42. Bölüm

Kaya/ Feza/ Plan

ebrumelek
yazarebrumelek

Sürpriz yapmak istedim bölümü erkenden bitirince paylaşmak istedim♥️ Keyifli okumalar. Yıldıza basmayı unutmayın 🌸

Instagramdan beni takip ederek diğer kitaplarım hakkında bilgi alabilirsiniz. Devam eden ve bu platformda olmayan iki farklı kitabım daha var♥️ Instagram: yazarebrumelek

 

-4 Saat Önce-

 

FEZA,

 

Uğur'un Ilgaz'la bizi yakalayıp mantı istemesinden sonra hızlı adımlarla odama çıktım. Ayşe'nin karargahtaki hain çıkıp tutuklanması için Ilgaz toplantı yapacaktı birazdan. Yüzüne nasıl bakacaktım bilmiyorum. Acayip derecede utanmıştım.

 

Açıkçası Ayşe'nin sorgusuna girmek için her şeyi yapmaya da hazırdım. Ilgaz'ın da buna karşı koymayacağını düşünüyordum çünkü bu doğrudan benim şahsi meselem haline gelmişti. O kızın benimle ne gibi bir derdi olabilirdi ki? Ilgaz'a aşık olduğunu daha onu ilk gördüğümde evlerinde ona pansuman yaparken anlamıştım zaten ama bu aşkın da ötesinde bir mevzuydu. Patron denilen o piçe nasıl böyle körü körüne bağlı olabilirdi?

 

Ya da daha iyi soru, patronla ne gibi bir bağı vardı?

 

Toplantıdan önce tam yarım saat vaktim vardı. Odama girdiğim an hızlı adımlarla yürüyüp penceremi açtım. Oda havasız kalmıştı. İçeriye dolan temiz havayla derin bir nefes çektim içime. Kafamda sorular birbiri ardına sıralanıyordu ve elbette çözümlere ulaşmak için kendi planlarım da vardı.

 

Telefonumu çıkartıp Kaya abim ile konuşmamıza girdim. Karargaha geldiğimde elinde ekmekle bekliyordu beni. İstihbarata ait bir kanaldan özel sohbet açtım. Şifremi girdikten sonra açılan sohbet sayfasında Kaya'ya yazdım.

 

"Neredesin?"

 

Tam bir dakika sonra cevap geldi.

 

"İçtima yapıyoruz timlerle???"

 

"Odama gelir misin hemen!!!"

 

Yazıp gönderdikten sonra telefonumu masaya bırakarak başımı ellerimin arasına aldım. Dirseklerimi masaya yaslayarak yeniden düşünmeye çalıştım. Kafamda birkaç şey vardı ama Kaya abim ile de konuşmam lazımdı. Onun da fikirlerini merak ediyordum.

 

Çok geçmeden kapım tıklatıldı. Hemen doğrulup "gel" diye seslendim. Kaya abim kapıyı açtığı an odaya gelişigüzel bir bakış attı. Yalnız olduğumu görünce tekmil vermeyi es geçerek kapıyı ardından kapattı ve yanıma doğru yürüdü. Az önce yaslandığım masanın üzerine tam karşıma gelecek şekilde atlayıp otururken kısık gözlerle gözlerime bakıyordu.

 

Aklımın dolu olduğunu anında anlamıştı.

 

"Doktorun patronla ve ailenle bağını anlamaya çalışıyorsun galiba?"

 

Sorduğu soru aklımdaki düşüncelerden sadece biriydi. Cevap vermeden öylece durdum. Kaya abim elini saçlarıma götürerek eliyle karıştırır gibi yapıp topuzumu dağıtırken ekledi.

 

"Sabah o evde ne oldu? Canını sıkmışlar belli ki?"

 

Aldığım derin nefesi sesli bir şekilde dışarıya verdim. Arkama yaslanarak elimi kafama götürüp saçlarımı elinden kurtardım.

 

"Bıraksana saçımı yaa" diyerek eline patlatıp kendimden uzaklaştırmaya çalıştım ama Kaya abim öne eğilip sırıtarak daha fazla dağıttı saçımı. Sinirle dudaklarımı birbirine bastırırken, "ayrıca sorguya giremem diye sinirlisin galiba" dedi.

 

Saçımı kurtarıp onu ittikten sonra elimle hızlıca yeni bir topuz yaptım.

