33. Bölüm

28. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Sabah uyandığımda elimi yan tarafıma atmıştım ama boştu, ardından ise mutfaktan sesler gelmeye başladı anladımki zihnim benle oyun oynuyordu hayalimdeki gibi olsun diye çünkü asla şu an da öyle bir senaryo yaşanmıyordu. Şu anda dört tarafım bir bedenle çevriliydi. Burnumun dibindeki o koku ise beni tekrar uyumaya teşvik ediyordu fakat hemen tam karşımdaki saati gördüğüm an, beynimdeki kırmızı alarmların çalması bir olmuştu. Saat 10 du ve benim 1 saat sonra dersim vardı. Hızla Yiğit'i üzerimden itmeye çalışırken daha da yapışması, normal zamanda hoşuma gidebilirdi ama şu an hoşuma gitmesini bırak her an bir sinir patlaması yaşayabilirdim.

''Yiğit kalk artık geç kalıyorum.'' diye en son da cırladığımda, fazla cırlamış olmalıyımki daha yeni uykusundan uyanan gariban Yiğit'in yüzü buruşmuştu. Gevşeğen vücudu ile hızlı bir şekilde kollarının arasından çıktım hızlı adımlarla banyoya ilerlerken ayaklarımın birbirine girmesi ile yere kapaklandım. Arkamdan yükselen kahkaha sesi ile sinirli bir şekilde başımı Yiğit'e çevirdim. Gelip kaldıracağına gülüyordu hain. Hızlı bir şekilde ayağı kalkıp, arkamda kahkaha seslerini bırakıp banyoya girdim. İşlerimi hallettim ve gidip üstüme rahat şeyler giyindim. Eşyalarımın olduğu odaya girdim. Ama ders programını hatırlamadığım için telefonumu bulmam gerekiyordu. Ellerimi ceplerimde gezdirdim fakat yoktu.

''Yiğit'' diye bütün evde yankılanacak şekilde Yiğit'e seslendim.

''Buyurunuz matmazel'' diye sakin bir ses tonu ile telefonumu bana uzatan sevgilime mutlu bir şekilde bakarken, bu hareketine daha sonra erimek için kafamın başka köşesine yazdım. Telefonu elinden alıp ders programına baktım. Hemen hızlıca eşyalarımı alıp salona onları koyup tekrar banyoya ilerledim. Saçlarımı hızlı bir şekilde sıkı bir at kuyruğu yaptığım gibi banyodan koşar adımlarla çıkıp merdivenlerden aşağı iniyordum.

''yavaş ol biraz düşeceksin bir yerlerini sakatlayacaksın şimdi.'' diye beni uyaran sevgilimi şu an da umursayacak durumda değildim. Hemen kapının oraya gidip ayakkabılarımı giymeye başladım.

''Hop hop kahvaltı yapmadan nereye bakayım.'' diye sorgularcasına bana bakan Yiğit'in yanağına öpücük bırakıp diğer ayakkabımı giymek için eğildim.

''Acil çıkmam gerekiyor derse geç kalırsam Büşra hoca beni çiğ çiğ yer.'' diye ben açıklamamı yaparken bir an da ortadan kaybolan sevgilimin nereye gittiğini anlamadan kapıdan çıkıp hızlı adımlarla bahçeden çıktım. Durağa hızlı bir şekilde yetişmem gerekiyordu. Bir an da gelen korna sesi ile az kalsın tekrardan yere kapaklanacaktım. Kafamı çevirdiğimde Yiğit'in bana sırıtarak baktığını gördüm.

''Ooo! güzelliğe bak taş taş be. Arabama binmek istermisin fıstık.'' diyen Yiğit ile kahkaha atarken hızla ön kapıyı açıp bindim.

''Bana bak yakışıklı son yarım saatim kaldı hızlı bir şekilde beni götür yoksa akşam ödeşiriz.'' dediğimde Yiğit çoktan arabayı çalıştırmış hızlı bir şekilde ilerliyordu.

''Yetiştiremessem ne olurmuş, anlatmak istermisin matmazel.'' dediğinde aklıma bir şey gelmemişti.

''akşam eve gelmem'' diye söylediğimde dehşet ile bana baktı.

