
Bölüm:5
Mafya'nın Oğlu yeni bölümü ile sizlerle! Düşüncelerinizi belirtmeyi unutmayın. İyi okumalar dilerim✨
Eve geleli üç saat olmuştu. Ve ben hâlâ ders çalışıyordum. Masamın üzerini toplamaya başladım, ve odamdan çıkıp mutfağa indim. Dolaptan soğuk içecek bir şeyler aldım ve salona geçip oturdum.
Telefona bakıyordum ama aklımda hep Ateş ve olanlar vardı. Düşünüyorum ve düşündükçe merak ediyorum. Aynı zamanda bunları düşünürken, içimi her zaman anlam veremediğim bir huzursuzluk kaplıyor. Ama sanırım artık bunları düşünmemem gerekiyor. Her ne kadar elimde olmasa da...
Bunları düşünürken telefonum çaldı ve arayan kişi babamdı.
"Alo, kızım." Babamın sesini duymak bile gülümsememe sebep olmuştu. Anlaşılan özlemiştim onları.
"Babacığım, nasılsın?" Dedim heyecanla.
"İyiyim kızım, sen?" O da aynı heyecanla cevap verdiğinde daha da geniş gülümsedim.
"Bende iyiyim. Ee ne yapıyorsunuz bakalım, bensizlik nasıl gidiyor?" Dedim gülerek.
"Çok güzel gidiyor biliyor musun?" Nasıl yani beni özlememişler miydi? İstemsizce biraz önceki gülen yüzüm şimdi solmuştu.
"Biraz aklımız kalıyor yaramazlık yaparsın diye, başına bir şey gelir diye korkuyoruz ama eh, olur o kadar." Sinirle gülümsedim. Alay ediyordu.
"Aşk olsun baba ya. İnsan hiç mi özlemez? Ayrıca ne yaramazlığı ya." Babam, alındığımı görünce kahkaha atmaya başladı. Ciddi olmadığını bilsemde, kendime engel olamıyordum.
"Kızım ya." Dedi ve tekrar güldü. Ya ne var bu kadar gülünecek? Buna bozulmuş olmam komik mi?
"Benim güzel kızım, Alev'im. Şaka yapıyordum tabii ki." Alev'im dediğinde içimi kaplayan huzuru kendisi bile anlayamazdı.
"Yani özlediniz mi?" Diye sordum. Tekrardan mutlu bir sesle.Ve bu da babamı güldürmüştü.
"Tabii ki özledik. Neden özlemeyelim! Bir tane kızımız var, o da büyüdüğü gibi şehir değiştirdi." Babam arada laf da sokuyordu sanki. Bu da beni güldürmüştü.
"Bir an ciddisin sandım baba. Ayrıca bunu konuştuk. Ben gelirim siz de gelirsiniz."
"Bende bunun için aradım." Duraksadım. Şuan değilde lütfen baba...
"Biz, yani ben ve annen, oraya geliyoruz canım." Yutkundum. Onları özlemiştim evet. Ama şuanda, bunlar olurken olması şart mıydı?
"Yaa, çok sevindim. Peki ne zaman?" Ne olursa olsun, onlara belli edemezdim. Umarım en azından zamandan bir şeyler kazanabilirim.
"Aslında bir iki güneydi ama işlerim çıktı. Bu yüzden haftaya geleceğiz." Rahatlamış bir şekilde nefes verdim.
"Tamam, anneme onu çok sevdiğimi söylersin. Öpüyorum görüşürüz." Telefonu kapattık ve tekrar mutfağa gittim. Bu sefer yemek hazırlayacaktım.
Dolaptan malzemeleri çıkarttım ve hazırlamaya başlamıştım ki tekrar telefonum çaldı.
Ama bu sefer arayan Ateş'di, şaşırdım. Bu saatte neden arıyordu? Biraz korkmuş olsamda fazla çalmadan hemen açtım.
"Alo?" Dedim tereddütle.
"Alev neredesin sen?!" Sesi oldukça değişikti. Biraz da korkmuş gibiydi sanki.