 

"Hepsi doğru" dedim göz devirirken. Bir de onun asla bilemeyeceği bir şey daha vardı içimde. Ilgaz beni öpmüştü! Ve aklım gerçekten allak bullaktı. Bir yanım bulutların üstünde uçuyorken diğer yanım yere toslamış gibiydi.

 

"Önce Ayşe'nin sorgusu için izin al. Sen halledersin o çenenle bence. Sungur'larla da uzun süre görüşme. Görme onları ki canını sıkmasınlar. Son olarak doktor ile ailenin bağını da elbet çıkartırız. O güzel canını sıkma bunları hallederiz. Biz neyi halletmedik bu zamana kadar?"

 

"Orası öyle de," dedim üniformamı aşağıya çekip yakamı düzeltirken. "Bunlar durmuyor abi. Belli ki albay zamanında canlarını fena yakmış. Acısı hâlâ çıkmamış ki şimdi benimle uğraşıyorlar."

 

"Ama ipin ucunu tuttuk şükür ki abicim. Doktordan bir şeyler çıkacak ben inanıyorum."

 

Kaya abim konuştuktan sonra ayağa kalktım. Pencereye doğru yeniden yürümeye başlarken kolumdaki saate göz attım. Toplantıya 15 dakika kalmıştı. 15 dakika da Kaya abime planımı anlatmaya yeterdi.

 

"Başka bir şey daha var sende!..."

 

Arkamdan seslenirken dudaklarım istemsiz iki yana kıvrıldı. Bazen beni bu kadar iyi tanıması beni korkutuyordu. Pencereyi kapatıp yeniden yanına yürüdüm ve tam karşısında durdum. Masamda oturmuş bacak bacak üstüne atmış meraklı gözlerle yüzümü araştırıyordu.

 

"Evet" dedim. Kafamı hafifçe sallayarak. "Benim çok da sağlam olmayan bir planım var."

 

"Şaşırtıcı değil" diyerek kaşlarını kaldırınca elimin tersiyle karnına vurdum. Ahh diye yalandan abartıp öne eğilirken hızla zıplayıp yanına masama oturdum. Ayaklarımı sallamaya başlarken o hala karnını tutuyordu.

 

"Lafı cımbızla verdiğine göre baya boktan bir plan." Doğrulup bana bakarken kurduğu cümleyle sırıttım. Ama yavru köpek bakışlarımı atmayı da ihmal etmedim.

 

"Sıçtık" dedi homurdanarak. Kafasını yana eğdi. "Baya saçma bir plan belli ki, şu tipe şu bakışa bak."

 

"Ama etkili" dedim hızla. Tabi tabi dercesine elini sallarken göz devirdim yeniden. Şu an meraktan öldüğüne yemin edebilirdim. Güya beni gömecek ya artistlik yapıyordu.

 

"İyi ben kendim hallederim o zaman" dediğimde hızla bana çevirdi kafasını.

 

"He he bensiz plan yaptığın son seferi gördük" dedi. "Aldın Nuriyeciğimi bıraktın beni Ankara'da geldin buraya. Bir öğrendim ki bizim kız tutuklanmış."

 

"O istisnai bir durumdu" diyerek tek kaşımı kaldırdım. "O Ayşe benim kimliğimi almasaydı Ilgaz'ı çok fena mors edecektim askerlerinin önünde. Tamamen benim elimde olmayan sebeplerle...."

 

"Ya kızım siktir et şimdi kimlik falan yaa." Dayanamayıp araya girdi ve lafımı kesti. Ben demiştim ölüyordu meraktan şu an. "Anlatsana yaa. Hadi anlat iki dakikadır kudurdum meraktan ne var kafanda?"

 

Anında sırttım dişlerimi göstere göstere. "Hani boktan plandı?"

 

"Yaa uzatmasana gülüm. Toplantı vakti geldi amma gevezesin haa!. Taa Şırnak'a ilk geldiğin günden başladın anlatmaya be. Hadi sadede gel."

 

Yeniden göz devirdim. Şırnak'a gelme ve tutuklanma mevzusunu o açmıştı ama neyse. Oturduğum yerden yan dönüp tek bacağımı büktüm ve abimin tam gözlerine bakarak anlatmaya başladım.

 

"Planım şu" dedim. Büyük bir heyecanla beni dinliyordu o da bana dönmüş haldeyken. Evet dercesine kafasını salladı.

