29. Bölüm

28. Bölüm💥

Soyaa°•
soyass

 

Chan, birbirine girmiş ekibi ve onların karşısında patlamaya hazır bir bomba gibi duran Minho’yu görünce duraksadı. Yüzünde "Ben size demiştim" diyen o meşhur gülümseme belirdi.

 

​"Ooo, kadro tamamlanmış," dedi Chan, Minho’nun yanına gelip omzuna elini koyarak. "Çocuklar, ben size demedim mi fazla yaklaşmayın, diye? Bakın, Minho’nun şakak dairesindeki o damar atmaya başladı. Bu damar attığında genellikle birileri işsiz kalır veya 100 sayfalık raporu yer."

 

​Felix geri adım atmadı. "Hyung, rapor mapor umurumuzda değil! Şu manzaraya bak, resmen suçüstü yaptık!"

 

Sabahtan beri saklanmaktan, profesyonel rolü yapmaktan ve ekibin sinsi sorularından bunalan Jisung, daha fazla dayanamadı. Minho’nun kolundan bir adım öne çıktı. Yüzü kıpkırmızıydı ama gözlerinde "Artık yeter" diyen bir kararlılık vardı.

 

​"TAMAM! TAMAM, YETER!" diye bağırdı Jisung, sesi ormanda yankılanırken. "Evet! Sevgiliyiz! Otoparkta kapımı açan da o, her sabah bana o pahalı kahveleri alan da o! Hatta o fular... Evet, dün gece boynumda bıraktığı izi kapatmak için verdi bana! Oldu mu? Rahatladınız mı?"

 

​Ekip bir anda sessizliğe gömüldü. Bu kadar açık, bu kadar net ve bu kadar cesur bir itiraf beklemiyorlardı. Hepsinin ağzı bir karış açık kalmıştı.

 

Herkes Jisung’un bu çıkışından sonra Minho’nun ne yapacağını görmek için ona döndü. Minho, bir an durdu, ceketinin önünü yavaşça ilikledi ve o meşhur, otoriter "Direktör Lee" duruşuna geçti.

 

​Jisung’un yanına gidip, herkesin gözü önünde elini beline doladı ve onu kendine çekti.

 

​"Stajyer Han, her şeyi olması gerekenden biraz daha... açık ifade etti," dedi Minho, sesi buz gibi ama gurur doluydu. "Ama evet, söyledikleri doğru. Jisung benim sevgilim ve bu şirketteki tek 'özel' dosyam o. Bu durumun iş akışına engel olacağını düşünen varsa," bakışlarını Felix ve Changbin’in üzerinde gezdirdi, "Pazartesi sabahı istifasını masama bırakabilir."

 

Chan, Minho’nun bu net duruşu karşısında bardağını havaya kaldırdı. "İşte benim tanıdığım Minho. Patronsu tavrından ödün vermeden aşkını ilan etmek... Tam bir klasik."

 

​Changbin yutkundu. "İstifa mı? Yok hyung, biz sadece... mutluluklar dilemek için gelmiştik."

 

​Jeongin sırıttı ve telefonunu havaya kaldırdı. "Jisung hyung, o 'iz' kısmını kaydettim. Bunu grup sohbetine sabitleyeceğim."

 

​Minho, ekibe son bir "Kaybolun" bakışı attıktan sonra Jisung’un kulağına eğildi. "Çok cesurdun Jisungie... Ama o 'iz' detayını pazartesi raporlarına eklemeyi unutma, çünkü bu itiraftan sonra seni odamdan pek çıkarmaya niyetim yok."

****

Pazartesi sabahı şirket binasına giren herkes, havada asılı duran o garip gerginliği hissedebiliyordu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı; ne "Buzlar Kralı" Minho eski mesafesindeydi, ne de "Küçük Stajyer" Jisung o görünmez çocuktu.

