"Sana bir emir verdim küçük kız," dedi, sesi viski kokusuyla harmanlanmış vahşi bir hırıltı gibiydi. Belindeki silahın soğuk namlusu tenime değerken, o simsiyah gözlerini üzerime dikmişti. "Şimdi, hemen burada... Soyun!" dediğinde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Parmaklarım elbisemin fermuarına giderken titriyordum. "Hepsini mi?" diye fısıldadım safça. Dudakları alaycı bir kıvrımlarla büküldü, kulağıma yaklaşıp o yakıcı nefesini bıraktı: "Tek bir parça bile kalmayacak, senin her zerren artık benim karanlığıma, benim yatağıma ait..."