31. Bölüm
uykuluHatun / HIRÇIN MAVİ / 31.Bölüm

31.Bölüm

uykuluHatun
uykuluhatun

31.Bölüm

 

Hırçın Arif’in gözlerine kitlenmiş derin nefes alıp veriyordu, hızla inip kalkan göğsüne inat durmuyordu. Nefesiniz dizginledi, “ Tekrar!”

“ Melek Hanım.” dedi nefes almak için duraksadı. “ iki saattir aralıksız çalışıyoruz.” tekrar nefes aldı Arif. Günden güne Melek güzelleşmiş yüzü oturmuştu.. Kendi sınırlarını her gün bir üste çıkıyordu.. Az uyuyor az yiyor bolca spor yapıyordu. Son bir yılda çok iyi vücut yapmıştı. Kendini öldürmek yerine intikam için gün sayıyordu. Arada psikiyatrisi Aslı Hanımla görüşüyor içindekilerini anlatıyordu. “ İyi işte benim sayemde zinde kalıyorsun. Geç yaşlanırsın.” Arif arada ki yaş farkında vurgu yaptığında sinirlendi. Derin nefes aldı ve atağa geçti. Bir süre yumruklaştılar yumruktan kaçtılar en sonunda Arif’in yumruğu Hırçın’ın yanağına değmişti. “ Siktir!” kelimesi dudaklarından kaçınca Arif kendine sinirlendi.

“İyi misiniz? Özür dilerim!”

Hırçın kanayan dudağını yaladı, dişlerine kadar kan bulaşmıştı. “ İşte şimdi istediğim gibi dövüştün.” dedi ve bir anda Arif’e yumruk attı, şaşkınlığı geçmemişken ayağına tekme atıp onu düşürdü. “ Asla karşında ki rakibi küçümseme Arif.” Elinde ki boks eldiveni çıkarıp ona doğru fırlattı. onları seyreden Akrep Ali gülümsedi. iki yıldır zorlu eğitim alıyordu, en iyi adamı olan Arif bu sefer bilerek değil gerçekten yenilmişti.

Akrep Ali sağ kolunu iyi bir şekilde yetiştiriyordu. “ Yenmediğin adamım kaldı acaba ?” dedi gülerek. “ Sİz kaldınız Ali Bey.” dediğinde dişlerini gösterecek bir şekilde güldü. “ Ben yenileceğim dövüşe katılmam Melek.” dedi saçlarını karıştırdı. Hırçın cevaben güldü.

“ Artık saha görevine hazırsın.”. omzuna dokundu ve yanından uzaklaştı. Zihninde ki Hırçın dudaklarını yaladı gerçek bir zafer kazanmıştı.

 

Akrep Ali Arif’e yaklaştı elinİ uzattı, “ Bu sefer gerçekten yenildin.” dediğinde bakışları aşağı indi gülerek elini tutup ayağa kalktı. “ Çok hırslı Ali Bey, ben böyle bir şey görmedim.”

 

“ Nefret duygusu hayata sarılmasına yardımcı oluyor.” derin nefes verdi. onun başına gelenleri aklına gelince kalbimi taşa dönüyordu. “ Bence başka duygu barındırmıyor.” dedi üzülerek..

“ Depoyu hazırla ilk kurbanı ayağına gelsin sonra baskınlara onuda götürürsün. Artık hazır.”

 

“ Durdurulamaz olacak.”

“ Bakarsın sayesinde yer altı kralı olurum.” dedi göz kırpıp Arifi arkasında bıraktı. Topuğun üzerine basıp döndü bir anda ; “ Bu arada öldürüş şeklini merak ettim, işkence mi edecek yoksa tek kurşunla mı işini halledecek ona kalmış. Yerini belki böyle belirler.”

 

Arif bundan hoşlanmamış olsa da yapması gerekiyordu. Emir demiri keserdi..

 

**

Depoda o genç adam yalnız kalmıştı. Korkuyordu , o geceyi unutamıyordu. Genç adamı sedyeye bağladıkları için az da olsa kaygıları gitmişti. Olayın üzerinden 2.5 yıl geçmiş olsada her gece rüyalarındaydı. Genci döverek öldürebilirdi, sokak dövüşünde çok iyiydi. Mavi saçlarını topuz yapıp rahatladı.

İşkence aletlerine dokunarak hissetti. Nasıl yanardı canı diye düşündü. Aletlerin yanındaki mavi dosyayı alıp okudu. Karşındaki adam genç bir kıza tecavüz edip bıçaklamıştı.Hepsi dosyada yazılıydı.

