20. Bölüm

19. Bölüm💥

Soyaa°•
soyass

 

Minho, Jisung’un kızarmış yanaklarına bakarken dudağının kenarıyla hafifçe gülümsedi. Aralarındaki görünmez çizgi artık tamamen silinmişti; mutfağın tüm o sıcaklığı, Minho’nun bakışlarında toplanmıştı.

​"Yemek hazır ama sanırım iştahım başka bir şeye kaydı," dedi Minho, sesi alçak ve boğuktu. Gözleri, Jisung’un gözlerinden dudaklarına, oradan da boynuna doğru yavaşça gezindi. "Ve sanırım o şey, benim şu anki menümden çok daha... tatmin edici."

​Minho, Jisung’u belinden nazikçe kavradı ve onu tezgâhtan uzaklaştırıp kendine doğru çekti. Aralarındaki boşluk tamamen kapandığında, Jisung nefes almayı unuttuğunu fark etti. Minho’nun odunsu parfümü, Jisung’un tüm duyularını ele geçirmişti.

​"S-soğuyacak yemek," diye fısıldadı Jisung, sesi güçsüzdü.

​Minho, başını hafifçe eğdi ve dudaklarını Jisung’un alnına, saç çizgisinin hemen altına nazikçe bastırdı. "Bırak soğusun," diye mırıldandı. "Bizim acelemiz yok. Bu kadar bekledik, değil mi?"

Minho’nun eli, Jisung’un yanağına kaydı. Başparmağı, hafifçe kızarmış elmacık kemiğini okşarken, bakışları tekrar Jisung’un dudaklarına odaklandı. O an, mutfaktaki ocaktaki yemeğin sesi, Soon-ie’nin uzaktan gelen mırıltısı ya da dışarıdaki şehrin sesi... Hiçbiri yoktu. Sadece ikisi ve aralarındaki o muazzam elektrik vardı.

​Minho yavaşça eğildi. Dudakları, Jisung’un dudaklarına değdiğinde, zaman durdu. Bu nazik bir başlangıçtı; hafif bir dokunuş, sanki bir tatlıyı ilk kez tadıyormuşçasına temkinliydi. Jisung’un alt dudağını hafifçe dişledi, sonra geri çekildi ve Jisung’un gözlerinin içine baktı, bir onay arar gibi.

​Jisung, gözlerini kapatıp Minho’ya doğru daha da sokulduğunda, Minho da derin bir nefes aldı ve öpücüğü derinleştirdi. Dudakları daha tutkulu bir şekilde birleşti, Minho’nun eli Jisung’un ensesine kaydı, parmakları saçlarına dolandı. Bu, bir itiraf, bir söz ve tüm o zırhların sonunda düşüşünün bir mührüydü.

Öpücük, mutfağın loş ışığında uzadıkça uzadı. Jisung’un elleri, Minho’nun gömleğinin yakalarına tutunmuş, Minho’nun bedeni ise Jisung’u tamamen sarmalamıştı. Bu sadece fiziksel bir temas değildi; bu, Chan’ın bahsettiği fırtınanın tamamen dindiği, Minho’nun o buzdan duvarlarının yıkıldığı ve ikisinin de ait oldukları tek yeri buldukları andı.

​Minho, nefes almak için hafifçe geri çekildiğinde, alınları hala birbirine değiyordu. Gözleri, karanlıkta parıldıyordu. "Sanırım," dedi Minho, sesi boğuk ve hafifçe titrek. "Bu, benim şimdiye kadar tattığım en lezzetli şeydi."

****

Minho, mutfağın düğmesine uzanıp tek bir hareketle ışıkları kapattı. Bir anda oda, sadece büyük camlardan içeri sızan şehrin puslu, sarımsı ışığına teslim oldu. Bu loşluk, aralarındaki çekimi daha da körükleyen bir gizlilik pelerini gibiydi.

Jisung’un elini her zamankinden daha sıkı, sanki bir hazineyi tutuyormuş gibi kavradı ve onu salona yönlendirdi.

Kanepenin yanına geldiklerinde Minho, Jisung’un omuzlarından tutup onu yavaşça, sanki dünyanın en kırılgan mücevherini yerleştiriyormuş gibi yumuşak minderlerin üzerine yatırdı. Jisung’un saçları yastıklara dağılırken, Minho dizlerini kanepenin kenarına dayayıp onun üzerine doğru eğildi. Şehrin ışıkları arkasından vurduğu için yüzü yarı gölgede kalmıştı ama gözlerindeki o derin, parlayan şefkati gizlemeye yetmiyordu.

​"Bunca yıl," diye fısıldadı Minho, sesi kadife gibi pürüzsüz ve derindi. "Kendi içimdeki karanlıkta o kadar uzun süre yürüdüm ki, gün ışığının nasıl bir şey olduğunu unutmuştum. Ta ki sen o ofisin kapısından içeri girene kadar..."

​Minho, elini yavaşça kaldırıp Jisung’un yüz hatlarını parmak uçlarıyla sanki ezberlemek istercesine takip etti. Başparmağı, Jisung’un alt dudağının kenarında duraksadı. "Seni sadece sevmek istemiyorum Jisung. Seni her nefesimde hissetmek, o hiç dinmeyen fırtınanın içinde tek sığınağın olmak istiyorum."

​Jisung, Minho’nun elini tutup avuç içini öperken, Minho bir adım daha yaklaşıp alnını Jisung’un alnına yasladı. "Sen benim hayatıma girmeden önce, her şey sadece siyahtı. Şimdi ise senin sayende, kalbimin her atışında bir renk olduğunu fark ediyorum. Beni bu kadar savunmasız bırakabilen tek kişi sensin ve garip olan şu ki... bu savunmasızlığı dünyadaki tüm güçlere tercih ederim."

​Minho, Jisung’un gözlerinin içine o kadar yoğun ve sevgi dolu baktı ki, Jisung’un kalbi göğüs kafesinde bir kuş gibi çırpınmaya başladı. "Sana söz veriyorum," dedi Minho, dudakları Jisung’un dudaklarına değmeden hemen önce. "Dışarıdaki dünya ne kadar gürültülü olursa olsun, benim kollarım senin her zaman en sessiz, en huzurlu evin olacak."

​Ve sonra, zamanın ve mekânın anlamını yitirdiği o an geldi. Minho, Jisung’u bir mühür gibi, büyük bir aşkla öpmeye başladı. Bu öpücükte sadece tutku değil, aynı zamanda ayların özlemi, saklanmış duyguların itirafı ve sonsuz bir sadakat sözü vardı. Jisung, Minho’nun boynuna sımsıkı sarılırken, Minho onu daha da kendine çekerek bu romantik karanlığın içinde birbirlerinde kaybolmalarına izin verdi.

 

Bölüm : 06.02.2026 08:21 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...