31. Bölüm

26. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Son kez abime sarılıyordum. Kollarımı gövdesine daha sıkı sarıp, göz yaşlarıma engel olmaya çalışıyordum. Kokusunu içime çektiğimde uzun bir süre bu kokuyu içime çekemeyecektim. Abimle olan her şeyin son kezini şimdi yaşıyordum. Abimde başını boynuma gömüp ara ara saçlarımı öpüyordu. Abim artık gitmesi gerektiği için benden ayrıldı. Ellerini yanaklarıma yerleştirip alnımdan öptü. Geri çekildiğinde onun da gözlerinin dolduğunu gördüm. Artık göz pınarlarımda birikin yaşları daha fazla tutamayıp akışına bıraktım. Abim arkama bakıp tekrardan benle göz göze geldiğinde gitmesini hiç istemiyordum ama daha fazla bencillik yapmamak için sessiz kalıyordum.

Arkamdan bir kolun belime sarıldığını hissettiğmde başımı yan yaptığımda Yiğit olduğunu gördüm. Abim uçağa doğru ilerlemeden bize döndü. Güvendiği Yiğit, Sığınağı Kaan, Eğlencesi Beyza ve son olarak kız kardeşi bana, son bir kez baktı ve her zamanki gibi alaycı bir gülümsemesi belirdi dudaklarında.

''Halkım hepinize veda ediyorum. Kralınız savaşa gidip geri gelicek.'' diyen abimle herkesin yüzünde buruk bir gülümseme oluşmuştu. Ardından ise arkasını dönüp adımlamaya başladı.

Abartıyormuydum? Kesinlikle hayır. Çünkü küçüklüğünden beri hiç bir şekilde ayrılmayan iki kardeş ayrılmıştı ve ikiside farklı ülkelerde yaşaycaktı. Tamam her akşam görüntülü konuşacak olsakta, temas etmeden, kokusunu içime çekmeden her akşam bana zehir gibi geliyordu. Bir kaybetmiştim, bir kazanmıştım. Bundan sonra hiç bir akşam abimin kokusu olmasada, sevdiğimin kokusu olucaktı ve buda değerdi.

Bana arkamdan sarılan Yiğit'e dönüp her zaman yaptığım gibi bedenine sığındım. O ise saçlarımı okşuyordu. Her zaman, her an beni rahatlatan kokusu yine ve yeniden etrafımdaydı beni sakinleştirmek için.

''Seni kucağıma almamı istermisin?'' diye kulağıma fısıldadığında yürüyecek takkatimin olmadığı gerçeği ile başımı olumlu anlamda salladım. Yiğit fazla uzaklaşmadan biraz geri çekilip bir elini belime yerleştirdi, diğerini ise dizlerimin altına yerleştirip beni kucağına aldı. Kollarımı boynuna dayayıp başımı göğsüne koydum. Gözlerimden hala yaşlar akarken Yiğit adımlamaya başladı. Kafasını eğip bana baktığında bende ona baktım. Bu durumda bile orman gözleri beni rahatlatıyoru.

''Ervam, kurban olduğum. Lütfen ağlama artık. Sen ağladıkça elimden gelen bir şey olmadığı için içim parçalanıyor. Hem zaten bir kaç ay sonra tekrardan görüşücez abinle.'' dedi Yiğit. Onun üzülmesini istemiyordum.

''Buluşuruz dimi bir kaç ay sonra.'' diye, ona ve söylediklerine güvenimin sonsuz olmasından dolayı, büyük bir hevesle konuşmuştum.

''Tabikide. Abinin düzeni tam otursun, sen iste her hafta gideriz.'' diye konuştuğunda gözümdeki yaşlar durmuştu. sadece kafamı yaslayıp ilerlediği yolu izledim.

Biraz sonra arabaya ulaşmıştık. ön kapıyı açıp beni koltuğa oturttu. Kemerimide bağlayıp, sürücü koltuğuna doğru yürümeye başladı. O da arabaya bindiğinde kendi kemerin bağlayıp arabayı çalıştırdı. Dikkatle arabayı sürüyordu. Ona her seferinde daha da aşık olmam olağan dışıydı. Daha ne kadar aşık olabilirim ki dememe kalmadan daha da aşık oluyordum.

''Eee Erva hanım. evimize gidiyoruz nasıl hissediyorsunuz?'' diye geçen seferki gibi evi deilde evimiz dediği için yüzümdeki gülümsemeye engel olamadım.

''Bizim evimiz'' dediğimde Yiğit'inde bu tabire benim kadar heyecanlandığını bana dönen bakışlarından anlamıştım.

'' Evet sevgilim, bizim evimiz. Ve şimdi kendi evimize gidiyoruz yemek yemeye.'' dediğinde gülümsemem daha da genişlemişti. Artık her gün beraber yemek yiyecektik ve hatta abimin haberi yoktu ama beraber uyuyacaktık. Hızla giden yolu izlerken, drama queenliğim yine ortaya çıktığından dolayı geçmişe doğru bir yolculuk yapmak isteyen zihnime müsaade ettim.

 

Her zamanki gibi okuldan, herkesten önce eve gelmiş, arkadaşlarımın gelmesini bekliyordum. Daha yeni onlarla tanışmıştım fakat onlara alışmam, onların hayatıma dahil olması kadar hızlı olmuştu. Yerlerde karlar vard ama hava durumu doğru çıkarsa yağmur yağacaktı vekar eriyecekti. Kar erimeden yeni edindiğim arkadaşlarımla kartopu savaşı yapmak istiyordum tabi eve gelirlerse. Büyük bir bekleyişin ardından kapı çaldığında büyük bir hevesle, küçük ayaklarımla ne kadar hızlı gidebilirsem o kadar hızlı gittim kapıya. Kapıyı açtığımda arkadaşlarımın olmasını beklerken yalnızca abim ve babam karşılaşında yerimde kalmıştım. Arkadaşlarım nerdeydi. Babamdan çekindiğimden dolayı minik adımlarla abimin yanına yaklaşıp onları sordum. Yiğit'in bana sözü vardı, beraber kardanadam yapacaktık.

Abime sorduğumda ise umursamaz bir tavırla evlerine gittiklerini öğrenince bütün hayallerim başıma yıkılmıştı ve çocukluğun verdiği şımarıklıkla ağlamaya başlamıştım. Beni susturmaya çalışıyorlardı ama susmuyordum işte, en sonda ilk, babam tarafından tokadımı o zaman yemiştim. Yediğim tokatla olduğum yerde kalmış ne yapacağımı bilememiştim ve anın getirdiği şokla da ağlamam kesilmişti.

 

Bir anda elimde bir ten hissettiğimde geçmişten kopup şimdiki zamana gelmiştim. Yiğit sanki neleri düşündüğümü hissetmiş gibi 'ben yanındayım' dercesine elini elime hapsetmişti. Sanırım hayatımda verdiğim en doğru karar bu adama aşık olmaktı.

 

 

 

Bölüm Sonu

 

Bölüm : 19.03.2026 16:25 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...