32. Bölüm

27. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

''Evet yemekler hazır.'' diye 'e' yi uzatarak önüme tabağımı koyan Yiğit'e gülümseyerek baktım. Eve geldiğimizde ben kalan eşylarımı güzelce yerleştirmiştim. Zaman hızlı geçmiş saat 7 olmuştu. Ben kıyafetlerimi yerleştirirken Yiğit ise makarna yapmıştı... yoğurt dökmüş üzerine ise yağ ile pul biberi karıştırmıştı. Tabi yağı yaktığı için pul biberi koyduğu gibi mutfak duman altı olmuştu bu yüzden mutfak balkonunun kapısını açıp ordan kaçmıştık. Derin bir nefes alıp tabağımdan bir çatal aldım. Ağzıma gelen ilk tat makarna baskın olsada sonrasında beyaz şuruba dönüşmüş, boğazımdan mideme inerken ise oyun hamuru tadı vermişti. Yzümü ekşitmeme neden olamayarak suyumdan büyük bir yudum aldım. Büyük bir umutla bana bakan Yiğit'in ise yüz ifadesi değişmişti.

''O kadar kötü olamaz ya'' diye ilk benim yememi beklediğinden dolayı kendisi yememişti. O da çatalını eline alıp makarnasının tadına baktı. Ağzına bir çatal aldıktan sonra yavaş yavaş çiğnedi, o sırada ise yüzü buruşmaya başlamıştı. Bu haline gülmek istesemde tuttum. Ağzında öğüttüğü lokmayı yuttuğunda ise kusucakmış gibi bir ses çıkardığında gülmemi tutamayıp kahkaha attım. Yiğit ise suyuna saldırmıştı. Suyunu geri bıraktığında burnu kıvrılmıştı ama gülümsemeye başlmaıştı.

''Sanırım o kadar da kötü olmuş.'' diye konuştuğunda utandığını görünce kahkaham daha da artmıştı. O ise telefonunu eline almış bir şeyler yapıyordu. Ben ise hala onla dalga geçme derdindeydim.

''Oy çen utandınmı çen.'' diye dalga geçerken Yiğit bir anda ayaklanmış ve telefonunu koltuğa sabitlemiş üzerini düzeltiyordu. Ben ne yaptığını anlamak için gülmemi durdurup anlamaz gözlerle ona baktım o ise elini bana uzatmıştı.

''Bana bu dansı bahşeddermisiniz matmazel'' bir an da gelen gelen teklifle ne yapacağımı bilememiştim ama yinede bana uzattığı elini tutmuştum.

''Şimdi? Bir an da? Bu kıyafetlerle?'' diye birden fazla soruma cevabı ise, elimden sıkıca tutup beni oturduğum yer masasından kaldırmatı.

''Biz mutlu olduktan sonra kıyafetlerin ne önemi var, ayrıca neden erteleyelimki? Ben önümüzde herhangi bir engel göremiyorum. Sen görüyormusun?'' diye sorduğum sorulara cevap verirken bir elini belime yerleştirmiş diğer elini ise, avucumu alıp oraya hapsetmişti. Ben de diğer elimi avucunu yerleştirmiştim. Ardından ise adımlamaya başlamıştık.

'' Ben de önümüzde herhangi bir engel göremiyorum mösyöm'' dediğimde gülümsemiş belimdeki eli daha da sıkılaştırmıştı. Bir adım ön sağa bir adım geri sola bir adım ise tekrar geri sağa. Hareketlerimiz döngüye girerken belimdeki elini çekmiş, ben ise hareketini tamamlayıp geriye gittim ardından ise ellerimiz ile birlikte kollarımızıda birbirlerine kilitleyerek iç içe onları sardık ve ben dönerek Yiğit'in göğsünde yerimi almıştım. Ardından ise beni yere doğru eğdiğinde bir elim hala avuç içindeydi diğer elim ise ozuna tutunmuştu onun ise bir eli benim avuç içimde diğer eli kalçam ile belim arasındaki boşluğu tutuyordu. Küçük bir buse dudaklarıma kondurduktan sonra beni tekrar kaldırdığında bu sefer etrafımda döndürmüş tekrardan adımlama döngüsü halini almıştık.

Bunların hepsi yaşanırken birbirimize sadece gülümseyerek bakıyorduk. Bu anın büyüsünün bozulmasını ikimizde istemiyorduk o yüzden ikimizde sessizliğimizi koruyorduk. Ancak Yiğit sessizliğe daha fazla tahammül edemicekmiş gibi konuştu.

''Hem kıyafetler sadece bir kumaş parçasıdır matmazel, dansın sonunda hiç bir işlevi kalmamış halde yerlerde sürünüyor olucaklar.'' yaptığı ima karşısında kaşlarım çatılmıştı tam konuşacakken konuşmamı engelledi.