Şirketin cam kapıları açıldığında, normalde Minho kendi başına, hızlı ve sert adımlarla içeri dalardı. Ancak bu sabah, Minho’nun arabasından iki kişi indi. Minho, her zamanki gibi kusursuz takımıyla önden yürümek yerine durdu, Jisung’un çantasını elinden aldı ve diğer eliyle Jisung’un sırtına hafifçe dokunarak onu asansöre yönlendirdi.

​Lobideki resepsiyonist ve güvenlikçiler donup kalmıştı. Felix, tam o sırada elinde kahvesiyle yanlarından geçerken sırıttı. "Günaydın 'Resmi' çiftimiz! Bakıyorum da bugün dosyaları el ele taşıyoruz?"

​Minho, Felix’e bakmadan cevap verdi: "Günaydın Felix. Masandaki bekleyen dosyaları da el ele bitirirsen sevinirim. Yoksa bugün senin için çok uzun geçecek."

Jisung masasına oturduğunda, üzerinde "Stajyer Han Jisung" yazan isimliğin yanına birinin küçük bir not bıraktığını gördü. Notta, Minho’nun o köşeli el yazısıyla şu yazıyordu: "Öğle yemeğinde odamda ol, senin için özel bir menü hazırlattım. Geç kalırsan raporlarını reddederim."

​Changbin, Jisung’un omzunun üzerinden notu okumaya çalışırken kahkahayı bastı. "Ooo, tehdit dolu bir aşk notu mu? 'Raporlarını reddederim' demek, Minho dilinde 'seni özledim' demek galiba. Jisung, yenge olmanın avantajları nasılmış?"

​Jisung kıpkırmızı oldu. "Hyung, lütfen... Hala stajyerim ben!"

​O sırada Minho odasından çıktı. Her zamanki otoriter sesiyle seslendi: "Han Jisung! Odama gel, bu raporun... estetik değerleri eksik."

Minho ve Jisung odadayken, camlar bu sefer karartılmamıştı. Minho, çalışanların artık her şeyi bildiğinin farkındaydı ve bu yüzden saklanma gereği duymuyordu. Jisung raporu uzatırken, Minho raporu almadı; onun yerine Jisung’un ellerini tutup onu kendine doğru çekti.

​Dışarıda Hyunjin ve Seungmin, fotokopi makinesinin önünde durmuş, içeriği dikizliyorlardı.

​"Bak, bak!" dedi Hyunjin. "Minho hyung resmen onun saçını düzeltiyor. Şirket tarihinde bir ilk yaşanıyor, beyler. Disiplin kurulu başkanı, kuralları bizzat çiğniyor!"

​Seungmin saatine baktı. "Profesyonel bir yakınlaşma süresini 15 saniye aştılar. Ama Minho hyung’un yüzündeki o ifade... Galiba bu sabah kahvesine su yerine mutluluk katmışlar."

Chan, elinde dosyalarla odaya girmeden önce dışarıdaki ekibe baktı. "Hadi işinizin başına. Onları rahat bırakın, yeterince saklandılar zaten."

​Chan kapıyı çalıp içeri girdiğinde, Minho ve Jisung’un arasındaki o sıcak ama hala saygılı havayı gördü. "Minho, yönetim kurulu senin 'stajyer koçluğu' yöntemlerini çok etkili bulmuş," dedi Chan, göz kırparak. "Ama bu kadar ilgiyle, Jisung yakında şirketin başına geçer, haberin olsun."

​Minho, Jisung’a bakıp gülümsedi —bu sefer tüm ofisin görebileceği kadar gerçek bir gülümsemeydi bu. "Geçsin," dedi Minho. "Ben de onun asistanı olurum. Ama özel asistanı."

****

Felix, Changbin ve Hyunjin, kahve makinesinin önünde Minho’nun odasından çıkmasını bekliyorlardı. Minho, elinde boş kupasıyla göründüğü an ekip sanki sözleşmiş gibi aynı anda iç geçirdi.