Hırçın sinirden kudurdu. Bizim suçumuz belki de sadece kadın olmaktı diye düşündü. Kızın acısını biliyordu kendisi de o acıları yaşamıştı hemde birden fazla..

Eline çekiçle çivileri aldı. İlk olarak dirseğinin üzerine koydu çiviyi...

İlk çekiç darbesiyle genç adamın çığlığı bütün depoda yankılandı. Hırçın dudağını ısırarak adamın çığlığının hazzını duyuyordu. İlk defa çığlık melodi gibi geldi, sevdi bu sesi. Her çiviyi sapladığında adam çırpınıyordu ama Hırçın durmuyordu.

Kanın kokusunu almıştı artık durmak imkansızdı. Kendini vampir gibi hissetti bir an. Kan vardı durmak yoktu. On sekiz yaşında ki bir kızın izlemeyeceği bir vahşeti o yaşta Hırçın yaşamıştı.



 

**

 

“ Ne zaman duymak istersiniz ?”

“ Her şey sona erdiğinde..”

“ Her şey sona erdiğinde.” diye onay verdi Arif.. Herkesin acısını yaşaması için zamana ihtiyaçları var diye düşündü Arif.. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, şimdi daha güçlü olmaları gerekiyordu..

 

Melek eve gitmek istemiyordu, Arif’in yanında bazı düşüncelerden uzaklaştığı için ona yakın olmasını istiyordu. “ Kedileri özledim.” dedi dan diye Arif şaşkınlığı gizlese de buna çok sevinmişti. “ Tabi ki Melek Hanım buyrun gidelim.”

Melek yüzsüz olduğunu düşünerek önden ilerlemeye başladı. Arif Melek döndüğü an sırıtmaya başladı, Melek kısa bir süre arkasını döndüğünde Arif ciddi haline dönmüştü Melek önüne döndüğünde sırıtarak sakallarını kaşıdı.. Melek’in bu haline bir kez daha aşık oldu, hoş aşık olmadığı bir an var mıydı ? Melek eve girdiği an evin kendine ait has kokusu yüzüne çarptı.. Bu kokuyu derin nefes alarak ciğerlerine doldurdu…

Daha önce fark etmediği detayları fark etmesine şaşırıyordu.. “ Büyük ihtimalle benim yatağımda uyuyorlardır.” dedi kapıyı kapatırken. “ Odaya almadığım an çığlık çığlığa miyavlıyorlar.” dediğinde Melek sadece gülümsemişti.

Yatakta uyuyan kedileri görünce sırıtışı bütün yüzünü ele geçirdi. Kediler nasıl bu kadar mutlu edebilirdi onu? Bu konuda asla fikir yoktu..Yan yana uyuyan kedilere baktı.. “ Ben size kahve yapayım Melek Hanım.” sadece cevaben “ Hı hıı.” dedi. sevgi dolu kedilere bakarken yanlarına uzandı. Kediler miyavlayıp onu yalamaya başladı. Kalbi farklı duygular barındırırken zihni bu duyguları yabancıydı.. Mavi’yi inceledi kocaman bir kedi olmuştu, patisinin birisinin ampüte olması onun kudurmasına engel değildi.. üç bacaklı olmaya alışmıştı.. Ona mavi ismini bilerek vermişti. Bir yanı eksik ama yaşamaya çalışıyordu. Başta bocalasada üç bacaklı yaşamaya alışmıştı.. Şansına gözleri Mavi olmuştu.. O kadar güzel bir maviydi ki.. İsmini resmen seçmişti. Elmas siyah kürkü olan bir kediydi gözleri de yeşildi.. ikisi yan yanayken efsane bir ikiliydi.. Mavini tekir kürkünün içinde ki turunculara bakarak sevmeye başladı. Mavi cilveyle yanaştı mırıldanmaya başladı.. Melek bu sese mest olmuş gözleri ağırlaşmıştı.. Kolunun üstüne yatarak onları seyretmeye başlamıştı.. Gözleri kapanırken kendine geldi. Arif yastığını kendine çekti. Arif kokusu yastıktaydı. Derin bir nefes alıp gözleri kapattı. Onun kokusunda huzur bulmuştu.. Kendini uykunun tatlı kollarına bıraktı.. Arif elinde ki kahveyle içeri girerken manzara karşısında dona kaldı.. Onun yatağında uzanması ve uyuya kalması beklediği bir şey değildi.