''Ne demek gelmem. Geliyorsun Erva başka nereye gideceksin sanki. Koskoca sevgilinin evi var. Ayrıca o kemeri bağla'' dedi Yiğit. Ben kemerimi bağlarken Yiğit'ede cevap verdim.

''Bilemiyorum artık. Arkadaşlarımın evine de gidebilirim haberin olsun.'' diye alayvari konuşuyordum fakat Yiğit bu konuşmayı fazla ciddiye alıyordu.

''Halla halla, senin arkadaşların Beyza dışında kim olabilirmiş?'' diye sinirli bir şekilde konuştuğunda gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

''Bilmem belki Furkanlardır belki sametlerdir.'' dediğimde Yiğit ağzında bir iki küfür mırıldandığını duydum.

''Sen çok konuşmada arabadan in, yoksa Büşra hocan yerine ben birilerini çiğ çiğ yiyicem.'' dediğinde ne ara okula geldiğimizi anlamamıştım. Sevgilime güzel bir gülüş sunup yanağından öptüm.

''Hadi ben gidiyorum sana iyi antrenmanlar.'' dedikten sonra arabadan indim.

''Sana da iyi dersler matmazel.'' diyen sevgilimi geride bırakıp okula doğru yürümeye başladım. Bakalım günüm nasıl geçecekti.

 

---------------------------------------------------------

Son olarak mısırlarınıda üzerine septiğim pizzamı fırına yerleştirip telefonumdan saate baktım. Saatide ayarladıktan mutfaktaki sandalyeye kendimi bıraktım. Fazlasıyla yorulmuştum, sonuçta 3 tepsi pizza yapmıştım. Tabikide 3 tepsi pizzayı sadece 2 kişi yemeyecektik. Akşam Beyza ve Kaan abi geleceklerdi, bende hepimiz güzel bir gece geçirelim diye pizza yapma kararı almıştım. Saat iki gibi eve gelmiştim, saat şu an da altıydı. Birazdan Yiğit eve gelirdi zaten. Terlediğimden dolayı ve ayrıca heryerim malzeme olduğundan dolayı kısa bir duş almak için banyoya doğru yol aldım.

Uzun zamandır her buluşmamızda birimiz eksi oluyordu ve bu seferde abim eksikti. Abim demişken, dün onla uzun bir süre -1 saat- sohbet ettikten sonra abim odasını düzenlemek için kapatmıştı ardından ise Yiğit'in abime olan küfürleri ile uyumak için odaya doğru ilerlemiştik. Aslında normalde Yğitlerin antrenmanı sabah saat 7 de başlıyordu ama bugün Yiğit geç gitmişti. Hatta hareketleri geç kalmış birine göre, yani bana göre gayette rahattı.

Saçımı güzelce yıkadıktan sonra, duş jeli ilede işimi halledip banyodan çıktım. Belimi sardığım havlu ile banyo dolabından bir yüz maskesi çıkarıp yüzüme yerleştirdim. Bu aralar fazla ağlamıştım, cildim için iyi değildi. İç çamaşırlarımı giydikten sonra bordo renk askılı bir bluz giyip, altınada siyah bir kot pantolon giydim. saçlarımı halletmek için banyoya ilerledim. Arkadan ise şarkı açtım. Saçımı ilk önce havluyla bir güzel ıslaklığını uyguladıktan sonra tarayıp fön makinesini saçımla kurutmaya başladım. Saçımı kuruturken arkadaki şarkıyada eşlik ediyordum.

''Kaçıyorum senden çünkü bunun bir nedeni var

Açıklama yok, kendine iyi bak

Düşün dur hep ömür sebebine neydi kast

Uğraşamam senden almak için intikam

Geceleri uyu şimdi tek başına içip yat

Değerini bilemedin ayağına geldi şans

geçirme hiç akıl ucundan yok ihtimal

Kapalı kapılar hemde ardına kadar''

Tam şarkıya devam edecekken Yiğit'in bir anda banyoya girip Şam'ın sözlerine eşlik etmesini bende beklemiyordum. Kalp krizinden gebericekken canım sevgilim gülerek şarkıya eşlik ediyordu.