​"Ah be..." dedi Changbin, sesini bilerek Minho’nun duyacağı kadar yükselterek. "Eskiden bu ofiste disiplin vardı, ciddiyet vardı. Şimdi ise her yer aşk kokuyor, insanın çalışası gelmiyor. Değil mi Felix?"

​Felix sırıttı. "Sorma Changbin hyung. Az önce fotokopi odasına girdim, içeride bir çilekli dudak nemlendiricisi buldum. Acaba bizim 'sert' Direktör Lee’ye mi ait yoksa onun 'özel dosya'sına mı?"

​Minho, makineden kahvesini alırken durdu. Bakışlarını ağır ağır ekibe çevirdi. "Changbin, eğer o burnunu başkalarının dudak nemlendiricisine soktuğun kadar kendi projelerine soksaydın, şu an departman müdürü olmuştun. Ama görüyorum ki senin uzmanlık alanın hala dedikodu."

O sırada Chan, elinde bir paket bisküviyle yanlarına geldi. Ekibin Minho’yu sıkıştırma çabasını görünce keyifle bir bisküvi ısırıp arkadaki masaya yaslandı.

​"Bırakın çocukları," dedi Chan, gülmekten konuşmakta zorlanarak. "Baksanıza Minho’ya, bugün kravatını bile Jisung’un gömleğine uydurmuş. Resmen yürüyen bir 'çift kombini' olmuşsun Minho. O sert imajın nerede kaldı?"

​Minho, Chan’a ters bir bakış attı. "Chan, senin de yapacak bir işin yoksa gel sana o bisküvilerin kalorisini hesaplayacağın bir Excel tablosu hazırlayayım. Belki o zaman çeneni kapalı tutarsın."

​Chan kahkahayı bastı. "Aman aman! Direktörümüz hemen pençelerini çıkardı. Jisung’u koruma içgüdüsü mü bu, yoksa sadece yaşlılık huysuzluğu mu?"

Hyunjin, o sırada masasının altından bir kutu çıkarıp Jisung’un masasına bıraktı. "Jisungie! Bak, sana ne aldım? Üzerinde 'Direktörün Gözdesi' yazan bir kupa! Bunu masanda kullanmalısın, herkes kimin kim olduğunu anlasın."

​Jeongin de araya girdi. "Bence üzerine 'Dokunulmaz Stajyer' yazdırmalıydık. Baksanıza, Minho hyung sabahtan beri Jisung’un masasının önünden on kez geçti. Eskiden günde bir kez geçer, onda da birini kovardı."

​Minho, Jisung’un utançtan masanın altına girmek üzere olduğunu fark edince bardağını masaya sertçe bıraktı. Ekibe doğru bir adım attı; hepsi bir anlığına "Acaba gerçekten kızdı mı?" diye duraksadı.

​"Dinleyin beni," dedi Minho, o patronsu ama içinde hınzır bir pırıltı olan sesiyle. "Eğer Jisung’u darlamaya devam ederseniz, yarınki toplantıyı sabah 06:00’ya alırım. Ve o toplantıda sadece sizin yaptığınız hataları slayt gösterisi olarak izleriz. Felix, özellikle senin otoparkta dans ettiğin güvenlik görüntülerini açılış videosu yaparım."

Felix dehşetle ağzını kapattı. "Hyung! Bu bel altı vuruştu!"

​Minho, Jisung’un yanına gidip elini sahiplenici bir şekilde omuzuna koydu. "İstediğiniz kadar konuşun. Sonuçta akşam Jisung benimle eve geliyor, siz ise sadece dedikodularınızla baş başa kalıyorsunuz. Şimdi, herkes işinin başına!"

​Chan arkalarından alkış tutarak gülmeye devam ediyordu. "İşte bu! Aşk ve diktatörlük... Ofisimize ne de yakıştı!"

 

Bölüm : 16.02.2026 19:56 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...