Gülümseyerek elindeki kahveleri şifonyeri üzerine bıraktı. Dolaptan çıkardığı pikeyi üstüne yavaşça bıraktı. Eli mavinin karışık tonlarına sahip olan saçına uzandı.. Çok yakındı fakat bir o kadar uzaktı. Elini yumruk yaparak geri çekti.

Arif kahveyi alıp balkona yöneldi, paketinden bir sigara aldı dudaklarına buluşturdu. Balkonda uzaklara daldı gözleri, Melek’e söylemediği çok şey vardı ve nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Ali’nin ölümü ortalığı karıştırmıştı, gerçeklerle yüzleşmeden hayattan göçmüştü. Ona bir hayat borcu vardı ve sadık kalarak bunu ödediğini düşünüyordu.. Altay bey ne olacaktı?

Sigarasından derin nefes aldı, Melek’in babasının Altay bey olduğunu öğrendiğinde de şoka uğramıştı.. Her şeyi ona öğreten adam o idi.. Bir ara Ali Bey’in telefonuna kulak misafir olmuştu ve son hızla Altay’ı aramaya başlamıştı fakat bunu fark eden Ali onu bahane ile dövdürmüştü.. Melek döneli iki hafta olmuştu o kadar kaos vardı ki buna sıra gelmemişti. Parmaklarının arasındaki sigarası ile şakaklarını ovdu..

Altay bu alemde temiz kalmaya çalışan nadir insanlardandı. Ailesine yaptığı kötülükten sonra yaşamak bile istememişti.. Abisinden kaçamayacağını biliyordu kendi ailesinden de uzak kalmak istemiyordu o ise hayatına son vermeyi seçmişti..

Bunları ne zaman dile getirecekti bilmiyordu, Melek’ten bir şey saklamak isteyeceği son şey bile değildi. Nerede olduğuna dair küçük bir kanıta ihtiyacı vardı. Sigarasından son dumanını çektiği an telefonu çaldı.

“ Her şey yolunda mı Şahin ?”

“ Biraz daha sakin yeni korumalar bakıyoruz Mahmut Abi ile ve-” sustu nasıl söyleceğini bilemedi.

“ Ne oldu çabuk söyle.” derin nefes verdi.

“ sen yoğun bakımdayken Melek Hanım o adamlara işkence yaptı.”

“ Evet bu şaşırılacak bir şey değil geriye bir şey mi kalmadı ne oldu anlat!”

“ Sana izletmek için video çekmişti.”

“ Evet söyle artık!” gerilmişti, bir şey olmuştu.

“ Abi Nihat ortalıkta yok kamerada yok!” Şimdi sıçmışlardı, kaos kaosu çekerdi.

“ Ne nasıl?”

“ Abi Akrep Ali ölünce biz kaçar gibi çıktık ilk sana bir şey oldu sandık ama o yüzden aklımıza gelmedi.”

“ Şahin ben senin beyin zarına sıçayım, oğlum dün ki bebek değilsin sen ? Ne olursa olsun ilk olarak temizlik yapılması gerekiyor!”

“ Abi çok haklısın ama-”

“ aması yok Şahin sadece Melek yanmaz ama bu olayda ki en önemlisi onun yanması zaten! Melek’in saçının teline zarar gelirse o zaman göreceksin. Sıçıcam senin yapacağın işe kapat telefonu bir yol bul acil!”

Telefonu kapatıp aniden sinirle ayağa kalktı. Yüzünü ovuşturdu, arkasına döndüğünde ona bakan okyanus mavisi gözlerle karşılaştı. Kapıya yaslanmış kollarının göğsünün üzerinde birleştirmişti.

“ Seni sinirleniyormuşsun bakıyorum da,” dedi gülerek. “ Melek Hanım olaylar karışık.” dediklerinin ne kadarını duymuştu acaba ? Derin nefes verdi.

“ Kulak misafiri oldum, adınız geçmesi kötü olmuş.” Melek ondan bahsederken sadece isimiyle seslenmesine takılmıştı.. Dudaklarına ismi yakışmıştı.. Zihninde ki Hırçın gözlerini devirdi, koyun can derdindeydi kasap et.. Hırçın gerçekten yeni Melek’i öldürmek istiyordu.

“ Biz önemli değiliz, sen ve ailen önemli. Biz sadece seni korumak için varız. “ Melek cevaben kıkırdayıp balkona doğru geçti, Arif’in oturduğu yer oturup elini uzattı. Arif sigarasını uzattı. Elinden alıp dudaklarına götürdü. Çakmağı çakmasına izin vermedi. Elinden çakmağı alıp sigarasının ucunu alevlendirdi.