''Canım isterse ararım 10 tane'' diye o kısmı söyleyen Yiğit'e tek kaşımı kaldırıp, kafamı hafif sağa çevirdim. O bu hareketime gülsede şarkıya devam ediyordu, bende aynaya dönüp saçımın son kalan ıslak yerlerini kurutuyordum.

''Hayat sanki geldikten sonraki soğuk bakışlar

Sürtük pert ama ben yorulmadım daha''

Şam la Laçin'in beraber devam ettiği kısmada beraber devam etti dicemi sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü orda tarkan söze girdi.

''Sen başa bela dilber

Her derde deva esmer

Salına salına sinsice

Girdin kanıma gizlice''

Tekrar aynı kısmı söyledikten sonra ben söze girdim.

''Kaçıyorum senden çünkü bunun bir nedeni var''Benim sözlerimin devamının ise Yiğit getirdi.

''Açıklama yok kendine iyi bak''

''Düşün dur hep ömür boyu sebebine neydi kast''

''Uğraşamam senden almak içim intikam''

''Geceleri uyu şimdi tek başına içip yat, değerini bilemedin ayağına geldi şans, geçemeyecek hiç akıl ucundan yok ihtimal''

''Kapalı kapılar hemde ardına kadar.'' ve tekrardan Tarkan. Tam o sıradada fön makinesini artık kapatmıştım ve yüz maskemi çıkaracakken Yiğit yanıma gelip ellerini belime yerleştirdi.

''Beklindeki kemer olayım

Saçındaki toka olayım

Nefesin olup içine dolayım

Ez geç, yürüdüğün taşlar olayım.'' en son ikimizde kahkaha atmıştık. Yiğit kafasını boynuma gömüp bir öpücük bıraktı ardından ise saçlarımı kokladı.

''Benim güzelim ne kadar da güzel kokuyormuş öyle.'' dediğinde cilveli bir gülüş sunmuştum ona. Hep böyle kalma hayali her tarafımda dolanırken aklıma gelen pizza ile ilk başta donup kaldım.

''siktir! pizzayı unuttum.'' diyip tam koşarak aşağı inecektimki Yiğit kolumdan tutup beni kendine çekti.

''Ben kapattım fırını sakin ol.'' dediğinde rahatlamıştım. kaç saattir o pizzalarla uğraşıyordum, eğer kötü çıkarsa kriz geçirirdim. Aşağıdan gelen kapı sesi ile fön makinemi yerine koyarken Yiğit konuştu.

''Eve almasakmı?'' diye mırıldandığında kıkırdayarak cevap verdim.

''O niyeymiş?'' dediğimde of layarak cevap verdi.

''Ya zar zor beraber vakit geçiriyoruz zaten bir de başka insanlar gelip zamanımızı çalıyor.'' dediği sırada merdivenden hızlıca iniyorduk.

''Kaan abi bunu duysa ne der acaba.'' diye konuşurken ona dönmüştüm ve onunda saçlarının nemli olduğunu görnüştüm. Belliki haddinden fazla duşta vakit geçirmiştim ve Yiğit eve gelip duş aldıktan sonra benim yanıma gelmişti. Kapıyı açtığımızda bezmiş bir ifade ile bize bakan bir Kaan abi ve sinirli bir Beyza bizi karşıladı.

''Niye bu kadar erken açtınız kapıyı. Biraz daha bekleseydiniz ondan sonra açsaydınız.'' diyen Beyza'yı umursamadım.

''Hoşgeldiniz.'' dediğimde Beyza direkt içeri geçmişti, Kaan abi ise bir bende bir de Yiğit'te gözlerini çeviriyordu.

''Efe'nin dediğine göre gözüm üzerinizde.'' diyip içeri geçmişti o da. Yiğit ise bıkmış bir nefes verdiğinde kafamı ona çevirdim ve sorarcasına yüzüne baktım.

''Sonra anlatırım güzelim.'' dediğinde tamam anlamında kafamı salladım. Beraber içeri girdiğimizde elindeki yastığı Kaan'a fırlatan bir adet Beyza ile karşılaştık.