 

"Bunlar her boktan haberdarlar biliyorsun ki. Evdeki gizli kameraları bulup aldırdık saldırıdan sonra. Öğrendiğime göre böcekler de toplanmış. Evden tam 8 böcek çıkmış."

 

"Duydum ben de bunları evet, eee?"

 

"İşte şimdi içeriden bilgi alacak bir kaynağı kalmadı."

 

"Nereye vardığını anlayamıyorum Feza!"

 

Derin bir nefes aldım. Gözlerine baktım.

 

"Ben bu akşam aileye her şeyi açıklamaya karar vermiştim zaten. Şimdi de bunu fırsata çevirmek istiyorum. Aileye, onların gerçek kızları olduğumu söylediğimde, bu patronun kulağına anında giderse, bu ne demek olur abi?"

 

Kaya abim gözlerime baktı. Baktı ve baktı. Sonra dudakları iki yana kıvrıldı.

 

"Ailenin içinden istihbarat alıyor demek olur!" Dedi ağır ağır.

 

"Aynen öyle" dedim kafamı aşağı yukarı oynatarak. "Tüm kameralar, böcekler toplandı evdeki. Şu an evleri kalabalık. Sabah misafirleri vardı ben çıkarken ve o misafirler bizim çıkış saatimize kadar orada oturacaklar bence. Sibel denilen kız ile Ilgaz'ın arasını yapmaya çalışıyorlar."

 

"Yani çekirdek aile dışında aile dostları da evdeyken söyleyeceksin kim olduğunu?"

 

"Evet" dedim hızla. "Ne demişler. Dostunu yakın, düşmanını daha yakında tut. Biz bu patronu dışarıda arıyoruz ama atladığımız şu, bu adam aileye takık. Kesin onlardan birinden de birebir istihbarat alıyor."

 

"Ya da..." dedi Kaya abim düşünceli bir şekilde. "Ailenin sürekli dibinde olan biri..."

 

O kadar sanmıyordum ama olabilirdi de. Bu adam ya da kadın kimse her şeyi yapabilirdi. Tüm bunların dışında kendi örgütünü kurmuş bir devlet düşmanı vardı karşımda. İstihbarattan bilgi alıp talimat verecek kadar sözü geçen biriydi. Kimdi bilmiyorum ama bildiğim albaydan daha güçlüydü. Ayrıca Kerem'in bana bir saat önce attığı mesajda ele geçirdiğimiz sinyallerden biri, bir mahalleden geliyordu. Öğrendiğine göre Hasret hanım ve Sibel o mahallede oturuyordu. Diğer sinyal ise Molla köyünden çıkmıştı. Yani Ayşe'nin yaşadığı yer. Karargahtan gelen sinyal de Ayşe'ye aitti çünkü kız orada çalışıyordu. İki sinyalin sahibi oyken üçüncü sinyalin Hasret hanımların oturduğu mahallede çıkması ilginç bir tesadüfdü...

 

"Senin şüphelendiğin biri olmasa böyle bir plan yapmazdın!" Dediğinde kafamı salladım onaylayarak.

 

"Ceylin den şüpheleniyorum" dedim direkt. "Bir de Hasret ve Sibel denilen aile dostlarından. Ayrıca birisi gidip Ceylin'i bana karşı uyarmış. Bana üstünkörü anlattı anlamayacağımı sanarak. Ama ya o üçünden biri istihbarat veriyor. Ya da Ayşe gibi bağlantılılar bu kişilerle. "

 

"Ceylin, Hasret ve Sibel" diye mırıldandı ağzının içinde. Kafamı salladım hızla. Kaya abim düşünceli şekilde devam etti.

 

"O zaman aileye kim olduğunu açıklarken bu bilgiyi yani Ceylin'in uyarıldığını onlara söylemeyeceksin?"

 

"Tabii ki söylemeyeceğim" dedim. "Bakalım haber uçacak mı? Eğer ben oradayken evden beni uzaklaştırmaya çalışan bir olay olursa emin oluruz ailenin içinde de bir hain olduğuna. Ve ilk işimiz o üç kadını tutuklayıp sorgulamak olur."

 

"Ceylin dahil?"

 

"Ceylin dahil" dedim kafamla onaylayarak.

 

"Anladım. Albaylara madolyonun tek yüzünü göstereceksin. Peki tahminimiz çıkarsa ve bir olay olursa ne olacak? Plan nasıl devam edecek o zaman? Direkt Ceylin'leri mi tutuklayacağız ayaklanıp?"