“ Şu siktiğimin hayatında bir gün sessiz geçirmek istiyorum.” dudaklarından dumanı bıraktı.. Derin bir nefes daha çekti. “ Sadece bir günde olsa yaşamak istedim ben.. “ iç dudaklarını dişlemeye başladı. Düşünmesi gerekiyordu. Zihninde ki tilkiler çok derine saklanmıştı. Bunu nasıl halledebilirdi bilmiyordu. Sİgarasından bir nefes aldı, Arif’in bıraktığı soğumuş kahveyi alıp bir yudum içti. boğazını ıslatmasını istemişti.

“ Ben emekli olmak istiyorum artık ya.” dedi bir anda kimse bunu beklemiyordu. Hırçın bile…

 

“ Bu şuan pek mümkün görünmüyor.” dedi tüm ciddiyetiyle.. Yer altıda yer üstü kadar karışmıştı..

“ Nasıl görünmüyor ? Kaybolsam kim bulabilir? Ben istemediğim sürece.” derin nefes verdi Arif. Melek olayları kavramak istemiyordu.

“ Aileniz ne olacak ?” dedi soğukça o ne olacaktı ? Ondan ayrı kalmayı bırak nefes almak istemiyordu.. Hele de son yakışmalarından sonra..

“Benimle gelirler.” dedi omuz silkti.

“ Melek Hanım, Ahmet küçük okulu ne olacak ? Göçebe hayatımı yaşacaksınız ? Hoş o görüntüler ortaya çıkmadan ülkeyi terketmezseniz sizi ülkede nefes aldırmazlar. eğer ekrana doğru konuşup yüzünüzü ifşa ettiyseniz kırmızı bülten ile aranırsınız. Sadece sizin yanmayacağınızı bu yüzden söyledim.. Aileniz onlarda yanar. Benim kastettiğim buydu. yıllar sonra ailenize kavuştunuz, kaybedemezsiniz.”

Alnını ovdu Melek, Arif haklıydı. Onlar hiçbir zaman kendini düşünmemişlerdi. Yer altına giriyorsan bütün her şeyi kabul ederek giriyordun, ölümü bile..

Dizlerine dirseklerini koydu, boynunu eğim ellerini ense kökünde birleştirdi ve ağrı saplanan yere masaj yapmaya başladı. düşünmesi lazımdı bir şeyler bulması gerekiyordu.

O kadar şey yaşadıktan sonra kolayca pes edemezdi.

“ Hadi kalk.” dedi kendisi ayaklanırken. “ Bize gidiyoruz. Binlerce plan yapmamız lazım.” omzuna çarparak yanından geçti.

Uyuyan kedilere yaklaştı kibarca sevip ikisini öpücüklere boğdu, ciğerlerine soluduğu oksijen yetmiyordu. Kapıdan çıkarken derin nefes aldı..

Melek Hükümdar’ın rahat nefes alması bile imkansızdı.

 

Valeria evde volta atarken Melek karnını doyurmakla meşguldü, kimsenin aklına çalışır bir plan gelmiyordu. Derin nefes verip saçlarını arkaya attı Valeria. Hırçın’a bir şey olamazdı hem de kardeşinin intikamına bu kadar kalmışken!

“ Melek gerçekten mi ? Bu rahatlık nedir ?” ağzındaki lokmayı yuttu.. “ Valeria, “ derin nefes verdi. “ O kadar savaştan çıktım yemek yemek hakkım değil mi?”

Derin bir nefes aldı geriye dolu bir nefes bıraktı.. “ Melek medyaya sızdırılırsa biteriz, Bülent suçsuz bulunur ve ilk hedefi ailen olur.”

“ Size bir şey olmayacak.”

“ Beni düşünme ben Türkiye’den silinmesinin çok kolay yollarını bulurum ama ailen onlarla mı gezeceksin her yeri ? Yoksa bu cehennemde bırakıp kaçacak mısın ?”

“ Ailem ve size bir şey olmayacak. Güven bana.” içeçeğinde yudum alıp son ısırığını aldı. Zihninde ki Hırçın delirmiş gibiydi, Melek ve Laçin’i işkence ile öldürmek istiyordu. Hırçın sadece kan istiyordu kaos ona az gelmişti.

Diğer karakterler ise sadece huzur biraz yavaşlamak istiyorlardı, bugün gibi gezmek yaşamak istiyorlardı.

