8. Bölüm

DONGGYU💥

Soyaa°•
soyass

Minho, odasının içinde Jisung’un sloganlarını "beğenmeyip" (aslında her biri mükemmeldi ama Donggyu dışarıda beklediği sürece hiçbirini onaylamaya niyeti yoktu) tekrar yazdırırken, kapı iki kez hafifçe ama özgüvenle çalındı.

​Minho, "Meşgulüz!" diye bağırmaya kalmadan kapı aralandı ve Donggyu, o geniş gülümsemesiyle kafasını içeri uzattı.

​"Selam tekrar! Bölüyorum ama beklerken biraz susadım. Bir kahve alabilir miyim diyecektim?" Donggyu içeri girdi, Minho’nun o meşhur, insanı yerinde donduran bakışlarını sanki hiç görmüyormuş gibi masaya yaklaştı. "Vay be, Jisungie... Hala bu kağıtlarla mı uğraşıyorsun? Patronun seni biraz fazla çalıştırıyor sanki, kölelik kaldırılalı çok oldu dostum."

​Minho, elindeki gümüş kalemi masaya öyle bir bıraktı ki, çıkan ses odada yankılandı. "Donggyu Bey, burası bir reklam ajansı, bir kafe değil. Ve Han Jisung 'köle' değil, bu şirketin en değerli yazarlarından biri. Bu yüzden işi ciddiyetle yapması gerekiyor."

​Donggyu, Minho’nun bu buz gibi açıklamasına karşılık omuz silkti ve elini Jisung’un sandalyesinin arkasına koydu. "Tabii ki değerli, ben onu ortaokuldan beri tanıyorum. Ama bu akşamki rezervasyonumuz daha değerli. Eğer patronunuz çok meşgulse Jisung, ben seni alıp çıkayım? Kalan sloganları yarın sabah taze bir kafayla yazarsın, ha?"

​Minho yavaşça ayağa kalktı. Boy farkı olmasa bile, yaydığı aura odayı bir anda daralttı. "Han Jisung bir yere gitmiyor."

​Donggyu, Minho’nun gözlerinin içine bakarak sırıttı. "Gerçekten mi? Jisung, bu adam hep böyle mi? İstersen dışarıda beklemeyeyim, direkt motorla seni evinden alırım, patronun da burada dosyalarıyla baş başa kalır."

 

​Dışarıda ise durum daha da komikti. Felix, Hyunjin ve Seungmin resmen kapıya kulaklarını dayamışlardı.

​"Oooo, Donggyu 'Seni ben alıp çıkayım mı?' dedi!" diye fısıldadı Felix, gözleri fal taşı gibi açılarak.

​Hyunjin hemen kağıdı güncelledi: "KISKANÇLIK SKORU: 11/10 - PATLAMA RİSKİ!"

​Seungmin ise saatine baktı. "Bahse girerim 30 saniye içinde Minho Hyung ya Donggyu'yu kovacak ya da Jisung'a 'Seninle özel bir şey konuşmamız lazım' diyerek kapıyı kilitleyecek."

​Chan ise uzaktan onlara bakıp iç çekti. "Çocuklar, işinize döner misiniz? Ofis resmen K-Drama setine döndü..." ama o da merakla kapıya bakmadan edemiyordu.

Donggyu, elini Jisung’un sandalyesinden çekti ve ceketini düzeltti. Minho’nun o delici bakışlarına karşı alaycı bir gülümseme kondurmaya çalıştı ama ortamın gerginliği buna pek müsaade etmiyordu.

​"Tamam, tamam..." dedi Donggyu ellerini havaya kaldırarak. "Anlaşıldı. Buradaki 'çalışma disiplini' biraz fazla... yoğunmuş. Sincap, sanırım patronun bu gece seni benden daha çok görmek istiyor."

​Jisung mahcup bir ifadeyle, "Donggyu, gerçekten özür dilerim, yarın telafi edelim mi?" diye sordu.

​Donggyu, kapıya doğru yürürken son bir kez durup Minho’ya baktı. "Merak etme Jisungie, biz ne zaman istersek o zaman görüşürüz. Bizim aramızdaki bağ, birkaç slogan zımbırtısına kurban gitmeyecek kadar eski, değil mi?" Sonra Minho’ya dönüp kafasıyla kısa ama ondan haz etmezcesine bir selam verdi. "İyi mesailer, 'Direktör' Bey. Jisung’u çok yormayın, o bize lazım."

​Donggyu ofisten çıkıp cam kapı "çın" sesiyle kapandığında, içerideki ağır hava bir nebze olsun dağıldı ama yerini başka bir şeye; sadece Minho ve Jisung arasındaki o açıklanamaz sessizliğe bıraktı.

****

​Dışarıda Felix ve Hyunjin, Donggyu’nun gidişini izlerken hayal kırıklığıyla masalarına döndüler. "Vay be, Donggyu pes etti," diye fısıldadı Felix.

​Minho’nun odasında ise Jisung hala masasında oturuyordu. Minho ise hala ayaktaydı, bakışları kapıdan ayrılmamıştı. Sonunda yavaşça kapıyı kapattı ve kilidi hafifçe çevirdi. Jisung bu sesle birlikte yerinden hafifçe sıçradı.

​Minho, Jisung’un masasına yürüdü. Artık o öfkeli ve kıskanç adam gitmiş, yerine daha sakin ama çok daha yoğun bakan bir Minho gelmişti. Masanın üzerine eğildi, Jisung’un önüne açık duran o dosyayı yavaşça kapattı.

​"Şükür ki Gitti," dedi Minho. Sesi fısıltıdan halliceydi.

​Jisung yutkundu. "Evet, gitti. Mutlu musunuz efendim? Bütün planımı mahvettiniz."

​Minho, Jisung’un gözlerinin tam içine baktı. "Planın, motorlu birinin arkasına binip gitmekse... evet, mahvettiğim için mutluyum. Çünkü o sloganın bitmesi gerekiyordu Han. Ayrıca," Minho bir an duraksadı, sesi biraz daha yumuşadı. "Bana öyle bakmanı istemiyordum."

​"Nasıl bakmamı?"

​"Sanki o çocuk buraya geldiğinde her şeyi unutup sadece onunla gitmek istiyormuşsun gibi. Benimle burada kalmak... o kadar mı sıkıcı?"

​Jisung, Minho’nun sesindeki o nadir rastlanan savunmasızlığı fark edince tüm öfkesi uçup gitti. "Sıkıcı olduğundan değil. Sadece...sadece bir çalışan olduğumu sanıyordum. Neden bu kadar tepki verdiğinizi anlamadım."

​Minho elini uzattı, Jisung’un masasındaki o Donggyu’nun bıraktığı çikolata paketini kenara itti. "Sadece bir çalışansın zaten Jisung,yine de patronunum ve ... seni göndermek istemedim"

Bölüm : 27.01.2026 12:10 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...