 

"Evdeki kişi sayısına göre karar veririz" dedim. Ayaklarımı öne arkaya sallayarak postallarıma baktım.

 

"O patron bozuntusu seni evden uzaklaştırmak için ne yapabilir ki?" Diye sordu düşünceli şekilde Kaya abim. "Yani senin kimliğini açıkladığını öğrenip ne ayarlar seni çıkarmak için evden?"

 

"Konumu yüksek" dedim uyuşuk bir tavırla. Sinir bozucuydu bu adamın bu kadar eli kolu olması.

 

"Tahminimce..." diyerek masadan atladı. Kol saatini kontrol ederek kapıya doğru yürüdü. Büyük ihtimalle toplantı vakti gelmişti. Peşinden ben de hareketlendim.

 

"Konumunu kullanarak bizim time sahte bir operasyon oluşturacak ."

 

Ben de bunu tahmin etmiştim. Kafamı sallarken kapının kolunu tuttum.

 

"Ya da ben kimliğimi açıkladıktan sonra ona haber giderse, Sungur'ların evi taratacak" dediğimde Kaya'nın gözleri sonuna kadar açıldı.

 

"Yok artık!" Dedi. "Kendisinin bizzat aile dostu olarak evde olabileceği ihtimalini konuşmamış mıydık az önce?" Diye sordu.

 

Omzunu silktim. "Kendisi de evdeyken kurşunlatacak kadar manyak olabilir" dedim. Ben olsam böyle yapardım. Kendimi onun yerine koyup onun gibi düşünmeye çalışıyordum.

 

Kaya abim cık dedi. " Sen kim olduğunu aileye açıkladıktan sonra bu hoşuna gidecek onun. Aileye seni tam bulmuşken yeniden kaybetme hissini yaşatmak isteyecek. Önüne süper bir fırsat vereceksin. Bence sahte bir operasyonla senin işini bitirmeye çalışması daha olası ve mantıklı."

 

Kapıyı açarken göz göze geldik. Ardından koridora birlikte adım attık. Ben kapıyı kilitlerken Kaya abim tam arkamda sabırsızca bekliyordu.

 

İşim bitip anahtarı cebime atarak ona döndüm.

 

"O zaman sahte operasyonumuzun düğmesine basalım. Timi arka planda hazırla sen abi. Deniz'e rapor aldır hastaneden. Operasyona katılamayacağım diye belirtsin. Sürmene kimliğine bürünerek sahada yerini alsın. Korgenerale de haber ver. Avcı timinin gizli kuşları da sahada olsun. Ayrıca operasyona çıktığımız an evde albay ve Alparslan hariç kim var kim yok tutuklasınlar."

 

"Bile bile çıkıyoruz yani operasyona?" Diye sordu keyifle sırıtarak. Ben de onun gibi sırıttım ve toplantı odasına doğru onunla birlikte yan yana yürümeye başladık.

 

"Bırakalım da planı tıkır tıkır işledi sansın. Sen benden haber bekle abi. "

 

"Cık" dedi olumsuzca. Yan yana yürürken elleri cebinde omzuma çarptı. "Seni yalnız bırakmam o evde."

 

"Hazırlıklarla ilgilensen daha iyi olabilir" dedim ben de ona omuz atarak. Kahkaha atar gibi ses çıkartıp bana döndü. Başını eğerek kafama hızlıca öpücük kondurdu hem de yürümeye devam ediyorduk. Anında etrafı kontrol ettim. Kimse yoktu hâlâ. Aramızdaki bağı bilmeyenler hep yanlış anlıyordu.

 

"Gelcem" dedi muzipçe harfleri uzatarak. Mızıkçı çocuk gibi konuşuyordu. "Kerem'ler halleder arka planı. Seni asla yalnız bırakmam." Muzipçe kaşlarını oynatarak ekledi. "Ya ev taranırsa? Bundan mahrum kalamam ben."

 

"Delisin" diye gülerek ona bir omuz daha attım. O bana karşılık veremeden önden koşup toplantı odasının kapısındaki şifreye uzandım. Arkamdan gel buraya diye bağırıp koşarken şifreyi girdim ve hızlıca ondan önce içeriye attım kendimi.

 

***

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 02.03.2026 18:01 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...