Zihninde ki savaşı kim kazanacaktı ?

 

Lokması bitince saçlarını karıştırdı, “ Arif git benim boyamdan al gel diplerimi gelmesini sevmiyorum birde bu sefer yeşile döndü anlamadım saçlarım bu kadar hızlı uzamazdı saçlarım galiba buranın suyundan kaynaklı.”

Valeria gözlerini Hırçın’a dikti , gerçekten mi bakışı attı.

“ Valeria sen kameralara girebilirsin değil mi ? Nihat kendi başına oradan çıkması imkansız. birisi ona yardım etmiştir. İşte merhamet etmeyip adamlarını komple öldürmem gerekiyordu. “ sinirle soludu. Valeria ise bilgisayarının başına geçmişti.

 

**

Asrın izlediği video karşısında daha fazla kendini tutamadı ve çöp kutusuna midesinde kalan son şeyleri çıkardı. “ İyi misiniz Asrın bey ?”

“ Bu ne böyle.” dedi peçeteyi ile dudaklarını sildi. Laptopun ekranını indirdi. “ Nihat Bey size iletmemi istedi siz ne yapacağınızı biliyormuşsunuz.”

“ O nasıl iyi mi?”

“ Maalesef onu oradan aldıktan kısa süre sonra acıya fazla dayanamadı.” gözleri korkuyla açıldı, yaşadıklarını izlemişti acılarını tahmin bile edemiyordu.

“ Kopyası falan var mı ?”

“ Hayır efendim.” Kasasına yöneldi ve açtı 100 dolar banknot olan iki desteyi masaya attı. “ Bunlar senin olsun.” adam gülerek paraları hemen iç cebine koydu. “ Tazminat olarak düşün.”

“ Siz ne yapacaksınız bununla ?”

“ İşime yarayacak bir şekilde kullanacağım. Sen uzaklaş Hırçın senin bulursa paraların keyfinii süremezsin.” dediğinde gözlerindeki korkuyu görmüştü.

“ Ceset ne olacak ?”

“ Bir yere at haber olması gerekiyor. Hırçın için bir koz elimde ki.”

“ Efendim dikkat edin.. Bu kadın çok tehlikeli.”

Biliyordu tehlikeli olduğunu ona ne olduğunu neden böyle bir sadiste döndüğünü kendisi anlatmıştı.. Arkadaşlarının yaptıkları pisliği biliyordu.. Yıllar öncesine gitti zihni,

 

“ Sizin Allah belanızı versin naptınız siz!” Nihatın yakalarına sarılmıştı ilk Asrın, “ Ne olacak oğlum!” fazla çakırkeyifti.

“ Çok konuşma sikiceksen sik sende gidelim!” dedi arsızca yumruğunu o an yüzüne indirdi.

“ Şerefsiz seni! Nabzı düşük öldü ölecek!”

“ Çok konuşma Asrın, üstüne kalmasını istemiyorsan düş peşimize!’ dedi Aras onu ittirdi.

“ Ben çok kolay kurtulurum.” dedi Görkem, “ Biliyorsun babam nüfuslu bir insan keza Nihat ve Aras da öyle. Siz düşünün! diye sinirle soludu.

“ Ben niye yanıyorum amınakoyim ?” dedi Gürbüz. “ Mahvederim seni Asrın kapa çeneni.” Gürbüz çok netti. “ Hadi gidelim!” dediler ve yerde can çekişen Melek’i düşünmediler bile..

 

O civarda ki haberlere bakmıştı Asrın ama o kızın haberini bulamamıştı. Nihat ve diğerleri kızı çoktan bir yere gömdüklerini düşünmüştü. Olaydan sonra o inşaata gitmişti fakat çoktan inşaat bitmişti o kızdan geriye bir şey kalmamıştı.

Arkadaşları sus payı olarak üniversite güzel bir burs ayarlamıştı ve o kız unutulmuştu.. Asrın o kızdan sonra daha da dibe battı ve yer altın çakalı olmuştu.. Para yeni arkadaşı olmuştu.. Para önemliydi geri kalan masumlar umurunda olmamıştı..

Zirveye tırmanmak ve kalmak için elinde ki kanları umursamadı..

Güçlü olmayanı ezerlerdi, doğada bu geçerliydi. Ezilmeye niyeti yoktu..

 

Zihninde ki seslerden uzaklaştıktan sonra Görkem’ e mesaj attı.

 

Saat orada kaç olduğu umrumda değil acil ara!

 

Mesajı gördükten sonra hafıza kartını alıp kılıfın arkasına koydu en güvenli yer yanında olasıydı..

