardeş duygusal bir an yaşıyoruz niye araya giriyon lan it'' diyen abimle daha da gülmüştüm. Yiğit arkadan abimin sırtına atladığında abim bu ani hareketle dengesini koruyamayıp yatağa düştüler. Altta ezilen ise benim ayaklarımdı.
''Ayıp oluyor ama.'' diyen Yiğit ile ben ayaklarımı çekmeye çalışıyordum.
''Lütfen siz iki 150 kilo halterler. Ayağımın üstünden kalkarmısınız?'' dediğmde Yiğit köşeye çekilmişti. Fakat abim yerinde durmayım Yiğit'in üzerine atlamıştı. Son anda fark ettiğim şeyle bağırdım.
''Abi dikkat et'' dediğimde her şey için çok geçti.
----------------------------------------------------------
Abimin kafasına tekrar vurduğumda acı dolu bir nide çıkardı.
''kızım ne kafama vuruyorsun. Zaten ağrıyor.'' dediğinde sinirlerim daha da bozulmuştu.
''Yerinde dur sende. Laf dalaşına girmeyi bırak.'' dediğimde bu sefer sözümü dinlemiş konuşmamıştı. elimdeki yara bandını dikkatlice kaşının o tarafına bantladığımda derin bir nefesi bıraktım. Sıra diğerindeydi. Gözlerimi Yiğit'e çevirdiğimde L koltuğun köşesinde gözlerini yummuş uzanıyordu. Abimin yanından kalkıp onun yanına gittim.
''Yiğit abi?'' dediğimde hareket etmemişti.
''Yiğit abi?'' diye tekrar konuştuğumda hala hareket etmiyordu.
''Lan Yiğido!'' diye bağıran abimle dönüp kaşlarımı çatarak baktım. Yani bende biliyordum herhalde bağırmayı dimi. Yiğit hareket edip ayaklandığında ona döndüm. Abim kendini acındırarak Yiğit'in durumu daha vahim olmasına rağmen ilk kendisi pansuman yaptırmıştı.
''Lan ne bağırıyon ne, aptal Efe.'' diyen Yiğit ile daha dikkatli bir şekilde dikleşmesini sağladım.
''Lan Yiğido, madem kendini yaralıyon, beni niye tuzağa çektin lan.'' diyen abime baktım. Hayır olayı kendi gözlerimle görmüş olmasam inanıcaktım.
''Lan üzerime atlamasaydın sende. Ayrıca baktın ben yaralanıyorum, tek ilgi ben de olmasın sende ilgi gör diye kendi kendini şey ettin.'' dedi Yiğit. bende pansuman malzemelerini alıp Yiğit'in arkasına geçtim.
''Lan ben mi ilgi görmek için yaptım sence. Sen niye iki kardeş arasına giriyorsun?'' diyen abime Yiğit içinden sabır çekti.
''Neyse ben gidiyorum yatmaya, Erva sende şuna pansuman yaptıktan sonra gel.'' diyen abim sesimi çıkarmama zaman bırakmadan odaya gitmişti. Bazen sanki bizi bildiğini hissediyordum. Yiğit'in pansumanı bitmişti. Mutfakta telefonumun çalması ile ayaklandım. Telefonu elime aldığım da gördüğüm isimle ilk bir kaç saniye hiç bir şey anlamayıp Yiğit'e beni neden aradığını soracaktım fakat adım attığım an beni durduran şey yerimde dona kalmama sebep olmuştu. Beni arayan kişi evet Yiğitti fakat benim ona anonim olarak yazmak için hattımı arıyordu.
Büyük bir siktirdi. Hay amınakoyim. Bu çocuk? Ne oluyordu şu an?
Kapıda Yiğit'in belirlenmesi ile Kafamı ona çevirdim. Bana doğru geliyordu.
''Noldu kimmiş?'' diyerek yanıma geldiğinde telefonumu eline aldı.
''Aaa ben arıyormuşum.'' dediğinde sırıtıyordu.
''Nasıl öğrendin?'' diye sorduğumda hala sırıtıyordu.
''Bizde kendi içimizde deriniz be güzelim.'' diyip üzerime doğru yürümeye başladı. Bende geri geri gidiyordum fakat masaya yapışmamla durdum.
''Yiğit korkmalımıyım?'' diye sorduğumda düşünürmüş gibi yaptı.
''Bilmem korkmalımısın?'' diye o da sorduğunda resmen benimle dalga geçiyordu.
''Bugün benden kaçtın ha?'' diye sorduğunda gözlerine bakarken gözlerim dudaklarına kaymıştı. Tekrar gözlerine baktığımda yutkununarak konuştum.
''Şakaydı sadece. Küçük bir şaka, gül diyeydi hepsi.'' diyip tatlı olacağını ama kesin asla öyle olmayan gülümsememi ona sundum.
''Benimde sana şaka yapmamı istermisin.''Diye konuştuğu gibi tam dudaklarımız değecekken hatta nerdeyse deymişken gelen sesle dona kalmıştık ikimizde.
''Şakanı sikmemi istermisin Yiğit? Erva? Ne oluyor burda?'' diye soran abimle ikimizde birbirimize sıçtık bakışı atmıştık.
Bölüm Sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |