30. Bölüm

25. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

İçimdeki gerilimle eve doğru ilerliyorduk abimle. Babamla konuştuğunu ve babamın kabul ettiğini söylediğinde şaşkınlıktan ne yapacağımı dahi bilememiştim. Nasıl babam izin verdi hala aklım almıyordu. Eve doğru eşyalarımızı almaya gidiyorduk. Başım ise felaket derecede ağrıyordu. Abimin gitmesine hala karşıydım ama sadece dile getirmiyordum. Sonuçta benim için burda kalıcak hali yoktu.

''Erva sana dediğim şeyi tekrar et bakıyım'' diyen abimle seslice bir nefes verdim. Sabahtan beri aynı şeyi tekrarlatıp duruyordu.

''Orda asla konuşmicam. Annemle sadece vedalaşıcam ve hızlıca eşyalarımı toplayıp senin odana gelicem.'' dediğim sırada evin önüne gelmiştik. Arabadan indiğimde abim de hızlı adımlarla yanıma gelmişti. Beraber bahçeden içeri geçip kapıya doğru ilerlediğimizde abim sessiz ama duyabileceğim bir şekilde konuştu.

''Babama sevgili olduğunuzu söylemedim sadece orda düzen kurana kadar Yiğit'te kalacağını söyledim.'' dediğinde kafamla onu onaylamıştım. Kapıyı çaldığımızda zaten bizi bekleyen annem kapıyı açtı. Biz içeri geçtiğimizde annem göz yaşlarını tutamayıp ağlamaya başladı. Eğer yanında kalırsam bende ağlardım ve bunu bilen abim benim odama gidip hazırlanmam gerektiğini söylemişti. Hızlı bir şekilde yukarı çıkıp dolabımdan bavulumu çıkardım ve eşyalarımı içine koymaya başladım. Bu odamda geçirdiğim bütün anılara elveda ediyordu. Kapının zili çalması ile donuklaştım. Gelen yüksek ihtimalle babamdı. Daha da hızlanıp kıyafetlerimi yerleştirdikten sonra, okul eşyalarımıda başka bir bavula ve poşete geçirip odamdan çıkıp abimin odasına doğru yürüyordum. Odamdaki nerdeyse her şeyi toplamıştım. Adımlarım abimin odasına doğru devam ederken kolumdan tutuldum.

 

''Bir de normal mi davranıyorsun? her şey senin yüzünden oldu!'' diye bana büyük bir öfkeyle bakan babam, alkol içmişti ve bu belliydi.

''Senin yüzünden bu seferde oğlumu kaybettim! Mutlu musun?'' diye konuştukça kolumu daha da sıkıyordu. Babamın gözlerinden öfke çıkarken benimkilerden ise korku çıkıyordu.

''Konuşsana!'' diye babam kükrediğinde dizlerim titremeye başlamıştı. Konuşucak her hangi bir gücüm yoktu zaten. Babam kükrediği sırada abim odasından çıkıyordu annem ise hızla merdivenlerden yukarı çıkkıyordu. Babam tam elini kaldırmış vuracakken birisi tarafından engellendi. Ben bu birisini abim zannederken, annemi görmeyi asla beklemiyordum.


''Efe, Erva'yı al çık evden.'' diye annem komut verdiğinde abim hızla gelip bir elinde kendi bavuluyla diğer elinde benim bileğimle merdivenlerden aşağın iniyorduk. Daha doğrusu abim iniyor ben peşinden sürükleniyordum. Arkamda kalan anneme bakmak için kafamı çevirdiğimde, son kalan basamakta ayağımın tökezlemesi ile tekrardan önüme döndüm.

Hızlı bir şekilde arabaya gelmiştik. Ben olayların bu kadar ani gelişmesi ile dona kalmışken abim hem kendi bavulunu hem benim bavulumu bagaja koyup tekrardan yanıma geldi. Beni arabanın ön koltuğuna oturtup, ellerimden tutup diz çöktü.

''Erva şimdi beni dinle, benim çantam yukarıda kaldı. Onu alıp geliyorum ve sakın burdan dışarı çıkmıyorsun tamammı? ben kapıyı kitlicem, yukarı çıkıcam çantamı alıp gelicem. Tamammı?'' diyen abime sadece kafamı sallayabilmiştim. Abim kapıyı kapatıp aranayı kitledikten sonra nerdeyse koşarak evden içeri girdi. Başım ağırmaya başlamıştı. Bu kadar fazla fazla olayların üst üste gelmesi kötü olmuştu. Hem sabah kahvaltı bile yapmamıştım.