 

Melek’i bununla bitirebilirdi, her yerde onu ararlardı ama benim bir işime yaramaz diye düşündü.. Bununla ne yapabilirdi!

**

 

“ Melek buldum!” sesiye hemen Valeria’nın yanına oturdu. “ Siktiğimin adamı ölecek bir adam için uğraşmış.”

Umarım gebermişsindir Nihat, diye geçirdi zihninden.. ekranda olanlara yetişemiyordu Valeria tuşlara basıyor yeni sekmeler açıyor bir şeyler yazıyordu.. Hırçın cidden teknoloji cahiliydi. “ Araba Nihat’ın üzerine. “

“ Nerede olduğunu bulabilir miyiz?”

“ Onun için biraz zaman gerekiyor.” Melek ayağa kalkarken yavaşca omzuna dokundu. Valeria güç verircesine. Onun için uğraşması hoşuna gitmişti. Onun iyiliğini düşünen bir arkadaşı olmasına seviniyordu. Çalan telefonu almak için mutfağa yöneldi. sigarasından nefes alan Arif ile göz göze geldi. Arayan Canan idi.

“ Efendim.” dedi soğukça.

“ Nasılsın abla ?”

“ uğraşıyorum işim başımdan aşkın.”

“ Buraya gelecek misin ?” dedi çekinerek. Canan onu özlemişti, anneside sürekli Melek’i yanına gidelim diye sıkıştırıyordu.

“ Hayır gelmeyeceğim, annem o nasıl ?”

“ Pek memnun değil halinden.” kıkırdadı.

“ Canan tek başına mısın ?”

“ evet bir şey mi oldu?”

“ Her an kaçmaya hazır olmanız gerekiyor, bazı durumlar gelişti. Sizi bulaştırmak istemiyorum.” derin sıkıntılı bir nefes verdi.

“ Sen, sen gelmeyecek gibi konuşuyorsun ?”

“ Evet ben gelmeyeceğim, kağıt üzerinde bir bağımız yok. sizin peşinize kimse düşmez.” Bir yandan kettle su koydu ve çalıştırdı. Sağlam bir kahveye ihtiyaçları vardı.

“ Melek olmaz sensiz olmaz!” sesi ağlamaklı gelmeye başlamıştı bile.

“ Canan güçlü olman gerekiyor anneme bir şey çaktırmaman lazım ben sanki sonradan gelecekmişim gibi. Ben ayarlayacağım her şeyi kendinize ait ev araba Ahmet okulundan geri kalmaması gerek, sen hayallerini gerçekleştirmen gerek.”

“ ama- “

“ Beni dinle boka battım eğer ifşa olursam bırak Türkiye’yi tüm dünyada aranacağım anladın mı ?”

“ ama-” yine sözünü kesti.

“ Güzel kardeşim sizinle geçirdiğim zamanlar hayatımın en güzel zamanlarıydı ama ben bir katilim, sadist bir katil unutuyorsun değil mi?”

“ Seni kaybetmek istemiyorum.” dedi ağlayarak.

“ Ben bir yolunu bulup geleceğim yanınıza, hep bir yol buldum.. Unuttun mu ?”

“ Eylem… O ne olacak?”

“ Onu düşünmedim şimdi bir dur.” derin nefes aldı. “ Bunu senden istemek zorundayım. Ne olursa olsun güçlü olmak zorundasın tamam mı ?”

“ Tamam seni seviyorum.” dedi cevap vermedi ve telefonu kapattı. Başını sallayıp kahve kavanozunu eline aldı. granül kahveyi kupalar doldurdu ve üstüne sıcak su döktü. Hepsini karıştırdı siyah kupayı Arif’in önüne bıraktı. Arif şaşkınlıkla Hırçına baktı. Değişmişti ve bu haline de aşık olmuştu. Diğer kupaları alıp Arif teşekkürünü görmezden geldi.

 

Acı da olsa kahve Arif’e bal gibi gelmişti..


 

**

 

Telefonu çıkardı, Şahin’in adını bulup aradı. “ Buyrun Melek Hanım.”

“ Acil Pendik’e gitmen lazım, nasıl gittiğin umurumda değil. Yanında Mahmut’u da al. Adamı paket etmen lazım.”

“ Buldunuz mu?”