"Evdeyim?" Hâlâ ne olduğunu anlamamıştım ve giderek korkuyordum.
"Hazırlan seni almaya geliyorum." Zaten bu kadar tedirgin ve aceleci ses tonu korkmama sebep oluyorken, birde bu dediğinden dolayı şuan kalbim korkudan yerinden çıkacak gibiydi.
"Neden?" Diye sorduğumda mutfaktan çıkıp odama doğru ilerledim.
"Alev! Soru sormayı kes, birazdan oradayım acele et!"
"Tamam." Tam telefonu kapatıyordum ki Ateş tekrardan konuşmaya başladı.
"Çıkarken evdeki hiçbir ışığı kapatma. Açık olan her şey olduğu gibi kalsın cam önündeki tüm perdeleri de kapat!" Her zamanki gibi emir vererek konuşuyordu. Ama bu sefer bunu takmıyordum çünkü anlaşılan durum bayağı önemli ve acildi...
"Tamam." Yukarıya çıkıp eşyalarımı toplamaya başlamıştım. En azından lazım olabilecek şeyleri. Bir çanta çıkardım ve içine şarj aletimi,powerbank, yedek bir kaç giyisi, belki gerekebilir diye el fenerinde aldım ve bunun gibi bir kaç şey daha alıp çanta ile aşağıya indim. Telefonumu, araba ve ev anahtarlarını da aldım. Ve tam o sırada kapı çaldı açtığım gibi Ateş ile karşılaştım fazla tedirgindi.
"Ateş ne oluyor?" Diye sordum korkuyla.
"Soru Sorma dedim Alev! Çabuk arabaya bin." Dediğini yaptım ve ikimiz de hızlı adımlarla arabaya doğru ilerledik.
Yaklaşık yarım saattir hızlı bir şekilde gidiyorduk. Bana hala neler olduğunu anlatmamıştı.
"Ateş, bir şey söyleyecek misin artık?" Diye sordum dayanamayarak. Ben yine neden kaçtığımı bilmeden, onunla kaçarken bulmuştum kendimi. Umarım bu son seferimiz olurdu.
"Adamlar evini bulmuş." Dedi öfkeyle. Hızla bakışlarımı yola bakan Ateş'e doğru çevirdim.
"Ne? Nasıl?!" Neredeyse korkudan titremeye başlamıştım. Bu kadar çabuk bulmuşlar mıydı gerçekten? İstemsizce Ateş konusunda hâlâ tereddüt yaşıyordum. Onun bunca şeyden nasıl hemen haberi olabiliyordu?
"Senin yüzünden!" Dedi kızarak. Kaşlarımı çatmış anlamayarak ona bakıyordum.
"Bunda benim nasıl bir suçum olabilir Ateş?" Belkide size evimin adresini verdiğim içindi bu olanlar. Kim bilir? Bunu ona da söylemek vardı ancak, zaman kaybı olurdu.
"Tüm gün aslında peşindelermiş ama sen bunu fark edememişsin." Demek Bahar ile kafedeyken gördüğüm adamlar onlardı...
"Ben... Onları gördüm, ama onlar olduklarını bilmiyordum." Dedim çaresizce.
"Tebrikler!" Sinirle araba süren Ateş'e, çaresiz bir şekilde bakıyordum.
"Peki sen nereden öğrendin?" Arabanın hızını azaltmaya başlamıştı. Camdan dışarıya baktım ama nerede olduğumuzu anlayamadım.
"Tahmin etmesi zor olan bir şey değildi." Madem biliyormuş bana da söyleseymiş bir de kızıyor. Kucağımda ki çantayı arka koltuklara attım ve tekrar Ateş'e döndüm.
"Peki nereye gidiyoruz?" Ona asla onun hakkından ki şüphelerimi şuan dile getiremezdim. Çünkü ondan korksamda ona ihtiyacım vardı.
"Seni bulamayacakları bir yere." Ne kadar da açıklayıcı oldu bu. Sinirlw gülümsedim.
"Of." Hafif gülerek bana döndü. Kaşlarımı çatmış anlamayarak ona bakıyordum.
"Ne oldu?" Başımı olumsuz anlamda salladım. Süper, artık bir ruh hastası olduğundan da emindik.
"Bir şey yok. Yola bak, bir yere çarpacaksın şimdi." Dedim ve öfkeyle gözlerimi üzerinden çekip, yolu izlemeye başladım.
"Hanımefendinin hayatını kurtarıyoruz, hâlâ göz deviriyor." Hiçbir tepki vermeden yoku izlemeye devam ettim.
"Sağ ol." Dedim sadece.
"Şu tavırlara da bakın. Ben gelmeseydim şuan evin kurşun yağmuruna tutuluyordu ve sen içerideyken." Ona doğru döndüm.
"Tahmin edebiliyorum. Sonuçta kapıma kadar gelip sohbet edecek değillerdi." Tekrar yola döndüm.
"Aferin." Beni sinir etmeye çalıştığı çokça belli oluyordu. Hiç bir şey söylemedim ve yolu izlemeye devam ettim.
Bir buçuk saat sonra.
"Alev?" Duyduğum sesle yavaşça gözümü açmaya başladım.
"Neredeyiz?" Dedim uykulu bir sesle.
"Bir kaç gün kalacağımız için kiraladığım bir evin önünde." Kafamı kaldırdım ve camdan dışarıya baktım. Hava kararmıştı ve bahçeli bir evin önünde duruyorduk.
"Arabadan inmeyi düşünüyor musunuz?" Tekrar gözlerimi kapattım ve cam tarafına dönüp kolumu cama yasladım, kafamı da kolumun üzerine koydum.
"Düşünmüyorsunuz." O kadar uykum vardı ki Ateş'in ne demek istediğini bile anlayamadan uyudum.
İki saat sonra.
Gözlerimi hafifçe açtığımda Ateş'in telefon ile konultuğunu gördüm. Ve tekrar kapattım gözlerimi. Gözlerimkapalıydı ama uykuda değildim.
"Dediklerimi sakın unutma. Emin olmadan da buraya gelme." Dedi ve sanırım telefonu kapattı. Konuşmadan bir şeyler çıkmayınca tekrar açtım gözlerimi. Ayakta duran Ateş ile göz göze geldim. Belli etmesemde korkutmuştu.
Ne var anlamında başımı iki yana oynattım ve o ise sadece gülümsedi. Uzandığım yerden yavaş yavaş doğrulmaya başladım.
"Arabada da uyuduğunu hesaba katarsak, tam üç buçuk saattir uyuyorsun." Dedi ve güldü.
"Peki bunun neyi komik?" Ona kalsa konu bensem her şey komikti zaten.
"Bu gece yatamayacaksın ve başıma gelip, Ateş diyerek durmadan seslenmenden korkuyorum." Dedi ve tekrardan sinir bozucu bir şekilde gülümsemeye başladı.
"Ha, ha ve ha. Ne kadar komiksin sen. Saçmalama küçük çocuk muyum ben?" Ayağa kalktım ve ona doğru döndüm. "Ben bahçede biraz hava alıyorum, sen de uyu." Dedim ve oda da ki kapıdan bahçeye çıktım.
Çimenlerdeki minderlerden birine oturdum ve kolumu iki yanıma koyup kafamı geriye doğru serbest bıraktım. Tüm bu olanlar, akıl almaz derecede sinir bozucuydu. Basit bir doğum günü ve mahvolan hayatım.
"İyi misin?" Kafamı kaldırdım ve yanımda ki mendere oturan Ateşi izledim.
"Sadece biraz boynum ağrıyor." Diyerek yetindim.
"Arabada iki saat, iki büklüm uyursan olacağı budur." Bıkkınlıkla nefes verdim.
"Of Ateş." Dedim isyan eder gibi çıkmıştı sesim.
"Ne var?" Diye sorduğunda sinirle gözlerimi kısmış ona bakıyordum. O ise keyif alıyor gibiydi.
