
Öğleden sonraki büyük revize toplantısında tüm ekip masadaydı. Changbin ve Chan, yeni kampanya görsellerini tartışırken Minho en uçta, ifadesiz bir suratla notlar alıyordu. Jisung ise karşısında, Minho ile göz göze gelmemek için büyük çaba sarf ediyordu; çünkü her baktığında aklına o sabahki şafak vakti ve Minho'nun saçlarını okşayan parmakları geliyordu.
"Han Jisung," dedi Minho aniden, sesi buz gibiydi. "Bu sloganlar... gece boyunca üzerinde çalıştığını söylemiştin ama hala çok dağınık görünüyorlar."
Felix ve Hyunjin birbirlerine baktılar. "Yine başladı," diye fısıldadı Felix.
Minho ayağa kalktı, Jisung’un yanına yürüdü ve elindeki dosyayı sertçe masaya, tam Jisung’un önüne bıraktı. "Şunları tekrar kontrol et. Odaklanamıyorsun, bu performansla bu ajansın çıtasını düşürüyorsun."
Minho dosyasını alıp yerine geçerken, masanın altındaki o gizli hareket sadece Jisung’un görebileceği bir hızla gerçekleşti. Dosyanın arasından küçük, kare şeklinde sarı bir not kağıdı Jisung’un kucağına düştü.
******
Jisung, kalbi boğazında atarak masanın altına eğildi ve notu gizlice avucuna aldı. Minho doğrulup Changbin'e sert tepkilerke öneri verirken, Jisung masanın altında notu açtı. Notta, Minho’nun o meşhur, keskin el yazısıyla şunlar yazıyordu:
"Seni herkesin içinde azarladığım için kızma; bu, dün geceyi sadece ikimizin bildiğinden emin olmanın tek yolu. Uykusuz kaldığın için özür dilerim... Masandaki çekmecene bak, kan şekerin ve uykun için bir şeyler bıraktım. - L.M."
Jisung notu okurken dudaklarının yukarı kıvrılmasını engelleyemedi. Başını kaldırdığında Minho’nun kendisine baktığını gördü. Minho’nun yüzünde hala o "taş kalpli patron" ifadesi vardı ama gözlerinde sadece Jisung’un okuyabileceği bir parıltı, belki de bir teşekkür saklıydı.
****
Toplantı biter bitmez Jisung masasına döndü ve çekmecesini yavaşça araladı. İçinde, kütüphane-kafede beğendiği o özel aromalı kahve çekirdeklerinden yapılmış taze bir bardak kahve ve üzerinde "Soon-ie artık daha iyi, teşekkürler" yazan küçük bir çikolata kutusu duruyordu.
Tam o sırada deri ceketli Donggyu ofis kapısında belirdi. Elinde bir motor kaskı, yüzünde o her zamanki özgüvenli gülümsemeyle doğrudan Jisung’un masasına yürüdü.
"Hey Sincap! Dün gece seni çok aradım ama ulaşamadım. Motorun arkası boş kaldı, bugün telafi ediyor muyuz?"
Felix’in o meşhur "dedektif" radarları her zamankinden daha keskindi. Jisung’un çekmecesini tam kapatacağı sırada, Felix bir kedi çevikliğiyle yanına süzüldü ve burnunu çekmeceye doğru uzattı.
"O koku..." dedi Felix, gözlerini kısarak. "Bu koku çok tanıdık Jisungie."
Jisung panikle çekmeceyi itmeye çalıştı ama Felix çoktan o özel seri kahve bardağını eline almıştı. "Hey! Bu 'Blue Mountain' çekirdeği... Bu binada, hatta bu şehirde bu kahveyi içen tek bir kişi tanıyorum. O da tam şu an odasında herkese kan ağlatıyor."
Hyunjin de sandalyelerinden birini geri çekip masaya yaklaştı. "Dur bir dakika... Üzerindeki logoya bak. Bu sadece Direktör Lee'nin VIP üyeliğiyle alabildiği o butikten. Jisung, sen bugün ofise Direktör'le aynı dakikada girdin, sweatshirt'ünde beyaz tüyler var ve masanda onun kahvesi mi duruyor?"
Jisung’un yanakları saniyeler içinde alev aldı. "Ben... sadece yolda buldum. Yani, stajyerlere promosyon yapmışlar galiba!"
"Promosyon mu?" Felix kahkahayı bastı. "O adamın günahını bile promosyonla vermeyeceğini hepimiz biliyoruz. Dökül bakalım, dün gece o kütüphane-kafeden sonra ne oldu?"
Tam o sırada Minho’nun oda kapısı "dan" diye açıldı. Minho, elinde bir yığın dosya ile dışarı çıktı ve tam karşılarında duran gruba, özellikle de Jisung’un elindeki kahve bardağına odaklanmış Felix’e baktı.
Ofiste bir anda ölüm sessizliği oldu. Minho, ağır adımlarla Jisung’un masasına yürüdü. Felix, bardağı yavaşça masaya bıraktı ve suçlu bir çocuk gibi geri çekildi.
"Felix, sanırım masandaki işler bitti ki Han'ın 'promosyon' kahvelerini test ediyorsun," dedi Minho. Sesi o kadar düz ve soğuktu ki, az önceki sıcak notu yazan kişinin o olduğuna inanmak imkansızdı.
"Yok efendim, sadece... kokusu çok güzeldi de," diye kekeledi Felix.
Minho, bakışlarını Jisung’a çevirdi. Gözlerinde sadece Jisung’un anlayabileceği o gizli notu hatırla mesajı vardı. "Han, o kahveyi iç ve odama gel. Projedeki hatalarını tek tek konuşacağız. Diğerleri de işinin başına dönsün, burası bir tadım kulübü değil."
Minho arkasını dönüp odasına yürürken, Donggyu hala masanın kenarında kaskıyla bekliyordu. Minho duraksadı ve Donggyu’ya yandan bir bakış attı.
"Ve sen," dedi Minho, Donggyu'yu tepeden tırnağa süzerek. "O koca kaskınla ofis trafiğini engelliyorsun. Han bu akşam geç çıkacak, bekleme boşuna."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.65k Okunma |
669 Oy |
0 Takip |
32 Bölümlü Kitap |