6. Bölüm

Kareoke💥

Soyaa°•
soyass

​Karaoke odasının gürültüsü, kapı kapandığı anda yerini Seul sokaklarının gece yarısı uğultusuna bıraktı. Neon tabelaların pembe ve mavi ışıkları ıslak kaldırımlara yansırken, Minho ve Jisung arabanın olduğu otoparka doğru yan yana yürümeye başladılar.

​İkisi de konuşmuyordu ama aralarındaki o birkaç santimlik mesafe, içerideki tüm o bağıra çağıra söylenen şarkılardan daha gürültülüydü. Minho, her zamanki karizmatik ve mesafeli tavrını koruyordu ama ceketinin cebine soktuğu elinin hafifçe sıkıldığını sadece kendisi biliyordu.

​"Yoruldun mu?" diye sordu Minho aniden, sesi gecenin serinliğinde yumuşak bir yankı bıraktı.

​Jisung, ellerini sweatshirtünün ceplerine iyice gömüp omuz silkti. "Biraz... Ama güzeldi. Sizinle şarkı söylemek... yani beklediğimden çok daha rahattı."

​Minho duraksadı ve yanındaki genç adama baktı. Neon ışıklar Jisung’un yüzünde oynaşırken, Minho’nun bakışları bir an için yumuşadı ama hemen ardından o ciddiyet geri geldi. "Rahattı çünkü ritmi bozmadın Jisung. Ofiste de böyle olmanı bekliyorum."

​*****

​Minho’nun arabasına bindiklerinde, içerideki o tanıdık nane ve odun kokusu Jisung’u bir kez daha sarmaladı. Minho motoru çalıştırdı ama hemen hareket etmedi. Emniyet kemerini takarken Jisung’a doğru kısa bir bakış attı.

​"Seni hemen eve bırakmamı mı istersin," dedi Minho, bakışlarını tekrar yola çevirirken, "yoksa biraz daha uzun yoldan mı gidelim? Gece havası zihnini açar, belki yeni sloganlar bulmana yardımcı olur."

​Jisung kalbinin hızlandığını hissetti. "Uzun yol... daha iyi olabilir. Ofisin havası hala üzerimde sanki."

​Minho hiçbir şey söylemeden vitese dokundu ve araba nehir kenarındaki ağaçlıklı yola doğru süzülmeye başladı. Yol boyunca Minho, Jisung’u doğrudan sorgulamadı ama aradaki o sessizliği sadece hafif bir caz müziği dolduruyordu.

​"Biliyor musun," dedi Minho, direksiyonu tek eliyle tutarken. "İnsanlar benim çok sert olduğumu söyler. Ama bazen sadece, doğru notaya basan birini vardır..."

​Jisung tam cevap verecekken Minho konuyu hemen işe çevirdi, sanki fazla açık vermiş gibi hissetmişti. "Buarada Yarınki sunumun ilk taslaklarını erkenden masamda istiyorum. Duygusallığa kapılıp işini aksatma."

Ofiste

Ertesi sabah ofiste, sanki dün geceki o puslu ve yakın atmosfer hiç yaşanmamış gibiydi. Minho odasına kapanmış, Jisung ise masasında Felix’in dün geceki komik hikayelerini dinliyordu. Ancak Jisung, bilgisayarının ekranına düşen bir mesaj bildirimiyle irkildi.

​Gönderen: Lee Minho (Kreatif Direktör)

​"Masanın üzerindeki o turuncu kupayı kaldır Han. Çok dikkat dağıtıcı. Ve dünkü notların 13. sayfasındaki o kelime seçimi... fena değil."

​Jisung, kupasını yavaşça kenara çekerken Minho’nun cam odasına baktı. Minho kafasını kaldırmadan dosyaları inceliyordu ama dudaklarının kenarında belli belirsiz arsızca bir kıvrılma vardı.

​Jisung dayanamayıp bir cevap yazdı:

​"Kupa gidince dikkatiniz toparlandı mı efendim? Notlarımı beğenmenize sevindim."

​Minho’nun cevabı saniyeler içinde geldi:

​"Dikkatinin bende olması hoşuma gidiyor ama işine odaklan. 10 dakika sonra mutfağa gel, yeni görselleri kontrol edeceğiz."

​Jisung mutfağa gittiğinde, Minho’yu kahve makinesinin önünde buldu. İçeride kimse yoktu. Minho, Jisung’un geldiğini duyunca arkasını dönmedi ama elindeki kupayı tezgaha bıraktı.