Evdeki bağırma sesleri artınca dizlerimi kendime doğru çekme gereksinimi duydum. Normalde bağırışmalardı sadece babam ve abimin sesi olurdu fakat bu sefer bir misafir vardı bu seslere. Annem ilk defa benim için bu kadar sesini çıkarıyordu. Aslında normal olan buydu ama ses çıkarmadığı haline o kadar alışmıştım ki bu beni şaşırtmıştı. Herkesin kendi normali vardı ve şu an da annemin yaptığı bu hareket benim normalimin dışındaydı.

Evin kapısının hızla açılması ile abim geldi sanarak kafamı kaldırdım fakat yanıldığımı anlamam bir çift ateş püskürten gözlere bakmamla yeterli oldu benim için. Hızla bana doğru gelen adımlarla ne yapacağımı bilememiştim. Sadece bakıyordum. Arkasından koşarak gelen abimi gördüğümde içim rahatlamıştı. Abim babamın bana doğru yetişmesine izin vermeden arabaya bindi, eindeki çantayı arkaya atıp, arabayı çalıştırdı. Hızla çıktığımız evin bahçesinden babamın deli gibi bağırma sesleri geliyordu. Derin nefesler abimi rahatsız etmiş olucakki konuştu.

''Erva, rahatlarmısın artık. Bak bitti. Bir daha saçma sapan şeylere maruz kalmicaksın.'' diyen abimle ne kadar rahatlamaya çalışsamda içimdeki duyguya asla hakim olamıyordum. Telefonumun titremesi ile cebimden çıkardım. Ekrana baktığımda Yiğit'in yazdığını gördüm.

 

Yiğidim:

Ne oldu?

İyisin dimi?

Ne zaman eve varıcaksınız?

 

 

 

 

Eşyaları topladık

 

 

iyiyim bir şey yok

 

 

Yoldayız

Yiğidim:

Bir şey var ama evimizde konuşuruz.

 

 

geliriz birazdan

'evimiz' demesi içimde bir şeylerin haraket etmesine sebep olmuştu. Artık o ev sadece onun deildi. O evde sadece tek yaşamayacaktı. Beraber bir evde yaşayacaktık. Kafamda dönen düşünceler ile yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Bunu farkeden abim tabikide sorgulicaktı.

''Kimle mesajlaşıyorsun sen? Yoksa o lavukla mı?'' diyen abime göz devirdim. Sabah kahvaltıda sürekli Yiğit'e lavuk demişti. 'Lavuk bunu versene' 'Lavuk kardeşimden uzak dur' 'Lavuk kalk artık' gibi bir sürü cümle.

''Lavuk dediğin kişi en yakın arkadaşın.'' dediğimde aslında yangına körükle gidiyordum ama yangın çoktan durmuştu bile.

''Şerefsiz! Sende öyle çok şey yapma yani. Sizi kabul ettiğimi söylemedim.'' diyen abim, aslında kendiside biliyordu bizi kabul ettiğini ama dile getirmiyordu işte.

''Tamam abi bir şey yapmadık zaten. Merak etmiş eve ne zaman geleceğimizi.'' dedim.

''Niye merak ediyor o lavuk seni? Abin yanındayken bir şey mi olur sana?'' diye konuşurken asla yüzüme bakmıyordu ki çünkü araba sürüyordu. Bende fırsattan istifade abimin yanağını, kurumuş rujumun bile izi çıkacağı şekilde öptüm.

''Tabikide bir şey olmaz.'' diye son cümlesine ithafen konuştum.

''Şurdan ıslak mendil ver hele.'' dediğinde torpidoyu işaret ediyordu.

''Kızım ne mıç mıç öpüyorsun. Midem kalktı. Kenara çekip kusucam şimdi.'' diye söylenirken aynı zamanda sahte öğürme sesleri çıkarıyordu.

''Abartma abi. Allahtan bir kere canımız abimizi öptük. Ne var bunda. Hayır istemiyorsan söyle öpücüklerimi başkasına armağan edeyim.'' diye Yiğit'i ima ederek konuştuğumu anlamıştı.

''O öpücükleri var ya Erva... O lavuğu daha fazla dövmem gerekiyordu.'' dedi abim. Zaten sabah kalktığımda elmacık kemiğinde kocaman bir morluk olan Yiğit'le karşılaşmıştım. Yetmiyormuş gibi dudağıda patlamıştı ama hala dövmekten bahsediyordu benim birtanecik abim.

''Yeterince dövdün zaten. Çocuğun pestili çıktı.'' dedim. Bunu demem ile abim yaptığı şeyden gururlanmış olucakki yüzündeki gülümsemesi ile göğsü kabarmıştı.

''İyi dövdüm dimi.'' diye sormaktan ziyade kendiyle övünen abime göz devirdim. Telefonuma çoktan mesaj gelmişti ama abimle konuşmaktan cevaplayamamıştım.

 

Yiğidim

Tamamdır evde bekliyorum seni.

