10. Bölüm
Zeynep serra / Voleybolcu sevgilim +  1 8 / 9. Bölüm

9. Bölüm

Zeynep serra
serra.0812

Herkes evine geçmişti. Odamda duvarla bakışıyordum. Ne yapacağımı ise kesinlikle bilmiyordum. Belkide şu anda hayatında olan kişinin yanına gitmiştir. Belkide oradaydı. Saçmalama Erva. Küçükmüsünüz oraya gidecek. Büyüdünüz artık. Ya ordaysa? Yaklaşık 4 saat geçmişti, saat akşam beş olmuştu, attığım mesajlara ise cevap vermiyordu. Belkide gitmekten zarar gelmezdi.

 

Uzandığım yerden doğruldum ve aynanın karşısına geçtim. Üstümü düzeltirken at kuyruğu yaptığım saçım bozulmuştu. Onu açıp gelişi güzel bı topuz yaptım. Telefonumu ve cüzdanımı alarak odamdan çıktım.

 

Abim bizi eve bıraktıktan sonra gitmişti. Annem ise mutfakta çiçekleri suluyordu. Annemin yanında geçtim.

"Anne ben bı markete falan uğrayıp gelicem." Annem arkasını dönüp bana şüpheci gözlerle baktıktan sonra nihayet söylediğim şeye bir yanıt verdi.

"Tamam hızlı git gel senle konuşmam gereken şeyler var" anneme merakla baktım. Normalde bu kadar düz konuşmazdı.

"Önemli bir şeyse şimdi konuşalım." Annem bana arkasını dönüm çiçeklerini sulamaya devam etti.

"Geldiğinde konuşuruz." Annemin sırrıyla bakışıyordum. Ama eğer önemli bir mesele olsaydı annem direk konuşurdu zaten. Kapıya doğru ilerledim.

"Tamam o zaman ben çıkıyorum. Görüşürüz." Sporlarımı giyip evden çıktım. Yürürken geçmişi düşündüm.

Yiğit 12 yaşındayken babamın yanına gelmişti. Çok hevesliydi voleybolcu olmak için. Babam küçükken abimi ve Yiğit'i beraber büyüttü. Abim ve Yiğit ikiz gibi her şeyi beraber yapıyorlardı. Beraber yemek yiyor, beraber içiyorlardı, beraber oyunlar oynayıp beraber yaramazlık yapıyorlardı. Hatta bir keresinde abim sıçarken Yiğit abimi kapıda beklemişliği bile vardı. Tabi tek bir şey dışında. Abim Yiğit'le oyun oynadığı zaman beni dışlardı, neymiş erkek oyunlarıymış benimle bir alakası yokmuş fakat Yiğit ne yapıp eder abimi ikna eder beni de oyuna alırdı. Diğer erkeklere karşı benim üzerimde abi rolü oynardı.

 

Zaten benim babam la Yiğit'in babası yani Erdem amca birbirleriyle tanışıyorlarmış. Bunun üzerine Erdem amca babama güvendiği için Yiğit 3-4 ay bizde kalır sonra İzmir'e döner sonra tekrar İstanbul'a dönerdi. Zaten 4 yıl sonra ise Kaan İstanbul'a geldi. Bu sefer ikili grupları 3 e çıktı. Kaan abi, abimlerden bir yaş büyüktü. Yani geldiğinde 17 yaşındaydı. Bu yüzden abimlere hep abilik taslardı. Aradan 1 yıl geçtiğinde yani Kaan abi 18 yaşına girdiğinde ailesi trafik kazasında vefat etti. Güçlü biriydi Kaan abi, kendini hızlı toplamıştı. Fakat küçük bir sorunu vardı. Beyza.

Beyza'ya hep gözü gibi bakardı. Ona göre Beyza onun tek varlığıydı. Beyza da İstanbul'a geldi ve babam Kaan'a ve Beyza'ya ev tuttu. Böyle oluncada Yiğit'te onlarla kalmaya başladı. Genelde erkekler kız çocuk sever fakat benim babam deli gibi erkek çocuk hastası. Bu yüzden seve seve Kaan ve Yiğit'i yetiştiriyordu.

Beyza ve ben ise artık tanışmıştık ve çok iyi bir ikili olmuştuk. Bizde artık her şeyimizi birlikte yapmaya başladık. Ve aramıza biri daha katıldı. Eylül. Eylül'le ise lise 1 de tanışmış ve yakına arkadaş olmuştuk. Tabi arada Beyza ve Eylül'ün küçük tartışmalarını göz önünde bulundurmassak.

Ben Yiğit'ten hoşlandığımı ise tam 18 yaşıma girerken anlamıştım. Sürekli onu görmek onla sohbet etmek istiyordum. Fakat arada bir sorunum vardı. Yiğit abimin en yakın arkadaşıydı. Fakat artık 2. Sorunum daha oluşmuştu. Hayatında biri vardı. Bu düşünce aklıma gelir gelmez yüzümdeki sırıtış tekrardan normale döndü.