“ Evet Şahin benim emirlerime itaat etmemin acısını yaşadık. Sen bir daha bunu tekrarla süreceğim seni!” sesi sona yükselmişti. Telefonu suratına kapattı. “ Valeria şu salağa konumu at. “ dedi ve ayaklandı. Biraz uyuması lazımdı.. Yarın savaşa kaldığı yerden devam edebilirdi.

 

**


 

Adamı konuşturması gerekirken sabahın köründe Aslı’nın kliğininde bulmuştu kendini, içini dökmesi bu zehirden kurtulması gerekiyordu.. zihninden ki kargaşa onu uyutmamıştı.

Bu sefer etrafı incelemek yerine sehpaya düz bakmıştı, zihninde ki sesler susmuyor canını sıkıyordu. Aslı ise Melek’in bakışlarını anlamaya çalışıyordu. Beş dakikayı aşkındır konuşmasını bekliyordu.

“ Melek nasılsın ?” cevaben bakışlarını sehpadan çekip Aslı ile buluştu. Derin nefes verdi. “ Galiba yolun sonundayım.”

“ Neden böyle düşünüyorsun seni anlamam için biraz daha açık olabilir misin ?” Bacak bacak üstüne attığı ayağın üzerine not defterini koydu.. Günün tarihini atıp bakışlarını Melek’ e kitledi.

 

“ Bu belkide size son gelişim olabilir.O yüzden her şeyi anlatmak istiyorum.”

“ Her zaman seni dinlemek için buradayım.” yarım gülüş oluştu dudaklarında Hırçın’ın..

“ Üveylikten kaçmam beni büyük bir felakete sürükledi. O zamandan beri ne durumda olursam olayım hiçbir savaştan kaçmam kaçmamaya çalışırım. Travma oldu belkide bilmiyorum ama başıma daha kötü ne gelebilir ki diye düşünmüyor değilim. Akrep Ali kurtarmıştı beni biliyorsun uzun zamandır aklıma gelmeye bir şey gelmişti aklıma. Akrep Ali neden bana bunu yapanları bulamadı ? İlla bir kameraya yakalanmış olmaları gerekiyordu.. Zihnim bu soruyu onun ölümünden sonra sorgulamaya başladı yani hafızamı kazandığımdan beri bu soruyu sormak istiyorum ama soramadım açıkcası.. “ saçlarını karıştırdı zihni karmaşıktı söylediği cümle bile anlamlı olmayabilirdi. “ Ya beni adamı yapmak için onları bulmayı ertelediyse ya da buldu ve bana söylemediyse?”

Aslı bunu duyduğunda şaşırmıştı, böyle bir şey olabilir miydi? Ali bu kadar kötü olabilir miydi?

“ Şimdi bunu asla öğrenemeyeceğim. O yüzden yas tutamıyorum ağlayamıyorum.. İçim acıyor nefes almakta zorlanıyorum şuan ki hayatımdan artık nefret ediyorum.. Sadece normal yaşamak istiyorum, normal olmak istiyorum.. Birine nasıl işkence yapılır diye düşünmek yerine şimdi nereyi gezsem neler yesem diye düşünmek istiyorum.. Bana o gece yapılan için asla içim soğumadı, öldürdüğüm insanların hiçbiri masum değildi onların kurbanlarıda bunları hak etmedi… Bitmiyor Aslı Hanım.. Dünyada kötülük bitmiyor hangisine yardım edeceğim bilmiyorum. Haber izlemiyorum ben kötü bir şeyler duyup gider o insanı gebertirim diye. Ben neden yakalanmadım biliyor musunuz bunca yıldır.. Göz önünde ki kimseyi öldürmedim arkamda iz bırakmadım haber yapılmaya tenezzül edilmeyen kurbanların katillerini öldürdüm bazıları çok yakınlarıydı bazılar yedi kat yabancıydı.. Yetmiyor yetemiyorum, çocuklara hayvanlara kadınlara yapılanları duyunca deliriyorum.” derin nefes verdi. Yanakları ıslandığını cümlesi bittikten sonra anladı…Aslı boğazını temizledi, dolu gözlerle Melek’e baktı.

“ Neden kendini bu kadar zorluyorsun Melek? herkese adalet için koşturamazsın.”

“ Yapabildiğim için yardım etmek istiyorum.”

“ Hayır Melek üzgünüm ama sen küçük Laçin’e yardım etmek için koşturuyorsun çünkü ona kimse yardım etmedi.. Mafya tarafından kurtarıldın ama öfkeni sen yönlendirmek istedin.. Katil olmak değilde sesi çıkmayan kişilerin sesi oldun bunu sessizce sakince kendi kurallarınla hallettin..”

