
Her insanın hayatı boyunca zor anlarda kaldığı bir takım anlar olmuştur. Böyle kendimi dört duvar arasında hissediyorum, ve sanki zaman ilerledikçe duvarlar üzerim üzerime geliyorlardı. Boğuluyormuş gibi hissediiyordum. İçimde ise tarifi bile olamayan kötü bir his vardı. Peki bundan sonra ne olucaktı? Abim beni bırakıcakmıydı? Onun güvenini sarstığım için bana arkasını mı dönecekti? Bunların olmasından korkuyormuydum? Evet korkuyordum, ama artık bir kere o ipte yürümeye başlamıştı ve ip gittikçe inceliyordu.
Hepimiz salonda oturmuştuk. Bir tekli koltuğa abim, yanındaki tekli koltuğa ise Kaan abi oturmuştu. Ben Yiğit ve Beyza ise ortada ben olucak bir şekilde oturmuştuk. Ben sadece yere bakıyordum. Fakat konuşulmaya başlanılması gerektiğininde farkındaydım. Benimle aynı düşüncede olmuş olacakki Kaan abi söze girdi.
"Niye herkes ortada sik varmış gibi konuşmuyo? Konuşmaya başlasanızmı artık?" diye konuşan Kaan abiye normalde gülerdim ama şu an bütün kelimeler aklımdan çıkmış gibiydi.
"Konuşulacak pek bir şey yok aslında. Ben Erva'ya aşığım o da bana aşık. Özet bu." diyen Yiğit'e kafamı çvirip baktım. Bana hala güven veriyordu gözleri. Daha da rahatlamam için gülümsemesi ile abim atarlanmıştı.
"Bakmayın lan öyle birbirinize." diye konuştuğunda derin bir nefes vererek bakışlarımı ellerime çevirdim.
"Kaan sen konuş, çünkü benim konuşacak hiç bir takattim yok." diyen abime bakışlarımı çevirdim bu sefer. Sözlerinin aksine gözleri sert deildi. Kırılmıştı ona söylemediğim için.
"Ne zamandan beri sevgilisiniz?" dan diye soran kaan abiyle hepimizin bakışı ona döndü.
"Kaan!" diye uyarı yapan abimi hiç umursamamıştı. Yiğit ise cesurca cevap veriyordu.
"5 gün oldu ama gece yarısını geçtiği için 6. gün oldu." diyen yiğit'e hayranlıkla baktım.
"Artiste bak artiste. gece yarısından sonraymış." diye kendi kendine gevelenen abimi Kaan abi umursamadı.
"Ne zaman söylemeye planlıyordunuz." dedi Kaan abi.
"Yakın zamanda söylemeyi planlıyorduk." diye cevapladı Yiğit.
"Birbirinizi seviyorsunuz yani" ded kaan abi.
"Hemde çok seviyoruz." dedi Yiğit.
"Hala seviyoruz diyor ya." diye koltukta öne doğru atılacak olan abimi Kaan abim tutmuştu.
"Ne var yalanmı söyleyeyim?" diye Yiğitte atarlanmıştı
"Lan hadi bir namussuzluk yapıp sevdin. Lan öpmek ne demek. Ne yapamaya çalışıyorsun lan sen?" diye ağzına geleni sayan abim Yiğit'i kırdığının farkında dahi deildi.
"Efe düzgün konuş. Irzına mı geçtim lan kızın. Hem ben ciddi düşünüyorum." diye konuşan Yiğit'in üstüne tekrardan abim atlayacaktı ama Kaan abi yine tutmuştu.
"Lan ben seni bir düşünürüm var ya görürsün o zaman. Biz seni evimize alıp soframıza oturtuyorduk lan." diye abim hala ağzına geleni söylmekte ısrarcı görünüyordu. Yiğit'in bakışları bana döndü. Sanki benim bunları duymamı istemiyordu. Onun bu çaresiz bakışlarına dayanamayıp araya ben girdim.
"Abi bir sakinleşsenmi acaba. Hani duygular denilen bir şey var ve istem dışı gerçekleşen şeyler ya. Bizimde duygularımız birbirlerinde buluşmak istemiş olamazmı? Hem Yiğit'ten daha iyi birini ne ben bulabilirim ne sen ve sen bunun farkındasında. ayrıca her şeyini bildiğin Yiğit bu. Beni kırmamak için her şeyi yapan Yiğitten bahsediyoruz." son cümlemde Yiğit'e baktım ardından tekrardan abimin kırgın gözleriyle buluştum.
'Ayrıca bana kırılıp sinirini Yiğitten çıkardığınında farkındayım. Özür dilerim senden. evet saklamamam gerekirdi. Ama yaptım bir hata ama söz veriyorum bir daha hiç bir şeyimi saklamicam senden." dediğimde abimle sadece bakıştık. Abimin bir an da ayağı kalkması ile gidecek diye korkup bende ayağı kalktım. Fakat benim düşüncemin aksine beni kendine çekip sarıldı.
"Bunu benden neden saklama gereksinimi duydun bilmiyorum. Belkide düşündüğüm kadar iyi bir abi de olmayabilirim..." dediğinde tam sözünü kesim inkar edecekken beni daha da kendine sarıp beni susturmuştu.
"Ama lütfen ve sakın bundan sonra hiç bir şeyini benden saklama. Ne kada kötü bir şey yapmış olsanda." abim bunu dedikten sonra tam duygusallaşacaktımki Beyza izin vermemişti.
"Yiğit galiba son da senden bahsetti." demesiyle herkes gülmüştü.
"senin sonunundanda ben bahsedeyimmi Beyza?" diyen Yiğit ile biz abimle ayrılmıştık.
"Geldik sana Yiğit efendi." dediği sırada Yiğitte benim gibi ayağı kalkmıştı.
"Gelelim bana sıkıntı yok!" diyen artistlenen Yiğit ile abim histerik bir gülüş atmıştı ortraya.
"İşte istediğim sahne" diyen Kaan abiyle ilk başta anlamamıştım ancak abim yumruğunu Yiğite geçirdiğinde anlamıştım.
"En azından bu içimde kalmasın" diyen abime delirmiş gibi bakıyordum. Hemen yiğit'in düşen yüzünü tutup kendime döndürdüm.
"Yiğit napıyorsun?" diye abime cırladığımda abim giydiğim tişörtüm sırt kısmından tutup kendine çekti.
"Dokunma şuna. ayrıca daha diceklerim bitmedi." diyen abime tek kaşımın kaldırarak sorarcasına baktım. Abim omuzlarımdan tutup beni arkadaki koltuğa oturttu.
"Şimdi konuşacağımız şeyler hakkında ilk başta sakin kalıyorsun sonra da güçlü oluyorsun tamammı?" diyen abimle ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemez bir duruma gelmiştim. Ne diyecektiki abim. Abim önümde diz çöküp konuşmaya başladı.
"Erva bak ben çok düşündüm ve şöyle bir karar aldım..." dediğine devamının gelmesini bekliyordum. Fakat kafasında cümleleri tartıyor gibiydi. Kafamı diğerlerine çevirdiğimde sanki onlar abimin diyeceği şeyi biliyor gibiydiler. Tekrar abime döndüm ve gözlerinin dolduğunu fark ettim. Ne oluyordu şu an da. Birisine bir şey mi olmuştu? Abim normalde böyle çabuk ağlamazdı.
"Şimdi şöyleki bu fikir benim küçüklüğümden beri vardı ama nasıl dile getireceğimi bilemiyordum. Özellikle de seni burda bırakmak istemiyordum" diyeceği anlamıştım fakat bunun olmasını kesinlikle istemiyordu. Hızlı dolan gözlerimi saklamak için kafamın havaya kaldırmıştım.
"Ama daha fazla burda dayanabileceğimi düşünmüyorum. Bunu burdan çıkarkende düşünmeye başladım. Artık sen Yiğit'in yanında kalırsın..." cümlesini bitirmesine izin vermeden hzılı bir şekilde kafamı sallayıp konuştum.
"Hayır. Ben istemiyorum. Gitme ben istemiyorum. Olmaz. O zaman beraber kalalım burda. Olmaz mı? Beni burda tek bırakma?" diye ben konuşurken aynı zaman da gözlerimden hızla akan göz yaşlarımı durdurmaya çalışırken abim yüzümü ellerinin arasına alıp bu sefer o benim göz yaşlarımı sildi. Her zaman yaptığı gibi...
"Erva, güzelim. Bir tanecik kardeşim. Lütfen beni de anla. Ben daha fazla burda kalamam." dediğinde tekrardan kafamı salladım.
"Olmaz gidemessin. Beni burda bırakamassın. Tamam o zaman ben de geliyim." dediğimde abimin gözünden bir damla yaş düşmüştü. Bu sefer ben onun göz yaşını silerken o elimi öptü.
