devam ediyor 2s önce güncellendi
YAĞMUR ALTINDA SAKLI
@haiky__
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
3
Liseye, ortaokuldan tanıdığı iki arkadaşıyla birlikte Itachiyama Lisesi’ne başlar. Birinci sınıfın ilk haftalarıdır.
Bir gün, okul çıkışı aniden sağanak bir yağmur başlar. Durağa yetişemeden tamamen ıslanır. Koşmaz; paniklemez. Parkın içinde, ağaçların arasında kaldığı için genellikle kimsenin uğramadığı küçük çardağa sığınır. Orası tenhadır, bu yüzden rahattır. Yağmurun dinmesini bekleyerek sessizce etrafı izler.
Bir süre sonra arkasından gelen ayak sesleriyle başını çevirir. Şaşkınlığını belli etmeden bakar. Çardağa gelen kişi, onunla yaşıt, başka bir sınıfta okuyan; titizliğiyle bilinen, voleybola yeni başlamasına rağmen yeteneği herkes tarafından konuşulan fakat bu ilgiden rahatsız olduğu belli olan Sakusa Kiyoomi’dir. Soğuk ve mesafeli durur.
İkisi de konuşmaz.
Sadece yağmuru izlerler.
Bir süre sonra Sakusa, gözlerini yağmurdan ayırmadan sakin bir sesle konuşur:
“Birden bastırdı, değil mi?”
Kız kısa bir an şaşırır, ona bakar ve yalnızca:
“Evet. Islanmak berbat,” der.
Sakusa başını hafifçe sallayarak onu onaylar. Saatine bakar, yağmurun duracak gibi olmadığını fark edip iç çeker. Ardından üzerindeki ceketi çıkarıp kıza uzatır.
“Ben gidiyorum. Cekete iyi bak. Eve geç, duracak gibi değil,” der.
Cevap beklemeden çantasını başının üstüne koyar ve yağmurun içine karışarak uzaklaşır.
Kız olduğu yerde kalır.
Elindeki cekete bakar.
O gün, beş yıl sonra ilk defa, kalbi hızla atar.
Sonrasında, bir yıl boyunca Sakusa’yla bir daha göz göze bile gelmezler. Ne koridorlarda ne okul bahçesinde… Sanki o gün hiç yaşanmamış gibidir.
İkinci sınıfa geçtiklerinde, kız farkında olmadan o günden beri Sakusa’ya karşı içinde bir hoşlantı taşıdığını kabul eder. Ancak bu tamamen tek taraflıdır. Sakusa’nın umurunda bile değilmiş gibi görünür.
Zaten kimse böyle bir ihtimal vermez. Erkeklerle ilgilenmeyen, onlardan iğrendiği herkesçe bilinen bu kızın birine bakabileceğini kimse düşünmez.
Oysa kız, Sakusa’yı gizli gizli izler.
Öyle dikkatli, öyle sessiz ki fark edilmesi imkânsızdır.
Eve gittiğinde, yıllardır yaptığı gibi fotoğraf makinesinin video kaydını açar ve hislerini yalnızca oraya anlatır.
Aylar geçtikçe içindeki duygu yavaş yavaş sönmeye başlar.
“Kendime neden bunu yapıyorum?”
“Bana bakmıyor bile.”
“İmkânsız bir şey bu.”
Bunları yalnızca kendi içinde yaşar. Acı çeker ama hiçbir şey belli etmez.
Dışarıdan bakıldığında hâlâ aynıdır:
sessiz, sakin ve buz gibi.
Ve kimse onun ne hissettiğini bilmez.