"Biraz sus." Tekrar aynı pozisyonda durmaya başladım. O da hâlâ bana bakıyordu. Tekrar ona döndüm.
"Ne oldu? Neye bakıyorsun?"
"Tek sorun boynun değil sanki?"
"Evet,değil." Buna inanman saçma olurdu zaten. Şu yaşadıklarımıza bi' bakın.
"Ne? Eğer sorun o adamlar ise, ben hallederim." Alayla gülümsedim.
"Sürekli beni ordan oraya kaçırarak mı? Ayrıca hayır, sorun o değil. Yani tabii o da dahil ama... Ailem haftaya buraya gelecek ve ben evimde bile duramıyorum. Açıkçası korkuyorum onlar gelince bir şey olursa zarar görürler diye." Derin bir nefes alıp verdi.
"Ben halledeceğim, merak etme." Nedense ona inanıyordum. Belki de başka çarem olmadığı içindir. Kendi kendime sinirim bozulmuştu ve konuyu değiştirmeye ihtiyacım vardı.
"Sence gece mi? Yoksa gündüz mü?" Sorusu şaşırmama sebep olmuştu. Ne istediğimi anlamış gibi konuyu değiştirmişti. Belki de onunda aynı şeye ihtiyacı vardı.
"Nereden çıktı bu?" Diye sordum kaşlarımı çatarak.
"Cevap?" Dediğinde yalnızca, "Gece." Dedim.
"Neden?" Diye sordu. Derin bir nefes alıp verdim.
"Gece, çok daha farklı ve güzel. Gece iken içim hep huzurlu. Gündüzken tam tersi." Dedim.
Bu bazen tam tersiydi. Ama bir çoğunuz bilir ki, gündüz boğazınızda tuttuğunuz her düğümü, gece çözer ve serbest bırakabilirsiniz. Ses yok, oyun oynamak zorunda da değilsiniz. Çünkü kendinizle baş başayken bir şeyleri gizlemeye gerek kalmıyordu.
"Bencede gece." Dediğinde ona doğru döndüm.
"Neden?" Diye sordum.
"Ay, Gündeş'ten daha güzel. Artı olarak aydınlık bana ters." Dedi. Son söylediğinin hayatı ile ilgili olduğunu anlamak için onu tanımaya gerek yoktu. Ben bile günlerdir yaşadıklarımı sorgularken, o daha neler yaşamıştır kim bilir. Sesli bit nefes alıp verdim.
Ona ise, "Anladım." Dedim sadece.
"Ama ben anlayamıyorum." Dediğinde tekrar ona döndüm. O ise bana değil önüne bakıyordu.
"Neyi?" Dedim. Ve o da bana döndü.
"Karanlıktan korkan birinin geceyi daha çok sevmesini." Hafif gülümsedim.
"Bende anlamadım." Dedim alayla.
"Sen? Neyi?"
"Geceyi seven birinin, gecenin sadece bir karanlıktan ibaret olduğunu düşünmesini." O da gülümsedi ve tekrar önüne döndü.
"Hadi içeriye geçelim." Dediğinde başımı olumsuz anlamda oynattım.
"Hayır." Dedim.
"Alev, inat etme bir kerede. Hasta olacaksın." Ayağa kalktı ve kalkmam için elini uzattı.
"Tamam." Dedim ve uzattığı eli tutmadan kalktım. Ardından hemen içeriye geçtim.
Ateş de içeri geçti ve konuşacakken kapı çaldı...
Devam edecek...
Bölümü burada kesiyorum. Düşüncelerinizi bekliyor
olacağım. Sadece okuyup geçmenizi istemiyorum, kitap hakkında ki düşünceleriniz benim için önemli bu yüzden yorum ve oylarınıza göre bölümler geliyor bilginiz olsun:)
Bir sonra ki bölüm de görüşmek üzere ❣️
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 19.94k Okunma |
943 Oy |
0 Takip |
40 Bölümlü Kitap |