"Erva ikimizide zor duruma düşürüyorsun. Hem ben bizimkilerle konuşurum. Bir şekilde hallederim. Dönmessin bir daha o eve. Hem temelli gitmicemki Okulunu bitirince sende yanıma gelirsin arada. Ben de arada buraya gelirim. Her gün telefonda konuşuruz." dediğinde daha fazla bencillik yapmamam gerektiğinin farkındaydım. Ama yinede kendimi durduramıyordum. O giderse ben hiç bir şey yapamazdım.
"Gitmesen olmazmı?" dediğimde artık çaresizdim ve bu sesime yansımıştı.
"Kalmasam olmazmı?" diye soruma soruyla soruyla cevap verdiğinde ne diyeceğimi bilemez bir haldeydim. Bunu kabullenmek zorundaydım. Başka yapabilecek bir seçeneğim yoktu.
"Ama her gece beni aricaksın tamammı?" dediğimde abim gülümsemişti.
"Tamamdır o zaman anlaştık" dediğinde gülümsemiştim. Abim kollarını açtığında yanına çöküp ona sarıldım.
"Bu evde kalıcaksın diye sakın sizi bu kadar hızlı kabul ettim sanmayın." diyen abimle herkes gülmüştü. Tam o sırada Beyza'nın bıkkın sesi geldi.
"öff, sıkıldım sizin bu dramatikliğinizden. Yeter be." dedi Beyza.
"Ben de hak veriyorum" diye Kaan abi de Beyza'yı onaylamıştı.
"Ayrıca bana ne zaman anlatıcaksınız Yiğit ile Erva'nın nasıl yakalandığını" diyen Beyza ile abimin kasılmıştı. Beyza açık sözlülüğünü sikeyim Beyza. Abimle kollarımızı ayırdığımızda abim direkt ayağı kalkıp Yiğit'in karşısına geçnişte.
"İyi hatırlattın Beyza" diyen abimle yapacaklarından korkuyordum.
"Demek kardeşimi seviyorsun öylemi?" diye soran abime Yiğit evet diye cevap verince, abim Yiğit'in karnına yumruk geçirmişti. Ben kısa bir çığlık atıp Kaan abiye durdurması için bakarken onun bu olaydan ne kadar da keyif aldığını görmüştüm.
"Demek kardeşimi öpmeye kalkarsın ha?" diyen abim Yiğit 'in karnına bir tane daha geçirmişti.
"Erva çekirdek var mı?" diyen soran Beyza'ya şaşkınlıkla bakmıştım. Gerçi onun bu olaydan ne kadar keyif aldığını unutmuştum.
''Demek şaka yapıcaktın Erva'ya'' diyen abim tam tekrar vuracakken bu sefer araya ben girdim.
''Abi tamam yapma yeter.'' diyen abime ilk başta bana baktı sonra Yiğit'e ardından ise gidip koltuğa rahat bir şekilde oturdu. Yiğit'i hemen çekiştirip koltuğa oturtum. Elmacık kemiği kızarmıştı ama bellidi moraracağı.
''Ya niye bu kadar kısa sürdü. Efe hadi biraz daha istiyorum.'' diyen Beyza'nın koluna sertçe vurdum.
''kızım sussana. Ben seni dövücem o zaman görürsün devamlılığını.'' dedim.
''Aman be tamam.'' diyen Beyza da sustu.
''Yiğit iyi misin?'' diye sorduğumda kafasını olumlu anlamda sallayıp bana baktı.
''İyiyim iyi. Sen de gel otur.'' diyen Yiğit'in de rahat olması ile kafam karışmıştı. Nasıl hepsi bu kadar rahattı.
''yemek varmı?'' diye soran Kaan abiye döndüm. Tabiki de bunu soran oydu.
''Gece gece?'' diye yanıt verdim.
''Benim uykum geldi. Ne halt yiyorsanız yiyin. Erva sen de benle geliyorsun.'' diyen abime baktım. Tabikide gidene kadar, onsuz Yiğitle bir ortamda kalmama izin vermicekti. Mecburi bir şekilde ayağı kalkıp abimin peşinden ilerlemeye başladım. Arkama baktığığmda Yiğitle göz göze geldik. Bana el salladığında ben de ona el salladım.
''Erva önüne bak'' diyen abimle of layıp önüme döndm. Sanırım bugünlük bu kadardı. o kadar çok yorulmuştumki olanlardan dolayı, yatağa uzandığım gibi bayılmıştım. Yatağın verdiği rahatlıkla kendimi daha bıraktım.
Bölüm sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |