
Minho, Donggyu’nun lobideki varlığını sanki orada bir insan değil de dekorasyonda bir hata varmış gibi soğukkanlılıkla süzdü. Yüzünde ne bir öfke ne de bir huzursuzluk belirdi. Sadece saatine baktı ve bakışlarını tekrar Jisung’a çevirdi.
"Han, 'ziyaretçin' mesai saatleri ve ajans protokolleri hakkında pek bilgi sahibi değil sanırım," dedi Minho, sesi cam gibi pürüzsüz ve mesafeliydi. "Güvenliğe haber ver, lobide kaskla beklemek binanın imajına zarar veriyor ayrıca göz zevkimide bozuyor. Eğer seni bekleyecekse bunu dışarıda, kaldırımda yapmalı."
Minho, Donggyu’nun gözlerinin içine bir saniye bile bakmadan odasına yöneldi. Kapının önünde durup omzunun üzerinden hafifçe geri baktı: "Beş dakika içinde odamda ol. Analiz etmemiz gereken çok veri var ve ben vaktimi dışarıdaki gürültülere harcamayı sevmem."
*****
Jisung odaya girdiğinde kapıyı sessizce kapattı. Minho çoktan masasına oturmuş, gözlüklerini takmış ve önündeki dosyaya gömülmüştü. Dışarıdaki o gergin an hiç yaşanmamış gibi davranıyordu ama odadaki hava, statik elektrikle yüklüydü.
"Dosyayı aç," dedi Minho, başını kaldırmadan. "L-Idea’nın yeni marka kimliği üzerine odaklanacağız. Duygusal bağ kuran ama sınırlarını koruyan bir imaj istiyoruz. Tıpkı... olması gerektiği gibi."
Jisung masaya yaklaştı. "Efendim, Donggyu sadece bir arkadaş. Onu kovmanıza gerek yoktu, zaten gidecekti."
Minho elindeki kalemi masaya bıraktı. Bu, onun sabrının sınırına geldiğini gösteren tek işaretti. Bakışlarını ağır ağır Jisung’a kaldırdı. Gözlüklerinin arkasındaki gözler her zamankinden daha koyu görünüyordu.
"Ben kimseyi kovmadım Han Jisung. Sadece çalışma alanımın disiplinini koruyorum," dedi Minho. Sesi alçaktı ama her kelimesi odaya iğne gibi batıyordu. "Dışarıda motorunun üzerinde seni bekleyen o çocuk, senin 'arkadaşın' olabilir. Ama benim için o, senin dikkatini dağıtan ve verimliliğini düşüren bir dış etkenden ibaret."
Minho ayağa kalktı. Elleri cebinde, cam duvara doğru yürüdü. Camın(filmli cam dışardan içeri gözükmüyor)ardında, lobide güvenlikle tartışan Donggyu’yu görebiliyordu. Minho’nun sırtı Jisung’a dönüktü ama sesi odayı dolduruyordu:
"Dün gece... evimde, o savunmasız anıma şahit oldun. Belki de bu yüzden aramıza bir mesafe koymamız gerektiğini düşünüyorsun. Ama şunu unutma; ben işimi ve özel hayatımı asla karıştırmam. Eğer o çocuğun yanına gitmek istiyorsan, kapı orada. Ama o kapıdan çıktığın an, sadece arkadaşının yanına gitmiş olmayacaksın; bu projedeki yerini de bırakmış olacaksın. Seçimini yap. Profesyonellik mi, yoksa... çocukça bir macera mı?"
Minho aslında Jisung'un gitme demesini beklerken kalbinin sıkıştığını hissediyordu ama dışarıdan bakıldığında sadece sert bir patron gibi duruyordu.
******
"Efendim, çok özür dilerim böldüğüm için," dedi Felix, bakışlarını Minho’nun sırtından Jisung’un gergin yüzüne kaydırarak. "Ama lobide durum biraz... karışık. O motorlu arkadaş, güvenliğin binadan çıkma uyarısını pek ciddiye almadı. 'Han buradan kendi rızasıyla çıkana kadar bir yere gitmiyorum' diye tutturdu."
Minho, sırtı hala kapıya dönükken ellerini cebinde yumruk yaptı. Omuzlarının hafifçe dikleşmesi, profesyonel maskesinin altındaki fırtınanın habercisiydi.
"Güvenlik görevini yapamıyor mu Felix?" diye sordu Minho, sesi buzdan bir kılıç gibi odayı kesti.
"Yapıyorlar efendim ama... çocuk lobideki deri koltuklardan birine yayılmış durumda. Diğer çalışanlar da işi gücü bırakıp camdan onları izliyor. Ajansın kreatif atmosferi şu an 'kim daha inatçı' yarışmasına dönmüş durumda."
Minho yavaşça döndü. Gözlüklerini tek bir hareketle çıkarıp masasının üzerine bıraktı. Jisung’a bakmıyordu bile; tüm odağı kapıda bekleyen Felix’teydi. "Bu binada verimliliği düşüren hiçbir şeye müsamaha göstermeyeceğimi biliyorsun," dedi.
Ardından bakışlarını Jisung’a çevirdi. Bu bakış, dün geceki o yumuşak kedi sahibi adamın bakışı değildi. Bu, prestijini ve otoritesini korumaya yeminli Lee Minho’ydu.
"Han, git ve o 'arkadaşına' bu binanın bir lobi olmadığını, eğer senin için endişeleniyorsa bunu dışarıda, yağmurun altında yapması gerektiğini söyle. Ya onu oradan sessizce uzaklaştırırsın ya da ben güvenliğe polise haber vermesini söylerim. Ofisimin kapısında böyle bir 'sahne' sergilenmesi profesyonelliğime hakarettir."
Jisung, Felix’in endişeli bakışları altında kapıya yöneldi. Tam çıkacakken Minho’nun sesi onu durdurdu.
"Ve Han... Ona şunu da söyle; burada kalmanın tek sebebi iş disiplinin olsun, benim ricalarım değil. Eğer dışarı çıktığında onun motoruna binmeyi seçersen, yarın masanı toplanmış bulursun. Kararını ver."
Minho tekrar cam duvara döndü. Jisung dışarı çıktığında, Minho’nun o meşhur "iş ve özel hayatı birbirinden uzak tut" kuralı ilk kez bu kadar büyük bir baskı altındaydı. Kalbi, profesyonelliğinin çok önünde atıyordu ama o bunu kimsenin, özellikle de Jisung’un bilmesine izin veremezdi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.65k Okunma |
669 Oy |
0 Takip |
32 Bölümlü Kitap |