

Erva ve Beyza olarak düşünebilirsiniz :)
------------------------------------------------------------------------------
"Kızlar haydi herkes aç hala hazırlamanız mi yemeği?" Annemin böyle söylemesi ile hiç bir şey duymadığını anlayarak derin bir nefes verdim.
"Az kaldı Bahar teyze şimdi 5 dakikada hazır olucak" Beyza benim yerime cevap verdiği zaman annemin bakışları bana döndüm. Hala az önceki anın gerginliğini hissedebiliyorum.
"İyi hızlı olun biraz". Diyip kapıyı geri kapattı.
"Ucuz kurtulduk" diye Beyza da benim gibi gereğince söylendi.
"Girme boka düşersin bataklığa bu yüzden hızlı olsa 2. Defa da baskın yemeyelim." Beyza ilk dediğime güldükten sonra masaya hazırlamaya başladık.
Masayı hazırladıktan sonra ben içeri doğru adımladım. Oturma odasından gülme sesleri geliyordu. Kapının oraya gidip pervaza yaslandım. Eğer Yiğit'le evlenmiş olsaydık belki de şu an da çocuğumuz olurdu ve bir oraya bir buraya dolaşırdı. Annemlerin gülme sesi kulaklarıma geldikçe içim huzurla doluyordu. İstemsizce dalmıştım ve hiç olmayacak hayallere dalmıştım. Gözlerimin önü bulanıklaşmaya başlamışt.
Bir anda omzunun üzerinde hissettiğim elle yerinden sıçradım.
"Noldu öyle neye daldın?" Ağaçları andıran gözlere bakarken içim gidiyordu. Kalbimin bütün vücumda attığını hissediyordum.
"Hiç öyle dalmışım" dedim. Kafasını anladım dercesine salladı ve yeşil gözlerini benim kahverengi gözlerime dikmişti.
"Niye gözlerin dolmuş?" Anlamıştı. Zeki çocuktu.
"Yoo dolmamış" dedim. İstemiyordum imkansız olan hayallerinden haberdar olmasını.
"Dolmuşmu demedim. Neden dolmuş dedim"
"Kızım masa hazırmı?" Annemin seslenmesiyle anneme döndüm.
"Evet anne bende sizi çağırmaya gelmiştim." Annem kafasıyla beni onayladıktan sonra bir yanımdaki taşa bir de bana baktıktan sonra.
" E haydi yemeğe geçelim o zaman." Dedi
Babamlar gelmemişti. Acaba bir durummu vardı. Abim yanıma gelip saçımdan öptü.
"Abi babamlar nerde?" Diye merakla sordum. Kafamı ona çevirdiğimde kaşları çatıldı.
"İşleri varmış geç geleceklermiş." Diye beni cevapladı.
Annemlerin hepsi mutfağa girmişti Yiğit'te dahil. Tam bende girecekken abim beni kolumdan tutup çekti.
"Niye gözlerin dolmuş senin" dedi hala çatık olan kaşlarıyla.
"Yemeğin içine zehir katmıştım ve şimdi keşke biraz daha katsaydım diye düşünürken pişmanlıktan gözlerim dolmuş." Ben bu dediğime kıkırdarken abim tepkisiz ve hala çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. Buna bı göz devirdim.
"Hadi ama buna gülmen gerekiyordu." Diye mızmızlandım.
"Erva, bana neden gözlerinin dolduğunu söyle" evet bu ses tonunu biliyordum. Bu ses tonu 'cıvıtmadan bana istediğimi ver' ses tonuydu.
"Bir gün aramızdan birini kaybedersek ne yapacağımı düşündüm" bir günah daha. Abimin kaşları eski halini aldı ve beni kendine çekip sıkıca sarıldı.
"Erva sakın unutma her zaman yanındayım. Babama karşı bile her zaman yanında oldum ve yanındayım. Hiç bir zaman seni bırakmam sakın bunu unutma ve buna göre yaşa. Her zaman arkanda bir abin olduğunu bil ve ona göre hareket et. Herkes seni bıraksa bile ben seni bırakmam. Bu yüzden hiç bir zaman benden bir şey saklama ki sana olan güvenim hep güzel kalsın."
Bunları söylerken tişörtünün üzerine bir kaç damla göz yaşım düştü ve abim bunu hissettiği zaman saçımın üzerinden tekrar öptü. Abim nadirde olsa böyle konuşurdu ve böyle konuştuğu zaman sürekli Yiğit' i ona anlatmaka istiyorum fakat Gine de çekiniyordum.
Bize doğru bir kaç adım sesi duydum. Fakat ginede kafamı abimin göğsünden kaldırmadım.
"Bizi öldürme planlarınızı sonraya mi saklasanız çünkü eğer biraz daha gelmesseniz ikinizin de tabağını ben yicem."
Duyduğum sesle hafif kıkırdadım. Kafamı abimin göğsünden kaldırıp baş parmağımla göz yaşlarımı sildim ve gülümseyerek yeşil gözlüme döndüm.
"Ya ama bütün planımızı maffettin. O yüzden ilk seni öldürücem." Diyip Yiğit' in yanından geçerken tikine dokunup mutfağa doğru kaçtım.
Evet yılı vardı hemde beli ile karnı arasından kalan bir yerdeydi. Arkamdan "Erva" diye bir kükreme dedi gelince hemen Beyza'nın yanına oturdum.
Beyza bana noluyo bakışı atarken ben kıkırdıyordum. Mutfak kapısından içeri abim ve Yiğit girdi. Abim bana göz kırpıp karşım oturdu. Yiğit ise kaşları çatık bir şekilde sahte siniriyle yanıma doğru yürüyordu. Kendi sandalyesini çekip oturdu. Kulağıma eğilerek.
"Senin hesabını sonra kesicem küçük fare" diye söyledi Yiğit. Kokusu beni etkisiz hale getirmişti bile. İnsanı sarhoş eden bir kokusu vardı. Ve ben bu kokunun tanımını yapamıyordum. Yiğit cevap beklercesine bana baktığında anın büyüsünden çıkmayı başarıp ona cevap verdim.
"Ayıp deilmi bana küçük fare diyorsun he" kafamı ondan biraz çekip küçük bir çocuk gibi mızmızlandım.
"Abi duydunmu bana küçük fare dedi." Abim tek kaşını kaldırıp Yiğit'e baktı.
"Hatırlar bana yarın kafana sımaç basıcam" abim böyle dediğinde ben de kıkırdadım. Birden kapı çaldı.
"Heh geldi işte." Selma teyzenin bir anda ayağı kalkıp böyle demesiyle hepimiz ona baktık.
"Kim geldi anne?" Diye sordu Yiğit.
Selma teyze ise Yiğit'i şöyle cevapladı.
"Yiğit bak hemen hayır deme. Bir kız vardı çok böyle hanım hanımcık..."
Yiğit'in boynundaki damarlar belli olmuştu. Annesini sinirle böldü.
"Eee ne olmuş, benim le ne ilgisi var. Kaan için mi?" Diye sordu.
Selma teyze ise hiç gocunmadan devam etti.
"Ben de kızı senin için evine davet ettim." Selma teyzenin sözü bittiğinde tekrar kapı çalmıştı ve ben ne diceğimi bilemeyerek masaya bakıyordum. Bütün hayallerin yıkılmıştı. Beyza'nın elini sırtıma koyduğunu hissettim fakat beni şu an da kimse teselli edemezdi.
Bölüm sonu

Yiğit ve Erva nın gözü olarak düşünebilirsiniz.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |