
(Ertesi Gün Ofisten Çıkış)
Minho, ellerini direksiyona sıkıca kenetlemiş, gözlerini yoldan bir an bile ayırmıyordu. Jisung ise yan koltukta, Minho’nun keskin çene hattını ve çatık kaşlarını süzüyordu. Ofiste bütün gün boyunca Minho ona sadece profesyonel bir mesafeyle yaklaşmış, hatta birkaç toplantıda gereğinden fazla sert davranmıştı.
Jisung’un apartmanının önüne geldiklerinde, Minho arabayı durdurdu ama motoru kapatmadı. Jisung kemerini çözmeden önce derin bir nefes aldı ve sessizliği bozdu.
"Bugün ofiste neyin vardı?" diye sordu Jisung, sesi yumuşak ama sorgulayıcıydı. "Bütün gün üzerindeki o gerginlik odanın öbür ucundan bile hissediliyordu. Bir hata mı yaptım yoksa...dünkü huzur sadece evde mi kaldı?"
Minho, Jisung’un sorusuyla birlikte derin bir iç çekti ve ellerini direksiyondan çekip ensesini ovuşturdu. Bakışlarını yavaşça Jisung’a çevirdiğinde, gözlerindeki o 'direktör' maskesi çatlamış, altından dünkü yakıcı tutkunun kırıntıları çıkmıştı.
"Hata yapmadın Jisung," dedi Minho, sesi pürüzlüydü. "Aksine, her şeyi o kadar doğru yapıyorsun ki bu beni geriyor. Bütün gün o masada otururken, senin boynundaki o izleri kapatmak için taktığın boğazlı kazağa baktım. Onu oraya ben kazıdım ve tek istediğim o kazağı parçalayıp seni herkesin ortasında kucağıma almaktı."
Jisung, duydukları karşısında hafifçe kızarırken Minho biraz daha yaklaştı. "Ciddi bir bütçe toplantısındayken senin kalemini dudaklarına götürüşünü izlemek, benim için dünyanın en büyük işkencesiydi. Sana sert davrandım çünkü eğer sana bir an bile yumuşak baksaydım, profesyonelliğimi kaybedip seni oracıkta öpmeye başlardım."
Jisung, Minho’nun bu dürüstlüğü karşısında gülümsedi ve elini onun dizine koydu. "Demek Direktör Lee, stajyerinin boğazlı kazağıyla bu kadar meşguldü... Ben de beni gerçekten azarlıyorsun sanmıştım."
Minho, Jisung’un elini tutup parmaklarını birbirine kenetledi. "Seni azarlamıyordum Jisung, kendimi dizginliyordum. Ama şimdi..." Bakışları Jisung’un dudaklarına kaydı. "Şimdi mesai bitti ve seni eve bırakıyorum. Eğer hemen arabadan inmezsen, seni tekrar kendi evime kaçırmak zorunda kalacağım."
Jisung, kışkırtıcı bir tavırla biraz daha yaklaştı. "Belki de kaçırılmak istiyorumdur hyung, bunu hiç düşündün mü?"
Jisung hyung dediğini Minho'nun bakışlarından anladı ve hemen kendini düzeltti
"Minho..." diye fısıldadı. Bu kez sesi titremiyordu; aksine, bu ismin getirdiği samimiyeti kabul etmişti. "Sadece Minho."
Minho bu ismi duyunca hafifçe gülümsedi ve Jisung’u kendine çekip saçlarına derin bir öpücük bıraktı.
Minho, Jisung’un kemerini çözüp kapıyı açmasına fırsat vermeden elini vitese attı ve arabayı sert bir hamleyle geri vitese taktı.
"Gidiyoruz," dedi Minho, sesi artık tartışmaya kapalıydı. "Kendi evime. Çünkü bu ismimi söyleyişinden sonra seni bu kapının önünde bırakırsam bütün gece uyuyamam."
Jisung koltuğuna geri yaslanırken kalbi göğüs kafesini zorluyordu. "Benim evimin önündeydik Minho. Gerçekten beni kaçırıyor musun?"
Minho gaza basıp sokağın köşesini dönerken çarpık bir şekilde gülümsedi. "Sen istedin. 'Belki de kaçırılmak istiyorumdur' dedin. Ben de sadece bir centilmen olarak senin bu isteğini yerine getiriyorum."
****
Yol boyunca Minho’nun sağ eli, Jisung’un sol elini vites kolunun üzerinde sımsıkı tutuyordu. Seul’ün gece ışıkları arabanın içine dolarken, Minho ara sıra Jisung’un elinin tersini dudaklarına götürüp öpüyordu.
"Bu gece," dedi Minho, eve yaklaştıklarında sesi daha sakin ama bir o kadar da kararlı çıkarak. "Ofisteki o gergin adamı tamamen unutmanı istiyorum. Sadece ismimi söylemeni, sadece bana bakmanı... ve dün geceden kalan o yarım kalmışlığı bitirmemize izin vermeni istiyorum."
Jisung, Minho’nun elini sıkarak ona karşılık verdi. "Dün gece canım yanmıştı ama... bugün sadece seninleyim Minho. Nereye istersen oraya."
****
Minho, evin kapısını arkalarından kapattığı an kilit sesine Jisung’un sırtının kapıya çarpma sesi karıştı. Minho, sanki tüm gün bu anı beklemiş gibi ellerini Jisung’un yüzüne yerleştirip dudaklarına kapandı. Bu öpücükte ofisin soğuk profesyonelliği, arabanın içindeki o gergin bekleyiş ve bastırılmış tüm arzular vardı. Jisung, ellerini Minho’nun ceketinin altına sokup onu kendine daha sıkı çekerken, Minho bir an duraksadı ve alnını Jisung’un alnına yasladı.
"Dün gece..." diye fısıldadı Minho, nefes nefese. "Yemeğimizi bile bitirememiştik. Seni bu kadar aç bırakmaya niyetim yok."
****
Minho, Jisung’un elinden tutup onu mutfağa çekti. Bu kez ne aceleleri vardı ne de hırçın bir tansiyon. Minho, dolaptan malzemeleri çıkarırken Jisung tezgaha oturmuş, bacaklarını sallayarak onu izliyordu. Birlikte, dünkü o yanmış paketin aksine, taze makarnalar ve mis kokulu bir sos hazırladılar. Minho domatesleri doğrarken Jisung arkadan ona sarılıyor, Minho da her fırsatta geri dönüp Jisung’un burnuna un bulaştırıyordu.
****
Sonunda tabaklarını alıp oturma odasındaki geniş kanepeye kuruldular. Televizyonda sesi kısık, eski bir dizi dönüyordu.
"Dürüst ol Minho," dedi Jisung, çatalına doladığı makarnayı ağzına atmadan önce. "Bugün ofiste o dosyayı suratıma fırlatırken içinden 'keşke şu an evde olsak da sana masaj yapsam' mı diyordun?"
Minho bir kahkahayı bastıramadı. "Dosyayı fırlatmadım, sadece masaya biraz sert bıraktım! Ama evet, o an aklımdaki tek şey, o ciddi ifadenin altında aslında ne kadar 'mızmız' bir kedi olduğunu düşünmekti."
"Mızmız mı?" Jisung sahte bir kırgınlıkla Minho’nun omzuna vurdu. "Ben senin en çalışkan stajyerinim!"
"Çalışkan olduğun kesin," dedi Minho, Jisung’un tabağından bir parça alarak. "Özellikle beni çileden çıkarma konusunda bir dünya markasısın. Hatırlıyor musun? İlk haftanda yanlışlıkla benim özel kahve kupamı kırmıştın ve 'Ben yapmadım, kupanın intihar eğilimi vardı' demiştin."
Jisung gülmekten makarnasını yutamıyordu. "Ama gerçekten! Masanın kenarında öylece duruyordu, ben sadece yanından geçtim!"
"Kendi kendine uçtuğunu iddia etmiştin Jisung. O gün seni kovmam gerekirdi ama sanırım o zamandan anlamıştım; senin bu sakarlıkların olmadan ofis çok sıkıcı olacaktı."
Minho, Jisung’un başını omzuna yatırdı. Kanepede, ellerinde tabaklarla, birbirlerinin eski komik anılarını anlatırken gece; hırçınlıktan uzak, sadece iki sevgilinin neşesiyle doldu. Dünkü acı ve gerginlik, yerini samimi bir huzura bırakmıştı
____________________________________
bebekler ilham gelmediği için ofisteki yeri yazmadım oyüzden direkt buraya atladım 🙏🙏🙏
Sizi seviyorum beğenmediğiniz bir yer olursa söyleyin💋💋
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.65k Okunma |
669 Oy |
0 Takip |
32 Bölümlü Kitap |