''Beyza insan abisine bunu yaparmı?'' diye tek kaşı havada olan Kaan abi ile bizde diğer koltuklara yayıldık. Ben direkt olarak Yiğit'in kolunun altına girmiştim.

''Asıl insan kardeşine bunu yapar mı?'' diye cırlayan Beyza ile merakım artmıştı.

''Ne oldu ki?'' diye araya girmeden duramadım.

''Ya Furkan'ın arkadaşı Samet var ya.'' diye Beyza isimleri söyler söylemez kafamı yasladığım Yiğit kasılmıştı. Ben gülmeden durmaya çalışırken Beyza devam etti.

''Geldi yanıma, sohbet ediyorduk okul çıkışı, tabi biliyorsun çocuğun ne kadar yakışıklı olduğunu...'' cümlesinin devamını getiremeden Yiğit araya girdi.

''Pardon! nerden biliyormuş Erva'' dediğinde Beyza Yiğit'e göz devirdi.

''Bir dur sen Yiğit. neyse geldi sohbet ediyoruz, bir baktım çocuk kan ter dkmeye başladı. Ben de diyorum ne oluyor. Meğer abim arkamdaymış. Allah bilir ne yaptıysa çocuk korkarak kaçtı.'' diye ağlamaklı olan Beyza'nın bu haline gülmeden durmaya çalışıyordum ama çok zordu.

''Yakışıklı olduğu kadar adam olsaymış.'' diyen Kaan yine netti. Yiğit bana döndü.

''Benden yakışıklı mı?'' dediğinde anlamsızca suratına bakarken Yiğit kafasına bir anda yastık yedi.

''Tabiki sizin bu muşmula suratınızdan daha yakışıklı.'' diyen Beyza ile Yiğit gözlerini kapatmış sabır diliyordu. Sanırım yastık sert gelmişti. Yiğit gözlerini açmış benden cevap bekliyordu.

''Yok canım senin kadar yakışıklı değil, sen daha yakışıklısın.'' dediğimde Yiğit rahatlamış görünüyordu ama sanırım Beyza'nın dilinden kurtulamayacaktım.

''Aptal kız. Aptal Erva. Başka cevap versen şaşırırdım zaten.'' diyen Beyza ada dediğimin kanıtıydı.

''Kıskanma kızım. Biz gayet mutluyuz.'' diye konuşan Yiğit rahattı, tabi Beyza'nın sözlerine kadar.

''Ah Efe ah. Burda olsaydında bu çocuk bu kadar rahat olmasaydı.'' diye yakınan Beyza'ya bu sefer yastık fırlatan Yiğitti.

''vicdansız karı. İnsan kuzenine böyle yaparmı?''dediğinde Yiğit, Beyza yastığın isabet ettiği kafasını ovuyordu. E voleybolcuydu çocuk sonuçta, tabi istediği yere isabet ettirecek. Beyza işaret parmağını sallayarak Yiğit'e döndü.

''Ben şimdi Efe'yi arayayım, diyeyim. Yiğit Erva'nın üzerine çökmüş. Biz onlara geldiğimizde Yiğit Erva'yı yiyip bitiriyordu. gözlerimin önünde seviştiler, tam birbirlerinin...'' diye konuşan Beyza devam edemedi çünkü kafasına bu sefer benden yastık yedi. Tamamen yanlış konuşuyordu. Resmen Yiğit'in üzerine iftira atıyordu. Ben de Yiğit'i yiyip bitiriyordum, Yiğit tek başına bu işi yapmıyordu.

''Düzgün konuş iftiracı karı.'' dediğimde Beyza bir anda ayaklandı.

''ben gidiyorum ne haliniz varsa görün.'' diyip kapıdan çıkıp mutfağa girdi.

''Beyza eğer o çocuğa yazarsan, o telefonu o çocuğa yediririm.'' diye mutfağa sesi gidecek şekilde bağıran Kaan ile gerçekten Beyza'nın kendine nasıl birini bulacağını bilmiyordum.

''her şeyide gör zaten tamammı Kaan?'' diye bu seferde mutfaktan bağıran Beyza'ydı.

 

 

 

 

Bölüm Sonu

 

Bölüm : 02.04.2026 19:31 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...