''With golden brown, never a frown. '' (altın kahverengi ile, asla kşlarını çatma) diye şarkının sözünü söyledikten sonra iki elide bel boşluğuma yerleştirip beni daha da kendine çekmişti. Ben de ellerimi omuzlarına yerleştirdim. Bu sefer sadece olduğumuz yerde sallanmaya başladık. Şarkının sonuna yaklaştıkça biz de birbirimize yaklaşıyorduk. Sanki şarkıya saygısızlık yapmamak için sonunu beklemiştik ve şarkı bittiği zaman dudaklarımızda birbirine değmişti.

İlk başta küçük bir temasla başlamıştı, dudaklarımız sanki birbirleri için yaratılmış gibi çoktan yapboz parçası gibi birbirlerini tamamlamıştı. Ben onun üst dudağını rehin alırken o benim alt dudağımla ilgileniyordu. Öpüşmenin verdiği hazla Yiğit'e daha çok yaklaştım o ise sanki bunu bekliyormuş gibi elleri yavaşça kalçama indi ve beni kendisine daha çok çekti. Tenlerimiz tamamıyla birbirlerine yapışmıştı. Kasıklarımızın birbirine değmesi gibi ikimizde inledik. Ellerim ensesindeki yerini almıştı bile. Yiğit daha fazlasını ister gibi kalçamdan tuttuğu gibi beni havaya kaldırması ile bacaklarımı hızla beline sardım. Yiğit'in bir yere oturması ile bende onun kucağına yerleşmiştim. Yiğit'in sertliğinin üzerine kurulduğumda dudaklarımdan Yiğit'in dudaklarına hapis olacak şekilde bir inleme döküldü, Yiğit'in boğazından da bir hırlama döküldü. Ben iki bacağımıda yanlara bırakıp Yiğit'in kucağında yavaş hareketlerle sürtünmeye başladım.

Ağzımdan bir inleme kaçarken, Yiğit dudaklarımızı ayırdığında elleri giydiğim tişörtün uçlarına gitmişti. Tişörtü çıkarmadan önce gözlerime benden izin alıyormuşcasına baktı. Gözlerimi kırpıp izin verdiğim an Yiğit tişörtü üzerimden çıkartıp bir yerlere fırlattığı gibi tekrardan dudaklarıma abandı. elleri ise vücudumda keşfe çıkmıştı. Yavaş yavaş dudaklarımdan aşağılara doğru kaymaya başlamıştı. Çenemden boynuma doğru kaymaya başlamıştı. Ben ona daha fazla yer açmak istediğimden boynumu geriye doğru atmıştım. Ellerim ise Yiğit'in omzundan başlayıp karın kaslarına doğru ilerlemey başlamıştı. Kalçam ise hala, Yiğit'in her saniye daha da sertleşen bölgesinde hafif bir şekilde hareket ediyordu. Yiğit boynumdan da aşağıya doğru kayıp sütyenimden taşan göğüslerimi öpüyordu. O sırada telefonum çalmaya başladı ama ikimizinde umursayacağı bir durumda deildik. Yiğit sütyenimin askısından bir tanesini omzumdan aşağı indirmişti. ortaya çıkan sol göğsümün ucunu yiğit ağzının içine alıp emmişti. Bu hareketi ile deliren vücudum daha fazlasını istediğini vajinamda akan sıvıyla belli ediyordu.

Kendimi daha da geriye atarken düşmemek için ellerimle Yiğit'in dizlerini tutuyordum fakat Yiğit'in yaptığı her hamlede deliren vücudumla kendime haakim olabilmek için tırnaklarımı Yiğit'in dizlerine geçiriyordum. Yiğit diliyle göğüs ucumda yuvarlak hareketlerle kendini oraya hapstmişken vajinamdan akan sıvının haddi hesabı yoktu. Telefon 3. defa çalmaya başladığında bir an da aklıma abimin gelmesi ile durdum. Eğer telefona bakmassam abim her an tekrardan uçağa atlayıp geri gelebilirdi. Tabi bu ne kadar işime gelsede telefona bakmam gerekiyordu.

Benim telefonumun çalması bitmiş Yiğit'in telefonu çalmaya başlamıştı. Benim duraksamamın ardından Yiğit bana döndü. İçinde arzuyu, hevesi barındıran orman gözleri büyümüştü fakat ikimizde aynı şeyi düşünmş olmalıyızki durduk. Gözlerim hızla etrafta tişörtümü ararken masanın orda görmem hızla Yiğit'in üstünden kalkıp tişörtü kollarımdan geçirdim. O sıradada görüntülü arıyan abimi açmıştı Yiğit.

''Ne arıyorsun lan gece gece?'' diye konuşmaya başlayan Yiğit ile abimde devam ediyordu. Anlaşılan abim uzakta olsa bile tam olması gereken yerlerde girecekti aralara. Aklıma gelen anlarla irkildim ve iç çamaşırımı değiştirmek için odaya doğru yol aldım.

 

 

 

Bölüm Sonu

Bölüm : 28.03.2026 16:31 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...