Zihninde şimşekler çakmıştı, Akrep Ali bu olayı suratına vurduğunu anımsamıştı.

“ Evet eskiden Akrep Ali için çalışıyordum genelde onun istediği adamları öldürüp paketliyordum sonra değiştim o da bunun farkına vardı fakat bir şey yapmadı.Çünkü Hırçın Mavi bir efsane oldu.. O yer altının kralı oldu bende sağ koluydum sırtı yere gelmedi..” duraksadı,dudaklarını yaladı. “ Sen onu terk ettikten sonra ise kralığı çöküşe geçti.” dedi Aslı.. Bİr yıl içinde gücü tükenmişti.

“ Ben yükseltiğim gibi çöküşüne de sebep oldum. Onu kolay bir şekilde yukarı çıkarmadım, çok kayıplar bir çok yaralar aldık ama ona yetmedi.. Şunu dediğimi hatırlıyorum ölümü benim elimden olmasında kim öldürürse öldürsün.. Bunun bu kadar çabuk gerçekleşeceğinden habersizdim..”

“ Melek Ali den ne ara bu kadar nefret ettin ne oldu ? Canını verecek kadar seviyordun önceden ? Bunun altında yatan sebep nedir ?”

“ Öğrendiğim gerçekler Aslı Hanım.” omuzlarındaki yük azalmıştı.. Zİhninde ki kendini kemiren düşünceleri dile getirmişti, rahatlamıştı.

“ Ne öğrenmiş olabilirsin? Benimle paylaşmak istersen seni dinlerim.”

“ Hafızam geri geldiğinde gerçekte kim olduğumu öğrendim.” Aslı’nın gözlerinin içine baktı. Ne öğrenmiş olabilirdi?

“ Benim bu hale gelme sebebim oydu, benden babamı alan kişi.. Amcam.. Amcam Ali Hükümdar.”

Aslı’nın elinde ki kalem düştü.. “ Ba-ban Altay mı ?”

Karşındaki kız yıllardır sevdiği adamın kızı mıydı ? Kalbinin gelen ağırlık nefes almasını yavaşlattı. Aslı karşılaştığı gerçek ile ne yapacağını bilemedi.

“ Evet, sıra onu bulmaya da gelecek hangisine yetişeceğim bilmiyorum. “ dediklerini düşündükten Aslı’nın babasını tanıdığı gerçeğini farketti. “ Babamı tanıyor musunuz ?”

“ Evet..Hatta yerini biliyorum.”


 

**

 

Tekerlekli sandalyede ki Altay’ın elini tuttu Aslı. “ İyileşiyorsun gördün mü ben sana demiştim!” gülümseyerek ellerini sevdi. Altay ise sadece gülümsedi. Yıllardır gördüğü bildiği tek kişi karşısında ki kadındı. Altay 2 yıl önce komadan uyanmıştı, fizik tedavi görüyordu.. Yavaşca vücudu iyileşiyordu ama hafızası geri gelmemişti. Aslı geri gelmesinide pek istemiyordu onu Ali’den uzak tutmak için bakımını üstlenmişti. Kendini bildiğinden beri onu seviyordu başkasına aşık olsa da başkasından çocuğu olsa da… “ Sahil havası alalım mı ?” diye sordu Aslı.. Akrep Ali’ye uzak bir semtte oturuyordu.. Uyandığını yatalak kaldığını bir şey hatırlamadığını biliyordu Ali.. Elinden geldiğince uzak tutmaya çalışıyordu onu geçmişinden.. Aslı ben yeterim geçmişi geleceği olurum diye düşünüyordu.. Geçmişteki ailesini umursamamıştı.. hoş eski eşi evlenmiş kendine yeni bir hayata başlamıştı.. Altay yanında güvendeydi o onu iyileştirirdi.. “ evet iyi gelebilir..” dedi Aslı’ya boş bakarak..

Tekerlekli sandalyesini iterken bir yandan havadan sudan konuşuyordu. Altay çoğunlukla ona cevap vermiyordu. Zihni bomboştu. Aslı’nın ona söylediklerini biliyordu..

Karşıdan onun tarafına doğru koşan bir kız çocuğu gördü, masmavi gözleri altın sarı saçları ile şen kahkalarıyla..

“ Babam!” demişti kız çocuğu adama sarılırken Altay ise kalbini tuttu.. Kalbi acımıştı bu söze.. Babamm…. Bu kelimeyi duyunca neden canı yanmıştı?


 

Bölüm : 11.01.2026 17:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...