 

diye yazdığını gördüğümde mesajına kalp bıraktım. Aslında çoktan eve varmış olmamız gerekiyordu ama abimin bir an da ortaya çıkan hamilelik hormanları, bugünde ortaya çıkmıştı ve canı meyveli pasta istediğini söyledi. O yüzden şu an ona pasta almaya gidiyorduk. Araba durduğunda bir tane pastanecinin önünde durmuştuk. Abim arabadan indiğinde ben arabada kalmak istemiştim. Abim kendine pasta alıp geldiğinde tekrardan arabayı çalıştırdı ve eve doğru yol adık.

Beyzalar dün bizde kalmamış evlerine gitmişlerdi. Aslında ben kalmalırını isterdim, eski günlerdeki gibi beraber kahvaltı yapardık ama Kaan abi sanırım izin vermemişti. Yavaş yavaş arasını açmaya çalışıyordu. Farkedilmeyecek bir durum deildi. Beyza'nın bu sene son senesiydi, mesleğini eline alır almaz gidiceklerdi buralardan.

Arabanın evin önünde durması ile beraber arabadan indik. Ben arka kapıdaki çantayı alırken abim bagajdaki valizleri alıyordu. Evimize geldiğimizde kapıda bizi bekleyen Yiğit'le gülümsedim. Bekleyeceğini söylemişti ve beklemişti. Bu çocuğa bayılmamam için tek bir neden bile yoktu.

​​​​​​Abimi Yiğit'i görmezden gelip açık kapıdan içer geçti. Ben bu hareketine klasik olarak göz devirdiğimde Yiğit yanağıma öpücük kondurup elimdeki çantayı almıştı. E bak yaptığına, ben bu çocuğu yiyicektim resmen. Ben de arkasından yavru civciv gibi ilerlerken, abimle beraber kaldığımız odaya girdik. Abim kendi valizini bir köşeye koymuş benim valizimi açık bir şekilde yatağın üzerine koymuştu. Yiğit'i gördüğünde oturduğu yataktan kalktı.

''Lan it, ben gidiyorum diye sakın kardeşime yaklaşayım deme, valla geri döner seni ölene kadar döverim.'' ben artık sözlere alıştığım için dolabın kapağını açıp eşyalarımı dizmeye başladım.

''Efe, kardeşim, bana güvenmiyormusun.'' dedi Yiğit.

''Oldu bir de güveneyim sana. Pezevenke bak ya.'' diyen abimin kolunu çimciklemeden edememiştim.

''Abi biraz düzgün konuşurmusun?'' dediğimde sanki öleceksin demişim gibi bana gözlerini büyüterek bakmıştı.

''Ben'' derken parmağıyla kendin gösteriyordu, ardından ise işaret parmağını Yiğit'e çevirmişti.

''kardeşime göz diken bir haine, düzgün konuşucam öylemi.'' dediğinde ağzından bir de 'hah' diye bir nida çıkardı. Yiğit abim faretmeden yanına yaklaşıp kafasını kolunun altına aldı. Ne kadar da iyi anlaşıyorlardı öyle.

''Lan ne göz dikmesi olum, aşık olmuşuz şurda kardeşine sen ne diyorsun'' dediği sırada bana göz kırpmayı eksik etmemişti. Utandığım anlaşılmasın diye hemen dolaba doğru tekrardan dönmüştüm.

''bak hala aşık oldum diyor ya. Ben sana gösteririm aşkı.'' diyen abimin Yiğit'in kolundan çıkmaya çalışıyordu.

'' Sen aşık ol senide görücez Efe bey.'' diye hala kolunun altında debelleşen abimi kolunun altında tutmaya çalışıyordu.

''Kardeşinemi aşık olucaz sanki.'' diyen abimle Yiğit bir anda durdu ardından ise abimin hiç beklemediği bir anda götüne şaplak attı.

''Düzgün konuş lan Aylin hakkında.'' diye atarlandığında daha fazla bu konuşmalara maruz kalmak istemiyordum.

''Çıkın odamdan, daha buraları düzenlicem çok işim var. Gidin başka bir yerde kavga edin.'' dediğimde Yiğit uslu uslu abimi bırakıp odadan dışarı çıkıyordu. Yiğit'in bu hareketine abim kahkaha attıında omzuna bir tane geçirdim.

''Ne vuruyorsun kızım.'' diye atarlandı bizim oğlan.

''Çıksana abi odamdan.'' dediğimde göz devirme sırası abime geçmiş bir şekilde göz devirip odadan çıktı. Fakat odadan çıkar çıkmaz Yiğit'e attığı lafın sesi bana gelmişti.

''Lan kılıbık, Git bana bir kahve yap. Beğenmessem başından aşağı dökerim.'' diyen abimle sinir olsamda gülmüştüm. Bu akşam yola çıkacağı için baraber geçireceğimiz son anlarımızı yaşıyorduk.

 

 

 

Bölüm Sonu

Bölüm : 04.03.2026 07:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...