​"Dün gece," dedi Minho, sesi alçak ve pürüzsüzdü. "Uzun yoldan gitmek... senin için sadece bir hava değişimi miydi?"

​Jisung, Minho’nun tam yanında durdu. "Sizin için neyse, benim için de oydu efendim."

​Minho yavaşça Jisung’a döndü. Aralarındaki o bir adımlık mesafe, ofisin geri kalanından binlerce kilometre uzaktaydı. Minho elini kaldırıp Jisung’un gömlek yakasını düzeltti, parmak uçları çok hafifçe Jisung’un boynuna değdi.

​"Benim için ne olduğunu henüz sen bile bilmiyorsun Han Jisung," dedi Minho kahvesinden bir yudum alırken odasına yürüdü

*****

Öğleden sonra tüm ekip, enerji içeceği kampanyasının son rötuşlarını konuşmak üzere büyük toplantı odasında toplandı. Chan, heyecanla ekrana yansıyan yeni grafikleri anlatırken; Felix ve Hyunjin aralarında fısıldaşarak renk paletini tartışıyordu.

​Jisung, elindeki tablete notlar alıyormuş gibi görünse de, aslında masanın tam karşısında oturan Minho’nun varlığını her hücresinde hissediyordu. Minho, kaslı kollarını göğsünde kavuşturmuş, Chan’ı büyük bir ciddiyetle dinliyordu.

​Minho, Jisung’un kendisine baktığını yakaladığı an, gözlerini kaçırmak yerine hafifçe tek kaşını kaldırdı. Bu, "İşine odaklan" demek miydi yoksa "Seni izliyorum" mu, Jisung bir türlü emin olamıyordu.

​"Evet Jisung," dedi Chan aniden. "Sence bu slogan görselle uyumlu mu?"

​Jisung irkilerek Minho’nun gözlerinden koptu. "Şey... Evet, bence 'kıvılcım' temasını çok iyi destekliyor. Özellikle renk geçişleri..."

​O sırada Minho, masanın üzerindeki kalemini yavaşça çevirirken Jisung’a öyle bir bakış attı ki; bu bakış hem bir meydan okuma hem de gizli bir hayranlık içeriyordu. Jisung’un kulaklarının kızardığını gören Seungmin, yan gözle Minho’ya baktı ama Minho çoktan profesyonel maskesini geri takmıştı.

Toplantı bittikten sonra Jisung, raporları çoğaltmak için ofisin daha sessiz olan fotokopi odasına geçti kağıtların çıkmasını beklerken, kapının sessizce açıldığını duydu.

​İçeri giren Minho’ydu. Elinde hiçbir kağıt veya dosya yoktu. Sadece elleri cebinde, ağır adımlarla Jisung’a doğru yürüdü ve hemen yanındaki masaya yaslandı.

​"Toplantıda çok dalgındın Han Jisung," dedi Minho. Sesi makinenin gürültüsü arasında sadece Jisung’un duyabileceği kadar alçaktı. "Sloganları mı düşünüyordun yoksa başka bir şeyi mi?"

​Jisung, makineden çıkan sıcak kağıtları toplarken yutkundu. "Sloganları efendim. Karmaşık bir kampanya."

​Minho, Jisung’un elindeki kağıtlardan birine uzandı, ama kağıdı tutarken parmakları Jisung’un parmaklarına kasıtlı bir şekilde sürtündü. Jisung bir an nefesini tuttu. Minho, kağıda bakıyormuş gibi yaparken aslında Jisung’un yüzündeki her ifadeyi inceliyordu.

​"Bu kadar heyecanlanmana gerek yok," diye fısıldadı Minho. Bakışları Jisung’un dudaklarına kaydı ve sonra tekrar gözlerine çıktı...

Minho, kağıdı tekrar masaya bıraktı ve Jisung’un cevap vermesine fırsat kalmadan, sanki hiçbir şey olmamış gibi kapıya yöneldi. Tam çıkarken duraksadı ve omuzunun üzerinden geri baktı.

​"Bu arada, o turuncu sweatshirt bugün üzerinde yok ama... bu beyaz gömlek de fena durmamış."

​Minho odadan çıktığında Jisung, makinenin çıkardığı sıcak kağıtlardan daha fazla yandığını hissediyordu.

 

Bölüm : 25.01.2026 20:12 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...