 

Bir anda aklıma gelen fikirle telefonumu cebimden çıkarıp anonimden Yiğit'e yazdım.

 

------------------------------------------------------------------------------

Kırbeyaz: neden evden öyle bir hışımla çıktın?

Kırbeyaz: istersen konum at yanına geleyim.

Kırbeyaz: Yiğit cevap verir misin lütfen!

Kırbeyaz: nerdesin? Başına kôtü bir şey gelmedi dimi?

 

-----------------------------------------------------------------------------

 

Gelmiştim. Geldiğim yer sahilin arka kısmında kalan ormanlık gibi bir yerdi. Ben ve Yiğit küçükken eğer bir şeylerden uzak durmak istediğimiz zaman buraya gelirdik. Ve burası aramızda bir sır olarak hep kalmıştı. Biraz daha ilerledim. Ve onu burda beklemiyordum.

Büyüdüğümüz için buraya geleceğini düşünmemiştim ama gelmişti. Eskisi gibi. Ona doğru ilerledi. Bankta oturuyordu. Hiç bir ses çıkarmadan ona doğru yaklaşıp yanına oturdum.

 

Bana bakmadı fakat o an benim geldiğimi anladığını hissettim. Ve tekrardan her zaman olduğu gibi içim huzurla doldu onun yanındayken. Ortam zaten gerginken alaya almak istedim.

 

"Bakıyorum da hala buraya geliyorsun."

Dediğim şeyle ağzından küçük bir 'hah' diye bir ses çıktı.

"Sende burayı unutmamışsın" diye bana atıfta bulundu.

"Nasıl unutabilirimki burayı..." Diye iç geçirdim. Sırtını geriye doğru haşlayarak kafasını bana çevirdi.

"Neden buraya gelsin?" Bu soruyu beklemediğim için afallamıştım ama kısa bir an sürdü.

"Sen neden küçükken ben buraya geldiğim zaman sende geliyorsan ben de o nedenle geldim"

Gözlerinden bir anlığına bir şey geçti fakat çok kısa bir şeydi. Ne olduğunu anlayamadan yok oldu.

"Haksızmıyım?" Diye sordu fakat anlamamazlıktan gelmeyi tercih ettim. Ve ya zorunda da kaldım diyebilirim.

"Hangi konuda" diye bu sefer ben ona sordum.

"Anneme gösterdiğim tavır konusunda" içimde bir şeyelrin burkulduğunu hissettim.

"Yani gerçekten hayatında biri var... Öylemi?" Cevabını duymak istemediğim sorular sormam sadece benim aleyhimeydi.

"Oyun mu yapıyorsun yoksa gerçekten anlamadığın için mi yapıyorsun çözemiyorum." Diye bir anda öfkeyle soludu. Bu sefer gerçekten ne dediğini anlamamıştım ve yüzümdede bunun belirtisi vardı.

"Neyden bahsettiğini anlamıyorum Yiğit!?" Bir anda bütün vücudunu bana çevirdi.

"Yapma Erva. Yıllardır senden hoşlandığımü ya da hoşlanmayı siktir et sana köpek gibi aşık olduğumu görmedinmi hiç bir zaman?" Dediklerine karşı büyük bir boşluğa düşmüştüm. Nasıl yani? Gerçekten şu anda olanaları kavrayamıyrodum. Yiğit bana yaklaştı ben ise kafamı ona doğru kaldırmak durumunda kaldım.

Beynim şu anda error veriyordu ve en vermemesi gereken zamandaydı. Ne yani şimdi yıllardır platoniği olduğum çocuk benden mi hoşlanıyordu. Ne tepki vereceğimi bilemez olmuştum. Kafam allak bullaktı. Ya benle dalga geçiyorsa.

Yiğit gözlerimin derinlerine inerek bana soru sordu;

"Seni öpebilirmiyim Erva" 2. Yaşadığım şaşkınlıkla beynim kendi kendine hareket ederek kafamı çok hafif bir şekilde aşağı yukarı sallamıştım.

Yiğit'in gözleri ise benim gözlerimden ayrılmayarak bana doğru yanaşmaya başlamıştı. Yaklaştı, yaklaştı ve yaklaştı. Gözlerimi kapama ihtiyacı hissetmiştim. Yiğit'in nefesini artık yüzümün çevresinde hissediyordum.

Ve yiğit dudaklarını benim dudaklarıma kapattı. Anın etkisiyle hareket edemiyordum. Fakat sonradan vücudumu saran hazla dudaklarımı araladım ve kendimi onun dudaklarına hapsettim. Yiğit çok naif bir şekilde öpüyordu. Yavaş yavaş ayrılmaya başladık. Ayrıldıkça yanaklarımdaki kan basıncı artmaya başlamıştı. Yiğit ise yanaklarıma bakarak sırıttığında daha çok kızardım. Beni kendine çekti ve sarıldı ben ise kimsenin bu huzurlu anı bozmasını istemiyordum fakat sanki bana inatmış gibi telefon çalma sesi geldi.

 

 

 

Bölüm sonu

Bölüm : 05.10.2025 14:46 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...